<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737</id><updated>2012-01-31T03:02:39.879-08:00</updated><title type='text'>BU SEFER SON!</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>204</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2017132771644819478</id><published>2011-07-15T07:09:00.000-07:00</published><updated>2011-07-15T07:45:06.262-07:00</updated><title type='text'>Unuttun muu benii?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-nFPSUdgT1o0/TiBSRSH3N6I/AAAAAAAAApA/L4RNenyEt08/s1600/2.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-nFPSUdgT1o0/TiBSRSH3N6I/AAAAAAAAApA/L4RNenyEt08/s320/2.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5629589991089190818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuraya iki satır yazayım dedim, ölmediğime kanıt olsun. &lt;br /&gt;Proof of life.&lt;br /&gt;Uzun süre yazmayınca da insan nasıl yazacağını bilemiyor. Kendimi bir acemi bir tuhaf hissettim.&lt;br /&gt;Şöyle başlayalım, uzun süre kendim değildim, her yarım akıllı kadının başına gelen başıma gelmiş, anlamsızca birine aşık olarak onun yörüngesine girmiştim. Şimdi ufaktan çıkıyorum ama biraz yeni doğmuş dana gibiyim, ayaklarımın üstünde bi zor duruyorum. Bana kalan şöyle esaslı bir hikaye olsaydı şu iki yıldan, o kadar üzülmezdim. Ama size anlatabileceğim ilginç hiçbir yanı yok bu aşk(!) ın. Zaten günümüzde bir kez bile öpüşmemişseniz bir duyguya aşk demek de imkansızdır sanırım. &lt;br /&gt;Yine de anlatmayı deniyim. Bazı yetişkinler yetişememiştir ya, bir sebeple çocuk kalmıştır ve "adult" bir ilişkiden korkarlar, iş bir şekilde ciddiye binince topuklarlar. İşte bu tür insanlar bir de birbirini bulursa felaket olur. Daha doğrusu hiçbir şey olmaz, bu da ciddi bir felakettir. Hele de taraflardan birisi Nihat Doğan dan beter narsist yönelim bozukluğuna sahipse ve bunu kibarlığı, sevimliliği ile süper kamufle ediyorsa, olay diğer taraf için daha acıklı da olabilir. Ben diğer tarafım tahmin edebileceğiniz üzere. Ama bilirsiniz narsiszmle aşağılık kompleksi arasında topu topu yarım adım vardır ve bir narsist, bir aşağılık kompleksliye rastlarsa bu yarım adımı aşmaları yarım dakika bile sürmez. Hoş bizimki yarım dakikadan fazla sürdü ama yine de çabuk tanıdık birbirimizi. Ne yazık ki bu hastalıklı eşleşmeyi insan "ilahi uyum" sanabiliyor. "Oh tanrım ne kadar uyumluyuz, he must be the one" filan diyerek mide bulandırıcı romantizme de kapılabiliyor. Hangimiz Holivut 'un yapış yapış romantizminden azadeyiz sorarım size? İnsan inanmak istediğine nasıl da inanır. Hele de yoksunluk çekiyorsa. &lt;br /&gt;Her neyse, eski hikayelerde esas kız bir alçak yüzünden acı çekerse onu Avrupa' ya gönderirler de unutmasını sağlamaya çalışırlar ya. Meğersem işe yarıyormuş. İş dolayısıyla bir süre yurt dışına gittim hala da gidip geliyorum. İlk o dönemde "ulan acaba kendimi boşa mı hırpalıyorum" diye düşündüm. İlk "dünyada ondan başkaları da olabilir" demem bu gezilerde oldu. Sonra da kademe kademe kendime doğru yol aldım. Kendime doğru diyorum çünkü cidden çok uzaklaşmıştım kendimden. Herşeyi ama herşeyi ona göre ayarlıyordum. Ve o karşılığında bana birşey de vermiyordu. Nasıl anlatsam bunu, umutlarımı asla tamamen kırmıyordu ama sevgisi de sadaka miktarlarında geliyordu. "Aman bugün çok sevgi mi verdi ki, neyse yarın daha az verir telafi ederim." gibi bir anlayış. Gıdım gıdım herşey. Ve ne yaparsan yap asla ama asla yaranama. Ama tamamen ilgisizlik de asla yok, çünkü şapşal sinek ağda kalmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-CRzt_ai0DD0/TiBRXaXNL3I/AAAAAAAAAo4/5p4HEYP9o3A/s1600/no.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 239px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-CRzt_ai0DD0/TiBRXaXNL3I/AAAAAAAAAo4/5p4HEYP9o3A/s320/no.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5629588996868616050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketici birşey, arkadaşlarımdan uzaklaştım, sevdiğim şeylerden, beni ben yapan şeylerden. Dışardan anlaşılmıyordu, ben zaten anlamadım, çok çok tükenene kadar. Tim Burton' ın Alice Harikalar Dİyarında' sında şapkacı "You have lost your muchness" diyordu ya. Tam da bu oldu işte bana da. Fakirleştim, küçüldüm, ruhum "kibritçi kız" gibi kaldı. Çok üşüdüm reyizz :) &lt;br /&gt;Neyse, böyleyken böyle. Şimdi dışardan baktığımda herşey biraz komik biraz da acıklı görünüyor. Sınava çalışmayı son güne bırakmış çocuk gibiyim, yapacak çok şey varken daha, 11 yaşıma takılıp kalmışım ve 11 yaşında başka bir erkekle, birbirimizin saçını çekerek, çemkirerek iki sene geçirmişiz. &lt;br /&gt;Sizi özledim bu arada :) Siz de beni özlediniz miii? Passive mesaj attı, Virgilius "nerdesin len" tadında yorum bıraktı.Hiçbirinize dönemedim. Sorry, sorry. Artık buralarda olucam. :) Görüşürüz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2017132771644819478?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2017132771644819478/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2017132771644819478' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2017132771644819478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2017132771644819478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2011/07/unuttun-muu-benii.html' title='Unuttun muu benii?'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-nFPSUdgT1o0/TiBSRSH3N6I/AAAAAAAAApA/L4RNenyEt08/s72-c/2.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-6503780225741335815</id><published>2011-01-04T23:47:00.000-08:00</published><updated>2011-01-05T00:16:10.958-08:00</updated><title type='text'>Bir kere değse idi nefesin nefesime</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TSQoxWYZoGI/AAAAAAAAAoo/5iQyyFFNRb0/s1600/Luke---Lorelai-gilmore-girls-178121_624_352.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 181px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TSQoxWYZoGI/AAAAAAAAAoo/5iQyyFFNRb0/s320/Luke---Lorelai-gilmore-girls-178121_624_352.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558612668368658530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pek mutsuzum.&lt;br /&gt;Yok akıllanmıyorum. Ben işte böyle zor vazgeçen bir insanım. &lt;br /&gt;Saçlarımı seviyorum. İyice fazlalaştılar, (maşallah) beni gizliyorlar, koruyorlar sanki. Canım isteyince içlerinde kayboluyorum. Yüzümü saklıyorlar. Vahşi çalılık gibiler, arsız sarmaşık gibi ya da. Elimi içlerine sokuyorum, parmaklarıma dolanıyorlar.&lt;br /&gt;Kendimi hep acınası taraf gibi görüyorum ilişkilerimde. Bu aşağılık kompleksinin sonu gelmeyecek mi? Ne dipsiz bucaksız şeymiş. Bunca terapi parasını tatil yapmaya versem dünyayı dolaşırdım. Kendimi çok suçlu da göremiyorum. Sonuçta etrafın feedback i de bu şekilde. Ya da ben olağanüstü algıda seçicilik yaparak, ciğeri beş para etmez insanların laflarına değer veriyor ve olumlu her tür feedback' i bu uçsuz bucaksız boşlukta yok ediyorum. Şımarık da denebilir bana. (yine olumsuz) &lt;br /&gt;Hep kitaplarda, filmlerde dizilerde suç. Lanet olsun tümüne. &lt;br /&gt;Mesela ben dün Gilmore Girls' de Lorelai ile Luke un ilk öpüşmesini görmesem kesin bu kadar leyla olmazdım. Gerçek olmayan tonlarca şeyi kafama soktum düzenli olarak. Taa ilkokuldan beri. Lanet olsun lan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&amp;v=PXhJ95_1I48&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-6503780225741335815?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/6503780225741335815/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=6503780225741335815' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/6503780225741335815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/6503780225741335815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2011/01/bir-kere-degse-idi-nefesin-nefesime.html' title='Bir kere değse idi nefesin nefesime'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TSQoxWYZoGI/AAAAAAAAAoo/5iQyyFFNRb0/s72-c/Luke---Lorelai-gilmore-girls-178121_624_352.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2472482276692492205</id><published>2010-12-27T00:19:00.000-08:00</published><updated>2010-12-27T00:38:50.111-08:00</updated><title type='text'>Hey you!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TRhNjX7lB3I/AAAAAAAAAoY/WSPBUmJuObI/s1600/Ask_Me_No_More%252C_1906%252C_Lawrence_Alma-Tadema.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TRhNjX7lB3I/AAAAAAAAAoY/WSPBUmJuObI/s320/Ask_Me_No_More%252C_1906%252C_Lawrence_Alma-Tadema.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555275410476173170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine uzun zaman oldu. &lt;br /&gt;Bir tek Gregor kibarca (noldu lan nerdesin?) ve sevgi dolu bir şekilde merak etti beni onun dışında hiiç özleyen, arayan soran yok. Eh ne yapalım. Söylemiş miydim çok pis küsme şeklinde nazlanırım. Sevildiğinden emin olmamaktan oluyor bu. Neyse yazıya böyle ağır bir tahlille başlamayalım. Bir türlü yazamadığımı görünce saçma sapan şöyle bir bodoslama yazayım dedim, belki yazı kendini bulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kendimi çok pis gerçekleştirdim. (bu nasıl bir cümle) Yani demek istediğim herşeyim yolunda aslında yani sağlıklı yaşıyorum, evimi düzene soktum, hayatım iyi kötü bir düzene girdi. Şu anda son durum olarak bitim kanlanmış durumda. Tehlikeli bu çünkü tek eksiğimin şööyle sevgi dolu bir sevgili olduğuna karar verdim. Canıma susadım. Aslında uzun süredir bir uzatmalı "when Harry met Sally" durumum var ama biraz sıktı bu beni. Çünkü benim Harry biraz basiretsiz çıktı, ne bana doğru gelebildi ne de tam umutlarımı kırabildi. Bir de tüm kendine tam olarak güvenmeyen erkekler gibi başta beni güçlüyüm diye takdir etti sonra da beni güçsüz olduğuma, çaresiz olduğuma zorla inandırmaya kalktı. İnandım da. Kendimi yetersiz hissettim. &lt;br /&gt;Beni çok mutlu da etti ama kendime güvenimi de bir süpürge gibi emdi. Pişman filan değilim tabii. He is still a bf. Ama ben "best friend" değil de "boy friend" olmasını istemiştim. Bir yandan da dükkanın önünü kapıyor Allahsız. :) Açıkçası aslında hala çaresizim bu konuda. Sanırım en sonunda söyleyeceğim yani karşıma alıp konuşacağım. Ama bir yandan da beni tümüyle reddetmesindense bu ufak ümitle daha mutluyum gibi hissediyorum. Yine de benim bir yetişkin gibi ilişki kurabilmemin önünde engel o. Sonsuza kadar liseli gibi davranamam. Of bilmiyorum. Zaten bir kendini karalama, aşağılık kompleksi içinde boğulma geçmişim var, bu da bunu besliyor. Ben beslenmesin istiyorum. Ama bir yandan da pek sevimli ablasıı.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bana meşgul olacağım birşey gerek. Çünkü artık yemiyorum ve denklemden yemeyi çıkarınca akşamlarım birden ıssız bir çöl gibi tenhalaştı. Yemeyenler ne yapıyor? Bana tiyo verin. Arkadaşlarımdan da koptum, iki çok yakın arkadaşımın bebeği oldu daha bir görmeye gitmiş değilim. Altın fiyatları arttı bu arada, lanet olsun ki. Şimdi düşmesini bekliyorum. Hehe yok yok, gitmeliyim. Evle filan uğraşırken toptan bağları kopardım. Sanırım silkinip tekrar sosyal bir hayvan olmalıyım. Çok da üşeniyorum yaa, neyse bakalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Pek öyle sinema tiyatro ile de işim kalmadı. En son "Malafa" ya gittim. DOT tabii. Güzeldi ama yetmez. Yeni bir DOT bulmalıyım. Birşeyler keşfetmeliyim. Böyle renksiz oldu hayat. Neyse ki kitap okuyorum ama onu saymıyorum ki. O da yemek yemek gibi birşey. Artık öğlenleri yemek yiyorum denmez ki. Yine de kitaplar hakkında tek bir laf edeceğim. "Haruki Murakami" I adore his books. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TRhPQSd1RzI/AAAAAAAAAog/BrzsVx4B8sU/s1600/expect_frame_01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 185px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TRhPQSd1RzI/AAAAAAAAAog/BrzsVx4B8sU/s320/expect_frame_01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555277281614972722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir önceki postuma birisi "female supermacist misiniz?" diye yorum yazmış. Önce tahmin ettiğim şey mi diye "female supremacist" ne demek diye araştırdım. Kadınların üstün olduğuna inanmak gibi birşey çıktı. Şimdi cevap vereyim. &lt;br /&gt;Hayır kadınların üstün olduğuna inanmıyorum. Erkeklerin de. Aslında kadınlara da erkeklere de eşit mesafedeyim. Her iki cinsi de sevmiyorum. Aslında insan sevmiyorum. Çok zavallı buluyorum. Ben de dahil elbette. Çok zavallıyız be. Bütün o ihtiyaçlarımız, mızmızlanmalarımız. Yani tabii düşünsel anlamda sevmiyorum yoksa nefret dolu bir insan filan değilim. Yollarda insanlara çelme takarak filan dolaşmıyorum. Ama teoride insanlık denen şeyi hiç de kutsal, üstün filan görmüyorum. &lt;br /&gt;Erkelerin ve kadınların üstünlüğüne gelince, her iki cinsin de çok güçlü olduğu ve güçsüz olduğu alanlar var. Ama iki cinsin güçleri arasında nitelik olarak farklılık var bence. Erkekler birşeyler yaparak, başararak, elde ederek güçlü oluyorlar yani erkek insanı dünyaya geliyor ve en başından itibaren "onu yapayım bunu edeyim, oh koşayım coşayım" gibi bir motivayonu oluyor. Çoğu erkeğin işini elinden alsan mesela, kalakalır. Allah için güzel de başarıyorlar, afferim onlara. &lt;br /&gt;Kadınların gücü daha karanlık, onlar birşey yapmalarına gerek kalmadan var olarak güçlü olabiliyorlar. Yani yapabildiklerinden değil varoluşlarından kaynaklanan bir güçleri var. Şimdi bu kulağa iyi geliyor olabilir. Bence değil, erkeklerin birşeyleri değiştirme, inşa etme imkanları daha fazla. Ama kadınlarda biraz da karanlık bir güç var. Mesela dayanıklılık testine soksan (fiziksel demiyorum) kadınlar taş gibi çıkar, ya da ciddi cesaret gerektiren şeylerde yine kadınlar öndedir. Erkeklerin de Allah için bir deli cesareti var, atlamak zıplamak, savaşa gitmek kendini heba etmek filan konularında başarılılar. Onu kastetmiyorum ama. (bu arada Büyücü' de (John Fowles) kadınlar ve savaşla ilgili çok güzel bir pasaj var, ondan bahsetmeli sonra) &lt;br /&gt;Benim kastettiğim şöyle birşey. Mesela iki genç var diyelim bunlar evlenmek istiyor ama aileleri karşı. Erkek (momy's  boy) annesi karşı ise %80, kopar o ilişkiden ama kadın (dady's girl olsun bu da) daddy' ye öyle bir basar ki tekmeyi, daddy kendisine ne çarptığını anlayamaz. Gözükaralıkta iyidir kadınlar. Köprüleri yakmakta ve yeniden var olmakta. &lt;br /&gt;Şimdi burda annenin karanlık gücünden de bahsetmek lazım. Mommy' s boy a haksızlık etmek istemiyorum. Aslında genel olarak erkeklere haksızlık etmek istemiyorum, hayat onlar için de zor. Annenin gücü de çok zorlayıcıdır. Şöyle özetliyim, anneniz sizi doğurmamayı kafaya koyduysa sonsuza kadar o yumuşacık rahimde kalabilirsiniz. Hem de kendinizi doğmuş ve yaşıyor sanarak, hiç farkında olmadan. O rahim var ya, hayat verdiği gibi öldürür de. Hiçbirşey yapamazsa hapseder orada. Bir anne kadar çocuğunu kastre etmeye muktedir bir varlık yoktur. Her iki cins te dikkatli olmalı, anne, yumurtalarınızı ya da hayalarınızı elinize veriri isterse. Kız çocuklar ve erkek çocuklar için farklı işler ama süreç. Küçük bir kızsanız, annenizle uzlaşmadan kadın olamazsınız, bir oğlan çocuğu iseniz de annenizle bozuşmadan erkek olamazsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bu işler, dediğim gibi her iki cinse de mesafeliyim. Spanglish filminde Adam Sandler' ın dediğini kendime uyarlarsam:&lt;br /&gt;"They should name a gender after me." &lt;br /&gt;Böyle de narsistim. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2472482276692492205?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2472482276692492205/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2472482276692492205' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2472482276692492205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2472482276692492205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2010/12/hey-you.html' title='Hey you!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/TRhNjX7lB3I/AAAAAAAAAoY/WSPBUmJuObI/s72-c/Ask_Me_No_More%252C_1906%252C_Lawrence_Alma-Tadema.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3634739170127932276</id><published>2010-07-07T04:50:00.000-07:00</published><updated>2010-07-07T04:52:20.888-07:00</updated><title type='text'>I am back.</title><content type='html'>Uzun zaman oldu değil mi?&lt;br /&gt;Elim bloga gitmedi işte, bir de belki çok saçma ama bloga girip de son yazılarımı görmek bana engel oldu. Kolumu kanadımı kırdı yahu o yazılar. Yorum yapan herkesten çok çok özür dileyerek sonunda kaldırdım. Çünkü yolda ezilmiş kedi gibiydi o yazılar. Bakamazsın ama çok feci içini burkar. Bir de çaresizlik verir, ölmüş işte hayvancık hem de çok kötü biçimde, yapabileceğin de hiçbir şey yoktur. Ama kaldırması da zor oldu. Şu an kontrolsüzce ağlayıp duruyorum üstelik de işyerinde. Lanet. Neyse ki kimse farkında değil. Sessiz ağlıyorum düzenli siliyorum, kaptım bu işi ben.&lt;br /&gt;Yani diyeceğim o ki, I give up. Pes ettim.&lt;br /&gt;Öyle bir pes etmek ki, artık bu dünyada bana iyi gelecek biri olmayacağından eminim. Vallahi karamsar saçmalama değil. Birden idrak ettim bunu. Epiphany. Çünkü fazla kırılganım, fazla savunmasızım, fazla paranoyağım, fazla safım, fazla tecrübesizim. Bir çok şey fazla, kilo da bunlardan biri ki, zaten havuzu en baştan feci şekilde daraltıyor. :) Ben süperim değerimi anlayan yok demek değil bu, sadece benim türümde insan yok. Benim türüm diğerlerinden üstün anlamında değil ama farklı. Not in a good way.&lt;br /&gt;Neyse başka ilişki biçimlerine bakacağız artık, arkadaşlık olur, dostluk olur, aile büyüğü olur, sonuçta ilişki dediğin sırf aşk ilişkisi değil ya. Love is overrated. Diğerleri ile de mutlu olunur, yuvarlanır gidilir. Zaten şunun şurasında çok birşey de kalmadı. Alimallah üstesinden geliriz. Dignity ile ölürüz.&lt;br /&gt;Uff deli deli konuştum gene yazma dermanım gitti.&lt;br /&gt;Neyse düzelip de gelirim herhal..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3634739170127932276?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3634739170127932276/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3634739170127932276' title='16 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3634739170127932276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3634739170127932276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2010/07/i-am-back.html' title='I am back.'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-348631894521783227</id><published>2010-02-20T10:40:00.000-08:00</published><updated>2010-02-20T12:01:07.280-08:00</updated><title type='text'>Koleksiyoncu</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S4A-qkBWpSI/AAAAAAAAAm8/hIpsEDePmY4/s1600-h/Butterfly_yellow_by_Jenya88.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5440417250808341794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 305px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S4A-qkBWpSI/AAAAAAAAAm8/hIpsEDePmY4/s400/Butterfly_yellow_by_Jenya88.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Az önce okuyup bitirdim. Aslında bu kadar geç okumam biraz utandırıcı bile sayılabilir. John Fowles' ın 'Koleksiyoncu' kitabından bahsediyorum. Bir iki ay önce bir iş arkadaşım (kendisi bu işyerimden bulduğum ilk kafadengi arkadaşım ve ciddi malumatfuruş bir insan) bana John Fowles okuyup okumadığımı sordu ben de 'o kimdi yaa' dedim, sonra anlaşıldı ki 'Fransız Teğmenin Kadını' kitabının yazarıymış. Çok sevmiştim o romanı.. Biraz küçük yaşta okuduğum için biraz da ürkütücü gelmişti, belki fazla tutkulu ama güzeldi. Her neyse arkadaşım özellikle 'The Maggot' ı okumalısın dedi, orjinalini okuyum dedim biraz dili ağır olabilir dedi, Türkçesini aradım, (Yaratık) ama bulamadım. Sonra bir gün arkadaşımla kitapçıda beraberken bari bunu oku deyip 'Koleksiyoncu' yu elime tutuşturdu. Daha önce de duymuştum, tamam dedim, aldım okumaya başladım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta çok yoğun çalıştığımdan kitabı ancak sabahları tuvalette biraz okuyabiliyordum. Bu yüzden de hergün işe geç gittim. Kitap beni hemen içine çekti, okumadan edemedim bir yandan da bitmesin diye çabaladım, ama işte az önce bitti. Ben de içimde onmaz bir tiksinti ile yazmaya oturdum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Belki çoğu insan biliyordur, 'Koleksiyoncu' bir adamın genç ve çok güzel bir kızı kaçırıp evinin mahzenine hapsetmesi ve kızı orada tuttuğu süre içinde geçenleri hem adamın bakışı ile hem de kızın bakışı ile ayrı ayrı anlatan bir kitap. Adam 20 li yaşlarında, anne ve babasını kaybetmiş halası tarafından biraz da sevgisiz büyütülmüş, fazla eğitimli değil, aşırı utangaç ve asosyal. Küçük bir memur iken büyük ikramiyeyi tutturmuş ve paranın kendisine verdiği güçle platonik bir şekilde tutkun olduğu kızı kaçırmaya karar vermiş ve uzun süren planlama ve lojistik çalışmalarından sonra şehir dışında bir ev alarak, mahzeni tutsağı için hazırlamış bir adam. Ağır sosyopat. Kız çok güzel, resim öğrencisi, zeki, başarılı, sosyal. Adamın her açıdan zıddı. Sınıf ayrımları da belirgin. Adam bu sınıf ayrımından dolayı çok kompleksli, kız ise bu ayrımın farkında ve adamı bayağı bulduğunu hiç saklamıyor, dürüst ve açık bir kız. Adam aynı zamanda kelebek koleksiyoncusu. Kelebekleri avlayıp öldürerek saklıyor. Kız kelebekleri görür görmez kavrıyor konumunu.. Çok ileri gidip herşeyi anlatmayayım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu minvalde giden çook film seyrettik değil mi? Bu kitabın belki tüm o filmlere esin olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Ama bu tür filmlerden çok daha fazlası bu kitap. Filmlerde insanlarda uyanan o macera hissi, gerilim yani alınan bir tür haz, bu kitapta hiç yok, kitap çok gerçekçi, hiçbirşeyi boyamıyor, olduğundan farklı göstermiyor, süslemeden, bayağılıktan çok uzak, çok güçlü ve sarsıcı.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ana fikir şu aslında adam ölüm, kız ise canlılığı temsil ediyor. Kız hayatı seviyor, risk almayı seviyor. Hayatın öngörülemezliğini kabul ediyor sevinçle. Adam ise basbayağı ölü ve onu hayatta tutan şeyler de ölü şeyler, ölü kelebekler gibi. Adam hayattan korkuyor, kendine güvensiz ve kontrolü altında tutmadığı hiçbirşeyi sevemiyor. Böyle bir adamın eline güç geçince yani para, yaptığı ilk şey de sevdiği kızı ölü ama hep kendisinin yanında bir nesneye dönüştürmeye çalışmak oluyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kişisel olarak bana gösterdiği bir şey var bu kitabın ve bu benim için biraz da olumlu. Şöyle anlatayım, bu kitabı daha önce okusaydım, tüm o platonik aşkı yücelten ve aşağılık komplexine teşne o dönemlerimde yani, bu kitabı çok farklı okurdum. Kızı kaçıran adamı 'tutardım' belki, herkese onu çok iyi anladığımı ifade eden süslü konuşmalar yapabilirdim ve adama ve kendime acırdım büyük ihtimalle. Adamın kızı ölü de olsa elinde tutmak istemesini anlardım. Çünkü canlı olan o zaman korkutuyordu beni de. Sevdiğim, hayranlık duyduğum kişileri gerçek anlamda sevmiyordum aslında. Onlardan biraz korkuyordum ve kendimi de onlardan aşağıda görüyordum. Şükürler olsun ki değişmişim, artık bunun tiksinti vericiliğini görebiliyorum. Önceden de gördüğümü iddia edebilirdim ama şimdi hissediyorum. Canlılığı az buçuk da olsa etüt edince ve o kesif aşağılık duygusundan kurtulunca, bu tür şeyleri de demek ki olduğu gibi görebiliyor insan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5440417803996538450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 340px; CURSOR: hand; HEIGHT: 272px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S4A_KwzsplI/AAAAAAAAAnE/OPN12u3pXzI/s400/kelebek_islamcokguzel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öbür türlü kitaptaki sınıf farkı ve pasifizmle ilgili o fikirleri de kaçırabilirdim. Kız bir kez kaçma fırsatı elde ediyor kitapta, balta ile yaralıyor adamı ama öldüremiyor. Sonra da çok pişman oluyor kız, 'az daha katil oluyordum.' diyor. Şöyle: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;'Onu öldürmek, inandığım herşeye karşı çıkmak anlamına gelir. Kimileri sen yalnızca bir damlasın, sözünde durmaman bir damla, önemi yok diyecekler. Ama dünyadaki kötülüğü desteklyen bu küçük damlalardır. Küçük damlaların önemsizliği üzerine konuşmak saçmalıktır. Küçük damlalar ve okyanus aynı şeydir.'&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu bence harika bir pasifizm ifadesi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında kitapta yine nefis bir modern toplum eleştirisi var. Yeni kitle diyor yazar. Sanattan yüzeysel olarak anlayan ama derinine inemeyen, kitlesel üretimle beslenen hantal bir toplum. Günümüz modern insanı aslında. Tiksinti verici bir sıradanlık ve sıkıcılık. Hepimiz az buçuk içindeyiz işte biliyoruz. Seyrettiğimiz tüm o diziler, bu arada Türk dizilerinden bahsetmiyorum, Türk dizilerine burun kırıp kitlesel olarak Lost izlememiz, kitlesel olarak Pilates yapmamız, acınası özgün olma çabalarımız. Kitap bunları bir güzel topa tutuyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir alıntı ile bitireyim:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;'Bu, yeryüzündeki duygu, sevgi, sağduyu yoksunluğunun yarattığı umutsuzluktur. Bomba atma fikrini göze alabilecek veya bomba atma emrini verebilecek insanların var olduğu düşüncesinin yarattığı umutsuzluktur. İçimizde bunu sadece bir avuç insanın dert edindiği düşüncesinin yarattığı umutsuzluktur. Dünyada bu denli şiddet ve katı yüreklilik olmasının yarattığı umutsuzluktur. Son derece normal delikanlıların ellerine çok para geçtiğinde sapık ve kötü olabileceği ve senin bana yaptığını yapabileceğinin verdiği umutsuzluktur.'&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazı biterken televizyonda 'Matchpoint' filmi oynuyor ve Jonathan Ryes Myers tam böyle bir delikanlıyı canlandırarak, sevgilisini öldürmekle meşgul. Bu kadar mı denk gelir, sınıf farkı filan da dedik o kadar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evet, tüm bunların umutsuzlukla bir ilgisi var korkarım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-348631894521783227?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/348631894521783227/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=348631894521783227' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/348631894521783227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/348631894521783227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2010/02/koleksiyoncu.html' title='Koleksiyoncu'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S4A-qkBWpSI/AAAAAAAAAm8/hIpsEDePmY4/s72-c/Butterfly_yellow_by_Jenya88.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8673036715709312387</id><published>2010-02-09T23:18:00.000-08:00</published><updated>2010-02-09T23:56:07.748-08:00</updated><title type='text'>Drama Queen mi PolyAnna mı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S3JmOEJRB5I/AAAAAAAAAm0/eKOZdniG_lI/s1600-h/untitled.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436520092006418322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 380px; CURSOR: hand; HEIGHT: 384px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S3JmOEJRB5I/AAAAAAAAAm0/eKOZdniG_lI/s400/untitled.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O kadar deriin bir drama queen lik pratiğim var ki, sağlıklı bir şekilde bundan kurtulmanın yolunu bir türlü bulamıyorum. Henüz bu pratiğin ilk senelerindeki toy bir bunalımist gibi "ay uçlarda yaşıyoruum" demek istemesem de, maalesef uçlar gerçekten beni çektiğinden, drama queen likten kurtulayım derken Polyanna ya yakalanırım diye korkuyorum. Ki herkes bilir ya da bilsin o Polyanna denen yumurcaktan ölesiye tiksiniyorum. Başkalarının acısından kendine mutluluk çıkaran bi tipsiz gibi geliyor bana. (Bu arada Virgilius'cum "Başkalarının Acısına Bakmak" 'ı sonunda okuyorum, iyi gidiyor.) Ne zaman şöyle bir rahatlamak istesem, bi mola almak istesem, "biraz da iyimser olalım, değişiklik olsun" desem, bu tip bana karşıdan sırıtıp el ediyor gibi geliyor. "Gel, gel aramıza, seni bekliyordum, burda herkese yer var. " filan diyor böyle karamela gibi yapışan bir ses tonu. Amanın bir panikliyorum. Benim kafamdaki "dark side" bu Polyanna' nın diyarı işte. Çok dindar birine şeytanın çağrısını düşünün işte Polyanna ' da benim şeytanım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu böyle beni çağırınca hemen kurtulmak için aklıma kötü şeyler getiriyorum. Ya da "Dur Poly, ben bi Haneke filmi seyredip geliyorum, 7. Kıta mesela" diyorum, bunun bir suratı asılıyor. "O zaman gelmezsin ki" diyor, ama üzülemiyor bu şapşal "Kill Bill' i seyredip, estetik şiddetle kendinden geçmenden iyidir" diye gülümseyiveriyor ışıl ışıl, gel de sıkma boğazını.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şaka bir yana cidden ne yapacağımı bilemiyorum bazen. Ortayı bulamıyorum. Ne zaman kendime güzel şeyler düşün diye telkin etsem hemen gözüme yogistler, ohhhmlar, "öbür yanağını uzat" lar, "bak elin ayağın yerinde" ler geliyor. Böyle bayık bir dünya. Öldüresiye sıkıcı ve sahte. Tabii ki ciddi ciddi inanan ve hakkıyla bu işlerin içinde olanları dışarda tutuyorum. Özür bile dilerim onlardan, bok atıyorsam kıskançlığımdan bile derim. Ama bu işe giren ve acaip sahte olan üstelik en kötüsü sahte olduğunu farketmeyen insan çok. Mesela bir tandığım var Reiki Master, ileri seviye yani ama ben bile anlıyorum ondaki psikozu, nasıl diyim reikinin felsefesi olarak anlatılan her hasletten uzak biri. Kötü biri anlamında değil tabii ama anlaşılıyor işte, birşeyler sahte. İçe sindirilmemiş, eğreti durmuş. Böyle bir garabet olmak istemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birinin çıkıp, "Yavrucum iki iyimser düşünmekle, istemediğin bir dünyaya dalmak, abartmak zorunda değilsin" demesi gerek bana. Kendim diyorum anlatamıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşin özeti kendim kalarak iyimser olmak istiyorum ama bunun yolunu bilmiyorum. İyimser bir kapanış yapacak olursak, (bak gene) bulurum be bir yol. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne Drama Queen ne Polyanna, yaşasın tam bağımsız Talisman. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8673036715709312387?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8673036715709312387/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8673036715709312387' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8673036715709312387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8673036715709312387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2010/02/drama-queen-mi-polyanna-m.html' title='Drama Queen mi PolyAnna mı?'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S3JmOEJRB5I/AAAAAAAAAm0/eKOZdniG_lI/s72-c/untitled.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5214457774100460742</id><published>2010-01-22T02:13:00.000-08:00</published><updated>2010-01-22T02:20:26.889-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İçimde garip bir ümit uyandı. Az önce oldu bu. Öyle aniden sebepsizce.&lt;br /&gt;Ümitten çok inanç, sanki herşey iyi olacak gibi.  Sanki uzun süre antidepresan içmedikten sonra tekrar içince doğan o yüklerden kurtulma hissi gibi. Ve hayır, uzun süredir içmiyorum hiçbirşey.&lt;br /&gt;Pek birşey yolunda da gidiyor sayılmaz ama birşey değişti içimde işte.&lt;br /&gt;Sanki, "you can't always get what you want" deyip de buna üzülmemek gibi.  Vazgeçmişlik ya da öğrenilmiş çaresizlik değil ama. Edilgen değil, aktif bir tevekkül. Peki önüme bakarım o zaman ben de der gibi. Başka bir yol yaratırım o zaman, yolumu değiştiririm, yolumu bulurum illa ki demek gibi. Biraz kendine, biraz hayata güvenmek.  Başka çare mi var diye düşünmeden ama, oyunu bozmadan.&lt;br /&gt;Bilmem, bir pencere açıldı işte içimde bir yerde. İyi de oldu, biraz hava gelsin.&lt;br /&gt;Oksijen level' ı daha da yükselirse iki de satır yazarım belli mi olur :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5214457774100460742?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5214457774100460742/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5214457774100460742' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5214457774100460742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5214457774100460742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2010/01/icimde-garip-bir-umit-uyand.html' title=''/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4428524616826910348</id><published>2010-01-06T04:42:00.000-08:00</published><updated>2010-01-06T04:43:21.902-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S0SFYj6Gz5I/AAAAAAAAAms/No2KbzGUMfs/s1600-h/Look_beyond_the_sky_by_Jannikaa.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423606508263231378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 268px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S0SFYj6Gz5I/AAAAAAAAAms/No2KbzGUMfs/s400/Look_beyond_the_sky_by_Jannikaa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Famous Blue Raincoat' u dinliyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İçimde hafif bir hüzün. Hafif yeni başlangıçlar mutluluğu. Hafif bir ümit. Hafif tiksinti. Bulamaç gibiyim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Did you ever go clean?"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünyayı sevmiyorum, insanları da sevmiyorum. İnsan denen canlıyı sevmiyorum. Çok kaypak, çok naif, çok kötü, çok iyi, çok çok tiksindirici. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"She sends her regards."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünya ne analiz edilebiliyor, ne temizlenebiliyor, ne batabiliyor. İğrenç bir yapışkanlıkla hayata tutunmuş minik insanlar ise yüzde birini kullandıkları beyincikleri ile dünyayı yeniden yaratıyor, yeniden kirletiyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne kadar zavallıyız. Ne kadar güçlüyüz. Ne kadar gıcığız esasen. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"What can I possibly say?" &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;(ve 33 yaşında bir ergen bloguna birşeyler karalar.)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Sincerely"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;L. Talisman.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4428524616826910348?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4428524616826910348/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4428524616826910348' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4428524616826910348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4428524616826910348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2010/01/famous-blue-raincoat-u-dinliyorum.html' title=''/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/S0SFYj6Gz5I/AAAAAAAAAms/No2KbzGUMfs/s72-c/Look_beyond_the_sky_by_Jannikaa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-1422312910843618068</id><published>2009-12-25T06:22:00.000-08:00</published><updated>2009-12-25T06:23:52.543-08:00</updated><title type='text'>Aşk üç kişiliktir!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SzTK5CUdsMI/AAAAAAAAAmk/RoTPhKtCqIw/s1600-h/Love_is_just_a_bloodspot_by_QuEriOus.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5419179332857606338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SzTK5CUdsMI/AAAAAAAAAmk/RoTPhKtCqIw/s400/Love_is_just_a_bloodspot_by_QuEriOus.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aşk gerçekten üç kişiliktir ama bu üçüncü kişi başka bir insan- rakip filan manasında değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İki kişi aşık olduğunda üçüncü bir kişi, bir persona yaratırlar. Bu ilişkidir. Gerçek bir insan gibi doğum tarihi, karakteristik özellikleri, belirli tepkileri, sıkıntıları vardır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O yüzden aşk bittiğinde hissedilen ölüm acısıdır aslında, yaratılan persona ölmüştür, gerçek bir insanın ölümü gibi yıkıcıdır, aynı acıyı verir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlişki sırasında taraflardan biri kendi varlığını bu persona içinde eritti ise, yani kendini yok edip o personada yaşamaya başladı ise ayrılık o taraf için iyiden iyiye acı vericidir, iki kişi birden ölmüştür. Kendisini yeniden var etmeye uğraşması, parçaları birleştimesi ve yeni bir insan yaratması gerekmektedir devam etmek için. Bu yaratılan insan genelde eskisine benzemez. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eğer her iki tarafta kendini yok etmediyse ayrılık gerçekleştiğinde ortaklaşa yarattıkları üçüncü şahsa ağlarlar ama diğer duruma göre kolay atlatır, kendi benliklerinde devam ederler yollarına. Ama bu, kendini ilişkide öldürüp de sonra yeniden yaratmak zorunda kalan insandan daha iyi durumdadırlar anlamına gelmez asla. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her iki tarafta bu üçüncü varlıkta kendi varlıklarını yitirirlerse aşk hiç bitmeyebilir. Buna tasavvuftaki kendi benliğini aşk içinde eritme gözüyle bakarak yüceltedebiliriz ya da kendi benliğini korumayı beceremeyip ortaklaşa yaratılan garabet bir hünsa üzerinden hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar gözüyle bakarak yeredebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Belki her ikisi veya hiçbiridir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-1422312910843618068?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/1422312910843618068/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=1422312910843618068' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1422312910843618068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1422312910843618068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/12/ask-uc-kisiliktir.html' title='Aşk üç kişiliktir!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SzTK5CUdsMI/AAAAAAAAAmk/RoTPhKtCqIw/s72-c/Love_is_just_a_bloodspot_by_QuEriOus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5956234140944415625</id><published>2009-12-08T06:26:00.000-08:00</published><updated>2009-12-08T06:33:08.502-08:00</updated><title type='text'>Endişeli Peri' nin Mimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sx5jm_VGnnI/AAAAAAAAAmc/oQ2DtOe9OAQ/s1600-h/Fairy_tale.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412873323632041586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sx5jm_VGnnI/AAAAAAAAAmc/oQ2DtOe9OAQ/s400/Fairy_tale.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili &lt;a href="http://endiseliperi.blogspot.com/2009/11/mim.html"&gt;Endişeli Peri &lt;/a&gt;mimlemiş beni. Endişeli Peri özeldir. Bir yazısını okuyunca arşivine daldırtanlardan. Sağolsun beni düşündüğü için. Hemen ciddiyetle cevapladım. &lt;a href="http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2009/12/maymunlar-cehennemi-uzerine-sagdan.html"&gt;Virgilius&lt;/a&gt; gibi oturup violence güzellemesi yazmadım yani. (Canım benim) :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;1. Şu an okumakta olduğunuz kitap nedir? Kısaca konusunu anlatır mısınız?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Şu anda birden fazla kitap okuyorum. Kitaplar evin çeşitli yerlerine dağılmış durumdalar ve yerlerine uygun zaman dilimlerinde okunuyorlar. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yatağımın başucunda "Kadının Evrimi" var. Yazarı Evelyn Reed. Daha çok antropolojik bir kitap, bana hiç bilmediğim şeyler öğretiyor. Mesela ben hep insanlar önce ensest yaşamıştır sonra çocuklar filan yamulunca değiştirmişlerdir diye düşünürdüm. Alakası yokmuş aksine kan bağını geçtim aynı klan içinden bile erkeklerle kadınlar beraber olmuyormuş, anca klan dışından. "Bizim mahallenin kızı" kavramının kökü baya bir eskilerde imiş. Yamyamlık tabusu da çok ilginç mesela, eski çağda insanlar yamyam olduklarının farkında değillermiş çünkü bizdeki gibi bir insan-hayvan ayrımları yok. Totem hayvanları ve kendi klanlarının içindeki insanlar "insan", klan dışı insanlar ve totemleri olmayan hayvanlar "hayvan". O yüzden klan dışı bir insan yediklerinde hayvan yediklerini düşünüyorlar. İşte böyle ilginç şeyler anlatıyor, daha başlarındayım, bakalım neler öğrencem daha. Kendimi yavaşlatıyorum ki hemen bitmesin. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tuvalette "Anaerkillik ve Kadın Hakları" var. Erich Fromm' un. Hastasıyım kendisinin. Bu kitap hakkında daha ayrıntılı yazacağım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Salonda hep oturduğum köşenin yanındaki sehpada "Cinsellik ve Cinsel sapmalar" var. O da Erich Fromm' un. Biraz dağınık bir kitap ama güzel. Cinsel sapmaların kökenlerine iniyor. İlginç saptamalar var. Genel olarak sevdim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Normalde hep böyle kurgu olmayan şeyler okumam, kurguyu severim. Ama bu dönem böyle denk geldi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de her daim okuduğum kitaplar var benim. Özel işlevleri var. Diyelim canım çok sıkkın mesela sevgilimle kavga ettim, gece, uyuyamıyorum, gözler ağlamaktan şiş, hemen gider "Küçük Prenses" i alırım. Sara' nın babasının öldüğü yerlerde gene ağlarım, sonra Hintli Beyefendi' nin Sara ile Becky' ye hazırladığı odayı okurken dalar giderim. Rahatlatır beni. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ya da diyelim hem üzgünüm hem çook öfkeliyim, böyle "tüm köyü yakasım" var, o zaman Carrie' ye gidiyor elim. O da beni içindeki şiddetle yatıştırıyor. İstediğim şiddeti okuyunca belki köyü yakmış kadar oluyorumdur kim bilir. Stephen' cığım da sanırım kitabının şiddet mastürbasyonu olarak kullanılmasına bozulmaz. :) Yanlız sevgilimle kavga edip, Carrie ye uzanırsam sevgilim için çok hayırlı şeyler olmaz sanırım. :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de kendime kızdığım iradesiz bulduğum zamanlar Oblomov' u okurum, özellikle sonunu, yani razı olduğu hayatı. Beni bir dürter bu. Gerçi bazen de aşırı kendine acımaya yol açıyor ya da tüm Stoltz' lara kıskanma ile karışık öfke hissettiriyor ama iyidir genelde etkisi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öylesine tekrar tekrar okuduğum kitaplarsa, Günlerin Köpüğü (Boris Vian), Demian ve Bozkırkurdu (Herman Hesse) , Catcher In The Rye (Salinger), Mahmut ile Meryem (Elçin), Yalnızız (Peyami Safa)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında daha da vardır aklıma gelmeyen, kitaplarımı paso tekrar okurum ben.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;2. En son aldığınız kitap?&lt;br /&gt;İşte şu an okuduklarımı aldım en son. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;3. Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz hangisidir?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O kadar değişen birşey ki. Birini ayırmak zor. Evdeki tüm şişeleri toplayıp depozito parasıyla aldığım "Thor" (çizgiroman), en sevdiğim değil ama alınca en sevindiğim kitap olabilir. (Yaş 11 )&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi illallah ettiren kitap hangisidir?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tristram Shandy. Olmadı olamadı, ne özgün olması ne türünün tek örneği olması işe yaradı. Konusuz kitap okuyamadım a dostlar :) Yine de umutluyum, belki bir gün.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;5.Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap nedir?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İdeefixe deki listemi koyayım, tembellik edip :)&lt;br /&gt;Başkalarının Acısına Bakmak- Susan Sontag&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Değiştirmek İçin Video Gör, Filme Çek, Değiştir -Derleme&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demiryolu Çocukları -Edith Nesbit&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatımızdaki İnce Şeylere Dair- Ahmet İnam &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Leziz Sırlar- Işık Polater&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sahilde Kafka -Haruki Murakami&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tekinsiz- Chuck Palahniuk&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Toplumsal Aklın Eleştirisi- Jan Spurk &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uygarlık Tarihi- Server Tanilli &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir de Robinson' a gidebilirsem, Summer Crossing (Truman Capote) ile A Maggot (John Fawles) ı alcam. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Öperim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5956234140944415625?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5956234140944415625/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5956234140944415625' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5956234140944415625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5956234140944415625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/12/endiseli-peri-nin-mimi.html' title='Endişeli Peri&apos; nin Mimi'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sx5jm_VGnnI/AAAAAAAAAmc/oQ2DtOe9OAQ/s72-c/Fairy_tale.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-1305545436126300352</id><published>2009-11-16T23:54:00.000-08:00</published><updated>2009-11-17T00:17:28.894-08:00</updated><title type='text'>Modern Zaman Cadısı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SwJbX08_zwI/AAAAAAAAAmI/aFYf0eDABGE/s1600/untitled22.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404982967707619074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 322px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SwJbX08_zwI/AAAAAAAAAmI/aFYf0eDABGE/s400/untitled22.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404983357722295890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 123px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SwJbuh3vflI/AAAAAAAAAmQ/WxOAkx9V9Tg/s400/untitled33.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi, olayı biliyorsunuz sanırım, Fenerbahçeli bir taraftar kadın Galatasaray maçında el hareketi yapmış. Orta parmak. Sonra olaylar filan olmuş işte, çok sıkıcı. Yani bildiğin taraftarların birbirine girmesi. 100 bin yıldır olan şey. Bu kadın da olayları başlatan kişi olarak damgalanmış, gazetelere taşınmış, ifade vermiş.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çok komik değil mi yaa? Bir maçta yapılabilecek en masumane hareketlerden değil mi bu? Herkes galiz küfürler etmiyor mu? Ortalıkta pet şişeler uçuşmuyor mu? Zaten kadın suratıma bozuk para geldi, sonra yaptım diyor. Bozuk parayı saçan vandal değil de el hareketi yapan kadın başlatmış olayları.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabii ki olay bunu yapanın bir kadın olması. Yani sen kalk, erkeklerin mekanına gir, hatta mabedine, kutsal evine, (üstelik süs eşyası olarak da girmemişsin, maçta güzelliği ile dikkat çeken cici taraftar kız da olmamışsın) sonra o kutsal evde tamamen erkeklerin alanı olan el hareketlerine girmişsin. Yakılacak kadınsın. Bu kadarla yırttığına şükret.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üzgünüm ama kadınlar da küfrediyor, el hareketi yapıyor, sinirlenince benzer tepkiler verebiliyoruz. Küfür edilsin süperdir filan demiyorum, herkes kendi bilir ama aynı hareketin beş beterini erkekler yaparken birini sırf kadın diye yaftalarsanız komik oluyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada süper okuyucu yorumları var, benim dediğim noktaları süper özetleyen:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Haddini bil mesajı:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://benimsayfam.hurriyet.com.tr/default.aspx?User_ID=25139302" target="_blank"&gt;murat savas (Tüm Yorumları)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17.11.2009 09:03:48&lt;br /&gt;Son dakikaya kadar o taraftar küfür etmedi de ne oldu son dakikada ? o Bayan gerçi bayan demeye dilim varmıyor rezilliği çıkarana kadar.Zaten stresli maç.Ortam gergin.Herkes salonda terden bayımış ne luzumu vardı ? Tamam erkek kadın eşittirde ..bu kadarda değil :) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- Yaşlısın evlenemişsin, bu her hareketini açıklar zaten mesajı:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://benimsayfam.hurriyet.com.tr/default.aspx?User_ID=26719628" target="_blank"&gt;Ümit Eren (Tüm Yorumları)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17.11.2009 09:01:18&lt;br /&gt;40 yaşında kadın..42 yaşında erkek arkadaşı ile birlikte..Deplasman maçına gitmesi englellenmiş bir maça gidiyorlar. 2 kişi ile sözde basketbolcuların yalnızlıklarını gideriyorlar. Demek ki basketbolcular da bunları tanıyor. Sonra ortaparmak yapıyor. Aile olamamış bu yaşta holigandan ne beklenir? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Cinselliğinle aşağılarım, ağzını kapar oturursun mesajı:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://benimsayfam.hurriyet.com.tr/default.aspx?User_ID=16421230" target="_blank"&gt;tamer güneş (Tüm Yorumları)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17.11.2009 08:58:32&lt;br /&gt;Tahrik olmuşsunuz bu belli.Umarım tatmin de olmuşsunuzdur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4- Kibar, "ama bir kadına yakışır mı" mesajı: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://benimsayfam.hurriyet.com.tr/default.aspx?User_ID=16673988" target="_blank"&gt;sebahattin uzun (Tüm Yorumları)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17.11.2009 08:44:33&lt;br /&gt;Hanım efendi bakın, sizin tahrik olma gibi bir hakkınız yok,eğer tahrik olur kabahat yaparsanız, karşılığı cezadır.maç sizin yüzünüzden çığrından çıktı varmı böyle bir hakkınız,sizin yaptığınız haraket bir bayana yakışıyormu,yakıştırdınızki yaptınız ,hiç sağa sola suç atmayın suçun kaynağı sizsiniz &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5- Güzel bile değilsin, geber mesajı:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://benimsayfam.hurriyet.com.tr/default.aspx?User_ID=25248389" target="_blank"&gt;Salim Karaer (Tüm Yorumları)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17.11.2009 06:43:03&lt;br /&gt;Kızım seni kım tahrik eder tahrık edenın gözlerı bozuktur =) + hepinizde birer galatasaray fesatısınız boşuna kendını yorma eii gunler =) F7 F5 28 yıldan beri kupa alamassanız aga böle fesatlıklar çıkar içinizde bizde güleriz =) EZİKLER &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6- Bir tane de haksever, öpüyoruz gözlerinden :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://benimsayfam.hurriyet.com.tr/default.aspx?User_ID=7217607" target="_blank"&gt;Bekir Yavuz (Tüm Yorumları)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17.11.2009 07:42:05&lt;br /&gt;Erkekler herzaman yapıyorlar. Aynını kadınlarda yapmış ne olmuş sanki. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-1305545436126300352?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/1305545436126300352/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=1305545436126300352' title='30 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1305545436126300352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1305545436126300352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/11/modern-zaman-cads.html' title='Modern Zaman Cadısı'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SwJbX08_zwI/AAAAAAAAAmI/aFYf0eDABGE/s72-c/untitled22.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>30</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3029566221632055266</id><published>2009-11-12T03:24:00.000-08:00</published><updated>2009-11-12T03:52:38.991-08:00</updated><title type='text'>KABUS</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Svv21HmC9WI/AAAAAAAAAmA/zdF2dPNcp6Y/s1600-h/8211kelebek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403183570393167202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 244px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Svv21HmC9WI/AAAAAAAAAmA/zdF2dPNcp6Y/s400/8211kelebek.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünden beri korkunç bir kabusun içindeyim. Ruhsal hezeyan filan değil, gayet pratik, fiziki bir hadise.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mutfağımı kurtlar bastıııı..!!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaynağı da bulamıyorum. Resmen kurtlandım. Üstelik mutfağım en temiz dönemlerini yaşarken. Kabus bu. Kurtlar ilerleyip tavana çıktııı.. Korkudan mutfağa giremiyorum. İlaçlama firması yarın gelecek ama o kaynağı bulmalıyım ben. Annem dolapların birinde kuru patlıcan olacaktı odur dedi. Şimdi onu arıycam. Uff kafama düşecekler yaa. Dün gece deliler gibi ağladım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün de biri cebimden aradı, "Emniyetten arıyorum hamfendi, kimle görüşüyorum" diyor, "ulan emniyetten arıyosun kimi aradığından haberin yok mu? " ben de tabii "siz kimsiniz" filan dedim. Bu bir celallendi, arkadan siren sesleri filan da geliyor, "emniyetten diyorum hamfendi emniyetten" deyip bas bas bağırarak küfretmeye başladı. Şok oldum, can havliyle kapadım. O neydi yaa öylee? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çok garip herşey. Hayırdır inşallah, hayırdır inşallaah! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3029566221632055266?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3029566221632055266/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3029566221632055266' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3029566221632055266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3029566221632055266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/11/kabus.html' title='KABUS'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Svv21HmC9WI/AAAAAAAAAmA/zdF2dPNcp6Y/s72-c/8211kelebek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2507735585210695929</id><published>2009-11-11T02:43:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T02:50:07.814-08:00</updated><title type='text'>Evet</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SvqW1vhebTI/AAAAAAAAAl4/pSnPjNrmDzE/s1600-h/Iris_Eye_Macro_Stock_by_zpyder.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402796553018436914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 301px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SvqW1vhebTI/AAAAAAAAAl4/pSnPjNrmDzE/s400/Iris_Eye_Macro_Stock_by_zpyder.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Ey insan!&lt;br /&gt;Bu kitabı sana ithaf ediyorum. Başının üstünden büyük bir rüzgâr geçiyor. Yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor ve sana tek ümit ışığı olarak en kuvvetli kaynağı uranyum'da değil, senin ruhunda sıkışmış maddeden koparıp çıkardığın korkunç tahrip âletinin patlayışıdan yükselecek alevi bekletiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ey bahtsız! Tarihin hiç bir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. Laboratuarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin herşey arasında yalnız ruhun yok. Onu beyin hücrelerinin bir üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bırak bu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemmiyet fikrini, dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah'ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel. Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde herbiri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizlerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara. İnan mânevîlere ve mukaddeslere, inan! Onlar hakkında bu kadar küçükçe düşünmekten utan! Her sezilen derinliğin ifşa ettiklerini düşünmekten bile seni alıkoyan tabiatçı metodlarını fırlat ve bitlenmiş elbiseler gibi at. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ortaçağ papazında haklı olarak ayıpladığın darkafalılığın anlayış sınırlarını daha fazla darlaştıran beş duyu idrakinin kapalı dünyası içinde kalma..."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Peyami Safa, Yalnızız&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2507735585210695929?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2507735585210695929/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2507735585210695929' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2507735585210695929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2507735585210695929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/11/evet.html' title='Evet'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SvqW1vhebTI/AAAAAAAAAl4/pSnPjNrmDzE/s72-c/Iris_Eye_Macro_Stock_by_zpyder.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3354153495022054768</id><published>2009-11-10T02:00:00.000-08:00</published><updated>2009-11-10T02:03:32.087-08:00</updated><title type='text'>Sevgi- Bedel</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Svk6avYnq5I/AAAAAAAAAlw/8OI05DJ-ejI/s1600-h/Crimson_by_UnaObsesion.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402413459078359954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Svk6avYnq5I/AAAAAAAAAlw/8OI05DJ-ejI/s400/Crimson_by_UnaObsesion.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sanırım tarihin her döneminde bir "Eskiden böyle değildi. Daha iyiydi." tribi var gördüğüm kadarıyla. O yüzden "eskiden şöyle iyidi, böyle iyiydi." sözlerine pek prim vermemeye çalışırım. Ama şimdiki geçiş dönemimize baktığımda kendime göre bazı olumsuz şeyler görüyorum. Yazacaklarıma başlamadan önce şunu ileteyim kendimi bu yazacağım durumlardan azade, ayrı tutmuyorum. Yani ben süperim ama zaman kötü tarzı bir durum yok.&lt;br /&gt;Genel bir gözlem benimkisi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bahsetmek istediğim şey insanların sevdikleri zaman, sevdikleri için bir bedel ödemeyi toptan reddetmeleri. Eskiden daha fazla görülen birşeydi sanki, sevginin bir bedeli olduğunu bilmek, ona göre davranmak. Ama artık sanki hiç kimse sevdiği için bir şekilde kendi isteklerinden taviz vermeye, fazla emek harcamaya yanaşmıyor. Aşık olduğunu söylüyor insanlar ama aşık olunan kişi için hiç bir özel emek, kendi yaşantısından taviz vs düşünülmüyor bile. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başta verilen emekten bahsetmiyorum. Yani tavlama emeği, kendini ilk anlatırken biraz da heyecanla verilen emek, efendime söyliyim av-avcı olayları emeği değil kastettiğim. Birini gerçekten sevdiğinde verdiğin emek. Sevginin sürmesi için, gelişmesi için verilen. Ve kimse değişmek istemiyor karşısındaki için. Değişmekten kastım utangaç mizaca sahipken birden parti kızı olmak filan gibi kişilik değişmeleri değil. Kimse yaşam tarzından taviz vermiyor. Bunu istemiyor. Bu bir nevi özgürlük kısıtı gibi düşünülüyor. Tabii ki insanlar tüm özel zevklerinden efendim hobilerinden vazgeçsin her dakikayı beraber geçirsin demiyorum ama bir orta yol bulunabilir, seviyorsan bedel ödenebilir diye düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık bedel ödemeye gönülsüzlüğü ben "bu dünyaya geldiysen her zevki tatmalısın, her ortama girmeli, her yerden bal almalısın." anlayışına bağlıyorum. Sanki mecburuz zevk almaya. Sanki mecburuz çalışmaya, çalıştıktan sonra türlü çeşit hobi bulmaya, oraya girmeye, şurdan çıkmaya.&lt;br /&gt;Yoksa birşeyler kaçıyor, hayat kaçıyor gibi hissediyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Durup düşünsek aslında, dünya elips eski bir gezegen değil de, sulu kocaman kırmızı bir elma mı? Biz ömrümüz yettiğince sulu elmayı dişleyip, ölmeden bitirmeye çalışıyoruz. Elmasını usul usul yiyen yadırganıyor, acele ile, telaşla peşpeşe ısırıklar alıyoruz. Elmanın tadını seven var mı soran yok? Amaç bitirmek, aklımızda duracağına midemizde dursun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayat bu mu? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu şekilde olunca kimse durup, sevdiği (sever gibi olduğu diyelim) biri karşısına çıktığında buna gereken önemi, emeği veremiyor. Hayat kaçıyor çünkü. Hem bu modelin daha üstü varsa ya? Bununla oyalanırken onu kaçırıyorsa? Şöyle söylemler de vardır ya, "3 senemi verdim ama şöyle böyle olmadı." O 3 sene kıymetli. Peki o 3 sene nasıl geçti? Güzelliği yok muydu? Mutlu olmadın mı? 3 sene yüzünden hayat projesi aksamış oluyor.&lt;br /&gt;Hayat cidden bir proje mi? Milestone' ları olan, zamanında tamamlanmadığında sorun çıkan bir proje mi? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha yazacaktım ama böyle acıklı tonda yazmaya devam edemedim.. Zaten DOT umun oyunları çıkmış. Bu Cuma "Shopping and Fu..ing" e gidiyorum. Bir neşe sardı içimi. Hayat da projeymiş değilmiş şu an ..ikimde değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hehehe dandik bir dengesizsin diyorsanız 1 i, yok canım normal diyorsanız 2 yi, de get diyorsanız 3 ü tuşlayın. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3354153495022054768?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3354153495022054768/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3354153495022054768' title='22 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3354153495022054768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3354153495022054768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/11/sevgi-bedel.html' title='Sevgi- Bedel'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Svk6avYnq5I/AAAAAAAAAlw/8OI05DJ-ejI/s72-c/Crimson_by_UnaObsesion.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>22</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2592756994287870251</id><published>2009-11-02T03:06:00.001-08:00</published><updated>2009-11-02T03:23:52.790-08:00</updated><title type='text'>Kısa.. Kısa..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Su7BO1f0wMI/AAAAAAAAAlo/9sKrWU7IAGE/s1600-h/vain_courtship_tadema.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399465463886692546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 327px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Su7BO1f0wMI/AAAAAAAAAlo/9sKrWU7IAGE/s400/vain_courtship_tadema.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Kış mevsimini günahım kadar sevmiyorum. Yağmuru da sevmiyorum. Bütün yağmur romantiklerine burdan "emin misiniz?" diyorum. Islanmayı sevmiyorum. Şemsiyemin ters dönmesini sevmiyorum, bereketse bereket, tarlaya yağsın baraja yağsın, seçici olsun. Yağmurda seçicilik istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- TNT de her gün 18,30' da "Kuzeyde Bir Yer" dizisi çıkıyor. "Kuzey Işıkları" adıyla. Ohh ne güzel oldu bulduğum. Neşeyle seyrettim. Nasıl severdim bu diziyi ben.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Terapistin önerisiyle yemekle olan ilgimi daha üretken bir şekle büründürerek çok yeme tehlikemi bertaraf ediyorum. Yemek yapıyorum yani yemek düşünmek ya da yemek yemek yerine. Yaptığım şeyi yiyorum tabii de aşırı yemiyorum. O aşırı istek gitmiş oluyor yaparken. Eskiler buna "kokusundan doymak" filan diyor. Bir bildikleri varmış. Çok işe yarıyor. Hafta sonu bir balık buğulama yaptım, parmaklarımı yedim. Maharetliymişim de maşallah. Bir de yemek programları filan izleyip not alıyorum. Görüntüden de doyuyorum, çok acaip. İnsan ilgilerini cidden daha yararlı mecralara kaydırabiliyormuş. Zayıf bir gurme olup çıkıcam böyle devam ederse. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- "I wanna do bad things with you". Durun kaçmayın bişey yapmycam şu True Blood dizisinin müziğinden bu sözler. İlgimi çekiyor bir türlü seyredemiyorum diziyi. Güzel gibi, vampir fetişimi doyurabilir ve fakat twilight gibi ergen bişiy çıkmasından korkuyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- "Lie to me" güzel, Tim Roth zaten sevdiğimiz hurmet gösterdiğimiz bir abimizdir. House kadar olamaz ama. O bir tane. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ay boş boş şeyler yazdım sanki, eh hayat boş demiştim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir şiir attıralım bari:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sen kaçan ürkek bir ceylansın dağda&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ben peşine düşmüş bir canavarım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;istersen dünyayı çağır imdada&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sen varsın dünyada birde ben varım&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;seni korkutacak geçtiğin yollar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;arkandan gelecek hep ayak sesim&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sarıp vücudunu belirsiz kollaren&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;seni yakacak ateş nefesim&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kimsesiz odanda kış geceleri&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;için ürperdiği demler beni an&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;deki odur sarsan pencereleri;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;deki rüzgar değil odur haykıran&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;göğsümden havaya kattığım zehir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;solduracak bir gül gibi ömrünü&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kaçıp dolaşsan da sen şehir şehir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bana kalacaksın yine son günü&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ölürsün kapanır yollar geriye&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ben mezarla sırdaş olur beklerim&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;varılmaz hayale işaret diye&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;toprağında bir taş olur beklerim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Necip Fazıl' dan "Bekleyen" şiiri. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bekleyenim olsa da razıyım kavuşmasam. Efkarlıyım a.q. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2592756994287870251?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2592756994287870251/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2592756994287870251' title='40 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2592756994287870251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2592756994287870251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/11/ksa-ksa.html' title='Kısa.. Kısa..'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Su7BO1f0wMI/AAAAAAAAAlo/9sKrWU7IAGE/s72-c/vain_courtship_tadema.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>40</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7936449002131713879</id><published>2009-10-27T08:03:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T08:14:21.056-07:00</updated><title type='text'>Şimdi ne olacak?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SucOKVYd2uI/AAAAAAAAAlg/MBtRaPD0yHs/s1600-h/untitled2.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397298249128073954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SucOKVYd2uI/AAAAAAAAAlg/MBtRaPD0yHs/s400/untitled2.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Garibim. Pek iyi değilim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatım değişti o kesin, daha doğrusu gözlerim açıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu yemek bağımlılığı ile ilgili. Bu sır değil, uzuuun bir süredir yemek bağımlısıyım ben. Şık olsun diye böyle demiyorum. Gönül rahatlığı ile de tabu kelimeyi kullanabilirim. "ŞİŞMANIM". Büyük harfle şişman. :) Ama yemek bağımlısı diyorum özellikle, vurgulamak istiyorum çünkü. Çoğu insan çok yemenin bir bağımlılık olduğunu, sigaradan, uyuşturucudan farklı olmadığını bilmiyor. Yani sigara bağımlıları daha fazla saygı görür şişmanlardan, hele uyuşturucu bağımlıları daha bir el üstünde tutulur. Daha romantik ve mağdur kahramanlar gibi görülür. İnsanlar sempatili acıma duyarlar bu tip bağımlılıklara. Ama şişmanlara sempatili acıma değil, nefret acıması gösterilir genelde. Bir sürü insanda var bu. Söylem de şöyle birşey: "Boğazını tut be, yani bu kadar mı zor bir boğazı tutmak." Zor a.q. Bildiğin herhangi bir bağımlılıktan vazgeçmek ne kadar zorsa bundan da o kadar zor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse konumuz bu değil. Sadece bağımlılık olduğunu vurgulayıp geçicem.İşte son zamanlarda normal yiyorum ben. Zayıflıyorum da. İnşallah sonuna kadar da gidicem çünkü ..öt korkusu kolay değil. Belim incinip de zor hareket ettiğimde artık fazla yemek yemek diye bir opsiyonum da kalktı. Kaldırdım yani. Yok artık öyle birşey. Fazla zorlanmadım da. Zaten az&lt;br /&gt;yemiyorum. Sadece eski yediğim gibi yemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eski yeme biçimimi de kısaca tarif edeyim. İşten eve dönerken, bakkaldan çekirdek (bitirmesi uzun sürüyor diye), pop kek, eti negro, bazen Nutella ve bitmişse mısır gevreği ile süt alınır. Bazen de bunların yanına cips ve kola. Eve gelince önce telaşla Dominos aranır ve bir ortaboy İtalyan Pizza ile Chicken Wedges sipariş edilir. Onlar gelene kadar boş kalmamak için, cips veya mısır gevreği ile süt atıştırılır. Aynı anda birşeyler seyredilir. Sonra pizza ve tavuk gelir. Önce tavuk bitirilir arada bir çikolata molası verilir. Pop Kek filan yenir. tatlı sevdiğimden değil, cidden çok düşkün değilim, bu hareketin sebebi pizzanın lezzetinin tatlıdan sonra keskinleşmesidir. Sonra Pizza yenir arada aynı amaçla tatlı molaları verilir. Bittiğinde tatsızlık, ağırlık ve suçluluk duygusu çöker. Haz kısmı en fazla 10 dakikadır. Daha fazla değil. Ağırlığa az derman olsun diye nefret edilen Kola içilir. Cidden kola sevmem. Ama burda amaç sevilen birşeyi yemekten çok bu ritüeli sürdürmektir zaten. Belki pizza bile sevmiyorum ama bunu anlayabilecek bilinç&lt;br /&gt;düzeyinde değilim o sıra. Sonra çekirdek yenir. Onun esprisi, mide şişken de yenebilmesi ve uzun sürmesidir. Olay devamlı yenecek birşeyin bulunması ile ilgili. Tam anlamıyla bir tören-şölen-ritüel tarzı birşey bu. Ayrıca inanılmaz birşey yaa. Şu hale bak. Ve yalnız olmalı insan bunu&lt;br /&gt;yaparken, yalnızlık gerekiyor bunun için. O yüzden bazen annem, ablam bende iken kendimi çok kötü hissettiğimi biliyorum. Gitsinler de kendi dirty little dünyama geri döneyim diye. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yaşamayan bunu bilemez. Anlayamaz da. En iyi niyetli reaksiyon bile, "ooo abicim dünyayı yemişin, keyif sendeymiş" filan gibi bir reaksiyon olur. Bunun zevkle, keyifle hatta yemekle ilgisi yok. Damak tadı ile de. Dediğim gibi haz en fazla 10 dakika.Nasıl anlatmalı bilmem. En iyisi boşvereyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi ne yapıyorum? Basit. Sabahları bol peynir, iki dilim ekmek, az zaytin ve bol domates- salatalık- biber yiyorum. Öğlenleri bir tabak çorba ve ana yemek, bir dilim ekmek, akşam da öğlenin aynısı. Mümkünse bir öğün sebze bir öğün protein yiyorum. Olmazsa sebzeye biraz peynir koyuyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hepsi bu. Ve elbette zayıflıyorum. Zor mu? Elbette zor. Ama belimin korkusu onu bastırdığından sanırım ve bir de belim ilk başlarda çok kötüyken bu yemek işini düşünüp döktüğüm&lt;br /&gt;gözyaşlarından olsa gerek, çok da zorlanmadan ritüelimden ayrı kalabiliyorum. Şimdi eski tarz imkansız geliyor hatta. Birşeyler değişiyor işte. Bazen kötü birşey yol açıyor buna ama sonucu olumlu oluyor filan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama bu bir başarı öyküsü değil, biraz daha hüzünlü bir öykü. Ben bu bağımlılığım gidince birden "boş" yaşamımla karşılaştım. Önceden kafamı devamlı meşgul eden "yemek" kavramı vardı. Ve bu bağımlılık yüzünden hayatımın zorlaştığını, pek dertli olduğumu, bu olmasaydı hayatımın nasıl da güzel olacağını filan düşünüyordum. Sonra eşitlikten yemekleri çıkardık ve voila, hayatım bildiğin boş, boktan bir hayatmış len. Bağımlılığın olmaması beni hayatımla yüzleştirdi. Gördüğümü beğenmedim. Hele bu aralar hep mesaide olduğumdan baktım hayatım şöyle birşey: Sabah aynı saatte kalk, egzersizlerini yap, kahvaltını yap çık. Eve akşam geç saatte lanet ederek dön, bir yandan da acılar içinde ol, (çok oturunca belim acıyor) sonra abuk gubuk şeyler seyret, sevgilini ara, uyumamaya çabala, sonunda uyu. Böyleymiş benim hayat. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi "eee sen ne sanıyordun ki ya..aam" diyebilirsiniz. Ama ben bunun acısını pek hissetmiyordum kii, benim yemeklerim, yemeğe özgü acılarım vardı, onlar gidince mutlu olcaktım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Anlatabildim mi emin değilim. Çok kötüyüm şu an. Yemeğin yapamasam da bir çaresi vardı, bunun yok. Çok garibim. Gece deli gibi ağladım. Durduramadım kendimi. Off anlatamıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7936449002131713879?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7936449002131713879/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7936449002131713879' title='16 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7936449002131713879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7936449002131713879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/10/simdi-ne-olacak.html' title='Şimdi ne olacak?'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SucOKVYd2uI/AAAAAAAAAlg/MBtRaPD0yHs/s72-c/untitled2.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2223710355118736621</id><published>2009-10-19T07:18:00.000-07:00</published><updated>2009-10-19T07:23:55.243-07:00</updated><title type='text'>Sıkıldım.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Stx2UbDrQSI/AAAAAAAAAk0/aP8lCWHL3Ko/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394316546915647778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Stx2UbDrQSI/AAAAAAAAAk0/aP8lCWHL3Ko/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Belim iyi, maşallah, soranlara teşekkürler. İlk iş günleri çok kötüydü ama, gece eve geldiğimde ağlıyordum acımdam. Of neyse ki iyi şimdi. Allah kimseye vermesin, çok pisti çok. Bir de insanda "hiç iyileşemeyecek miyim lan ben?" psikolojisi uyanıyor, o fena. Neyse iyice geçsin gitsin inşallah.Amma inşallah maşallah dedim haa, Allah kıs kıs gülüyordur bana.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Sevgilime gıcık oluyorum. Böyle klasik ve karikatürize bir kadın haline gelmiş olmak istemiyorum ama beni benim aradığımdan daha az aradığı hissiyatındayım. Arada ufalıyorum adamcağızı. Yakın bir arkadaşım, erkeklerin hep öyle olduğunu, bu sevmediklerini göstermediğini filan söyledi. Ama bana neee? Bana ne? Ben göstersin istiyorum, o kadar. Aklıma gelen herşeyi hiç filtresiz söylediğim için sevgilim de bu durumun fazlasıyla farkında ama ben agresifleştikçe o da inat ediyor, birazcık "trouble in paradise" durumu. Neyse bakalım. Uzlaşmacı filan olamam, pasif agresif de olmam, "he canım, oldu canım" deyip içimde negatif hisler de besleyemem. Barut gibiyim yaa, karşıma çıksa direk yumrukluycam. Biraz da görememekten oluyor aslında. Off off bir make up sex bile yapamıyoruz ya, ben daha ne diyim. Şimdi böyle deyince de "haha sevişmemek sinir yapmış" diyenler çıkar belki. Şimdiden o diyenlerin taaaa.... Önlemimi alayım, neme lazım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Şu keywordlerle bloguma gelenler hakkında hiç yazmadım ama iki tane örnek beni çok güldürdü. Onları yazmak istiyorum.Biri "ben de varım pornoya" diyerek gelmiş bloga. Yürü be diyorum kendisine, kim tutar seni. Yani çok çocuksu ve coşkulu geldi bana. Bir de "mariya hi diye çıldıran adamı dinle" var. Heheheh kimdi o adam sahiden, ben de bilmiyorum, ama şarkıyı anladım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Sıkıldım ben aslında. Genel anlamda. Hastalıktan "Filmekimi" ni de kaçırdık. Çok oturmuyum dediğim için sinemaya gidemiyorum. Uzun süre o perdeyi görememek bende çok pis sinir yapıyor. Gerçekten bağımlılık gibi. İstiyoruum, istiyoruum. Bir sürü istediğim film var. Haneke' nin son filmi, Park Chan Wook' un son filmi, Zeki Demirkubuz' un "Kıskançlık" filmi, "Up".. Daha bir sürü aklıma gelmeyen film. "Çağan Irmak, "Mustafa hakkında herşey" ayarında film yapmış" diyenler var, "Karanlıktakiler" i de merak ediyorum. Hufff.. House da başlamadı. Hayat damarlarından biri kopmuş Türkiye gibiyim dostlarım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Böyleyken böyle. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2223710355118736621?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2223710355118736621/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2223710355118736621' title='37 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2223710355118736621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2223710355118736621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/10/skldm.html' title='Sıkıldım.'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Stx2UbDrQSI/AAAAAAAAAk0/aP8lCWHL3Ko/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>37</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7647095238299318377</id><published>2009-10-12T05:18:00.000-07:00</published><updated>2009-10-12T05:38:59.476-07:00</updated><title type='text'>Bel Açılımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/StMi_GuS1zI/AAAAAAAAAks/GHJ9ZXnPpCo/s1600-h/bel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391691646424504114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 343px; CURSOR: hand; HEIGHT: 257px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/StMi_GuS1zI/AAAAAAAAAks/GHJ9ZXnPpCo/s400/bel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu blog dünyası da pek vefasız yahuu.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Belimi kırdım yatıyorum kimsenin haberi yok. Hehehe kırmadım tabii de incittim. Diskimi yırttım. Yırtarım diskleri, omurgalara sığmam taşarım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ev işi yapıyordum aslında, sanırım kendimi fazla zorladım, uzun süre oturmadan sildim süpürdüm, eğildim kalktım vb vb. Sonunda bir kez eğildiğimde kalkmam biraz acılı oldu. Geçer sandım geçmedi. Yatakta bir yanımdan diğerine bile zor dönüyordum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ertesi gün doktora gittim. Muayene etti sonra MR a gönderdi beni. MR iğrenç birşeymiş, tabut gibi. Hep 12 Eylül' de tabutluklara konanları düşündüm, bir de izafiyet teorisini. O sıkışık yerde ne kadar durduğumla ilgili bir fikrim yok ama bana çok uzuuun geldi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse efenim MR ın sonucuna göre diskim yırtılmış benim, bel fıtığı başlangıcı gibi birşey. Kadın bel fıtığını 1 den 4 e sıralarsak (4 en kötü) sizinki 1' de, cerrahi müdahaleye gerek yok. İlerlememesi için dikkat edeceksiniz dedi. Fizik tedaviye başlattı ve iki haftada rapor aldım. Oturmak kötü çünkü, yatmak lazım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ağladım doğal olarak. Hem neden başıma bu geldi diye hem de kiloma dikkat etseydim, bu kadar zorlanmaya diskim kırılmazdı duygusundan. Yani belcağızın yükü zaten ağır bir de zorluyorum. Yükü daha az olsaydı bu olmazdı diye düşündüm. Benim suçum dedim. İnsanın sağlığı bozulunca "benim suçum ve telafi için yapacak birşeyim (kısa vadede) yok." demesi çok çok ağır bir duyguymuş. Yani trafik kazası geçirsem bunu hissetmezdim. (Amanın evlerden ırak)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de ağır olan başka şey "muhtaç olma" duygusuymuş. Yani kendi başına birşey yapamayınca paniğe kapılma. İlk kez oldu bu bana. Şöyle diyim çorabımı çok zor giyiyordum, acıdan gebererek. Bu da bana yaşamak için bir başkasına muhtaç olmanın nasıl birşey olduğunu şöyle kısacık hissettirdi. Of of off, çok ağırmış, çok fenaymış. Bu başkası "annem" oluyor tabii, hemen arayıp onu çağırdım. "Bir tek annem olsun, bana bişey olmaaz."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonra ağladım, gene ağladım, dönüp bir daha ağladım. İlk günler böyleydi, bir de çok ağrıdığından artık rahat hareket edemeyeceğimi, dans edemeyeceğimi, çocuk yapamayacağımı ve bakamayacağımı (nası usturuplu söyledim ama :)) hayatımın bittiğini filan düşünüyordum. Sevgilime 5 kez "istersen ayrılalım, bak gerçekten" filan dedim. O da beni azarlayıp içime kaçan "Hülya Koçyiğit" i ordan çıkarmaya çalıştı. Ama yerleşmiş yezit, neyse ki daha da ileri gidip "Ben seni hiç sevmedim aslında, hahaha oynadım senlen" diyerek gözyaşları ile kaçmadım. Kaçacak halim yoktu zaten :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonra geçti tabii, baktım yavaş yavaş iyileşiyorum, acısız yürüyorum filan, çok uzun süre geçmeden bitim kanlandı. "Yok leen, bana bişey olmaz, hobaa iyiyim" filan moduna girdim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Söylemeye gerek yok sanırım, artık az yiyorum, kilom yüzünden bir ..ok yediysem bari hamudu ile götürmeyim değil mi? Belin yükünü hafifletmek lazım. Bir de nasıl desem bunun bonusu olarak sevgilimin bana hayran hayran bakmasına bir katkıda bulunursa da bu iş, güzel olur. O hayran bakışa bayılıyorum da, daha fazlasını istiyorum. :) Oh baby. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada Amsterdam' da yediğim haltlar yüzünden çarpılmış da olabilirim, o da bir ihtimal. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse satırlarıma son verirken, elime, dilime, belime kuvvet diyorum ve Hacı Bektaşi Veli' yi mezarında şöyle bir döndürüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öperim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7647095238299318377?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7647095238299318377/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7647095238299318377' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7647095238299318377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7647095238299318377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/10/bel-aclm.html' title='Bel Açılımı'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/StMi_GuS1zI/AAAAAAAAAks/GHJ9ZXnPpCo/s72-c/bel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5844845818589126063</id><published>2009-09-24T11:29:00.000-07:00</published><updated>2009-09-24T11:40:54.827-07:00</updated><title type='text'>I Amsterdam</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sru9Kjy4MqI/AAAAAAAAAkk/L7zlq4VGfS8/s1600-h/the_apple_by_d_liliane.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385105768556540578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 348px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sru9Kjy4MqI/AAAAAAAAAkk/L7zlq4VGfS8/s400/the_apple_by_d_liliane.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Off off döndüm iştee.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çok güzeldi tatil. Nerden başlasam nasıl anlatsam gerçekten bilmiyorum. İyisi mi bodoslama dalayım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tatile yakın arkadaşlarımla çıktım, 7 kişiydik toplamda. Amsterdam' a gidiş için herkes havaalanına zamanında geldi, bir ben geç kaldım. Sonunda bagajsız sırasına girdim. Kadına da saf bir yüzle, "bununla uçağa binebilirim di mi" dedim bavulumu göstererek, kadın "yuhh artık" anlamına gelebilecek bir bakış attı. Yok dedi, büyük bu bavul, bunun üzerine bir çizmeli kedi bakışı attım, kadın da tamam tamam ben geçireyim sizin bavulu dedi. Yoksa kalacaktım havaalanında. Evlerden ırak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse kapağı attık uçağa, uzatmıyım Amsterdam' a geldik. (hızlı geçiş :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Valla ben şehri görür görmez sevdim. Bir kere insana bir genişlik hissi veriyor. Yollar geniş, araba yok, egzos yok, apartman yok, yani evler çok da, bildiğimiz manada çirkin apartman dairesi yok, evlerin hepsi çok güzel. Kanallar güzel, yeşillik bol, parklar güzel. İnsanlar güzel. Harbi güzeller ve çook bakımlılar. Bir tane kılıksız adam yok sokakta. Şımşıkır giyinmişler, bisikletlere kurulmuşlar. istisnasız herkes zayıf, herkes uzun. Direk komplekse kapıl, öl yani, o derece.. Heheheh abarttım biraz. Hemen birşey dikkatimi çekti, çok fazla aktif yaşlı var. Ve onlar da zayıf ve fitler. Sinir şeyler. Herkeste genel bir genişlik var. Böyle bir huzur bir düzen. Bizdeki kaos yok. Yani İstanbul' da kapını evinden dışarı attığın an seni içine alan bir "şey" vardır. Tam ad veremiyorum. Yani çıkar çıkmaz strese ve keşmekeşe, harekete çıkarsın. Burda o yok. İş günlerinde bile koşturmuyor tipler. Gerçekten gıcıklar. Zaten 4 te de mesaileri bitiyormuş, öğle de atla bisikletine o park senin bu coffe shop benim dolaş. O güzel kafayla da işe git filan. Ahhh direk dayaklıklar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse geçelim kıskançlığı. Gelelim neler yaptık neler ettik olayına. önce otele yerleştik elbette. Otelin yeri de çok güzeldi, merkeze yakın, yeşillikli, sevimli bir otel. Sonra da kendimizi sokaklara attık. Arkadaşlarımdan çoğu yani dördü, daha önce Amsterdam' a gelmişti, hatta bir kaç kez gelmişler o yüzden çok iyi biliyorlardı şehri. Onlar gezdirdiler sağolsunlar. Otel Leidseplein' da idi. Önce Leidseplein ' ı bir gezdik, peynirli mantarlı pancake yidim, pek güzeldi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ordan kalktık, arkadaşlarımdan 3 ü ile beraber bir coffee shop'a girdik. İşte oturduk, içiyoruz. Ben kısa bir süre sonra bir güzelleştim. Kikirdemeye filan başladım. Sonra arkadaşlarım beni uyardı, "Bak Talisman, çok ileri gitme, sonra Amsterdam' dan bir şey anlamazsın, hatırlamazsın bile, müzelere filan da gidemezsin" dediler. Ben bir diklendim. "Yook canıım, gidicem müzelere gezicem de" filan dedim. Tamam dediler, ilerleyen zamanda ben iyiden iyiye güzelleştim, sonra arkadaşım uyarısını tekrarladı, "Bak Talisman Amsterdam' dan birşey anlamayacaksın, dur" dedi, benim tepki zaman içinde şöyle değişti: "Eeehh sokarım lan Amsterdam' aaa" böyle dedim ve koptuk.. Zaten ota boka gülüyoruz. Neyse uzatmıyım sonunda ayıldım ben, hatta çikolata almaya bile gittim kii, bu iyi bir başarı o sırada. Sonrasında iyiden iyiye ayıldık. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dolaştık, yemek yedik, sonra meşhuur Red Light District' e gitmeye karar verdik. Gittik, çok bi numara yok orda. Bilinen kadınların vitrinde durma olayı biraz sarsıcı ama. İnsan tuhaf oluyor. Yani hepimiz kendimizi satıyoruz bir biçimde, beynimizi çoğu zaman ama yine de kendini bir mal olarak vitrine koymak? Biraz ağır geliyor. Bir de kızlar çook güzeller, al getir Türkiye' ye, dizilerde oynasın şöhret olsun anasını satiyim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arkadaşlarımın içinden biri, sevgili B. Amsterdam' ı avucunun içi gibi biliyor. Nerde ne yapılır, kucak dansı en iyi kız hangisidir ve kaç dakika danseder, nereye nasıl gidilir kısacası herşey ondan soruluyor. Hatta sevgili bir başka arkadaşım D.' nin deyimiyle, "Am demeden Amsterdam ı biliyor." :)) İşte o arkadaşım dolaştırdı bizi Red Light' ta. Sokakta genel olarak bir dekadans havası var. Ama buna rağmen hiçbir taşkınlık filan yok, gereksiz bir abazalık filan da yok. Batmıyor yani, öyle ilginç ki. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse sonra bir live show' a gittik. Live show' da çeşitli kızlarımız ve erkeklerimiz sahnede halvet olurken biz izliyoruz. Kulağa geldiği kadar "dirty, wicked" birşey değil. Şöyle izah edeyim, normal bir tiyatro gibi, yani mesela tek başına bir kadın olarak da gitsen sıkıntı çekmezsin, kadınlı erkekli bir izleyici kitlesi var. Asla rahatsız edilme durumu yok. Bizim iki film birden' ler gibi değil. Neyse biz girdiğimizde vajinası ile puro için bir ablamız gösteri yapıyordu. Sonra dediğim halvet olaylarını filan izledik. Çok acaip birşey söyliyim, seyredilen şey insanı zerre tahrik etmiyor. Yani bu "ay insan içindeyiz" filan sakınması da değil. Asla bir seksüel duygu uyandırmıyor. Yani inanması güç olabilir iki adım ötende birileri halvet olurken heyecanlanmamak ama yok işte. Olay tam olarak bir sportif gösteri gibi. Bir de onun da garip bir yönü var. Yani Roma' daki arenalar mantığında birşey aslında. Birilerini seviştir ve izle. Dekadans azizim. :) Ama eğlenceli. Kötü değil yani, no big deal. Dediğim gibi sıfır taşkınlık, sıfır rahatsız etme. Ordan da çıktık, zaten pilimiz de bitti. Az daha oturup direk yattık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Birinci bölümün sonu.. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;To be continued.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5844845818589126063?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5844845818589126063/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5844845818589126063' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5844845818589126063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5844845818589126063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/09/i-amsterdam.html' title='I Amsterdam'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sru9Kjy4MqI/AAAAAAAAAkk/L7zlq4VGfS8/s72-c/the_apple_by_d_liliane.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-6634720734948127998</id><published>2009-09-11T04:30:00.000-07:00</published><updated>2009-09-11T04:36:29.494-07:00</updated><title type='text'>Amsterdaam</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sqo2J6Jnm8I/AAAAAAAAAjg/VaY5Q2pC88s/s1600-h/Amsterdam2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380172248703802306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 270px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sqo2J6Jnm8I/AAAAAAAAAjg/VaY5Q2pC88s/s400/Amsterdam2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bayramda yolcuyum. Tüm gelenek göreneklerimizi ayaklar altına alarak, Amsterdam' a gidiyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha önce giden, gören, "aman şunu yapmadan dönme", "şunu yemeden dönersen aklın kalır" , "sakın şuraya gitme" diyen çıkacak olursa memnuniyetle dinlerim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öperim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-6634720734948127998?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/6634720734948127998/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=6634720734948127998' title='19 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/6634720734948127998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/6634720734948127998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/09/amsterdaam.html' title='Amsterdaam'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sqo2J6Jnm8I/AAAAAAAAAjg/VaY5Q2pC88s/s72-c/Amsterdam2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5663613761720713695</id><published>2009-09-03T07:36:00.000-07:00</published><updated>2009-09-03T07:42:50.392-07:00</updated><title type='text'>Oblomov</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sp_VthkfMCI/AAAAAAAAAjY/vWLBETG24es/s1600-h/hirka-resimleri-2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377251458185900066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 386px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sp_VthkfMCI/AAAAAAAAAjY/vWLBETG24es/s400/hirka-resimleri-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Yarım kalmış bir adam olduğunu, ruh güçlerinin gelişmekten geri kaldığını, hayatına bir ağırlığın çöktüğünü düşündükçe içi parçalanır. Başkalarının zengin, hareketli hayatını kıskanır, kendi hayatının yolunu ağır bir kaya parçasıyla tıkanmış, daracık, zavallı bir keçiyolu gibi görür. İçinde hiç uyanmadan kalmış, biraz kurcalanmış fakat hiçbiri sonuna kadar işlenmemiş bir çok yetenekler olduğunu acı duyarak sezmektedir. İçi yanarak anlar ki, onda gömülü kalmış iyi ve güzel birşeyler vardır. Belki çoktan ölmüş, ya da bir dağın derinliklerindeki altın gibi saklı kalmış olan bu hazine çoktan meydana çıkmış olmalıdır ama öyle derinlerde kalmış, üzerine öyle pislikler yığılmıştır ki… &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sanki dünyanın ve hayatın ona verdiği nimetleri birisi çalmış ve yine kendi ruhunun derinliklerinde bir yere gömüp bırakmıştır. Sanki bir güç onu hayat meydanına atılmaktan, iradesini ve zekasını alabildiğince açılıp harcanmaktan alıkoymaktadır. Sanki gizli bir düşman, daha yola çıkarken onu ağır eliyle yakalamış, insanlığın doğru yolundan uzaklara fırlatmıştır…" &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şu anda tam böyle hissediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Oblomov' un hırkası resimdeki gibi değildi büyük ihtimalle :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5663613761720713695?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5663613761720713695/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5663613761720713695' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5663613761720713695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5663613761720713695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/09/oblomov.html' title='Oblomov'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sp_VthkfMCI/AAAAAAAAAjY/vWLBETG24es/s72-c/hirka-resimleri-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3818764241608779201</id><published>2009-08-27T07:11:00.000-07:00</published><updated>2009-08-27T07:22:29.216-07:00</updated><title type='text'>Küçelere su serpmişem</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SpaWm189nSI/AAAAAAAAAjQ/Ec8x2YkTe9Q/s1600-h/Love_by_Dr4kon.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374648799375236386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SpaWm189nSI/AAAAAAAAAjQ/Ec8x2YkTe9Q/s400/Love_by_Dr4kon.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İş bu yazı, Passive Apathetic kardeşimin &lt;a href="http://passiveapathetic.blogspot.com/2009/08/gok-gibi-olu-kadar.html"&gt;şu&lt;/a&gt; yazısının üstüne "küçelere su serpmişem" türküsünü hatırlamam üzerine yazılmıştır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Biz küçükken yaz tatillerimiz köyde geçerdi. Öyle yaz tatilinde denize gidilsin, tatil köyü ayarlansın muhabbeti filan zinhar yoktu. Hem maddi güç bakımından hem de akla gelmeyen bir alternatif olduğundan.. Çünkü temelde köyle organik bir bağ vardı, şehire okumaya gidilinirdi. Eh okul yoksa da köye gider evinde otururdun, başka ne olacağıdı ki? Keyifliydi köyde olmak. Hem de gerçek anlamında keyif. Şimdi otu boku tanımlamak için şapşalca kullanılan bir kelime olarak keyif değil. Ben sıkılırdım gerçi ama bu köyün kabahati sayılmazdı. Kendimi bildim bileli sıkılırım ben. Köyde daha da sıkılırdım. Boyuna kitap okurdum. Evde deli bir kitap bolluğu vardı. Her çeşidinden. Ama ailem bundan pek memnun değildi. Kitap okumamdan değil de kitap okumak dışında hiçbirşey yapmamamdan muzdariptiler. Benim asosyal, garip bir mahluk olacağımı, hayatı bilmeyeceğimi filan düşünüyorlardı muhtemelen. Haklılardı da, gerçekten öyle oldum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tedbir olarak buzağıları verdiler bana. Onları otlatıyordum. Seviyordum buzağıları ama yine sıkılıyordum. Az da tembeldim üstünüze afiyet. Bunlar ahırdan çıkınca deli gibi olurlardı. Ömrü hayatımda gördüğüm en gerçek ve büyük coşku, bu hayvancıkların ahırdan çıktıklarında gösterdikleri coşkudur. Ele avuca sığmazlar ve cidden bu coşkuyu nasıl göstereceklerini bilemezler. Önce gözlerine bir deli bakış gelir sonra delice hoplarlar, çifte atarlar, bir oraya bir buraya koşarlar. Tamamen koşup gözden kaybolmamaları için senin de oraya buraya koşman, hayvanları belli bir sınır içinde tutman gerekir. Çünkü tutsaklıkları yıllanan inekler evlerini bilirler ve kuzu kuzu ahıra dönerler ama bu küçümenler henüz bir ahıra dönmeleri gerektiğinin bilincinde değillerdir. Tabii yapılan çok zalimce birşey de değil, kaybolurlarsa gene kendileri zarar görür. Ya açık bir tarlaya dalar, yemekten çatlarlar, (İneklerde doyma güdüsü yoktur, ölene kadar yerler, çok dikkatli olmak gerekir dolu tarlaya girmemeleri için.) ya da yiyecek bulamazlar açlıktan ölürler. Ya da bu benim savunmam, bilemiyorum :) Her neyse dediğim gibi, baya yorarlar insanı, ben de tembel olduğumdan bu dana olayı da gererdi beni.Genel bir sıkıntı içinde dolanırdım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sıkıntı içinde çok mutlu olduğum bir saat vardı ama. Her gün akşam, daha ortalık tam serinlememişken, köyde herkes kapısının önüne çıkardı. Ve kapının önünü sulardık. Allahım nasıl güzel kokardı toprak. Toz yatışırdı, sanki yaz sıcağı tüm gün üstüne binmiş te, o toprak sulandığı anda üstünden inmiş gibi olurdu. Mükemmel bir dinginlik. Herkes hafif sırıtır, kapının önünde muhabbetler başlar. Bazen çay eşlik eder, çoğu zaman da çekirdek yenir. Çocuklar gene yukarda anlatılan buzağılar misali koşturur. Herkesin üstüne bir huzur gelir. Toprak az kurumayagörsün, hemen suyu dayarsın tekrar, toprak kokusu düzenli aralıklarla yükselir. Taa ki hava kararana dek. Hava kararmadan hemen önce de inekler otlaktan gelir zaten. Koşturmaca gene başlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de güzel bir Azeri türkü vardır. Ezginin Günlüğü' nün açık ara en iyi albümü "Alagözlü Yar" da vardır. "Beş katlı evin altıncı katı" isimli güzel bir Azeri romanında da geçer bu türkü: "Küçelere su serpmişem" &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Küçe sokak demektir ve ben bu türküyü her dinleyişimde, bu kapı önü sulama ritüelimizi hatırlarım, burnumun direği sızlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Şöyle gider türkü:&lt;br /&gt;küçelere su serpmişem &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yar gelende toz olmasın &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;eyle gelsin eyle gitsin &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;aramızda söz olmasın &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;samavara od salmışam &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;istekana gend salmışam &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bir haftadır tek galmışam&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ne ezizdir yarim canım &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;piyaleler ıraftadır &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;her biri bir taraftadır &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;görmemişem bir haftadır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ne ezizdir yarim canım&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğin, sen geldiğinde toz olmasın diye sokaklara su serpiyor. Ben burda susarım, daha da konuşmam.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3818764241608779201?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3818764241608779201/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3818764241608779201' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3818764241608779201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3818764241608779201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/08/kucelere-su-serpmisem.html' title='Küçelere su serpmişem'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SpaWm189nSI/AAAAAAAAAjQ/Ec8x2YkTe9Q/s72-c/Love_by_Dr4kon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2622626280390200556</id><published>2009-08-21T06:54:00.000-07:00</published><updated>2009-08-21T07:04:25.655-07:00</updated><title type='text'>Carrie</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/So6oo-ulNAI/AAAAAAAAAjI/J3cqlYccflA/s1600-h/Carrie43.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372416827486188546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 266px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/So6oo-ulNAI/AAAAAAAAAjI/J3cqlYccflA/s400/Carrie43.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir kaç gün önce moralim çok bozuktu, nedeni belirsiz pis sıkıntılardan. Eve geldim. Kendimi teselli edecek birşeyler aradım. Kitaplara baktım çünkü teselli olmak için sevdikleri ile konuşan bir tip değilim. Bahsetmişimdir, canım sıkkınken çok yabanıl bir hal alırım, kendi kendime kalmak isterim. Ama kitapların arkadaşlığına da hayır demem. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ufak kitaplığıma baktım, tüm bir rafı kaplayan Stephen King' lere ilişti gözüm. Tamam dedim, ilacım bu benim. İçim böylesi yıkıcı bir hisle doluyken, baştan aşağı yıkıcı şeylerin anlatıldığı bir kitap, çivinin çiviyi sökmesi gibi benim içimdeki negatifliği alır dedim. Aslında bundan da ziyade insanın bir aynaya, yankıya ihtiyaç duyması gibi birşey bu. Bu da benim kendimi ifade ediş biçimim. Kime? Belki kendime. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse baktım ve en çarpıcılarından birini seçtim. Hikayenin başladığı kitap. Stephen King hikayesinin. 27 yaşındayken yazdığı ilk romanı: Carrie. Bu roman, en iyi romanı değildir, dili iyi değildir, en korkuncu değildir. Peki neden çarpıcıdır? Çünkü çok çok ilkeldir. Direk en temel güdümüzü hedef alır.&lt;br /&gt;Romanın başrolünde Carrie yoktur aslında. Başroldeki şey kandır. Türlü çeşit kan. Yardımcı oyuncu da kadınlıktır. Kan ve kadınlık. Bu romanın özeti budur benim için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilmeyenler için konusunu kısaca anlatayım: Carrie, telekinetik güçleri olan (nesneleri dokunmadan hareket ettirebilme) , olağanüstü dindar, bağnaz annesi ile yaşayan bir ergen. Carrie okulda bir alay konusu çünkü sarsak ve bakımsız. Annesine göre herşey günah olduğu için, giysileri normal çocuklarınki gibi değil, yine annesi ona toplum içinde davranışlarla ilgili hiçbir şey öğretmediği için çok çekingen. Her fırsatta alay ediliyor, gülünüyor.&lt;br /&gt;Okulu beden eğitimi dersi için kullanılan duşunda ilk kez adet görüyor fakat annesi ona adet kanamasını da anlatmadığı için öleceğini sanarak ağlamaya başlıyor. Diğer kızlar bunun üzerine Carrie ile alay etmeyi abartıyorlar. Üstüne pamuklar, tamponlar atıyorlar, delirmiş gibiler. Carrie' yi beden eğitimi öğretmeni kurtarıyor. Sonradan bu durumu tekrar değerlendirip pişman olan kızlardan biri, erkek arkadaşından Carrie yi meşhur yıl sonu balosuna davet etmesini istiyor. Ama Carrie' den nefret eden diğer bir kızın da baloda Carrie için hazırladığı bazı kötü süprizler var. Gerisini anlatmayayım. Ama balodaki bu kötü süpriz Carrie' nin telekinetik güçlerinin korkunç boyutlarını gösteriyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdii kanın ve kadınlığın başrolde olmasını analiz edebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Roman zaten adet kanı ile başlıyor. Normalde hemen pedle , tamponla kontrol altına alınan ve herkesten gizlenen adet kanı, duşta herkesin gözü önünde kontrolsüzce akıyor. Bunu gören kızlar deliriyorlar, toplumsal öğretilerle baskıladıkları ilkel benlikleri kanı görünce ortaya çıkıyor. Ve ilkeller gibi kanın sahibine saldırıyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annesi Carrie' ye hiç bir zaman kadın olmayı öğretmemiş. Adet kanını bile bilmiyor. Annesi göğüslerine "kirliyastıklar" diyor. Bol elbiseler giydiriyor. Kızının cinsiyetini tamamen yadsıyor. Ama buna doğa izin vermiyor. Carrie' nin adet kanı onun kadınlığının mecburi nişanesi. Yani Carrie' nin kadın olduğunu kendisi de annesi de ne kadar yadsırsa yadsısın, Carrie bir kadın. Bu bir lanet gibi algılanıyor annesi tarafından. Tüm olayları dönüm noktası da bu. Carrie' ye kadınlık yaramıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arada flashback lerle annesinin kendi gençliğinde kendi kadınlığı ile nasıl mücadele ettiği ve mağlubiyetini görüyoruz. Annesi Carrie' nin doğumuna sevinemiyor çünkü çocuk doğurması da kendisinin kadın olduğunun silinemez kanıtı. Bundan hoşlanmıyor. Çocuk kadın için "düzüştüğünün" göstergesi ve evli olsun olmasın, bu gerçek kadına utanç veriyor. Anne püriten ahlak anlayışının abartılı bir figürü. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annenin Carrie' yi evde doğurduğunu görüyoruz. Utancını kimseye göstermek istemiyor. Çığlıkları üzerine evine girenler anneyi kanlar içinde buluyorlar, göbek bağını da kadın kesmiş. Doğum olayı da bol kanla resmediliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Carrie annesinden farklı, o kadınlığı ile barışmaya kararlı. Bu nedenle kendisini baloya davet eden çocuğun sadece acıma ile bu teklifi yaptığını bilse de kabul ediyor. Çünkü insan içine kadın kimliği ile çıkmaya kararlı. Annesini de korkutan telekinetik gücünden çok bu kadınlık ile barışma olayı. Kızını bu kadın olma halinden korumak için akla gelmeyecek şeyler yapmış biri o. Romandaki ifadeyle "Kara Adam" ı yenen, içinden çıkaran yine o. Kızının&lt;br /&gt;çabaları onu dehşete düşürüyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Carrie baloya kendi diktiği güzel bir elbise ve yakışıklı bir kavalye ile gidiyor. Roman klasik, çirkin ve gözlüklü kızın bir kuğuya dönüşerek mutlu sonla hikayesini sonlandıracak gibi akarken birden devreye yine kan giriyor. Hem de bol bol kan. (burada ayrıntı vermeyim spoiler olmasın) Kanın tekrar sahne almasıyla insanlar yeniden ilkelleşiyor. Bu ilkelliğe Carrie' nin tepkisi ile tam anlamıyla küçük bir kıyamet yaratma oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında Carrie romanı tam anlamıyla bir porno. Şiddet ve kan pornosu, en hardcore' undan. O yüzden de süper bir roman değil, biraz seviyesiz açıkçası. Ama zevkli. İnsanın moraline iyi gelmesinin de sebebi bıraz bu. En ilkel formuna dön azıcık ve azıcık rahatla. Tabii abartma, toplumsal kimliğine de çok geçmeden geri dön. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben nitekim romanı tekrar bir çırpıda okuduktan sonra kitabı annemin kucağına atarak, "romanda kız annesini öldürüyo hehehe" şeklinde gülerek toplumsal kimliğime geri döndüm. Annem de "bıktım sizden de bu manyak adamdan da" diyerek tepkisini ortaya koydu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uyum içindeydik..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2622626280390200556?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2622626280390200556/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2622626280390200556' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2622626280390200556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2622626280390200556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/08/carrie.html' title='Carrie'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/So6oo-ulNAI/AAAAAAAAAjI/J3cqlYccflA/s72-c/Carrie43.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8973561349909222483</id><published>2009-08-12T06:43:00.000-07:00</published><updated>2009-08-12T07:01:33.889-07:00</updated><title type='text'>Ah efendim</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SoLLJAeI-EI/AAAAAAAAAjA/O1DOvVhtJK0/s1600-h/295645_f520.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369077061384730690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SoLLJAeI-EI/AAAAAAAAAjA/O1DOvVhtJK0/s400/295645_f520.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ah efendim&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;önemi yok halimin&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;seyredem hayret ile şu alemi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ne bilinir kıymet ne kıyamet&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;allaha emanet ne gelir elden&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ne sahibim bu yerde ne kiracı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sadece bir ömürlük misafirim ben&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben büyüyünce Erkan Oğur olmak istiyorum. Gene getirdi koydu o yaşı gözüme, ne düşer ne kurur. Nasıl bir nefestir bu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir gün arkadaşlarla beraber Büyükada' da bir konsere gittik. Erkan Oğur ve İsmail Hakkı 'nın konseri. Aya Yorgi vardır ya, oraya çıktık. Güneş batıyordu, konsere gelen insan sayısı azdı, sahne filan yoktu. Sanki evimizin bahçesine gelmişler bir grup dosta konser veriyorlar gibi bir hava. Manzara muhteşem, müzik muhteşem. Herşey öyle güzeldi ki. Çoktandır dinliyordum onları ama canlı dinlemeye bayıldım. Bir kere öyle huzurlu herifler ki. Hele Erkan Oğur. Aşmış gitmiş. Usul usul konuşuyor şarkı aralarında, telaşsız acelesiz, sanki tüm dünyanın tüm zamanı onun gibi. Zamana güveniyor adam. Onu bekleyeceğinden emin. Mutlu bir de. Ama öyle debdebeli, şaşaalı bir mutluluk da değil, sakin, yetinen bir mutluluk. Çok sahici. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erkan Oğur' la arkadaş filan olmak değil, o olmak isterdim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi abuk subuk bir iş yaparken "Bir ömürlük misafir" gene beni aldı götürdü. Yolculuktan biraz sersem ama mutluyum :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Resim ne alaka bu yazıya bu resim olur mu derseniz, saçımı böyle kestircem, herkes bilsin istedim. Bob cut' mış bu, hadi Allah utandırmasın ne diyelim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8973561349909222483?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8973561349909222483/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8973561349909222483' title='19 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8973561349909222483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8973561349909222483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/08/ah-efendim.html' title='Ah efendim'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SoLLJAeI-EI/AAAAAAAAAjA/O1DOvVhtJK0/s72-c/295645_f520.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-6983983339208172242</id><published>2009-08-10T04:27:00.000-07:00</published><updated>2009-08-10T04:38:42.866-07:00</updated><title type='text'>Ordan, burdan</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SoAGgSTLV7I/AAAAAAAAAi4/BDskIX64j_8/s1600-h/Hugh_Jackman.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5368297907563485106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SoAGgSTLV7I/AAAAAAAAAi4/BDskIX64j_8/s400/Hugh_Jackman.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;--- "Seni o kadar çok sevdim ki" filmini seyrettim. Başta çok güzel başladı. "Oğlunu öldürmek gibi korkunç bir suç işleyen biri ile de empati kurulabiliyor mu yoksa len?" gibi ilginç bir soruyu sordurmayı başardı. Ama cevap o kadar basmakalıp ve insanları rahatlatmaya yönelikti ki, sonu tüm tadı alıp götürdü. Cevap şuymuş: " Ama o oğlunu, oğlunun iyiliği için öldürmüş akıllım, yani canavar değil azizeymiş. Şimdi huzurlu hayatına geri dön, korkulacak birşey yok, hala canavarlar ve azizeler var. İkisinin arasının kafanı karıştırmasına izin verme." Oldu. Peki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- Nazlıcan' ın bana ettiğini gördünüz mü? :) Bir kaç post önce kızı kurban olarak kurarak bir post yazmıştım fakat kız mini boy bir "Hürrem Sultan" çıktı. Halis Toprak' ın kötü anlaşmaya imza atmış zevcesinden bahsediyorum. O iştah ve hırsla 71 yaşında biri ile evlen, ertesi haftası adamın donuna kadar alsınlar. İlahi adalet deyip ellerimi ovuşturacak değilim, olay trajikomik bir vodvile dönüştü. Daha fazla deşmek yakışmaz insana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- Yeğenime hastayım, o da Cevahir' e hasta. ben ne kadar Cevahir Alışveriş Merkezi' nden nefret ediyorsam o da o kadar oradaki oyun parkını seviyor. Oyun parkının adı "Atlantis". Şöyle bir diyalog geçti aramızda:&lt;br /&gt;- Teyze, Atlantis nedir?&lt;br /&gt;- Atlantis kayıp bir kıta tatlım.&lt;br /&gt;- Kayıp kıta ne demek?&lt;br /&gt;- Yani , eskiden Atlantis diye bir kıta varmış ama sonra batmış ve kalıntıları da bulunamamış. Kayıp kıta deniyor o yüzden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün:&lt;br /&gt;- Teyzeee, ben neden Atlantis adını verdiklerini buldum oraya.&lt;br /&gt;- Neden?&lt;br /&gt;- Yani "Atlantis sadece Cevahir' de var, başka yerde kırıntısını bile bulamazsınız burdaki eğlencenin" demek istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deli gibi güldüm ben buna, en tatlısı da kalıntıların kırıntı olması :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- Güzel şeyler istiyorum hayatımda. Yani genel hatlarında birşey yok zaten de, ayrıntılar son günlerde biraz kısır. Güzel kitaplar, güzel filmler, güzel müzikler, güzel görüntüler, güzel kokular istiyorum. Daha önce bu konularda daha çok beslenebildiğim bir çevrem vardı, artık yok. Beni besleyin lütfen.  Güzel şeyler bulsun vuku.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- Beslenmek dedim de aklıma geldi, kilolu insanlara tavsiyem var, eğer size kilo ile ilgili laf eden kişi sigara içiyorsa hemen "sen neden sigara içiyorsun o zaman?" diye sorun, biliyorum biraz ortaokul kafa yapısı ama işe yarıyor, sizi rahat bırakıyorlar. İradesizliğin görünür olması ve daha zor görünür olması ile ilgili bir durum bu. Ortaokuldan ilkokul seviyesine inme pahasına, "yemek yemek uyuşturucu gibi birşey, isterseniz eroine başlıyım, o zayıflatıyor, hem de aynı mantık" deyin. Tam bir sessizlik elde ediyorsunuz. Biraz çocuksu ve gülünç ama ne yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---Böyleyken böyle, hişş cidden besleyin beni yaa, kitap, müzik birşey tavsiye edin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Hugh Jackman gelip de "ee benim fotoyu niye koydun, alakasız yere?" derse cevabım şu olur:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/?t=you+re+gorgeous"&gt;Because you're gorgeous&lt;/a&gt;". &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-6983983339208172242?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/6983983339208172242/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=6983983339208172242' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/6983983339208172242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/6983983339208172242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/08/ordan-burdan.html' title='Ordan, burdan'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SoAGgSTLV7I/AAAAAAAAAi4/BDskIX64j_8/s72-c/Hugh_Jackman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-1036251471685632397</id><published>2009-08-05T03:42:00.000-07:00</published><updated>2009-08-05T03:54:35.262-07:00</updated><title type='text'>Anti Depreş</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Snliu5uWAhI/AAAAAAAAAiw/PCc_cPEMdCQ/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5366428988897362450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 299px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Snliu5uWAhI/AAAAAAAAAiw/PCc_cPEMdCQ/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir süredir anti depresan kullanıyorum ben. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi benim derdim obsessive compulsive lik. Böyle havalı durduğuna bakmayın gayet paçoz bir şey. Özeti şu, beynin o sırada aklına takılan şeyin peşinden bokunu çıkarana kadar gidiyor. Yani takıldın mı takılıyorsun. Ne bileyim mesela yemek takıntın varsa (ki benim var) 24 saat yemek düşünüyorsun, yesen de yemesen de. Yani yemeyi de düşünebilirsin yememeyi de, ama aklında oluyor hep. Ya da mesela birşey yapmaya başlıyorsun diyelim dizi izliyorsun, bokunu çıkarana kadar aynı şeyi izliyorsun. Aklı başında insanlar diziyi bırakıp 12 de yatıyorsa sen 5 te yatıyorsun ertesi gün işin varken. Yani bunu herkes dönem dönem yapar ama sen abartıyorsun bu işi. Ya da mesela odanı bir dağıtıyorsun, yaşanmaz hale gelene kadar toplamıyorsun. Efenime söyliyim hatta tuvalete giriyor, 1 saat çıkmıyorsun filan. Yani şöyle düşünün herkesin bazen yaptığı aşırılıklar vardır, obsessive in sorunu bu aşırılıklardan dönmeyi bir türlü becerememesidir. Yani obsesifin "anam ben naapıyorum, dur toparlanalım" deme süresi normal bir insanın bunu farketme süresinin 5 katı filandır. Böyle de bilimselim. :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte anti depresan burda devreye girer. Benim kullandığım cins anti depreş tamamen insanı törpülemeye yarayan bir cins. Yani senin aşırılıklarını törpüler, bişeye çok takılmanı önler bir alet. Ama kendisi duygu ayrımı yapmıyor mesela arada cinsel isteği filan da biçen bir ilaç :) Ama öyle zombi filan da yapmıyor. Makul saatlerde uyumanı, daha normal olmanı ve çok takılmamanı sağlıyor. Faydalı bir eser. Çünkü senin dengeleyemediğin enerji dağılımını , o dengeliyor. Yani takıldığın şeylere acaip enerji vermeni ve hayatındaki hayati şeylere enerji kalmaması olayını engelliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben tedavi sürecinde ilacı bıraktım. Yani bir süredir ilaç almıyorum ve etkilerini hissediyorum. Ne gibi etkiler?&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mesela sanal dünyada fazla vakit geçirmek gibi etkiler. Şimdi bu yazıyı bloguma yazdığım için biraz ironik gelebilir yazdığım şey ama öyle değil. Bloguma yazı yazmamı aşırı bulmuyorum. Ama verimsiz bir şekilde beni sinir edecek olan şeyleri özellikle bulup okuma gibi bir huyum var. Yani nasıl anlatsam bir ayar verme merakı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eskiden de biraz böyleydim ama aşırılaştı biraz, mesela hepimiz seksizm takıntılarımı biliyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim bu çatışmayı besleyen daha doğrusu sinirlendiğim şeyleri ön plana çıkaran herşeyi okuma alışkanlığım var, elim değdikçe de ayar veriyorum. Ne bileyim ayar vermesem rahat etmiyorum filan. Yani ne gereği var ki? Bir kere devamlı çatışma, didişme içinde oluyor insan, iç sıkan ve nasıl desem verimsiz bir uğraş. Kadınların "Sanal Süper Kahraman" ıyım sanki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu çaba anlamlı bir çaba olsa cidden işe yarasa amenna ama devamlı bir kendini duvara vurma gibi bir uğraş. Geril geril ve duvara toslayacağını bilerek koşup duvara çarp. İç organlarını zayi etme pahasına.. Neden ki? İşte beyin takık durumda, yani oraya takılmış ilerleyemiyor koduumun beyni. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir çatışmadan beslenme olayı da var, mazoşistlik bildiğin. Bir yerde bir bok çukuru görünce yolunu değiştirmek yerine, bodoslama çukura dalıp, çukura bok dolu olduğunu anlatmaya çalışmak. Her bokta kendi içindeki bokları daha çok farkedip, kendinden dehşete düşmek. Halbuki pisliği öyle de karıştırsan böyle de karıştırsan pislik pisliktir. Ve karıştırdıkça kendi içindeki pisliğe daha çok gömülürsün ve kendi pisliğini beslersin. Beslendikçe seni sarar ve hareketsiz koyar bunlar, enerjin kendini ve etrafını lanetlemekle tükenmiştir çünkü. Böylece boktan asla kurtulamazsın. Halbuki başlangıçta çukuru görünce yolunu değiştirme imkanın vardı. Yolunu değiştirip seni kendi içindeki pisliğe değil de, ne bileyim lame bir ifade ama güzelliğe de fokuslanabilirdin. Tercihin seni dibe çeken oluyor ama. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte başlangıçtaki konuyu dağıtmazsam ilaçları bırakmamın bende sanal dünyaya bu şekilde aşırı dalış şeklinde bir tezahürü var. Bundan kurtulmalıyım. Bu çatışmadan beslenen mazoşistik yana dur demeliyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha eğer örnek ver len süslü süslü konuşuyosun da ne yapıyorsun yani neleri okuyorsun derseniz, işte &lt;a href="http://5posta.org/cinsel-tacizcilerin-ve-pedofillerin-teshiri-dogru-mu/"&gt;5 Posta &lt;/a&gt;ya gidiyorum bi millete ayar veriyorum. Çünkü 5 Posta bence güzel ve kaliteli bir blog olsa da hayli seksist (Fenasi de kabul ediyor zaten) ve bu pedofili olayları müsamaha seviyesi ile beni sinirlendiren bir yer. Sonra gidiyorum "&lt;a href="http://benevliyim.blogspot.com/"&gt;Evli Adam&lt;/a&gt;" a , bir laf ebeliği, bir laf geçirmeye çalışmalar, biraz ergen modunda, efendim gidiyorum "Vakit" okuyorum, kadınlara bakışlarını dehşetle okuyup kin doluyorum, gidiyorum Nihal Bengisu Karaca okuyorum, gidiyorum Nur Çintay' ı okuyorum, arada bazı yine sinir olduğum erkek bloglarını okuyorum, beğenmeye beğenmeye, henüz yazmasam da içten içe laflar hazırlıyorum filan. Girdap bu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kurtulup yoluma devam etmeliyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hohh, az rahatladım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-1036251471685632397?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/1036251471685632397/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=1036251471685632397' title='21 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1036251471685632397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1036251471685632397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/08/anti-depres.html' title='Anti Depreş'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Snliu5uWAhI/AAAAAAAAAiw/PCc_cPEMdCQ/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7155664655337328326</id><published>2009-07-27T08:37:00.000-07:00</published><updated>2009-07-27T08:50:27.432-07:00</updated><title type='text'>Uzak mesafe ilişkilerinin avantaj ve dezavantajları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sm3MSdGoQhI/AAAAAAAAAio/-GrAkPHN9Zw/s1600-h/Neverending_love__by_glitterscene.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363167348690272786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sm3MSdGoQhI/AAAAAAAAAio/-GrAkPHN9Zw/s400/Neverending_love__by_glitterscene.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Önce dezavantajlarla başlayalım, yazı neşeli bitsin, di mi ama :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dezavantajlar:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Tabii ki en basiti, göresiniz gelir göremezsiniz. Dokunasınız gelir dokunamazsınız. Telefonu öpmek filan gibi rezalet durumlara düşer, insanlığınızdan utanırsınız. Uff çok kötü sahiden bee :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- Gördüğünüz sizi etkileyen şeyleri "aa bak" diye gösteremezsiniz. Teknoloji ile akraba olursunuz. Gördüğünüz ona göstermek için içinizin pır pır ettiği şeyleri cep telefonu ile çekip gönderirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Basit gündelik yaşam detaylarını paylaşamazsınız. Ama bu eksiği doldurmak için de abuk subuk bir sürü detayı bilirsiniz. Mesela herkes bir diğerinin o gün yediği yemekleri, yatma saatini, abartırsak tuvalet rutinini bile bilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4- Yolda giderken telefonla konuşmaktan kolunuz ağrır. (Bu biraz yüzeysel oldu :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5- Birbirinizin kötü yanlarına pek şahit olmazsınız. Zaten az görüşebildiğiniz için, o görüşmede hep en iyi taraflarınız ortaya çıkar. Avantaj mı ki yoksa bu? :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6- Konuşurken mimik filan göremediğinizden bazen gereksiz alınganlıklar yaşanır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7- Telefon denen şey artık telefon değildir. O bir sihir kutusudur. Ordan çıkan veya çıkmayan seslere göre çok mutlu da olabilirsiniz, çok mutsuz da. Hayatınızı artık o minicik manyak alet yönetmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Avantajları:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Hüzünlü filan bir durumdur ama tatlı bir hüzündür bee. Hele de hafif mazoşistik bir ruh durumuna sahipseniz halihazırda, çektiğiniz acı yanında tuhaf bir zevk de hissedersiniz. Zevk de değil de, ruh kamaşması gibi birşey. Kaşıyıp bir yeri yara yapmak gibi filan. Ya da yaranın kabuğunu kaldırmak. Neyse frene basalım burda, sapıtıyoruz :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- Uzun bir süre göremeyip tekrar gördüğünüz o an, o ilk karşılaşma mükemmel birşeydir. Mükemmel ötesidir. Bakışmalar, elini ilk tuttuğun an, ilk kucaklaşma.. Kafa yapar. Off gerçekten herşeye değer. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Aşk şimdi bence suicidial bir arkadaşımız. Yani aşk devamlı kendini öldürmeye çalışan bir şey. Çünkü aşık olunca insan maşuku devamlı dizinin dibinde dursun istiyor, her an her dakika beraber olmak. Her an her dakika beraber olunca da aşk yavaş yavaş tükenen birşey gördüğüm kadarıyla. Uzun mesafe ilişkisinde, çok fazla görmek istersin çünkü aşıksındır ama göremezsin, bu yüzden de aşkın bu "yanmak istiyorum, yanıp kül olsam da önemli değil, ben bir yanayım" diyen yanına mecburen set çekmiş olursun. O yüzden de ateş acı vere vere yanmaya devam eder. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Off offf, özledim a.q. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7155664655337328326?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7155664655337328326/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7155664655337328326' title='20 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7155664655337328326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7155664655337328326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/07/uzak-mesafe-iliskilerinin-avantaj-ve.html' title='Uzak mesafe ilişkilerinin avantaj ve dezavantajları'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sm3MSdGoQhI/AAAAAAAAAio/-GrAkPHN9Zw/s72-c/Neverending_love__by_glitterscene.png' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7875223836004778397</id><published>2009-07-22T05:31:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T05:50:27.283-07:00</updated><title type='text'>"Sübyancıyım ama para bende! " ya da "Mide Bulantısı"</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SmcKcXSqnyI/AAAAAAAAAig/aaha908Tdb8/s1600-h/bb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361265363812785954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SmcKcXSqnyI/AAAAAAAAAig/aaha908Tdb8/s400/bb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haberlerde okumuşsunuzdur. Halis Toprak ki kendisi 71 yaşında bir adam (?), 17 yaşında torununun çocuğu olabilecek bir kızla evlenmiş. Kızın rızası varmış, ailesinin rızası varmış, düğünde kız ağlamamak için kendini zor tutarken, kızın annesi ile babası çok neşeliymiş.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Evlilik" sözkonusu olunca, yüzük takınca böyle birşeyi gerçekleştirebiliyor yaşlı bir adam. Allahım ne kadar, ne kadar ikiyüzlüyüz. Hüseyin Üzmez' e lanetler okuduk, ki ne kadar lanet okusak az o kaşları yüzüyle 90 derece olan pis mahlukata. Ama bu Halis Toprak' ın da bu işten böylece sıyrılıvermesi olacak iş mi? Tabii Hüseyin Üzmez' in yaptığı daha kötü gibi duruyor ama gerçekten bir karşılaştırma yapıp birine daha evla diyebilir miyiz? Biri 14 biri 17 yaşında. İkisi de çocuk. 17 yaşında da insan çocuktur. Kendisi asla kabul etmez ama öyledir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani evlenmişler, kızın da ailesinin de rızası varmış diye susup oturacak mıyız? Evlilik bu olayın kötülüğünü örtüyor mu? Çocuklarımızı korumamız gerekmiyor muydu? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neden kimse Halis Toprak' ı tutuklamıyor ki? Hüseyin üzmez sapık, Halis Toprak saygın işadamı mı şimdi? Son tahlilde durum bu mudur?&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En, en anlamadığım şey Halis Toprak aslında burda. Yani bir insan kendisini istemeyen, tiksinen biri ile beraber olmayı nasıl ister ki? Çok mu naif bir soru bu? Kendini başka birşeyle eğleyemiyor mu? 71 yaşında bir adamdan bahsediyoruz. İlk başta kendi midesinin bulanması gerekmez mi? Bu sübyancılar nasıl mahlukatlar ki? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya kızın ailesi? Onları neden tutuklayan yok? Malezya ' da bilmem nerede küçük çocukları pazarlayan insanlar tiksinti ile karşılanıyorsa, bu anne babanın lanetlenmemesine neden, gerçekten iyi, karlı bir satış yapmaları mı? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Parası olan isterse 17 lik kız satın alabilir, isterse de 17 lik kızın başını gövdesinden ayırıp yine 17 yaşındaki kızı bundan suçlu tutabilir mi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm bunlar olurken dünya hiçbirşey olmamış gibi umursamazca dönmesine devam ediyor. Ben buna da şaşıyorum. Çok şaşıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7875223836004778397?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7875223836004778397/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7875223836004778397' title='38 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7875223836004778397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7875223836004778397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/07/subyancym-ama-para-bende-ya-da-mide.html' title='&quot;Sübyancıyım ama para bende! &quot; ya da &quot;Mide Bulantısı&quot;'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SmcKcXSqnyI/AAAAAAAAAig/aaha908Tdb8/s72-c/bb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>38</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8492696817704942302</id><published>2009-07-13T09:20:00.000-07:00</published><updated>2009-07-13T09:41:11.398-07:00</updated><title type='text'>Cinema Paradiso</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SltjnVkUxLI/AAAAAAAAAiY/K_5QUDgqTAE/s1600-h/untitled12121.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357985709142885554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 197px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SltjnVkUxLI/AAAAAAAAAiY/K_5QUDgqTAE/s400/untitled12121.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili &lt;a href="http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/"&gt;Virgilius&lt;/a&gt; insanı, tek kişilik bir kitap klubü kurarak, hepimize güzel kitaplar tavsiye etti. &lt;a href="http://passiveapathetic.blogspot.com/"&gt;Passive Apathetic&lt;/a&gt; de hemen feyz alıp aynısını yaptı. Peki ben? Benim neyim eksik? Ben de yapmak istiyorum ama kitap yerine film yapayım ben. Daha zevkli geldi bana.. Herkese film seçeyim, meşrebine, tanıdığım kadarıyla huyuna suyuna uygun.. Bir de benim en sevdiğim filmler bunlar..Hemen başlıyorum:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak bu işi başlatan Virgilius' uma gelsin bir film: "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0756683/"&gt;The man from earth&lt;/a&gt;". Virgilius yavrum, kendini bulacaksın bu filmde, geveze entelektüel :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İki Gözüm Passive Apathetic' e , "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0497137/"&gt;I' am a cyborg but it is ok&lt;/a&gt;" ve bir de "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0479341/"&gt;Adam Resurrected&lt;/a&gt;" İlki muhteşem umut dolu ve eğlenceli, ikincisi de öyle görünmese de aslında umudu barındıran bir film. Özellikle ikinci insan onuru üzerine vurgu yaptığı için ve meseleleri Passive imin ilgisini çeker diye tavsiye edildi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ekmekcikiz.blogspot.com/"&gt;Ekmekçikızcııım&lt;/a&gt;' a, "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0108122/"&gt;Short Cuts&lt;/a&gt;" bence olay örgüsünü, kurguyu sever, belki de çoktaan seyretmiştir benim sinema aşığı arkadaşım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://loverisloser.wordpress.com/"&gt;Metin Bey' &lt;/a&gt;e kendi gibi elegan bir film: "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0144201/"&gt;Le fille sur le pont&lt;/a&gt;". Belli etmemeye uğraşsa da hayli romantik olduğundan seçildi. Ayrıca okuyorsanız acil şifalar dilerim Metin Beyciim. Çabuk iyileşin lütfen.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://benbigun.blogspot.com/"&gt;Sherlotte&lt;/a&gt; um, naif arkadaşıma da "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0366780/"&gt;Mirror Mask&lt;/a&gt;", sever diye düşünüyorum. Gizemli, ışıklı ve ayrıca büyüme hikayesi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sevgili &lt;a href="http://bendedimoldu.blogspot.com/"&gt;Joa&lt;/a&gt; için madem aşktan gittik, pek latif bir aşk hikayesi tavsiye edelim: "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0477139/"&gt;Wristcutters&lt;/a&gt;" &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sevgili &lt;a href="http://estherinkazani.blogspot.com/"&gt;Esther&lt;/a&gt;' e de "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0248845/"&gt;Hedwig and the angry inch&lt;/a&gt;", kendisinin bir ara gay ikonu olma arzusu vardı, bu filmin ilgisini çekmemesi imkansız. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://everfever.blogspot.com/"&gt;Ever&lt;/a&gt; ' ıma, Uzakdoğu sineması ile barışması için: "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0363226/"&gt;Zatoichy&lt;/a&gt;". Dur küfretme bak çok eğlenceli film. Mihehehe. Canım mantı çekti beee :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://senapasin.blogspot.com/"&gt;Senaaaa' &lt;/a&gt;cığıma, "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0327597/"&gt;Coraline&lt;/a&gt;" animasyon seviyo, bi de stop motion sever mi bi bakalım.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tavsan.blogspot.com/"&gt;Tavşen' &lt;/a&gt;e bi klasik verelim: "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0053472/"&gt;A bout de souffle&lt;/a&gt;" çoktaan seyretmiş olabilir tabii bu tarz sahibi filmi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://nonim.blogspot.com/"&gt;Noni' &lt;/a&gt;ye de olur da izlememişse, "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0054698/"&gt;Breakfast At Tiffany's &lt;/a&gt;" i tavsiye edelim ama seyretmediğine ihtimal vermem. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir de bir de mimim var benim. Ekmekçikızcım göndermişti. "Siz hangi kitabı okuduğunu gördüğünüz bir adamla/kadınla tanışmayı isterdiniz?" konulu bir mim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çok düşünmedim. Birinin elinde "Günlerin Köpüğü- Boris Vian" kitabı görürsem, çook ilgilenirim. Hele de "ülen ne saçma sapan şey bu" şeklinde değil de eğlenerek, duygulanarak, sonlarda ağlayarak okuyorsa (tüm süreci nasıl göreceksem :)) elimizde dört başı mamur bir "kafa insan" adayı duruyor demektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de sanırım çocuk olmayan ama benim halen ara ara okuduğum çocuk kitaplarını okuyan yetişkinler görsem etkilenirim ama bunun olasılığı düşük. Bu kitaplara örnek: "Küçük Prenses", Comtesse de Segur un herhangi bir kitabı, Oscar Wilde 'ın çocuklar için yazdığı hikayeler..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burayı okuyan herkese pas atayım. Evet, "Siz hangi kitabı okuduğunu gördüğünüz bir adamla/kadınla tanışmayı isterdiniz?" &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Yukardaki yakışıklı Boris Vian :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8492696817704942302?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8492696817704942302/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8492696817704942302' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8492696817704942302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8492696817704942302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/07/cinema-paradiso.html' title='Cinema Paradiso'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SltjnVkUxLI/AAAAAAAAAiY/K_5QUDgqTAE/s72-c/untitled12121.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3629633856897864031</id><published>2009-07-07T08:33:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T08:52:22.123-07:00</updated><title type='text'>Bülbülüm altın kafeste</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SlNvKYy_e5I/AAAAAAAAAiQ/YHixD9Qpcgs/s1600-h/Cage_the_Highway_by_Wild_Magic_Girl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355746606119353234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 311px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SlNvKYy_e5I/AAAAAAAAAiQ/YHixD9Qpcgs/s320/Cage_the_Highway_by_Wild_Magic_Girl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine mesaideyim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Etrafta bir takım ben gibi iş yapan arkadaş var, bir de mobilyaların filan yerini değiştiren işçiler. Mobilyalar oynatılırken ağlar gibi sesler çıkarıyorlar. Hani zemine sürtünürken olur ya. Bir hüzünleniyorum. Ama asıl hüznün altyapısını kuran Erkan Oğur. Kendisi şu an kulaklığımdan bana "Ben sana aldanamam yariim, ben sana dayanamam." diyor. Bu söylediğinde birşey yok da, türküye "Bülbülüm altın kafeste" diye başlıyor ya, orası mahfediyor beni. Bu türküyü dinleyipte kendini bülbülle özdeşleştirmeyen var mı acaba? Hele de mesaide. Altın kafes te işyeri elbette. Altın olduğu tartışılır ama basbayağı kafes işte. Biz de artık ötmeyi unutmuş bülbülleriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alternatifi ne? İş bulamayıp evde ötmeyi unutmuş bülbül olmak mı? Bu daha beter. Peki öten bülbül nasıl olunuyor, şöyle güller içinde, kafeslerden azade, gülün üstündeki çiyi içip, şey yiyerek. Şey dedim çünkü bülbül ne yer hiç bilmiyorum. Benim romantizmim bu kadar olur işte, şey dedik kaldık. Çer çöp yer heralde, ot bok ne bileyim. Off bülbül filan olmam ben. Hay Allah iyi de gidiyorduk yahuu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse ne diyordum, iş işte altın kafes, çıkarın beni burdan. Mobilyayı oynatan işçiler de delirdi, resmen eziyet ediyorlar sıralara, masalara. Hepsi çığlık çığlığa şimdi. Daha az romantik söyleyecek olursak çok gürültü var, kulağımın ırzına geçildi. Erkan Oğur da susmuş, hemen "Zahit bizi tan eyleme" ye geçelim. Eveet çok güzel. Kalp atışını taklit eden herşey neden insanları vecde getiriyor ki? Ne ilkeliz değil mi? Yüzyıllar önce de aynı ritmlerle vecde geliyorduk, bugün de öyle. Dinler filan değişiyor arada ama bizim bu kendinden geçme sevdamız değişmiyor. Zikirden, daha öncesindeki şaman ayinlerinden filan bahsediyorum. Bu bilinç denen şey bize yük, anladım ben. Onu atıp kendimizden geçsek tamamız, süperiz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Biz ha isek siz de ha sınız&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Siz hu iseniz biz de hu yuz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haydan gelen huya gider. "&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;dedi Erkan Oğur şimdi. Tam ne demek istedi bilmiyorum ama hissettim, güzel bir şey söyledi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3629633856897864031?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3629633856897864031/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3629633856897864031' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3629633856897864031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3629633856897864031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/07/bulbulum-altn-kafeste.html' title='Bülbülüm altın kafeste'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SlNvKYy_e5I/AAAAAAAAAiQ/YHixD9Qpcgs/s72-c/Cage_the_Highway_by_Wild_Magic_Girl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3554790893193691628</id><published>2009-07-02T04:39:00.000-07:00</published><updated>2009-07-02T04:47:31.501-07:00</updated><title type='text'>Sigmund Freud, Analyze This</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SkydbdhDx_I/AAAAAAAAAiI/8J-MxYh97q8/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353827152141993970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 258px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SkydbdhDx_I/AAAAAAAAAiI/8J-MxYh97q8/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- İşte ben kendimi farklı sanardım. Öyle yapanları da sıradan bulur, küçümserdim. Ama şimdi böyle hissedince...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Peki Talisman, sana kendinin diğerleri gibi sıradan olmadığını düşündürten şey neydi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ehhh şey yaniiiii been... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İşte budur. Psikiyatristler budur işte. Karşına geçerler gözünün içine baka baka, sinir sinir şeyler söylerler. Sıradan değilim dersin "neye dayanarak dedin bunu cicim" derler. İnsanı bozarlar, bazen hüngür hüngür ağlatırlar. (Zaten oturduğun sandalyenin hemen önündeki sehpada kocaman selpak vardır.) Verdiğin cevaptan tatmin olmazlar, seni didik didik ederler. Bir de bunun için para verirsin. Vaktiyle DOT tiyatrosu için dediğim gibi paramızla rezil oluyoruz, başka birşey değil. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yine de psikiyatristime gitmeyi seviyorum. Muayenehaneye gittiğimde kendimi acaip rahat hissediyorum, bu aralar havalar da güzel ya, erken gittiysem balkona kuruluyorum, fesleğenler var onların başını okşuyorum, kitabımı okuyorum ya da kadının çeşit çeşit gezi dergileri var, onlara takılıyorum. Tabii ben de o kadar para kaldırsam ben de paso gezerim. Neyse sonra odaya geçiyoruz işte, konuşmaya başlıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Çok garip bir ilişki biçimi dıştan bakarsan. Yani bir yabancıya acaip mahrem şeyler anlatıyorsun. Uzun süre bunu yapınca seni tanıyor, bir bakıma yakınlaşıyorsun ama hala yabancı ve yabancı da olmalı. Yabancı olmazsa zaten sana faydası olamaz. Yani çok mesafeli bir ilişki ama mesafeli bir ilişkide asla anlatmayacağın şeyleri anlatıyorsun. Arkadaş olmamak çok önemli ama, sonuçta o senin arkadaşın değil, muhabbete gitmiyorsun oraya. Arkadaşın değil derken kasılıp oturma anlamında değil tabii, çok da gülüyoruz filan bazı seanslarda ama yine de o mesafe var. Olmalı da. Ama mesela bu mesafeli ilişkide bir bakıyorsun, kadın önüne bir kitap almış sana kadın cinsel organını şemadan anlatıyor. Biraz komik bir durum. Ve seans bitince de ilişki orda bitiyor. Eskort hizmetine de benziyor aslında biraz. Biri bedeniyle seni tatmin ederken, diğeri beyniyle tatmin ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İşe yarıyor mu peki? Yarıyor ama doğru psikiyatristi bulman lazım. Yoksa daha beter eder. Biri için doğru olan senin için doğru olmayabilir. Benimkinin doğru olduğundan eminim. Kadın Haneke seviyor daha ne olsun. Gerçi Stephen King okumamı bir septom gibi görüyor ama ben kanımın son damlasına kadar savunuyorum Steph seni, merak etme. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Haneke dedim de, yakın zamanda Benny's Video ' yu seyrettim. Harika bir film. Funny Games kadar olmasa da rahatsız edici ve yine şiddet pornografisini yerin dibine geçirdiği bir film. Ama o değil de, filmin sonunda adamla bir röportaj koymuşlar, çok hoşuma gitti. Bir kere Haneke öyle kasıntı, sıkıntılı filmleri gibi daraltıcı bir adam değilmiş, bilakis neşeli, canlı, hoşsohbet bir insanımız. Filminden heyecan duyduğu belli ve çok çok aklı başında. Bir filmin herhangi bir yargıya varmak için süresinin çok kısa olduunu söylüyor mesela, herhangi bir insanla ilgili soruya 80 dakikada cevap veremem o yüzden sorularla uğraşıyorum diyor adam. Soru soruyor, sorduruyor. İnsanın beynini mıncıklıyor. Üstelik bunu bir zerafetle yapıyor asla istismar etmeden. Bir de fotoğraf çekenlere giydirdi, tatillerde hiç fotoğraf çekmem diyor, insanlar gördükleri güzelliklerin fotoğrafını çekerek onlara sahip oldukları illüzyonunu yaşıyorlar diyor. Süper yorum. (Gregor bence sana bundan ekmek çıkar, bilirim Ifsak' çılar nefretini :)) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu arada amma daldan dala atladım :) Psikiyatristimle ilgili aktaracağım son anekdot, ona geçen postumun konusu Nida ve Milliyet' ten bahsettim, gene dayanamayıp sehpadan bir mendil alıp ağlamaya başladım. "İzledin mi peki?" diyo sordu, evet deyince de, "Neden kendini korumuyorsun Talisman?" dedi, "Neye güveniyorsun, ne güvencen var? Ne güvencemiz var?" dedi, bunu söylerken de gözleri sulandı kadının. Yani psikiyatristini ağlatmayı başaran sulu zırtlak hasta olarak tarihteki haklı yerimi de istiyorum. Ayrıca söylediği mantıklı idi, pek korunmasız duruyorum, güvende olduğumuz illüzyonunu çok fazla deşeliyorum ve bu sendelememe sebep oluyor. Yani şiddeti düşündüğünde o hayatına girmiş oluyor zaten. Geçmiş olsun. Tabii ki toz pembe bir dünya hayal ederek salakça sırıtarak yaşamak değil ama şiddetten beyni de korumak gerek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şiddeti çok düşünerek, normal gündelik hayatında lazım olan enerjiyi de şiddet duygusuna emdirmemek gerek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Foto, evdeki duvarımdaki sticker. Straight bi insanım ama yine de Arwen, bence Yüzüklerin Efendisi' ndeki en güzel şey.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3554790893193691628?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3554790893193691628/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3554790893193691628' title='25 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3554790893193691628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3554790893193691628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/07/sigmund-freud-analyze-this.html' title='Sigmund Freud, Analyze This'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SkydbdhDx_I/AAAAAAAAAiI/8J-MxYh97q8/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>25</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7215333968110046196</id><published>2009-06-22T07:51:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T07:52:30.380-07:00</updated><title type='text'>Snuff</title><content type='html'>Milliyet gazetesinin internet sitesine lanet olsun.&lt;br /&gt;Lanet, lanet lanet olsun..&lt;br /&gt;Şiddet pornografisi ne demekmiş cümle aleme gösterdiler.&lt;br /&gt;Lanet olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7215333968110046196?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7215333968110046196/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7215333968110046196' title='15 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7215333968110046196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7215333968110046196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/06/snuff.html' title='Snuff'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2738230454476186483</id><published>2009-06-10T08:18:00.000-07:00</published><updated>2009-06-10T08:27:45.792-07:00</updated><title type='text'>Apocalypse Now</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Si_Q6bZX6LI/AAAAAAAAAiA/wPMbO3r_yh4/s1600-h/apocalypse_by_patstome.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345720984917239986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Si_Q6bZX6LI/AAAAAAAAAiA/wPMbO3r_yh4/s320/apocalypse_by_patstome.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Macbeth te ne diyordu, "ihtiyarın bu kadar kanı olacağı kimin aklına gelirdi" mi? Ben de "bir insan evladından bu kadar sümük çıkabileceği kimin aklına gelirdi ki" diyorum. Cümle içindeki insan evladı benim ve evet sümüklüyüm. Tıbbi tedaviyi reddererek çeşmenin kendi kendine kuruyacağı savına sıkı sıkı bağlanmış bulunmaktayım. Ama çok sıkıldım, top top peçeteler bitirdim. Burnuma tıkaç bile yaptım hem de işyerinde. Yaratık gibi oturdum yerimde. Offf bu polenli dünyaya çocuk getirmek istemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında genel anlamda bir çocuk pörtletmek isteyip istemediğimi bilemiyorum. Bir yandan çok güzel olacağını düşünüyorum ama bu düşüncelerim daha çok tensel şeyler. Yani, çocuğumu kucağıma alışımın güzelliği filan. Elciklerini tutmak vb. Ama onun dışında bir birey yaratmak filan bana pek uzak. Sanırım daha çok bebek fetişistiyim. Böyle 5 yaşına kadar filan sevebileceğim birşey istiyorum. Aslında şu cümlelere baktım da, benim doğurmam kanun namına engellenmeli. Neyse, dur bakalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi benim yaş 33 ama bu kadın-erkek efenim cinsellik, çocuk vb konularındaki yaşım 17 filan. Eskiden pek takardım buna, ayy ben geç kaldım ay çok komik ve acınası hallerdeyim filan şeklinde. Şimdi pek takmıyorum. Sonuçta eskiden olduğu gibi 10 yaş civarında takılmış da olabilirdim. Ömrümün sonuna kadar acıklı platonik aşklar, abartılı hayranlıklar yaşayabilirdim. Mutlu da olurdum bence. Ama bu büyüme işinin mutlulukla bir ilgisi yok. Zaten yaptığımız pek çok şeyin mutlulukla bir ilgisi yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Mutluluk, mavi çocuk, oynardı bahçemizde" &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse ne diyordum, kimisi hiç doğmuyor bile ve bunu farketmeden 60 sene yaşayabiliyor, ben 33 yaşında ergen olmuşum çok mu? Belki ergenliği de aşarız. Olur a.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuk deyince aklıma birşey daha geldi. Doğum günümde arkadaşlarımla, "herkesin çocuğu olmalı mı?" "bir insan neden çocuk ister?" filan tarzı konuları konuşuyorduk. Orda birden farkettim ki biz insanlar istesek kıyameti kendi elimizle kopartabiliriz. Sadece ortak bir karar alarak çocuk yapmamamız yeterli. Bu kadar basit. Yani ne yıldırımlar ne şimşekler ne yangınlar. Küçük ufacık bir karar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kimse çocuk yapmazsa insanlığın sonu, kansız, kavgasız bir şekilde gelebilir. Bence isabet olur. Suları filan da açarız gönlümüzce.. Bayan Rotenmayer tarzı , "Gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakıyoruz" şeklinde ötenler de bir susar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ohhh dünya varmış. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünya bir varmış, bir yokmuş hatta. Harika. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bence bunu bir düşünelim, ne dersiniz karilerim? &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2738230454476186483?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2738230454476186483/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2738230454476186483' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2738230454476186483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2738230454476186483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/06/apocalypse-now.html' title='Apocalypse Now'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Si_Q6bZX6LI/AAAAAAAAAiA/wPMbO3r_yh4/s72-c/apocalypse_by_patstome.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-421798810009577465</id><published>2009-06-04T04:31:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T03:25:46.964-07:00</updated><title type='text'>Mad About You &amp; Myself</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SijyYGLopSI/AAAAAAAAAh4/WI1vEewaYwY/s1600-h/untitled22.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343787453665289506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 216px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SijyYGLopSI/AAAAAAAAAh4/WI1vEewaYwY/s320/untitled22.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Bazen duble aşık olduğumu düşünüyorum. Sevgilime aşığım. Bir de sevgilime aşık halime aşığım. Bazen beraber çektirdiğimiz fotoğraflara baktığımda kendime hayranlıkla bakakalıyorum. Öyle matah güzellik filan değil gördüğüm. Ama gözlerimden bir ışık fışkırıyor. Sanki içimden fener tutmuşlar gibi. Kendimi hiç öyle görmedim ki ben. Resmen ağzı açık ayran delisi gibi bakıyorum kendime ve ne yapayım kendime de aşık oluyorum. Peyami Safa olsa, aşk zaten maşuğun gözbebeklerinde kendini görüp kendine aşık olmaktır filan gibi sözler ederdi herhalde. Narsist de değilim ama ikimizi de seviyorum. Nazar değmesin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Bizim işyerinde hemen benim yanımda oturan kızlardan biri Sarıyer yakınlarında bir ev tuttu. Ev çiftlik evi gibi, yeşillikler içinde ve kocaman bahçesi var. Hayvanlar da varmış. tavuklar, kedi köpek. Ben de "oh ne güzel o tavuklardan arada kesersiniz. Çok güzel oluyor evde yetişen tavuk, bu yediğimiz saman gibi şeylere benzemez" dedim. Allah yanımda oturan iki kız da bir şok olsunlar bu sözlere. Nasıl olurmuş, insan baktığı hayvanı kesip yermiymiş. Çok insafsızca imiş. Bunu söyleyen kız o sırada tavuk yiyor yanlız. Eee tavuk yiyorsun dedim, o farklıymış, hayvanı görmemiş ki ama kendi bakıp büyüttüğü hayvanı yiyemezmiş. Bunun üzerine ben inekleri çok sevdiğimi ama yaşlandıklarında kesip sucuk yaptığımızı ve o sucuğun tadına doyulmadığını filan söyledim. Bir nevi yangına su attım. Ama çok doğal geliyor yahu bu bana. Ne yapsaydık ki. 10 tane inek var bizde, her sene yavruluyorlar, hepsini tutmaya kalksak, bize köyün kendisi kadar ahır lazım. Kafadan olmaz yani. Uyanın uyan, bu yemeklerde önümüze aldığımız etler ağaçta filan yetişmiyor. Vejeteryan olup da et yemeyen biri bana karşı çıksa eğerim boynumu, ama bu türlüsü ben görmiyim de hayvanlar ölürse ölsün demek gibi. Ayrıca bu çok para kazanınca tavuklu, yeşil eve geçmek de biraz ironik değil mi? Anlamsız işimizde paso birilerine para kazandıracağımıza, köyümüze geri dönsek,tavuğumuz , yeşilliğimiz hazır yani. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Eve duvara asmak üzere resimler aldım. Bir tanesi yukarda gördüğünüz. Dragon Spell. Güzel di mii? Yeğenim bayılacak, kendisi 7 yaşında ve en sevdiği şeylerden biri benim uydurduğum masalları dinlemek. En çok da kalelere saldıran ejderhaları ve o ejderhaların arkadaşları ile maceralarını seviyor. ama ejderhanın arkadaşları absürd, tavşan, keçi, kutup ayısı gibi.. Ben anlatırken her birini kendi arkadaşlarından biri ile ozdeşleştiriyor. "Aaa tamam o Ali iştee" filan diyor. Eğleniyoruz biz :) Kendisi tabii ki ejderha. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Yeğenim dedim de geçenlerde onunla yaşadığımız nefis diyalogu da buraya yazmalıyım. Bununla piknikte muhabbet ediyoruz ama sanki birbirimizi tanımıyormuşuz da orda tanışmışız oyunu oynuyoruz. Arada "Talisman teyzem var bir de" diyor. Ben soruyorum:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Peki nasıl biri bu Talisman teyzen?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Hımm, biraz tombik, gözlüklü, tatlı yüzlü biri işte.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Hadi yaa seviyor mu seni bu teyzen?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Tabii çok sever.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Sen onu seviyor musun?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Hem de nasııl..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama bu "hem de nasıl" ı o kadar içten söyledi ki, eridim ben. Oyunu filan da bozdum, canııım şeklinde saldırdım çocuğa :) Komiğim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse böyleyken böyle, bugün Cuma, hayat güzel. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de şu anda Nil' in "Çok canım yanıyo" şarkısını dinliyorum, sadece benim mi aklıma sado-mazoşizm geliyor bu şarkıyı dinlerken? Daha duygusal biri olmalıyım yaa. Böyle olmuyo. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-421798810009577465?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/421798810009577465/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=421798810009577465' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/421798810009577465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/421798810009577465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/06/mad-about-you-myself.html' title='Mad About You &amp; Myself'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SijyYGLopSI/AAAAAAAAAh4/WI1vEewaYwY/s72-c/untitled22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2428186986334582395</id><published>2009-05-31T02:51:00.000-07:00</published><updated>2009-05-31T02:55:51.184-07:00</updated><title type='text'>Pis Feminist</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SiJTarshUJI/AAAAAAAAAhw/ckTzTR6mLG8/s1600-h/mail.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341923825885991058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 221px; CURSOR: hand; HEIGHT: 166px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SiJTarshUJI/AAAAAAAAAhw/ckTzTR6mLG8/s320/mail.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Karikatürize edilmiş feministi bilirsiniz: Yağlı saçlı, bıyıklı (?), bakımsız, erkeksi ve sinirden burnundan nefes alan bi yaratık. Çoğu kişi bunu gerçek de sanar yani feminist dedin mi yüzü ekşir, kasılır, yeni limon yalamış bir hal alır. İşin komiği kadını erkeği aynıdır. Yani sırf erkekler iğrenmez bu feminist denen şeyden. Kadınlar da tepkilidir. Kadın, kazara kadının eşitliği vb konularında bir laf ederse hemen özür diler gibi ekler "yani feminist filan değilim ben de amaaa" . Tercümesi şudur: "Benden korkma, eşitiz filan diyorum ama ilk ters tepkinde geri adım da atarım, tüm kadınları da satarım." &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Feminist bir tür modern zaman gulyabanisidir. Hiçbir cins üzerine alınmaz, dudak bükülür, hor görülür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bense feminizmi başka algılıyorum. Feminist deyince benim aklıma kadınlığından memnun olan kadın imgesi geliyor. Her anlamda. Yani bedeninden de beyninden de ürkmeyen, geri adım atmayan, kendisini ortaya koyan kadın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yatakta orospu, sokakta hanımefendi, mutfakta aşçı tarzı şizofren saçmalamalara yüz vermeyen, istediği mekanda istediği gibi varoluşunu sürdüren kadın. Düşündüğü için ve kendi haklarnı savunabildiği için özür dilemeyen kadın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pasif agresif yaşam biçimini benimsemeyen kadın. Bakıyorum da pasif agresiflik özellikle evli kadınlarda almış başını gitmiş. Farkettiniz mi? Direk tepki vermeyen ama içten içe aksiyon alan, diş dileyen ama nazikçe gülümseyen kadınlar. O klasik, "erkeği yöneteceksin, o evi kendi yönetiyo sanacak." felsefesi. Manidar bakışlar ve gülümsemelerle kadınların kuşaktan kuşağa aktardığı bilgi. Peki biz bu derece çocuk haline getirilmiş erkekle ne yapacağız ki ? Erkeği yönetiyorsan bırak o da bilsin, buna hakkı var. Kadınlar tepkisini direk verse, korkmasa, erkek de belki büyüyebilecek. Ama erkek kadını bu şekilde davranmaya iterek aslında kendi büyümesinin önünü kesiyor. Kimse bunu dile getirmediği sürece erkek sonsuza kadar çocuk olmaya, başının okşanmasına razı. Kadın kadınlığını ortaya koyamayınca erkek de erkek olamıyor farkediyor musunuz? Birşeyler ıskalanıyor böylece. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her neyse konuyu dağıtmayalım. Feminist benim gözümde kadın olmayı dolu dolu ve korkmadan yaşayan dişi birey işte, onu diyorum. Bu durumda feminist bir kadından bakımsız olmasını filan bekleyemeyiz. Hatta aksine bence seksapeli bol olur gerçek bir feministin. Hani şu kadının meta olması konusu var ya, bence orda kadınlar bir yerden gol yiyor. Kendini feminist addeden bir grup kadın, kadının herhangi bir şekilde çıplak, seksi vb görünmesini kadına hakaret olarak algılıyor. Ya da sırf erkeğin göz zevki için bu tarz şeylerin olduğunu, bunun da kadınları bir nesneye dönüştürdüğünü savunuyor. Bir dereceye kadar doğru bu tavır. Seks istismarı olarak kadın bedenini kullanmak yanlış olabilir. Ama nesneleşmeyeceğim derken bütün o kadınsı görünümden, tavırdan vazgeçilmesi de bana doğru gelmiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O zaman gene erkeklere karşı bir duruş sergilemiş oluyor kadınlar. Bir counter attack. Halbuki buna gerek yok. Kadın istiyorsa kendini gösterebilmeli, rahatça, bunu gösterme olarak bile addetmeden. Başta söylediğim kendini ortaya koyma bu. Libidosu ile, beyni ile, cesareti ile, bir bütün olarak. Şizofren bölünmelere karşı çıkarak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Jartiyerli Feminist" in bir oksimoron olarak algılanmadığı güzel günlere :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2428186986334582395?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2428186986334582395/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2428186986334582395' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2428186986334582395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2428186986334582395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/05/pis-feminist.html' title='Pis Feminist'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SiJTarshUJI/AAAAAAAAAhw/ckTzTR6mLG8/s72-c/mail.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7263703423762411429</id><published>2009-04-28T09:41:00.000-07:00</published><updated>2009-04-28T10:11:53.831-07:00</updated><title type='text'>Vicdan ya huu!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sfc4wJsMQmI/AAAAAAAAAho/FcnO43A2WJw/s1600-h/ads%C4%B1z.bmp"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 233px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sfc4wJsMQmI/AAAAAAAAAho/FcnO43A2WJw/s320/ads%C4%B1z.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329791083902419554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Anlamadığım şeyler oluyor.&lt;br /&gt;Bir kız çocuğu var. 17 yaşında. Bir de sevgilisi  var bu kızın, normal, dışardan gayet güzel görünen bir ilişkileri var. Sonra bu sevgili birgün kızın kafasını testereyle koparıyor ve kızın cesedini, bir çöp kutusuna atıyor. İnsanın aklının alamayacağı bir dehşet.  Çok yakınını kaybedenler bilir, ölen kişi ile vedalaşmak çok önemlidir. Son kez o seni görmese de yüzüne bakmak, son kez elini tutmak, onu yolcu etmek. Önemlidir. Bu yüzden uzak şehirlerden yakınları gelene kadar kalkmaz bazen cenaze. O veda önemlidir. İnsanın yüreğine bir damlacık su serper. Kızın anne babasının kızlarına veda etme lüksü olmamış, bakamamışlar çünkü o haline. Anlatılamayacak acılar var, bu da onlardan.&lt;br /&gt;Sonra bir yerde kendini dindar addeden insanlar var. Allah' a inandıklarını iddia ediyorlar.  Bu kız çocuğunun gazetelerde çıkan fotoğraflarına bakıyorlar gözlerini kısıp. Dekolte kıyafet giyen ve yabancı bir erkekle (sevgilisi de olsa o yabancı bir erkek) beraber gece vakti sokakta dolaşan bir kız görüyorlar. O artık acıma duyulabilecek bir insan değil. O artık annesi babası tarafından sahip çıkılmamış, bataklara batmış, bu bataklara girdiğine göre de başına gelenleri haketmiş bir kız.  "Su testisi su yolunda kırılır kızım, bunları yapıyorsan başına gelecekleri de düşünmeliydin. " Hadi haketmiş demeyelim, böyle düşünen azdır diyelim, en azından başına gelenlerde payı olan bir genç kız. Evinde otursa böyle mi olurdu?&lt;br /&gt;Bir de emniyet müdürü varmış, o da kızlarına veda edememiş olan anne babayı iğnelemiş, kaba tabirle laf sokmuş, "Onlar polise neden katili yakalamıyorsunuz diyorlar ama sorun bakalım kızlarını takip etmişler mi? " demiş. Suçtan payını anne baba da almış yani. Öyle ya. Kızını takip etsene, kırsın dizini otursun, bak bakalım o zaman kafasını kesiyorlar mı?&lt;br /&gt;Allah' a inandıklarını iddia ediyorlar, onun emirlerini uyguladıklarını. Ama Allah, insanların ona tapmasını istememiş miydi? Bunlar insan mı? İçinde vicdan yoksa o yaratığa biz insan diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;Dünyayı güzellik kurtaracak demiş ya şair, dünyayı bir parça vicdan da kurtarabilir belki. Ama benim çok umudum yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7263703423762411429?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7263703423762411429/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7263703423762411429' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7263703423762411429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7263703423762411429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/04/vicdan-ya-huu.html' title='Vicdan ya huu!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sfc4wJsMQmI/AAAAAAAAAho/FcnO43A2WJw/s72-c/ads%C4%B1z.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5838521725012860002</id><published>2009-04-12T07:27:00.000-07:00</published><updated>2009-04-12T08:01:24.758-07:00</updated><title type='text'>Ne kitaplar sevdim, zaten yoktular</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SeH_x_YrwII/AAAAAAAAAhg/ppWIWtcv2eQ/s1600-h/Addiction_or___Book_Love__by_Auriethepixie.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323817468822274178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 188px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SeH_x_YrwII/AAAAAAAAAhg/ppWIWtcv2eQ/s320/Addiction_or___Book_Love__by_Auriethepixie.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeni bir mimle daha karşınızdayım sevgili karilerim. Sevgili &lt;a href="http://endiseliperi.blogspot.com/"&gt;Endişeli Peri &lt;/a&gt;beni mimlemişti. Mimin konusu: “Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin?” &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öncelikle çok kıskandığım bazı yazarların kitaplarını onlar yerine ben yazmış olayım isterdim. Hemen listeleyelim:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Kazuo İshiguro- Beni asla bırakma. Harika bir kitaptı. Kusursuzdu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- Peyami Safa- Yalnızız. İçindeki seksist ögeleri çıkarmak kaydıyla. Gerçi kitap oldukça incelir bu durumda :) Ama ne yapayım seviyorum. Özellikle karakterleri ete kemiğe bürümesini seviyorum. Samim' de Besim' de Meral' de tanıdığım insanlar gibi. Zaten en büyük dramımı da özetler bu kitap: Samim ' le Besim arasındayım (Besim e daha fazla yaklaşsam da) ve tercih yapamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Turgenyev- Babalar ve Oğullar. Bazarov a ben hayat vermiş olmak isterdim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4- Tolstoy- Anne Karenina. Fazla söze gerek yok. Ama Tolstoy olmak istemezdim özellikle yaşlılığında çekilmez bir ihtiyar olmuş. Karısını bir kuluçka makinası olarak kullanması da cabası.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5- Dostoyevski- Delikanlı. Klasiklerden çıkamadık ama Dostoyevski özeldir. Onun karakterlerinden çok kendisini tanıyor gibi hissederim. Güzel ruhlu insan.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6- Pinhan- Mahrem- Elif Şafak. İkisini de kıskanıyorum. Allah Elif Şafak' ı o günlerine döndürsün. Amin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7- Geber Anne- Sezgin Kaymaz. Süperdir. Çok tanınmaz ama mücevher gibidir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;8- Talisman- Stephen King. For sure :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;9- Kujo- Stephen King. Bir arabanın içinde kısılıp kalan anne ve çocuğunun bir gününü, sürükleyici, içe dokunan bir kitaba dönüştürmüş bizim deli. Karakter yaratma burda da feci güçlü.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;10- Ruh Adam- Atsız. Çok etkileyicidir. Dili harikadır, mistik yönü tam kararındadır, karakterler müthiştir. Bu kitabın meşhur olmamasını anlayamıyorum. Tamam Atsız ırkçıydı ama bu kitap harika. Bunu kabul etmek ırkçı olmak anlamına gelmez ki. Objektif değiliiz hiç birimiz..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;11- Ben Robot- Asimov. Asimov' a da hastayım beni bir robota aşık etmeyi başarmıştır. Gerçi onu okuduğum sırada hormonlarım coşmuş durumdaydı ve sokaktaki elektrik direğine bile sarılabilecek haldeydim ama olsun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunlar ilk atımda aklıma gelenler. Bütün bunları ben yazmış olsaydım çook mutlu olurdum. Ve büyük ihtimalle şizofren, bu kadar alakasız şeyleri yazabildiğime göre :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında yazmak istediğim kitap türü aslnda şöyle birşey olurdu, bilimkurgu içeren, içinde çook meraklı bir cinayet olan, bunu mistizmle de harmanlayan ve ayrıca içinde aşk da olan bir kitap :) Kontes' i kim..ikti gibi sizin anlayacağınız. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yani en sevdiğim kitap henüz okumadığım. Böyle bir kitap okuyabileceğimi de sanmam, aşure gibi ne o öyle. Bu arada aşurede sadece nohut fasülye olsa ne güzel olur, ama o zaman aşure olmaz di mi. Hımm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mimi iletelim: &lt;a href="http://requemforadream.blogspot.com/"&gt;Gregor Samsa&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://loverisloser.wordpress.com/"&gt;Metin Bey &lt;/a&gt;(depreşiklik yok, Rocky), &lt;a href="http://www.passiveapathetic.blogspot.com/"&gt;Passive Apathetic &lt;/a&gt;(aman da yeniden yazarmış, beni mutlu edermişş :))&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O değil de hayat güzel sanki bee.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5838521725012860002?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5838521725012860002/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5838521725012860002' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5838521725012860002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5838521725012860002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/04/ne-kitaplar-sevdim-zaten-yoktular.html' title='Ne kitaplar sevdim, zaten yoktular'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SeH_x_YrwII/AAAAAAAAAhg/ppWIWtcv2eQ/s72-c/Addiction_or___Book_Love__by_Auriethepixie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5604972967737539787</id><published>2009-03-30T10:09:00.000-07:00</published><updated>2009-03-30T13:38:53.760-07:00</updated><title type='text'>Kurgu- Gerçek</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SdEtfs44LQI/AAAAAAAAAhY/Mfe5KDWUGoc/s1600-h/nick_cave-kylie-300x300.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319082657550183682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SdEtfs44LQI/AAAAAAAAAhY/Mfe5KDWUGoc/s320/nick_cave-kylie-300x300.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir süredir yoktum, şöyle darmaduman yazmak, içimi dökmek istiyorum..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Hayatımda benim açımdan önemli birşeye karar verdim. Çok stresliyim. Obsesif olmak çok zor birşey. Bunu iyice anladım. Süslü bir laf olarak kullanmıyorum obsesifi. Gerçekten obsessive compulsive olmak çok çok zor. Herşeyi kafaya takıyorsunuz. İnanılmaz derecede ayrıntıda boğuluyorsunuz. Basit birşey karmaşıklaşıyor ve devamlı endişe içinde olmak çok zor. Antidepresanlar yardımcı oluyor ama onları da sevmiyorum. Ama bazen endişe ile yaşamamak için tek alternatif olabiliyorlar. Biliyorum biraz kapalı yazıyorum ama offf dertliyim işte yahuu. Tanrım beni baştan yarat demek istiyorum. Hamuruma biraz daha az saplantı kat, ne bileyim yap birşeyler işte, ortaya karışık. Bundan iyisini yapabilirsin. Tövbe tövbee.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- Elif Şafak beni üzdü. Üzdü beni yaa.. Onu seviyordum. Pinhan' da keşfettim ben onu. Ben okuduğumda daha küçüktü ve onu kimse de tanımıyordu. Övünmek için söylemiyorum yemin ederim. Ama keşfetmiştim onu, bir yerden duyup okumamıştım ve birini keşfetmek heyecan verici birşey, özel birşey. Pinhan' ı çok sevmiştim. "Şehrin Aynaları" nı da sevdim. Sonra "Mahrem" geldi. O da çok özel benim için. Tanındı o sıralarda filan. Sonrakiler de iyiydi. Baba ve Piç i pek beğenmedim. Zayıf buldum diğerlerine göre, ama hala idare ediyordum. Siyah Süt ü saymadık zaten, saymayın demişti. Ama bu "Aşk" ne yahuu? Hiç sevmedim. Sevgili D. "sanki başkası yazmış gibi" dedi, çok doğru. Başkası yazmış, daha yüzeysel biri yazmış, daha sıradan biri yazmış, Elif Şafak yazmamış gibi. Çeviri de kötü. Ayrıca bari bir İngilizce bir Türkçe filan yazsaydı kitapları. Hele de tasavvuf, Türkçe yazılmalıydı bence. Ella nın hikayesi de zayıf geldi, Şems' inde. Ciddi ciddi üzüldüm ben. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Nihal Bengisu Karaca' nın şu aşağıdaki yazısına üzüldüm, ölüleri taciz etmek bu bence. Daha çok şey yazardım ama boşverin. Ölüleri rahat bırakalım. Hele de fena bir şekilde öldürülenleri. Ölüler kendini savunamaz, yanlış anlamışsın, öylesine bir pozdu, "yırtmak" gibi bir niyetim yok diyemez. İnsanda biraz vicdan olur. Tamam Dexter seviyor, etkilenmiş olabilir ama biri ona gerçekle kurgunun birbirinden çok farklı şeyler olduğunu anlatmalı. Nick Cave de "All beauty must die" diye şarkı yapıyor bayılarak dinliyoruz ama Kylie Minouge ' un başına gerçekten de taşı ekleştirmiş olsaydı, böyle soğukkanlı yaklaşmazdık olaya. Kurgu olduğundan seviyoruz ve hakkında rahatça konuşuyoruz. Gerçek dünyada gerçek maktüllere saygı gösteriyoruz. Taciz etmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.haberturk.com/haber.asp?id=135905&amp;amp;cat=200&amp;amp;dt=2009/03/22"&gt;http://www.haberturk.com/haber.asp?id=135905&amp;amp;cat=200&amp;amp;dt=2009/03/22&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bat dünya bat!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5604972967737539787?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5604972967737539787/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5604972967737539787' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5604972967737539787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5604972967737539787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/03/kurgu-gercek.html' title='Kurgu- Gerçek'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SdEtfs44LQI/AAAAAAAAAhY/Mfe5KDWUGoc/s72-c/nick_cave-kylie-300x300.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8449336705076111640</id><published>2009-03-17T06:57:00.000-07:00</published><updated>2009-03-17T07:03:36.569-07:00</updated><title type='text'>Bi The Way</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sb-tqnHMX2I/AAAAAAAAAhQ/yYIXDNHzQ10/s1600-h/fft22_mf111667.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314157032885739362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 298px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sb-tqnHMX2I/AAAAAAAAAhQ/yYIXDNHzQ10/s320/fft22_mf111667.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;If te bir film seyrettim: Bi the way.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İki kız feci eğlenceli birşey yapmışlar, Amerika' yı baştan başa katederek, herkese biseksüellik ile ilgili fikirlerini sormuşlar. Bu konuşmalardan ve genel anlamda biseksüellik kavramından bahseden bir belgesel çekmişler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Feci eğlenceli çünkü bir kere içinde yolculuk var hiçbişey olmasa..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Film şu argümanla başlıyor: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Amerikan gençliği içinde giderek artan bir biseksüellik eğilimi gözleniyor, bu hep böyleydi de şimdi mi açıkça konuşulabiliyor yoksa Amerikan gençliği seksüaliteyi farklı bir yere mi taşıyor? Film bu izlek üzerinden gidiyor ama arada baya bir soru soruyor, seksüel kimlik hakkında. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;En ilginci 11 yaşında babası eşcinsel olan bir çocuğun gözünden olaya bakılması idi. Genelde istenen çocukların büyürken bir erkek bir dişi figürü görmesi ve bu figürlerin olabildiğince straight olmasıdır ya, çocuk bunun antitezi. Bir kere olağanüstü akıllı bir çocuk ve mutsuz görünmüyor, sağlıklı da duruyor oldukça. Fakat her yaşıtlarından farklı çocuk gibi erken büyümüş. Lafları, kafa yorduğu meseleler çok "büyük" işi.. Bir de tabii filmi vermek istediği mesaj bu olduğu için çocuğun hayatını manipüle ederek de anlatıyor olabilir. Gerçi bundan kaçınmak için sanırım, çocuğun küçükken annesine " ben eşcinsel olmalıyım yoksa babam beni sevmez." dediğini anlattırıyorlar. Küçük bir çocuk için gerçekten kafa karıştırıcı. Ama yavrum çözümü bulmuş, "İlerde eşcinsel mi olurum, hetero mu olurum diye çok kafa yoruyordum. Bu kafa yorma iki yılımı aldı ama sonunda zamana bırakıp çocukluğumun keyfini çıkarmaya karar verdim." diyor. :) Öyle tatli bir ufaklık ki.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başka bir soru biseksüel biri monogam olabilir mi? Seksüel kimliğini normalden farklı tanımlayan biri, tavşanlar gibi seks yapmak zorunda mıdır? Tek eşli olabilir mi? Filmde monogamininde farklı bir tanımını görmek mümkün. Biseksüel kadınla erkek arkadaşı beraber yaşıyorlar, birbirlerini aldatmıyorlar fakat geceleri partilerde beraber kız avına çıkarak, "muhakkak ikisinin de onayladığı" bir kızla başka mecralara yelken açabiliyorlar. Fakat bunu aldatma olarak tanımlamıyorlar. Kız bir gece rüyasında erkek arkadaşını aldattığını görüyor ve dehşet içinde uyanıyor. Bu normal bir kadının hissedebileceği dehşet hissi ile aynı. Yani sınırlar farklı çizilse de bir sınır çizilerek mongami yaşanabiliyor. Bir de güzel bir lafı var kızın erkek arkadaşının: "Tyra' nın kızları da beğendiği için bir gün benim yerime bir kızı koyması gibi bir tehlike olduğunu biliyorum ama yarın başıma bir meteor düşebileceğini de biliyorum" tarzı bir laf ediyor. Kişilere ipotek koyamayacağımzın, hiç bir ilişkinin garanti belgesi ile gelmediğinin güzel bir ifadesi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Film biseksüelliği bir moda bir çerez trend olarak da değerlendirilebileceğinin de altını çiziyor. Yani Amerikan gençliği bunu "cool" birşey olarak görerek yapabilirler. Madonna' nın Britney'i öpmesi, OC de (OC yi çok pis takip ediyomuş bu Amerikalılar) kız kahramanın başka bir kızla ilişki yaşaması filan gibi şeyler biseksüelliği bir seksüellik kimlik değil de bir moda olarak mı yaşanıyor dedirtiyor. Bu tabii Amerika'yı bağlar. Bizde böyle bir moda çıkması biraz zor olduğundan :)) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir sürü konuda sorular soruyor film, sonunu da Amerikan gençliği seksüel kimliği yeniden tanımlıyor olarak bağlıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Filmin negatif yönlerini sıralamak gerekirse özellikle fazla pembe bir dünya çiziyor yani tamam orası Amerika olabilir ama nüfusun kaçta kaçı bu tip şeyleri rahatça tartışacak kadar open minded olabilir? Çok ta olduğunu sanmıyorum. Yani filmde hep ya biseksüel ya da biseksüelliği öcü gibi görmeyecek kişilerle konuşuluyor, biraz tek yanlı. Gerçi "toplum buna hazır değil, çekilmemeli" anlamında demiyorum tabii, toplum buna hazır değil lafının tam bir zırva olduğunu da düşünürüm ama bu film keşke o hazır olmayacağı düşünülen toplum tarafndan izlenerek biraz kafa açıcı olabilse. Ama kendin çal, kendin oyna tarzı bir durum var. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;IMDB de de buna değinmişler, bu filmi zaten biselsüelliği öcü görmeyen ya da sempati besleyen insanlar seyredecek o zaman esprisi nedir gibi. Doğru. Bir de tabii bunu seyredip böyle bir dünya var diyerek filmden çıkınca erkek arkadaşının dudaklarına yapışacak bir erkek varsa onun için tehlikeli olabilir bu film :) Yok öyle birşey dostum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de belgesel film olarak öyle çok süper bir film değil ne bileyim soruların dizilişi, röportaj görüntüleri filan yani çok etkileyici bir belgesel değil ama öyle bir derdi de yok gibi daha çok seksüel kimlikler üzerine bi muhabbet edelim hadi bakalım şeklinde. E iyi keyifli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de bilmem bana mı öyle geliyor ama bence biseksüellik halk arasında eşcinsellikten daha fazla kabul gören birşey. Daha çok erkekler için konuşuyorum çünkü zaten kızların kızlarla beraber olması arzu edilir birşey gibi sunuluyor. Yani bir sexual orientationdan çok bir performance art gibi, estetik bir olay gibi.( Bu biraz da medya gazı tabii yoksa kız kıza ilişki her zaman şiir gibi olmuyordur yani. ) Erkekler ise sanki biseksüelse "kızları da becerebiliyor canım ama afacan arada erkeklerle de takılıyor" gibi daha sevimli düşünülüyor sanki. Belki de kızlarla da yapabildiği için eşcinsel ilişkide de aktif olduğuna karar verilip, "kız erkek ayırdetmiyo aygır" şeklinde sevimlileştiriliyor da olabilir. Zaten bildiğiniz gibi eşcinsellik, erkişi pasifse daha kötü algılanan birşey. Aktif olunca kendisini eşcinsel olarak tanımlamayanlar bile bolca var. (Funny :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Filmde de bir ara aslında erkek biseksüel diye birşey yoktur, dah açılamamış eşcinseldir onlar şeklinde bir teori de konuşuluyor. Sanmıyorum ben durumun bu olduğunu.. Bir de eşcinsel ilişkide illa bir aktif bir pasif olmadığını da yeni öğrendim. "Way to go" diyorum hem kendime hem insanlığa.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8449336705076111640?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8449336705076111640/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8449336705076111640' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8449336705076111640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8449336705076111640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/03/bi-way.html' title='Bi The Way'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sb-tqnHMX2I/AAAAAAAAAhQ/yYIXDNHzQ10/s72-c/fft22_mf111667.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8372141685856371097</id><published>2009-03-15T08:37:00.000-07:00</published><updated>2009-03-15T09:47:18.567-07:00</updated><title type='text'>Wicked Game</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sb0xDRa18tI/AAAAAAAAAhI/8bWHiK2Pn0s/s1600-h/Hot_by_analyzed183.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313457067652412114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sb0xDRa18tI/AAAAAAAAAhI/8bWHiK2Pn0s/s320/Hot_by_analyzed183.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İki tane mimim var. Bu mim görevlerimi eda etmek isterim sayın karilerim.&lt;br /&gt;Bir tanesinde &lt;a href="http://oykucu.blogspot.com/"&gt;Öykücü&lt;/a&gt;'m beni en sevdiği 7 blog arasına almış, benden de en sevdiğim beğendiğim 7 blogu yazmamı istiyor. Sağolsun :) Diğerinde ise &lt;a href="http://requemforadream.blogspot.com/"&gt;Gregor Samsa &lt;/a&gt;beni mimlemiş ve blog dünyasının fena çocuğu &lt;a href="http://5posta.com/"&gt;Fenasi Kerim &lt;/a&gt;' in başlattığı "illa bir blog yazarı ile halvet olmanız gerekseydi hangisini seçerdiniz?" şeklinde bir mimi bana pas etmiş. Utanmaz insan. Bir de benden daha cesur filan diyerek gazlamış beni. :) Gazlamasa da kaçak güreşmekten nefret ettiğim için insan gibi bir cevap vereceğim merak etmesin. Ama önce top 7 blogum:&lt;br /&gt;(Sıralama tamamen rastgeledir.)&lt;br /&gt;1- &lt;a href="http://ekmekcikiz.blogspot.com/" target="_blank"&gt;EKMEKCIKIZ&lt;/a&gt;: Renkli biri bir kere, sinema aşığı ben gibi, bir de ben onun yanında kendimi çok huzurlu hissediyorum, iki tane süper çocuğu var, böyle anne anne davranıyor sanki bana da, seviyorum işte :) Bir de hanımefendi bir insan. Duruşunu seviyorum.&lt;br /&gt;2- &lt;a href="http://peanutbutterandblackcoffee.blogspot.com/" target="_blank"&gt;Hypocrite in a Pouffy White Dress&lt;/a&gt; : Özellikle kadınlarla ilgili yazılarıyla içimi soğuttuğu için, iyi yazdığı için ve aynı şekilde duruşunu sevdiğim için.&lt;br /&gt;3- &lt;a href="http://misokedim.blogspot.com/" target="_blank"&gt;miso&lt;/a&gt; : Kedi o kedi.. Güzel yazıyor, sevimli, uyanık ayrıca okuldaşım. :)&lt;br /&gt;4- &lt;a href="http://passiveapathetic.blogspot.com/" target="_blank"&gt;Passive Apathetic&lt;/a&gt; : Bu aralar yazmıyor hem de morali bozuktu en son. Hep yazsın istiyorum. Üslubunu da seviyorum, insan olarak da sevebileceğim biri bence. I adore her. Belki bu vesileyle yine yazar.&lt;br /&gt;5- &lt;a href="http://torkunc.blogspot.com/" target="_blank"&gt;torkunc&lt;/a&gt; : Öykülerini seviyorum özellikle. Zarif bir beyefendi ayrıca. O da çoktandır yazmıyordu, ama az ses vermeye başladı. Yazsın yazsın.&lt;br /&gt;6- &lt;a href="http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/" target="_blank"&gt;V i r g i l i u s&lt;/a&gt; : Utanmaz, o beni en sevdiği 7 blog arasına koymamış ama ben koyacağım. Benim için söyle özel bir yanı var, onun gibi bir insanı sevebileceğimi hiç sanmazdım. Womanizer bir geçmişi var, (bu yüzden çok güzel kefaret yazıları yazıyor gerçi) kadın düşmanı bir hali de var. Biraz mide bulantısı, biraz derinlik korkusu ile okuduğum yazıları da oldu. Hep söylediği gibi onun canlı canlı yaptığı otopsilerini çok seviyorum ayrıca arafta ikide bir karşılaşıyoruz ama ben selam vermiyorum :)&lt;br /&gt;7- &lt;a href="http://deryik.blogspot.com/" target="_blank"&gt;ASLINDA ZOR DEĞİL&lt;/a&gt; : Deryik yani. Çok akıllı, çok genç, ışık ışık birşey. Seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelelim "wicked game" e. Sevgilim blogumu okuyor olsaydı Gergor cum gibi kaçamağa girer, istediğimle zaten beraberim filan derdim ama dedim ya kaçak güreşmeyi sevmem, işin ucunda sevgilimi küstürmek de yok. O yüzden adam gibi düşünüp bir blogger seçeyim dedim. Seçtim de, &lt;a href="http://thesaint.wordpress.com/"&gt;Simon&lt;/a&gt; ' ı seçtim. Bir kere şunu söyleyim bu mimden önce asla ve kata böyle birşey düşünmedim. Şimdi de düşünmüyorum zaten de, demek istediğim zaten aklımda olan birşey değildi. Ama illa birini seçeyim diye düşününce seçtim. Neden derseniz, sevgili Simon çok kontrollü ve hafifçe de elitist bir insanımız. Ayrıca metrolarda filan kız kovalasa da bazen, hiç öyle hayatının merkezine bu tarz şeyleri koyan bir insan değil. O yüzden işte. Adı üstünde "The Saint". Kim bir aziz dururken Don Juan ı tercih eder? Ben değil. Hem aralarda da sinema geyiği yaparız. (Aralarda derken? :)) Harbi pisim.&lt;br /&gt;Şimdi bu mimi başkalarına pas edelim. Amaç sadece oyun unutmayın, kimsenin kimseyle ciddi ciddi halvet olma isteği filan asla yok. Bu sadece provokatif olmayı amaçlayan bir mim. Relax. Eveet ben "&lt;a href="http://nonim.blogspot.com/"&gt;Noni&lt;/a&gt;" yi, (biraz kafası dağılsın, üzgün bu aralar), "&lt;a href="http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/"&gt;Virgilius&lt;/a&gt;" u, (maksat pislik olsun, hem bakalım kaçamak yanıtlayacak mı?) ve de &lt;a href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/"&gt;Gülçin&lt;/a&gt; 'i mimliyorum. Eheheheheh.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8372141685856371097?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8372141685856371097/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8372141685856371097' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8372141685856371097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8372141685856371097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/03/wicked-game.html' title='Wicked Game'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sb0xDRa18tI/AAAAAAAAAhI/8bWHiK2Pn0s/s72-c/Hot_by_analyzed183.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2620470567895559395</id><published>2009-03-11T10:19:00.000-07:00</published><updated>2009-03-11T10:47:14.834-07:00</updated><title type='text'>Al kaburga kemiğini, oynamıyorum!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sbf4qVrxfJI/AAAAAAAAAhA/hdi_Jnm_Dt4/s1600-h/Adam_and_Eve_by_brunocake.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311987691765726354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sbf4qVrxfJI/AAAAAAAAAhA/hdi_Jnm_Dt4/s320/Adam_and_Eve_by_brunocake.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Lacan hakkında pek bilgim yok. Ama söylediği bir cümle var yeni okuduğum.."Kadın yoktur" diyor Lacan amca. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne güzel söylemiş. ("Birşeyler eksik" isimli çok tatlı, ufak Bülent Somay kitabı sayesinde tanıştım bu kavramla. Yani yazacağım bilgilerdeki kaynağım bu kitaptır. ) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzun süre feministlerce yanlış anlaşılmış bu söz, "sen nasıl kadın yok dersin, kadın vardır, sesimizi yükselteceğiz" filan gibi söylemlere girmişler. Halbuki Lacan amcanın söylemek istediği şey bambaşka. Diyor ki, dil denen şeyi erkekler inşa etti. Dünyayı tanımlama, sözcüklere dökme işini erkekler yaptı ve dili de kendilerine göre oluşturdular. Kadına da bir tanım buldular, bir sınır çizdiler ve "Kadın budur" dediler. Halbuki dilin yüklediklerini taşıyan öyle bir varlık yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erkeğin çizdiği dünyadaki "kadın" olmayı kabul edip, "ben kadınım ve varım" demek aslında nesneleşmeyi kabul etmek oluyor. "Kadın madın yok, varlığıma böyle bir sınır çizmiyorum" dediğinde özneleşiyor kadın. Bir nevi "sizin kadın tanımınız bu ise ben bu işte yokum arkadaş" demek gibi birşey.. "Daha da gelmem dünyaya.." gibi :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gerçekten dildeki erkek egemenliği ne kadar belirgin. İnsan ve erkek çoğu dilde eş anlamlı.. İngilizce de "mankind", Türkçe de "insanoğlu". Türkçede artikel yok, artikel olan dillerde, insana referans verilirken hep erkeğin artikeli kullanılır. İngilizce de "he" gibi. "he/she" olarak yazmak bile çok yeni ve sanki önceki hatayı hatırlattığı için pek bir değeri de yok. Sadece gramer de değil. Mesela kadının çok kişiyle yatanı (para almasa da) o.rospu olarak nitelenirken, erkeğin çok yatanına karşılık gelen bir "kötü söz" yok. Erkeğe söylenebilecek en kötü söz "pez..nk" ama onun da kelime olarak anlamı " kadın satışında aracı ". Yani yine kadının eyleminden dolayı kötü olan bir erkek var karşımızda. Cinsellikle ilgili erkeğin kendi yaptığı birşeyden dolayı söylenen bir kötü söz yok. "İb.ne" var tabii ama orda da zaten kadınsı gördüklerine "İb.ne" dediklerinden gene kadınlara bir kasıt var. "Yani en kötümüz ib.ne o da kadınlara benzediği için. " diyor erkekler.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yaptıkları hiçbir cinsi eylem için sorumluluk almıyorlar, erdem yükü tamamen kadının omuzlarında. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu bakış açısına karşı "Ama yaradılış, spe.rm saçcam ben, ondaan" filan diyenler çıkar. Allahım bu argüman kadar eskiyeni var mı acaba? Dostum biz evriliyorduk, doğadan kopuyor, içgüdülerden (hayvanlıktan) sıyrılıp insan oluyorduk, siz nerde kaldınız? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Evet ben kadınım, kadınlar vardır, şöyledir böyledir " diyerek onların kaldığı yerde biz de çakılıp kalıyoruz özetle. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kadın filan yok.. Ne güzel biraz olsun sınıflandırmış biraz olsun ele avuca sığdırmıştınız bizi ama yok, bunu da kabul etmiyoruz. İyiden iyiye apışır kalır ve siz de evrilmeye başlarsınız umarım sevgili erkekler. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2620470567895559395?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2620470567895559395/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2620470567895559395' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2620470567895559395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2620470567895559395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/03/al-kaburga-kemigini-oynamyorum.html' title='Al kaburga kemiğini, oynamıyorum!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Sbf4qVrxfJI/AAAAAAAAAhA/hdi_Jnm_Dt4/s72-c/Adam_and_Eve_by_brunocake.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7191422665580060006</id><published>2009-02-22T07:29:00.000-08:00</published><updated>2009-02-22T07:53:29.374-08:00</updated><title type='text'>ÇİRKİN</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SaFwTzke2kI/AAAAAAAAAgo/tUHCIL3H8gk/s1600-h/doga1342ae9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305645321582205506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 319px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SaFwTzke2kI/AAAAAAAAAgo/tUHCIL3H8gk/s320/doga1342ae9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kendimi bildim bileli kendimi çirkin hissettim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Küçükken oldukça güzel bir çocukmuşum, çocukmuşum diyorum çünkü ben hiç kendimi "güzel bir çocuk" olarak hatırlamıyorum. Sadece milletin ilgisinden deli gibi bunaldığımı hatırlıyorum. Millet beni boncuk moncuk gibi sıfatlarla sevip sıkıştırdıkça bunalıyordum. Hatırlayabildiğim 5-6 yaşlardan bahsediyorum. Mesela bir kez eczaneye kendi başıma gitmiştim, iki kişi vardı bana öyle ilgi gösterdiler öyle sevdiler ki eve geldiğimde hüngür hüngür ağladım. Taciz maciz de değildi yani, bildiğin "aa ne güzel çocuksun" muhabbeti. Nefret ederdim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hele de klasik kadın oturmalarına gittiğimizde yaşlı kadınlar illa da beni torunlarına alırlardı, gerçek gibi korkup annemin kucağında deli gibi ağlardım, bunlar gülerlerdi. Minicik çocuğu ağlatmak hoşlarına mı gidiyodu bilmem. Ya da ben neden ağlıyordum o da muamma..Şimdi bakıyorum mesela kız çocuklarında genelde bir eda, bir işve filan oluyor. Kadın olmaya daha hazırlar gibi. Ben en hafif deyimle yabaniydim. Ve güzelliğimden zinhar haberim yoktu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonra ergenlik geldi. Hemen gelişinde babamı da kaybettiğim için (11 yaş) ergenlik benim için tam bir kabustu. Kabustan öte birşeydi yahuu. Bence vampir mitini, kurtadam hikayelerini bu yüzden seviyorum. Çünkü ergenlikte vücut tam da kurtadamın dolunayda değişmesi misali değişiyor. Vücut aniden büyüyor, kıllar fışkırıyor, narin bebelik hatları ergenlik hatlarına dönüşüyor, (erkeklerdeki ses değişimine girmiyorum bile, erkek arkadaşlarımız tatillerden başka birinin (kesinlikle korkunç biri) sesine sahip olarak gelirlerdi.) ve tabii daha dipte başka değişimler de oluyor. Ben üstelik erken girdim ergenliğe ve regl filan hakkında da hiçbirşey bilmiyordum. İlk olduğumda bütün bir gece ağladım çünkü ayda yedi gün değil, tüm ömrüm boyunca artık kanayacağımı sanıyordum. Bir tür kan çeşmesine dönüşmüştüm. Ne kadar ağlasam azdı. (Öğrenince çok rahatladım tabi.) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ergenken gerçekten çirkinleştim çünkü çocukken şirin, sevimli gayet olumlu algılanan tombulluk, ergenlikte affedilmez bir günaha dönüşmüştü. Kendimi zaten güzel hissetmeyen bir çocuk olarak üstüne bir de başkalarının gözünden kendime bakınca gördüklerim beni dehşete düşürdü. Tombuldum, sivilceliydim üstüne üstlük ailem saçlarımı kısacık erkek traşı şeklinde kestirmeye ısrar ettiği için kızdan çok bir erkeğe hatta bir nazi subayına benziyordum. Nazi subayına benzemem biraz da asık suratlı olmamdandı. Asla gülmüyordum, toplum içinde güleceksem elimle ağzımı kapıyordum, çünkü bir tane yamuk dişim vardı. (Bu yamukluğu görmek için büyüteç filan gerekiyordu ama olsun ben biliyordum.) Bu müthiş ciddiyet de aslında biraz çekingenliğimi ve yabaniliğimi öreten bir zırh gibiydi. İşime geliyordu, gereksiz samimiyetden beni alakoyuyordu. Erkeğe benzemem de zamanla hoşuma gitmeye başladı, zaten üçüncü kızdım ve erkek olsun niyetiyle dünyaya gelmiştim. Erkek olmak her açıdan avantajlıydı hem de ailem mutlu olacaktı. Böylece bir tomboy- erkek Fatma moduna girdim. Ortaokulda erkekleri dövdüm, (erkekler daha gelişmemiş, kavruklardı.) kızsal görünen herşeyle dalga geçtim, Stephen King romanlarından korkunç detayları kızlara zorla anlattım, dinlemek istemeyip kulaklarını tıkadıklarında bağıra bağıra anlatarak onları kovaladım. Kısacası Amerikan filmlerinin "freak" motifinin tüm özelliklerini üstümde taşıyordum. Din hocası ile acaip münakaşalara girişiyor, "Neden kadın peygamber yok hocam?", aynı zamanda tüm yazılılardan önce okuyup üflüyordum. Veli toplantılarında "Çok şahsına münhasır bir çocuk" denildiği için ailemin kafasını karıştırıyordum. Bütün bunlar olurken kendimi olağanüstü çirkin hissediyordum. Hatta kız zaten değildim de, insan olduğum bile şüpheliydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305649924603916178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SaF0fvKYL5I/AAAAAAAAAgw/v5mZH1ufZVc/s320/elma_34.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üniversite geldi sonra, ben değiştim. Bir kere ilk kez çok sevdiğim arkadaşlarım oldu. Benim gibi insanlar vardı, onları bulmuştum. Kendimi daha iyi hissediyordum. Zaten "freak" i "nerd" ü bol bir üniversitedeydim. Yine kendimi çirkin hissediyordum ama o kadar da değil, hafiften aklımdan "lan yoksa kız olabilir miyim ben" gibi fikirler geçiyordu. Kadın zinhar değil. Kadın olmak aklımda yoktu. (Kadın- kız ayrımını zardan yapmadığımı zaten biliyorsunuz varsayıyorum. Yani kendimi insan hissetmiyodum dediysem soğan gibi hissediyordum da demedim, şükür.) Ama kabul edilebilir gibiydim işte. Bakımsız olduğum kesindi. Çünkü tomboyluk iliklerime işlemişti. Genç kızların default sahip olduğu ya da annelerinden çevrelerinden gelen bilgiler bende yoktu. Herşey de üstümde eğreti duruyordu sanki. Çok da üstünde durmuyordum. Bir erkeğin beni beğenebileceği aklımın ucundan geçmiyordu. Savaşı kaybetmiş değildim, savaş alanına hiç girmemiş, girmeyi hayal bile etmemiştim. Tabii platonik aşklarım vardı ama onlar başka birşeydi. Hayata tutunmamı sağlayan ülküler gibilerdi. Onlar da insan- erkek filan değildi zaten. Çok güzel hayallerdi. Hayal de her zaman benim besinim olmuştu. Cinsellik olarak düşünürsek her kendine dönük insan gibi cinselliğimde kendime dönüktü ve ne yalan söyleyeyim kendi kendime epey iyi vakit geçiriyordum. Hatta tek eşli bir nimf' tim diyebilirim. Eşim kendimdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Besin demişken yine şişmandım. Ama aslında balık eti denip geçilebilecek derecede olan şişmanlığımı ben balina seviyesinde görüyordum. Yani bence süper- ultra filan şişmandım. Şimdiki gözlerimle o halime baktığımda biraz sarsak, bakımsız ama pekala güzel bir genç kız görüyorum. Ve sevilesi birşey. Ama o zaman şimdiki gözlerime sahip değildim, daha genç ama çok daha acımasız gözlerim vardı. Ve sevilesi olmak mı? Hayır.. Ben o zaman devamlı olarak arkadaşlarımın beni neden sevdiğini sorguluyordum ve diken üstündeydim. Beni neden sevdiklerini bilmediğim için, ne yaparsam sevmekten vazgeçeceklerini de kestiremiyordum. O yüzden tedirgindim. Aslında regl olduğumda ilk korkumdan sonra devamlı kan boşaltmayacağımı öğrenmiştim ama içten içe her gün o kan benden boşalıyordu sanki. Evet vampir filmlerini bu yüzden de seviyorum. "Inside my shell, I wait and bleed" . (Aynen öyle, Virgilius :)) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sora İstanbul' a geldim. Zaman geçti. Benim kendimi algılayışım yavaş yavaş değişti. Tam nedenini bilemiyorum ama hemen olmadı bu. Belki gittiğim psikologun ve psikiyatristin yardımı oldu, (ilkinin olduğunu sanmıyorum ama) ya da yuttuğum antidepresanlar mı? Bilemiyorum. Belki genel olarak hayal dünyasından kopup gerçek dünyanın ortasına düşmem etkili olmuştur. Çünkü 9-6 çalışan biri istese de istemese de gerçek dünyanın ortasına düşer, yara alır almaz bilemem ama bu diyarda "function" etmek istiyorsan ister istemez düşeceksin. Bir tür "Wellcome to the machine" hikayesi. Ben de uyandım işte, biraz kendimin farkına bir de cinsiyetimin farkına vardım. Ve gözlerimi açınca gördüm ki, ulan kadın olmak az buz zor değilmiş, az buz haksızlık yapılmıyormuş bu kadın denen cinse. Kadın denmesinden bile ar ediliniyormuş. Bayan filan gibi olaylar varmış. Anlayacağınız yıllar sonra bir cinsiyetim olmuştu ama bu cinsiyet pek parlak bir cinsiyet değildi. İnanılmaz şeylere katlanması beklenen, bunlara katlanan, dişini sıkan üstelik bunu içselleştirmiş bir cinsiyet. Hiç hoşlanmadım bundan. Size garip gelir belki ama gerçekten hayal dünyamdayken bu kadar ayrımcılık olduğunun farkında değildim. Kendimi cinsiyetsizleştirmekle meğer bir bildiğim varmış benim.. Sonra bir ayrımcılık neferi oldum bildiğiniz gibi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305650286649142178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 225px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SaF00z4r66I/AAAAAAAAAg4/Hek56MoelJA/s320/15856.jpg" border="0" /&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama konuyu dağıtmayayım çirkinlikten gidiyorduk. Yolun biryerinde çirkin algım değişti benim. Kendimi basbayağı güzel hissetmeye başladım. Ama bu arada yine belki anti depresanlardan, balık etinden gerçekten de balinaya geçmiştim. Yani geçmiş illüzyonumu gerçek kılmıştım. Ama garip olan bu halimde iken kendimi beğenip sevebilmem oldu. Şimdi genelde yaptığım gibi kilo=çirkinlik dersek, Kendimi üniversitede iken hissettiğim kilodayım yani çirkinlikteyim fakat şimdi de hissettiğim kilo o zamanki kilom, yani o zaman hissetmem gerektiği kadar güzel hissediyorum. Karışık oldu ama anladınız değil mi olayı? Gerçekten hayat komik.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bir mutlu son gibi değil ama. Artık hayatın bölüm bölüm olduğu sanrısına kapılmıyorum. Birşeylerin başlayıp bitmesinden ziyade birşeyler kişiliğimize, bize ekleniyor diyebiliriz. Yani değişiyoruz ama önceki versiyonlarımız hep bizimle. Yarın daha önce hissettiğim şekilde hissedebilirim. Yani bedenimle sorunum kalmadı desem de, iki gün sonra fotoğraf çektirmek istemiyorum diyebilirim. Sonrasında yine rahatlayabilirim. Yine yabani olabilirim, yine cinsiyetsiz hissedebilirim. Fakat eğer bir durumda iken daha iyiyi deneyimlemişseniz, o durumdan çıkmanız daha kolay. Böyle birşeyi deneyimlememişseniz ise çok zor. Yani kah çirkinim kah güzelim ya da hem çirkinim hem güzelim ve iyi ki de bir bedenim var. Hepsi bu. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7191422665580060006?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7191422665580060006/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7191422665580060006' title='23 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7191422665580060006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7191422665580060006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/02/cirkin.html' title='ÇİRKİN'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SaFwTzke2kI/AAAAAAAAAgo/tUHCIL3H8gk/s72-c/doga1342ae9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-1839098353166630625</id><published>2009-01-31T03:00:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T05:53:32.908-08:00</updated><title type='text'>KAFAM KARIŞIK- IFISTANBUL</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SYQ70oAa5sI/AAAAAAAAAgA/6rCS0N4k1ow/s1600-h/8.jpeg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297424836972963522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 316px; CURSOR: hand; HEIGHT: 216px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SYQ70oAa5sI/AAAAAAAAAgA/6rCS0N4k1ow/s320/8.jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ordan, burdan:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Herşey ama herşey konusunda kafamın karışık olmasından bıktım. Bir tane net fikrim olsun istiyorum. Ya da değişmez yargılarım filan olsun. Ben herşeyi mümkün olarak görüyorum. Yani bu doğru diyemiyorum birşeye, yanlış da olabilir şeklinde düşünüyorum ve asla tam olarak seçemiyorum. Bu iğrenç. Birşeye inanıp peşinden istikrarla gidenlere şaşıyorum. Ben inanmaya inanmıyorum belki de..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Kadınları ya kanatsız melek, kutsal ana ya da orospu, fahişe hiç değilse potansiyel orospu olarak görenlere gıcık oluyorum. Yani sanırım erkek nüfusunun %80 ine, kadın nüfusunun da %70 ine gıcık oluyorum. O kadar yaygın ki bu, illa bu iki uçtan biri olacağız. Saygı görmek için rahibe gibi davranmamız, ya da bu durumu fake etmemiz bekleniyor. Hem aklı çalışan, değerli şeyler yapan, ahlaklı bir kadın olup hem de sevişemeyiz sanki. Ve para alsak da almasak da eğer sevişiyorsak orospuyuz. Neden anlamıyorsunuz? Sadece insanız yahuu. İnsan, bildiğin insan. Ya kutsal melek ya da cadı değiliz. Bu kutsallık ukdenizle bizi hapsediyorsunuz, biz de inanıyoruz, biz de o ülküye ulaşmaya çalışıyoruz. Hep yarım kalıyoruz. Ya ruh ya beden şeklinde bir seçim istemiyoruz, hem ruh hem beden olmak istiyoruz ve derecesine kendimiz karar vermek istiyoruz, seçimlerimize saygı istiyoruz. Bu kadar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- If Istanbul başlıyoor :) Güzel fimler var. IfIstanbul, bağımsız filmler festivali bu arada. Aha bu linki: &lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/"&gt;http://2009.ifistanbul.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim liste şöyle: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bi the way: İnsanlara biseksüellikle ilgili fikirlerini sordukları bir belgesel çekmişler. Hem belgesel severim hem de bi olayı ilgimi çekiyor. Niceee..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/filmler/bi-the-way.aspx"&gt;http://2009.ifistanbul.com/filmler/bi-the-way.aspx&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Be like others: Bu filmde de İran daki eşcinseller var. İran da ilginç bir yasa var, eşcinsellik suç ve cezası ölüm ama eşcinsel olup da cinsiyet değiştirirsen, yaşayabiliyorsun. Yani ülkede eşcinseller istemeden de olsa cinsiyet değişikliği ameliyatı olabiliyorlar. Çok acaip. Çok vahşice.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/filmler/be-like-others.aspx"&gt;http://2009.ifistanbul.com/filmler/be-like-others.aspx&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tokyo: 3 kısa filmden oluşuyor, üçü de tokyo da geçiyor. Yönetmenler harika, Bong Joon-Ho (bunu tanımıyorum), Leos Carax (Köprüüstü Aşıkları) ve Michel Gondry (Eternal subshine of the spotless mind) Ama beni özellikle ilk filmin konusu etkiledi. Japonya da mrü boyunca bir odada çıkmadan yaşayan, annesi filan bakan ve asla asla evden çıkmayan insanlar var. Hikikomori deniyor bu insanlara. İlk filmde böyle birinin öyküsü var, eve gelen pizzacı kıza aşık oluyor böyle bir kahraman. Ay çok heyecanlıı.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/filmler/tokyo.aspx"&gt;http://2009.ifistanbul.com/filmler/tokyo.aspx&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Afterschool: Bu filmde hem ergenlik hem bilgisayar , sanal dünya çılgınlığı var. Tam bana göre. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/filmler/afterschool.aspx"&gt;http://2009.ifistanbul.com/filmler/afterschool.aspx&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Religious: Bu da belgesel bu sefer insanlarla din üzerine muhabbet ediyorlar. Tanrı, inanma üzerine. Bakalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/filmler/religulous.aspx"&gt;http://2009.ifistanbul.com/filmler/religulous.aspx&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sita Sings the Blues:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hem Hint filmlerinin cümbüşü hem animasyon. Severim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/filmler/sita-sings-the-blues.aspx"&gt;http://2009.ifistanbul.com/filmler/sita-sings-the-blues.aspx&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Salamender: Hapisten yeni çıkan bir anne küçük oğlunu alıp Patagonya da küçük bir köye yerleşiyor. Bu da bir büyüme öyküsü, benim zaafım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2009.ifistanbul.com/filmler/salamander.aspx"&gt;http://2009.ifistanbul.com/filmler/salamander.aspx&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-1839098353166630625?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/1839098353166630625/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=1839098353166630625' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1839098353166630625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1839098353166630625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/01/kafam-karisik-ifistanbul.html' title='KAFAM KARIŞIK- IFISTANBUL'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SYQ70oAa5sI/AAAAAAAAAgA/6rCS0N4k1ow/s72-c/8.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2608134915894788102</id><published>2009-01-25T05:20:00.000-08:00</published><updated>2009-01-25T05:23:24.280-08:00</updated><title type='text'>Happenis</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SXxnYqTnEhI/AAAAAAAAAf4/odia2zvXc58/s1600-h/relax.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295220935251923474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SXxnYqTnEhI/AAAAAAAAAf4/odia2zvXc58/s320/relax.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Siz nasılsınızdır bilmem sevgili karilerim ama ben genelde mutsuzumdur. Herkes gibi benim de arada, şükür dalgalarım olur, yani "şükür yaleppim, sağlıklıyım, ailem var, arkadaşlarım var, sevgilim var, para da kazanıyom, aç değilim açıkta değilim " filan gibi bir şükür listem var tabii ama mutlu da değilim. Kendime mutlu insan demem yani.&lt;br /&gt;Bu yeni dalga emolar gibi daimi salya sümük depresif biri filan da değilim, gayet gülen şuh (şuh mu?) kahkahalar atan hatta anasını satıyım uyumlu bile olabilen biriyim. Ama yok bişeyler de eksik.&lt;br /&gt;Peki beni ne mutlu ederdi diye düşünüyorum, yani insanı ne mutlu eder?&lt;br /&gt;- Daha ince- fit  olmak? Ne gariptir ki bundan çok daha ince ve fit olduğum zamanlarda (yani o zamanlar bana şişman bile denmezdi) bundan çok daha mutsuzdum. Hani başka şartlar yüzünden desek, yok, tam da vücudumu beğenmediğimden mutsuzdum. (IQ'm mü düşmüştü acep o zamanlar?) Bunu geçiyoruz.&lt;br /&gt;- Daha genç olmak? Hani şöyle çıtır filan olmak..Cık.. Çıtırken çıtır olduğum için mutlu olmak gibi bir olayım hiç yoktu. Yani aklıma bile gelmezdi ve yine en buhranlı yıllarım bu 17-25 yaş dönemimdir. Berbattı hatta lan. Bunu da geçtik.&lt;br /&gt;- Sevdiceğin olması? Bir platonik aşktan diğerine acı içinde sekerken mutlu değildim o kesin ama şimdi sevdiceğim var diye her daim mutlu da değilim. Ayrı sorunlarım da cabası. Yok yanında çocuk gibiyim de, yok bişeyden anlamıyorum da, dur bi kavga edeyim bari de, şeklinde takılıyorum. Yani beni çok mutlu da ediyor tabii. Ama her daim de kıvançlı olmuyor insan.&lt;br /&gt;- Zen? Hani insanın geçmişi geleceği değil o anı yaşaması? Bu abicim kesinlikle benim olayım değil. Yapı olarak az biraz mükemmeliyetçi de olduğumdan, (mükemmeliyetçi Oblomov- ironik insan Talisman) bu durumda ben devamlı anı yaşıyor muyum yaşamıyor muyum diye kendimi yerim. Azıcık dalsam "aha da geçmişi düşündüm, olamaz plan yaptım farketmeden, geleceği düşündüm, yapmamalıydım" diye resmen çıldırırım. Zaten eser miktardaki akıl sağlığımı büsbütün kaybederim. Zen ne ayrıca? Banyo seti gibi..&lt;br /&gt;Peki nedir nedir bu mutluluk mereti?&lt;br /&gt;Ben ne olduğunu buldum, mutluluk aynısının tıpkısı kadın orgazmı gibi.. Yani her şart yerine getirilsin, olmayabilir. Şart mart düşünülmeden kafaya göre takılınsın, olabilir, tabii olmayadabilir. Yani şunu yaparsam mutlu olurum dersin, yaparsın olmazsın. Hiç ummadığın zamanlarda olur, mesela bir arkadaşım kuaförde saçını yıkatırken mutlu (!) olduğunu anlatmıştı. Çok umduğun zamanlarda olmaz. Hikmetinden sual olunmaz. Hatta olup olmadığı bile tartışılır, belki de ütopyadır.&lt;br /&gt;Aynı mutluluk işte. Vallahi tıpkısı..&lt;br /&gt;Bu keşfi yaptım, mutlu oldum, hadi bakalım :)&lt;br /&gt;Ha bir de sanırım ikisini de hedef haline getirmek, ulaşmayı zorlaştırıyor.  Aha bir keşif daha.. Multiple mutlu oldum ayaküstü.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Başlıktaki kelime oyunu "Paris'te Son Tango" filminden çalınmıştır. Konuya uydu diye düşündüm, Happiness ı yanlış yazmadım yani.. :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2608134915894788102?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2608134915894788102/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2608134915894788102' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2608134915894788102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2608134915894788102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/01/happenis.html' title='Happenis'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SXxnYqTnEhI/AAAAAAAAAf4/odia2zvXc58/s72-c/relax.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8944393371096997024</id><published>2009-01-16T12:04:00.000-08:00</published><updated>2009-01-16T12:25:27.833-08:00</updated><title type='text'>Yine mi Güzeliz, Yine mi Çiçek</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SXDs07-bFmI/AAAAAAAAAfs/3G5va-JmE10/s1600-h/hedwig1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291989956357199458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 178px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SXDs07-bFmI/AAAAAAAAAfs/3G5va-JmE10/s320/hedwig1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sabah işe gittim, her zamanki gibi.. Yani 8,45 te yataktan devrilir gibi kalkıp, tuvalette de 5 dakika kestirdim, bi hışım giyinip kendimi dışarı attım. Aksi aksi maillerime bakıyordum, bir de ne göreyim meğer yöneticimiz değişmiş. Hay Allah nasıl oldu filan dedim çünkü beni işe alan yönetici değişmiş oldu ki kendisi aynı zamanda arkadaşımdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir süre sonra da yeni yönetici beni aradı, seninle konuşmamız lazım diye.. Allah dedim kesin internette girdiğim sayfalara baktılar şimdi onu konuşacaklar, çok utanç verici diye düşündüm hemen. Girdiğim site de ekşi sözlük ama abuk subuk bir sürü başlığı okuyorum ve onlar da loglanıyor bildiğiniz gibi.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kendimi böyle bir konuşmaya hazırlayıp çıktım, hiç düşünmediğim birşeyle karşılaştım. Bölümümü değiştirmemi istiyorlar, bizde eleman çokmuş, o bölümün ihtiyacı varmış. Haydaa dedim ben içimden, dışımdan da "ama ben iyiydim böyle" filan diye geveledim.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse uzatmıyım iş gün içinde kesinleşti ve işime yeni alışmışken şimdi de bölümüm değişti :) Ya belki üzülmem gerek ama pek sevindim ben yaa.. Hem yeni konum olması değişik bir tecrübe olacak, yeni tiplerle çalışacağım. Hem de yeni bölümün yöneticisi iyi, güçlü bir kadın. Güçlü kadın tiplemelerini severim eğer kafa dengi olma potansiyeli de taşıyorlarsa.. Bir de ben değişiklikleri bayağı seviyorum yaa.. Hadi bakalım, yine atıldık bir denize.. Rastgele..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ya bir de ben hayatımda seyrettiğim en güzel filmlerden birini seyrettim ya. Mükemmel bir film. Ben genelde seyrettiğim her filme bir kulp bulurum ama bunda kulp filan bulamadım. "Hedwig and the angry inch" den bahsediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha sonra ayrıntılı bir yazı yazacağım filmle ilgili ama diyebilirim ki aşık oldum filme. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdilik sadece soundtrack inden bir parça lyric i:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tear me down:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;On August 13, 1961,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;A wall was erected&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Down the middle of the city of Berlin&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;The world was divided by a cold war&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;And the Berlin Wall&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Was the most hated symbol of that divide&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Reviled, graffitied, spit upon&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;We thought the wall would stand forever&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;And now that it's gone&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;We don't know who we are anymore&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ladies and gentlemen&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hedwig is like that wall&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Standing before you in the divide&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Between East and West&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Slavery and freedom&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Man and woman&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Top and bottom&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;And you can try and tear her down&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;But before you do&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;You must remember one thing:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;There ain't much of a difference&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Between a bridge and a wall&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Without me right in the middle, babe&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;You would be nothing at all&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Enemies and adversaries&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;They try and tear me down&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;You want me, baby, &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;I dare you&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Try and tear me down&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8944393371096997024?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8944393371096997024/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8944393371096997024' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8944393371096997024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8944393371096997024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/01/yine-mi-gzeliz-yine-mi-iek.html' title='Yine mi Güzeliz, Yine mi Çiçek'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SXDs07-bFmI/AAAAAAAAAfs/3G5va-JmE10/s72-c/hedwig1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5058903362293968631</id><published>2009-01-11T02:09:00.000-08:00</published><updated>2009-01-11T02:19:35.168-08:00</updated><title type='text'>Geldiimm</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SWnFvIOkeEI/AAAAAAAAAew/Jj3-Pc0Basg/s1600-h/anne-hathaway-gq-magazine-get-smart.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289976650776475714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 285px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SWnFvIOkeEI/AAAAAAAAAew/Jj3-Pc0Basg/s320/anne-hathaway-gq-magazine-get-smart.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben geldiimm..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neler oldu neler..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;En son Rusya dan yazmışım. Ben olsam hemen, bu kız Rusya' da organ mafyasının eline düştü, böbreği, dalağı, ciğeri her biri bir yana dağıldı.. İyi kızdı, Allah rahmet etsin diye düşünürdüm.. Galiba düşünen de olmuş :) Yok öyle olmadı, sağ salim döndüm..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rusya ' da tek başıma, televizyonda Rusça bişeyler seyredip dururken, boyuna düşündüm. Kendim hakkında, hayatım hakkında.. Neyse sizi bu klasik 30 yaşına girmiş, üstelik bunu 2 sene sonra idrak etmiş beyaz Türk hezeyanlarına ortak etmiyim. Çünkü çok sıkıcı.. :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sözün özü, geri dönünce bir sürü değişiklik yaptım hayatımda.Beraber yaşadığım kuzenimle severek ayrıldık, yani kavgasız, oturup konuşarak. Kendi başıma ev tuttum. İşin yanıbaşında, yürüyerek işe gitmesi 6 dakika sürüyor. Hişş nazar etmeyin haa :) Anadolu yakasından, Avrupa yakasına geçtim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ev eşyaları aldım, çok zıkkım işmiş, çok bekar işi olmasın deyip güzel birşeyler almaya kastım, bu kriz zamanı ev düzmek, düzülen tarafın hangisi olduğu ile ilgili ciddi şüpheler oluşturdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnız yaşamak garipmiş, ev denen nesne kendi kendine gürültüler çıkarabilen bir nesne imiş, canlı mı yoksa len, ağaç gibi? Iyy.. Yani ağacın da canlı olduğunu ilk insanlar düşünmemiştir. Öööyle durup duruyo sonuçta, bazı ağaçlar büyümüyo da.. Allahım evler canlı. Bu gece gördüğüm kabusları da açıklıyor. Çok yiyip yattığımdan sanmıştım ben..Neyse alışcaz :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Marla sormuş, yok sevgilimden ayrılmadım, beraberiz, arada saçma kavgalar ediyoruz ama onlar da iş olsun diye.. En son Ha.dise yüzünden kavga ettik diyeyim de, ilişkimin içler acısı halini tarif edeyim :) Çok salağız, çok arabeskiz ama iyiyiz.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdilik böyle, daha yazarım, blogumu özledim, blog arkadaşlarımı da çok özledim.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geri dönmek güzel bee :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arada bir sürü şeye kafama takıldı, gündemden inmiştir ama Issız Adamla ilgili bir iki laf etmek istiyordum, onları yazayım:Bence Alper haklı yahuu, gayet normal bir tepki veriyor. Erkeklerin bağlanamama sorunu filan değil bu, sevgilin 1 ayda annenle kanka olursa, alışverişlere düğünlere giderse, burnuna burnuna girerse rahatsız olursun. Basar insana. Hele de gelcek anneciğimin elleri ile sardığı güzelim sarmaları, daha ben el sürmeden, alıp lüpletmeye çalışcak haa..Üstelik de meyve suyu ile, ööög meyve suyu ile yenir mi güzelim sarma, daha yemeyi bilmiyosun kadınn! Fena olur insan. Bunun ıssızlıkla adamlıkla ilgisi yok. Zaten adamcağızın Mudo Concept ten ev döşemekle taşralılığından kurtulamayacağı kafasına dank etmiş, sen niye üstüne gidiyosun ki bir de..:) Ya üstelik kızın o sevişme monoloğu ne korkunçtu yahuu? Meditasyon workshop' una mı geldik, sevişiyomuyuz, nedir ki? Yok elimi hisset, yok kıçımdan gelen sevgi akımını farkettin mi? Gerçi kızcağız da ne yapsın, adam gerçekten de korkunç sevişiyordu. Sanki az önce boğazlanmış bir kurbanlık koyun gibi debeleniyordu yaa.. Bir de o kadar erken boşalan biri 5 sene unutulamasın haa? Olmaz öyle şey.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, diyeceğim o ki, Çağan Irmak' ın tirbünlere oynamadığı tek filmi ve en iyi filmi, "Mustafa Hakkında Herşey" dir ve bu filmden daha iyisini yapabileceğine olan inancım da gitgide azalmaktadır. Onun da çok umrunda ya, mihehe.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Koyduğum fotonun da konumuzla hiç ilgisi yok ama bu Anna Hathaway ne güzel kız yaa.. Şu dünya üzerinde beni lezbiyen yapabilecek tek kadın varsa bu da o işte. Dünya üzerinde "onu" lezbiyen yapabilecek tek kadın ben olmadığıma göre mutlu hetero hayatıma devam edebilirim. :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5058903362293968631?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5058903362293968631/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5058903362293968631' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5058903362293968631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5058903362293968631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2009/01/geldiimm.html' title='Geldiimm'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SWnFvIOkeEI/AAAAAAAAAew/Jj3-Pc0Basg/s72-c/anne-hathaway-gq-magazine-get-smart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-935878650473121211</id><published>2008-09-12T05:14:00.000-07:00</published><updated>2008-09-12T05:23:31.306-07:00</updated><title type='text'>Yeraltindan pardon Rusya` dan Notlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SMpfMxcPw3I/AAAAAAAAAdc/-3gGKN0k5is/s1600-h/If_I__m_a_sinner_by_hiritai.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245109389061243762" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SMpfMxcPw3I/AAAAAAAAAdc/-3gGKN0k5is/s320/If_I__m_a_sinner_by_hiritai.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Ekmegi birak cig borek buldum heheeytt :) Hem de vallahi Turkiye`dekilerden gusel.. Hihihi. Sonra supermarketten bir suru cekirdekli, fistikli ekmek aldim peynir de aldim odamdaki buzdolabina stokladim. Parayi da nasilsa sirket veriyo diye supermarketten cesit cesit cikolatalar, cipsler, garip tatlilar aldim. Ac Talisman zaten oksimoron gibiydi :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Kizil Meydan cook guzel. Bir de ben gezerken Moskova` nin kurtulus gunuymus. Etraftaki sokaklari da trafige kapamislar. Doyamadim o yollarda yurumeye. Binalar cok guzel. Bir de burasinin atmosferi Avrupa` da gordugum yerlerden daha cok hosuma gitti. Daha sahici geldi bana. Daha Istanbul tarzi. Yani steril degil yasayan bir sehir. Avrupa` da mukemmellikten gelen bir sogukluk var ve bir de cok turist var, cok turist bence yerli olani bozuyor. Yani oldugu gibi degil de bir cila altindan gorunuyor o zaman sehir. Moskova oldugu gibi valla, yersen seklinde. Boyle sehirleri seviyorum ben.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Kurtulus gunu diye her taraf asker doluydu. Bir sokakta gene bir suru asker var herkes aralarindan geciyor ben de geciyorum. Beni durdurdular Rusca biseyler soyluyolar. Uf bir korktum izin vermiyorlar gecmeme. Ingilizce biseyler soyluyorum anlamiyorlar. Sonunda nasil acikli bir ifade takindiysam gulerek beni saldilar. Alcaklar yaa ne diye kendi halinde bir turisti korkutuyorsunuz bu kadar. Resmen tirstim. Bunlar cok eglendi ama.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Kizlar gercekten cookk guzel meger merkeze saklanmislar. Cok guzeller oyle boyle degiller. Fotograflarini cektim valla, estetik olan hersey ilgimi cekiyor naapayim. Slovenya da da erkeklerin resmini cekmistim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Erkekleri cirkin. Uc kategoriye ayirabiliriz Rus erkeklerini:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Kiza benzeyen erkekler: Bunlar guzel yani duzgun ve kiza benziyorlar ama belki de erkeksi olmadiklarindan bakinca aa ne yakisikli hissi vermiyorlar, itici birsey. Ama kiz olsalardi guzellerdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2- Erkege benzeyen erkekler: Bunlar erkeksi Allah icin ama bildigin cirkinler. Uzerinde cok konusmaya gerek yok.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Ne kiza ne erkege benzeyenler: Bu ne? Bu kategoriyi mabadimdan uydurmusum. Yok boyle birsey.Cirkinler filan ama iyi insanlar, kizlar cook rahat geziyorlar dekolte filan, bir tanesi terbiyesizlik abazalik yapmiyor. Insanliklari iyi yani, canlarim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Servis sektoru diye birsey yok burda, birsey ismarliyorsun iki saat bekliyorsun. Gecen birileri pizzaciya gitmis 2 saat bekledikten sonra nerde pizzalar demisler cevap `o pizza cesidi kalmamis.` ulan bastan soylesenee..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Bir suru abaza is arkadasina sahibim benim yanimda neseyle erkek muhabbeti yapiyorlar. Ofiste tek kizim, izdirap icindeyim. Hic te ben varim diye tinmiyolar haa. Bir kere de beni goturun gece disari di mi? O da yok. Tabii rahat hareket edemeyecek alcaklar. Birgun kendi basima cilgin Moskova gecelerine akayim diyorum ama tirsiyorum. sonucta isin ucunda saglam cillop gibi iki bobrek var. Benim bobrekler bunlar. Hehe nasil da sehir efsanesi tirsagi biriyim di mii. Ama insan tirsar tek basina sarhos olmayaa. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Kiril alfabesini cozdum. Oturdum metro istasyonlarini hem kiril hem latin harfleriyle yazan bir haritam vardi ordan bakip tek tek cikardim alfabeyi, etrafi anlamasam da okur hale geldim. Eglenceliydi bulmaca cozmek gibi. Rusca yi da ogrensem mi? Off Dostoyevsky i anadilinde okuyorum filan super.. Ogreneyim bari.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;To be continued..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-935878650473121211?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/935878650473121211/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=935878650473121211' title='27 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/935878650473121211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/935878650473121211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/09/yeraltindan-pardon-rusya-dan-notlar.html' title='Yeraltindan pardon Rusya` dan Notlar'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SMpfMxcPw3I/AAAAAAAAAdc/-3gGKN0k5is/s72-c/If_I__m_a_sinner_by_hiritai.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>27</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2093680823926485289</id><published>2008-09-04T08:12:00.000-07:00</published><updated>2008-09-04T08:16:33.657-07:00</updated><title type='text'>Acim</title><content type='html'>Biri bu Ruslara Ingilizce ogretsiiinn..&lt;br /&gt;Ulan ekmegi anlatamadim bunlara ac kaldim yaa.. Uhuu..&lt;br /&gt;Bread diyorum bakiyo, ekmek diyorum bakiyo oyle, garip hareketler yapiyorum hani yemegin yaninda yersiin filan gibi gene bakiyo, oooyylee bakiyo..&lt;br /&gt;Uhuhuhu bu klavye de ne bicimm..&lt;br /&gt;Ya burda ne guzel kiz var ne guzel erkek bir de cok pis bakiyo hepsi bee, dilleri de cok z li, ari gibi vizildiyorlar..&lt;br /&gt;Off off Dostoyevski neden melankolik bi insan anliyom simdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sehir cok guzel, gercekten yasayan bir sehir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse calismaliyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uff acim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2093680823926485289?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2093680823926485289/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2093680823926485289' title='26 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2093680823926485289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2093680823926485289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/09/acim.html' title='Acim'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8429558368703891209</id><published>2008-09-02T09:26:00.001-07:00</published><updated>2008-09-02T09:46:02.863-07:00</updated><title type='text'>Yolcuyum bağlamayın durmam :)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SL1tl75Vi4I/AAAAAAAAAVo/PvXh_29eX2k/s1600-h/10pt.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241466039829891970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SL1tl75Vi4I/AAAAAAAAAVo/PvXh_29eX2k/s320/10pt.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Gidiyoruuum..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Perşembe günü Rusya ' ya gidiyorum. Moskova' ya. İlk kez iş seyahatine çıkıyorum. Hem heyecanlı hem de mutluyum.. Rusya ya başka türlü gitmezdim herhalde ama gitmeyi isterdim. Hobaa Kremlin Sarayını, Kızıl Meydan ı görcemm :)) Ve tabii çalışcam öhm (!)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne güzel yahuu.. Perşembe gidicem, öbür Cumartesi gelicem, 13 ünde yani.. Bu ortamda gitmem de tam bana göre bir iş. Savaşı durdurup geleceğim :) Alem filan biraz endişelendi ama iş oaraya varırsa burda da güvende değiliz deyip yatıştırdım. "Bir ebeveyn yatıştırma uzmanı olarak Talisman.. Bakkalınızdan özenle isteyiniz.. " &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O değil de Rusya' da bir dolu güzel kız görünce kıskanır mıyım ki? Gerçi kıskançlığın insanların elindekini kıskanma kısmı ile hiç işim olmaz genelde, sevdiklerimi kıskanma konusunda ise süperim, süper ama. :) O yüsden bu kızları kıskanmam, hem de yaşlı Rus kadınlara bakıp "yaaa ne oldum dememeli ne olacağım demeli" bile derim. Allahaşkına yaşlanınca nere gidiyo o kuğu gibi kızlar? Yoksa bu güzel olanlar 40 ını göremiyor da, yaşlı Rus kadınlar sadece aradaki çirkinler mi? Çirkinler mi ayakta kalıyor? Ya da Rusya' da kalıyor, güzeller dışarı gidiyor? Hımm bunların hepsini araştıracağım.. Hepsi de önemli..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Stephen King in son kitap bitti. Ya üstad biraz sonlarda yüzeysele kaçmış sanki, daha doğrusu klişelere.. Bence amcam ruhsal çözümleme işine çok dalarsa (ki bence çok başarılı bu konuda) doğaüstü veya korkutucu ögeleri sona şöyle bir serpiştiriyor ama çok tatmin edemiyor. "Kemik Torbası" da öyledir mesela. İşte bu son "Duma Adası" da öyle. Ama olsun, gene de candır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- "Grey's Anatomy" seyrediyorum. Aslında çok da sevmiyorum ama fena da değil. Başroldeki kız itici az.. Onun bir bölümünde geciktirip durduğumuz işler üzerimizde taşıdığımız bir tümör gibi gitgide ağırlaşır diyor ve bölümde gerçekten bir kadın var, karnındaki tümör bir kuzu büyüklüğüne ulaşmadan doktora gelmiyor. Ay sonunda kadın öldü mü ki? Birazdan onu seyredeceğim. Ben de her işimi sona bırakıyorum, çünkü tembel olduğu kadar da adrenalin bağımlısı biriyim.. Hüfff.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Ya çok yiyorum son zamanlarda, ciddi çok. Allahım sen mideme, bağırsaklarıma güç ve sabır ver.. Az daha dayansınlar vallahi kurtaracağım onları. Biraz daha hastalanmamalarını sağlayabilir misin? Sağol.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Yemek dedim de acıktım ben bee, gideyim.. Börek alcam, patatesli ıspanaklı.. :) (Gregor sana yok :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Ya bir de az önce bir bloga yorum yaptım da şunu farkettim, gerçekten bir sexism askeri gibi çalışıyor, nerde bir sexism kokusu var, olay yerine gidip, nefretimi kusuyorum sanki.. Bunun benim sexistin allahı olduğumu gösterdiğini biliyorsunuz di mi? Sağlıklı değil, hayır sağlıklı değil.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herneyse, keyfim yerinde, gidiyorum, gidiyoruuumm.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8429558368703891209?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8429558368703891209/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8429558368703891209' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8429558368703891209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8429558368703891209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/09/yolcuyum-balamayn-durmam.html' title='Yolcuyum bağlamayın durmam :)'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SL1tl75Vi4I/AAAAAAAAAVo/PvXh_29eX2k/s72-c/10pt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2081665328861415082</id><published>2008-08-26T10:16:00.000-07:00</published><updated>2008-08-26T10:42:31.805-07:00</updated><title type='text'>If I could melt my brain</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SLQ_jF0Ea0I/AAAAAAAAAVg/q4uOig7Asus/s1600-h/ebeqp9jb3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238882138627271490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SLQ_jF0Ea0I/AAAAAAAAAVg/q4uOig7Asus/s320/ebeqp9jb3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kafam karmakarışık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Büyümek vs Büyümemek.. Bağımlılık vs Özgürlük.. Geçici Konfor vs Kalıcı (?)İç huzuru..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hemen Haz vs Hazzı Ertele.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Meselelerim bunlar. Birşey değil yani.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazı şeyleri kabullenmek çok zor. Unutup devam etmek. Unutmadan devam etmeyi de bazen beyin reddediyor. Beyin istemediği şeyi alıyor unufak ediyor bazen sana duyurmadan..Sen uyudum kalktım sanırken, beynin o sırada bir rahatsızlığını, bir düşünceni yok etmiş olabiliyor. Kalktığında onu hissetmiyorsun, herşey yolunda gibi. Ama beyin yok ederken biraz kalıntı kalmasına engel olamıyor, şekil değiştirmiş artık başkalaşmış, senin gerçek acından farklı ve kırıntı halinde ama orada bir yerde duruyor. Tamamen yok olmamış. O yüzden bir tarafın hafif sızlıyor, sızının nedenini de bilemiyorsun. Beyin önemli kısımları öğütmeyi başarmış çünkü. Ama beynin hesap edemediği şey bu kırıntılar birikiyor. Birkince de insanın karşısına "sebepsiz sıkıntı" olarak çıkıyor. Neden sıkıldığını bilemiyorsun çünkü artık bu, yılların artığı, senin korkakça yok ettiğin sorunlarının gölgesi, hayaleti. Ama hayaletler de kalabalıklaşınca hep beraber bir gerçek insan gücüne ulaşabiliyor bazen. Sebepsiz sıkıntın karşına sorun olarak dikilebiliyor. Sebepsiz ağlıyorsun, durduk yerde. Anlam verilemiyor. Oluyor evet. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne yapmalı, beyne izin vermemeli ne zaman önemli birşeyi öğütmeye kalksa ona yas tutmanın kötü birşey olmadığı anlatmalı, yas bittikten sonra ancak normale dönebileceğini ama şimdi sıkıntı çekmesi gerektiğini anlatmalı. Hayaletlere karşı uyarmalı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hımm böyle içim kararık gibi yazdım ya, değil aslında yukarda anlattığım şeyi yaptım, beynime izin vermedim önemli bir sıkıntıyı unutmasına ve sanırım hallettim. Acı vericiydi, beni parçalara ayırdı ama yaptım. Daha sağalma yolunda adım çok ama neden olmasın, sağalabilirim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu manyak süreçte sevdiceğin sabrını ve sınırlarını da bayağı zorladım. Anlamsız şeylerden deli gibi ağlama krizlerine girip, hayatımda ters giden herşey için onu suçladım. Ama maşallah sağlam durdu. Sadece kapris melekelerimin bir kısmını kazandığı dikkatimi çekti çünkü Angelina Jolie hakkında "kocası da güzel" dediğim için kocaman bir kavga çıkarmayı da o becerdi. Halbuki tam benlik birşeydi :) Sanırım ikimiz de beyinsiz çocuklarız ve bu çok güzel.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2081665328861415082?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2081665328861415082/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2081665328861415082' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2081665328861415082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2081665328861415082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/08/if-i-could-melt-my-brain.html' title='If I could melt my brain'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SLQ_jF0Ea0I/AAAAAAAAAVg/q4uOig7Asus/s72-c/ebeqp9jb3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5085664681705340466</id><published>2008-08-11T10:47:00.000-07:00</published><updated>2008-08-11T11:10:53.142-07:00</updated><title type='text'>Saçmalayasım var..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SKCATZJj2HI/AAAAAAAAAVY/HM0p97BInpQ/s1600-h/Resim1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233323837661370482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SKCATZJj2HI/AAAAAAAAAVY/HM0p97BInpQ/s320/Resim1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Bu iştekiler iyi filan da öküzler biraz insan yeni gelen birini öğlen yemeğe götürmezmi? Götürmediler. Yemekhaneyi sora sora buldum. Öksüz gibi yedim tek başımaa.. Sonra hoşuma gider oldu, zaten yalnız birşeyler yapmayı severim öğlenleri de kafamı dinliyom.. Hayıır gözüme toz kaçmadı, kendiliğinden buğulu.. (Di mi Mathy :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Erkeklerle sulh ilan ettim çünkü lanet olsun ki aşığım.. Virgilius bu zayıf anımdan faydalanıp misoginist misoginist yazı yazcakmış. Shame on him anasını satiym..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Ama aşk ne güzel. Hep "Elbet sen de güzel olacaksın küçüğüm, aşk güzel ediyor herşeyii" şarkısını söyleyip duruyorum. Kendime "küçüğüm" diyorum lan, bu aşk çok acaip birşey. Göz var izan var o bakımdan. Ne demek len "küçüğüm".. Stephen, kralım, gel bana gözkulak ol, ben gene kanlı romanlar okuyup kanlı, küfürlü yazılar yazmak istiyorum.. "Küçüğüm" değilim bennn.. Ühühühühü.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Küçüğüm nrınımm nrınımm.. Ayyy öyle tatlı bakıyo kii.. (Bak gene oldu, içimden alien gibi fırlıyo, lanet olsun..)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Bi Funny Games seyretsem kendime gelir miyim? Miike? Three Extremes? Yok sanmam. Miike yi şefkatle seyredebilirim, bunu yaptığım gün vurun beni lan..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Grange a sığınsam? Yok onun kendine faydası yok, daha vurucu sonlu bişey yazamadı herif. Amaaan salak o salak..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Batman i beğenmedim ben, herkes niye beğendi o kadar? Normal aksiyon filmi gibi işte. Bi Nolan ın çekmesiyle herşey bitse.. Joker iyi tamam, güzel vurucu karakter ama o sonundaki mesajlar, insanlık dersi filan neydi öyle? Kör gözüm parmağına? Nah patlatmaz insanlar birbirlerini ölüm tehlikesi olduğunda, en büyük içgüdü diyoruz yaşamak, boru mu? Saçmaydı hele o Harvey Dent in yarısının yanması filan. Uff kaba anlatım kabaaa..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Mamma Mia ne güzel halbuki, sağol Senaaağ sayende gittim, övmüşün ya, harika bir film. Tam "Feel Good" şeysi.. Abba da çok naif gerçekten ve çok eğlenceli..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- "Ben X" e gittim asıl, o kadar güzeldi ki. Kurgu dersen kurgu, estetik dersen mevcut, senaryo süper. Harikaydı yaa..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- "Küçüğüm" ün fotoğrafını da koydum, kendi küçüklüğüm yani. Tamamen Gregor a özendiğimden bir de "ayy ne tatlıymışın" diyesiniz diye. Açıkça söylüyorum işte, hehee..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Bu arada sevdiceğim çok beğendi diye kendi küçüklüğümü kıskanıp surat astığımı da not edeyim ki, kendisi için üzülün.. Yazık vallahi, çekilir dert değilim :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5085664681705340466?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5085664681705340466/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5085664681705340466' title='40 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5085664681705340466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5085664681705340466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/08/samalayasm-var.html' title='Saçmalayasım var..'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SKCATZJj2HI/AAAAAAAAAVY/HM0p97BInpQ/s72-c/Resim1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>40</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3887943081992493022</id><published>2008-07-31T02:58:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:33.569-08:00</updated><title type='text'>Şansımı Seviym</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SJGP7dGTeuI/AAAAAAAAAVQ/e3TmYIFBHEY/s1600-h/guzel-japon-kiz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229118893939981026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SJGP7dGTeuI/AAAAAAAAAVQ/e3TmYIFBHEY/s320/guzel-japon-kiz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hani pek güzel tatil planları yapıyordum ya, Karadeniz e gidecektim, Ölüdeniz e gidecektim, dalabilsem Kızıldeniz e de gidicem diye espri yapıyordum ya.. Hah yalan oldu hepsi..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Önce köyüme gittim, Konya da, yeğenim ve ablam da vardı yani pek güzel bir aile saadeti oldu, pek mutluydum.. Yani bizimkilerin kiloma takıp her önlerinden geçişimde "Hay Maşallah" filan nidaları ile beni deniz canavarı gibi hissettirmeleri dışında iyiydim.. Sanırım kilo vermiyorum diye bana küsüyorlar, deli mi bunlar anlamadım ki.. Ulan kolay sanki de ben bunlara inat zayıflamıyorum.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse ne diyordum derken yeğenim gitti tam benim çılgın tatil planlarım uygulamaya geçecekken çok pis hasta oldum, grip bildiğin ama çok ağır, burnum bir sebil, boğazım çılgınca ağrıyor, halsizim, ateşim çıkmış.. Tipik bir Türk olarak doktora filan gitmeden avuç avuç antibiyotik yutmaya başladım. Abartmıyorum günde 3500 mg antibiyotik alıyorum iki cins, biri alt solunum biri üst solunum, işimi şansa bırakmıyorum.. Derken iyileşir gibi oldum ama antibiyoti bir de aç karnına içtiğim gün midem iflas etti, biraz da midemden kıvrandım, o geçer gibi olunca bu sefer bağırsaklarımı bozmuştum.. En son kulağımı tıkadım.. Hala tıkalı kendisi.. Ama bu sefer kafama taş düştü galiba doktora gittim, önemsizmiş, kulağımda sıvı birikmiş geçecekmiş.. Bu arada bir bakmışsın tatil filan kalmamış ortada.. Yarın işe başlıyorum..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ühühühühühühü..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse ama en azından anne ocağında şımartılarak geçirdiğim günler yanıma kar.. Bahçeden topladığım kayısı, erik, salatalık, biber, domatesler de bonus olsun.. Domatesin kokusu vardı yani o kadar söyliyim.. Yıldız da gördüm bol bol.. Daha ne olsun.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Off yarın yeni işime başlıyorum Allahımmm her şey güzel olacak di miiii.. Söz ver, söz verr..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Çok güzel kız ama di miii.. Hişş Gregor, monitoru bırak bakiymm.. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3887943081992493022?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3887943081992493022/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3887943081992493022' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3887943081992493022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3887943081992493022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/07/ansm-seviym.html' title='Şansımı Seviym'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SJGP7dGTeuI/AAAAAAAAAVQ/e3TmYIFBHEY/s72-c/guzel-japon-kiz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4608115425623740661</id><published>2008-07-04T00:39:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:33.701-08:00</updated><title type='text'>Yardımm</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SG3USYXJOrI/AAAAAAAAAVI/sePZYOAjpP8/s1600-h/karadeniz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219060955434531506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SG3USYXJOrI/AAAAAAAAAVI/sePZYOAjpP8/s320/karadeniz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arkadaşlar, Karadeniz turuna gitmek istiyorum.. Araba filan olmadığından turla gideceğim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Turla Karadeniz e giden, tur şirketinden memnun olan ya da olmayan "Aman o turla gitme" diyebilecek olan var mıdır?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vallahi minnettar kalırım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mil tenk yu..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4608115425623740661?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4608115425623740661/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4608115425623740661' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4608115425623740661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4608115425623740661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/07/yardmm.html' title='Yardımm'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SG3USYXJOrI/AAAAAAAAAVI/sePZYOAjpP8/s72-c/karadeniz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8544247887205210601</id><published>2008-06-26T07:00:00.001-07:00</published><updated>2008-06-26T07:03:15.646-07:00</updated><title type='text'>Hıh!</title><content type='html'>Herşey iyi gidiyor anasını satayım ama şu aptal vücut yine de serotonin üretmeyi beceremiyor.. Vücut gibi ben seni, zaten sevdiğim bir nesne değilsin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Violence is my language&lt;br /&gt;Hate is my right hand&lt;br /&gt;I am death incarnated&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Don't make the mistake&lt;br /&gt;Hear my lesson in hate&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyüyemiyorum, büyüyemiyorum, büyüyemiyoruuumm...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8544247887205210601?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8544247887205210601/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8544247887205210601' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8544247887205210601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8544247887205210601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/06/hh.html' title='Hıh!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2323885508437080825</id><published>2008-06-18T07:09:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:33.871-08:00</updated><title type='text'>Plug In Babyy..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SFkX8tWMqyI/AAAAAAAAAU4/LGtQz4Oyw1o/s1600-h/sleeping-beauty-L.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213224375390350114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SFkX8tWMqyI/AAAAAAAAAU4/LGtQz4Oyw1o/s320/sleeping-beauty-L.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1-) 2 önceki postta yeni iş dileğime caanı gönülden katılan Metin Bey, Miso, Ekmekçikız, Gayyor ve Elektra.. Çok teşekkür ederim arkadaşlar.. Yeni işim oldu :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık bu yarı kapalı cezaevinden kurtuldum. Tam ben giderken gitmemin ne kadar iyi olduğunu anlatan olaylar oldu. Bir kere kıyafet yönetmeliği geldi. Hepimiz kazık kadar adamlarız bu ne ki? En son lisede kıyafet yönetmeliği lafını duymuştum. Hadi o zaman insanlar arası sınıf ayrımı olmasın mantığı vardı, bunun ne mantığı var? Herkesin geliri yakın zaten birbirine. Oldu olacak üniforma verin.. Neyse ki yeni işimde kıyafet serbest. Basit gibi duruyor ama önemli bence. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;2) Funny Games in yeniden çevrimini bir türlü seyredemiyorum sanki seyredersem ilkinin içimdeki yeri etkilenir diye korkuyorum. Zaten Haneke neden yaptı ki bunu? Of çözemedim, bir arkadaşım aptal Amerikalılara ancak bu şekilde ulaşır diye dedi. Bilmiyorum ki. Bir de en can alıcı sahnelerden olan dönüp göz kırpma sahnesi yokmuş. (İlk göz kırpma) Eee Hanekecim, yabancılaştırma efektlerini çıkarıyosan uzaktan kumanda olayını niye çıkarmadın? Aslında Tim Roth u da pek severim. Seyredeyim bee, aynı açı, aynı sahne, kıyafet bile aynı. Nasıl hayal kırıklığına uğrayabilirim ki?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;3) Sanal ortamda Hürriyet ve benzerlerindeki kadın-erkek ilişkileri, taciz şeklindeki haberleri okumamaya özellikle yorumlara gözucuyla bile bakmamaya karar verdim. En son Bakırköy sahilde kız arkadaşı ve kızkardeşi ile giderken yanlarına gelip laf atan kişilerce öldürülen 23 yaşında bir adamın haberini okudum ve bu habere yapılan, "İlk önce sorgulamamız gereken şey 23 yaşında adamın 30 yaşında kız arkadaşı olur mu?" şeklinde bir yorum gördüm. Nedir canım, okumuycam. Sonra psikopatlaşıyorum mütemadiyen..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;4) Sonra daha ayrıntılı yazıcam ama akupunktura başladım benn :) Şu anda kulaklarımda 4'erden 8 iğnecik var, bence işe yarıyorlar.. Sanırım kilo problemime bir çözüm buldum. Benim gibi bir insan salata yiyip doyuyor diyeyim anlayın siz durumu.. Loy loy loyy.. Gece kalkıp yemeyi engellemek için doktor kaşlarımın arasına bir ışın veriyor. Çok acaip oyun gibi.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;5) "Olasılıksız" ı okudum. Ukala tip şeklinde best seller diye şüpheyle yaklaşıyordum ama güzel kitapmış. Özellikle sonlara doğru çok güzelleşti. Yine de çok iyi diyemem, Grange ın daha derini sanki. Bir de Grange kahramanı çok sevdirmez sana, burda resmen için kıyılıyor kahramanların başına birşey geldiğinde.. Olasılıksız sonlara doğru tasavvufa da şöyle bir göz kırpmış, fena olmamış.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar. Hayat hiç fena değil, vapurlar filan :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2323885508437080825?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2323885508437080825/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2323885508437080825' title='26 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2323885508437080825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2323885508437080825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/06/plug-in-babyy.html' title='Plug In Babyy..'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SFkX8tWMqyI/AAAAAAAAAU4/LGtQz4Oyw1o/s72-c/sleeping-beauty-L.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2603922726877445127</id><published>2008-06-03T05:30:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:34.023-08:00</updated><title type='text'>Gerçek?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SEU6hj0wlSI/AAAAAAAAAUw/JKIj3q62I6c/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5207632892350469410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SEU6hj0wlSI/AAAAAAAAAUw/JKIj3q62I6c/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatımı karıştırmaktan hoşlanıyorum. Odamı karıştırmayı bile seviyorum çünkü düzenleyince insanın içine süper bir duygu doluyor. Oysa hep odanın düzenli durması için çaba gösterirsen, ufak ufak ama sürekli bir çaba, odan hep düzenli oluyor ama bunu farkedemiyorsun, hiç karışık olmazsa hiç düzenli de olmuyor sanki. Klasik çirkin yoksa güzel de olmaz gibi. Aslında bu da çok tekrarlandığından midemi bulandıran bir felsefe ama doğru işte..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne diyordum hayatım karışık yavv.. Para mevhumum yok, beden terbiyesi sıfır, hani beynini doğru yerlere kanalize etme filan sıfır, chick edebiyatı bile okuyorum yahuu.. Gerçi okumayı hiçbir zaman "kendimi geliştirmek" için filan yapmadım. Yapanları da küçümsedim sanki, kitap zevk verdiği için okunur. Nedir yani.. Ya da en sinir olduğum insan tipi "Peki bu okuduğun kitap/ seyrettiğin film sana ne kattı?" diyenler. Elinin körünü kattı, sayelerinde bir saat de olsa bu boktan hayata daha rahat katlanabildim bu yeterli mi senin için, pragmatik insan? Aha celallendim, nooluyosa.. Cümleyi de tekrar okudum da isyan eden sivilceli ergen cümlesi gibi, boktan hayat filan heheheh.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cumartesinden Pazar' a kadar 26 saat film seyrettim hafta sonu. Arkadaşlarla ev sinema festivali olayına girdik. Projektörle duvara yansıttık, perdeleri çektik sinema gibi oldu, sonra aralar vererek boyuna film seyrettik arada balkona çıktık, yemek yedik, gene seyrettik, Ben ortasında uyuyakaldığım gece filmleri dışında tam 9 film seyrettim. Çok güzeller de vardı vasatlar da.. Anneme bu etkinliği anlatmak zor oldu:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Annecim şimdi biz başlıycaz Cumartesi 10,00 da film seyretmeye Pazar 13.00 e kadar seyretcez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Neden???&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aslında haklı tabii kadıncağız, neden ki? Ama güzel birşey, içmeden sarhoş olmak, hem de filmlerle, uyuyakaldığın zaman beyninde yüzbinlerce görüntü dönmesi, filmlerin karışımı rüyalar görmek, ertesi gün ilk kez gün ışığına çıkınca yarasa gibi gözleri kırpıştırmak, gülmek.. Hepsi de hoş :)&lt;br /&gt;Karamel harika bir film, yönetmen/başrol oyuncusu kadın nerdeyse Monica Belluci den güzel, film renkleriyle senaryosuyla harika birşey..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yetimhane (orfanato) güzel bir korku filmi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Man from earth diye harika bir film varmış, haberim yokmuş. Sadece finali biraz anlamsız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;My Own Private Idaho hasta etti beni, narcoleptik çocuğun her uyuyuşunda ben de uyumak istedim. Salak bir filmdi bence, umduğum gibi çıkmadı. Fil ne güzeldi oysa.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama en güzeli Lars and The Real Girl.. Uff mükemmel birşey. Seyredin onu yaa..Aşk zaten bir illüzyon ya Lars bir adım ileri gitmiş el arttırmış, internetten sipariş edip getirdiği şişme bebeğe aşık, şişme bebek de ona, tabii Lars a göre.. Bir kasabada yaşıyor Lars ve kasaba halkı onu çok sevdiği ve asosyalliğine üzüldükleri için durumu Lars ın algıladığı gibi kabulleniyorlar ve ona bu durumu garip bulduklarını çaktırmıyorlar. Normal bir çift gibi davranıyorlar. Bu sevgi çok çarpıcı, film Dogville' in antitezi gibi, yani hiç gerçekçi değil ama güzel. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de düşündüm de, aslında maşuk dediğimiz kişi eğer bizim beynimiz ona şekil vermezse, kendi gerçekliğinde bir şişme bebek kadar yabancı değil mi bize? Aşık olmak karşındaki kişiyi yeniden yaratmak demek. Maşuk kişi de kendini senin aynandan görünce gördükleri hoşuna gidiyor, buna mutluluk diyoruz. Hepsi bu..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2603922726877445127?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2603922726877445127/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2603922726877445127' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2603922726877445127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2603922726877445127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/06/gerek.html' title='Gerçek?'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SEU6hj0wlSI/AAAAAAAAAUw/JKIj3q62I6c/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7118488505962995353</id><published>2008-05-30T05:00:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:34.387-08:00</updated><title type='text'>Umut</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SD_uYD0wlRI/AAAAAAAAAUo/al4YitIOSGI/s1600-h/Johnny%20Cash%20Ring%20Legend.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5206141791374447890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SD_uYD0wlRI/AAAAAAAAAUo/al4YitIOSGI/s320/Johnny%2520Cash%2520Ring%2520Legend.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Well, I woke up Sunday morning&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;With no way to hold my head that didn't hurt.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;And the beer I had for breakfast wasn't bad,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;So I had one more for dessert.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;And Lord, it took me back to something that I'd lost&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Somewhere, somehow along the way.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;On a Sunday morning sidewalk,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;I'm wishing, Lord, that I was stoned.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;'Cause there's something in a Sunday&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;That makes a body feel alone.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;And there's nothing short a' dying&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;That's half as lonesome as the sound&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Of the sleeping city sidewalk&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;And Sunday morning coming down.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Allahım ne olur, ne olur olsun şu yeni iş.. Ne olur..&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7118488505962995353?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7118488505962995353/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7118488505962995353' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7118488505962995353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7118488505962995353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/05/umut.html' title='Umut'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SD_uYD0wlRI/AAAAAAAAAUo/al4YitIOSGI/s72-c/Johnny%2520Cash%2520Ring%2520Legend.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3580750896236785468</id><published>2008-05-21T04:46:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:34.626-08:00</updated><title type='text'>En iyi psikolog ölü psikologtur !</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SDQNZDFo3nI/AAAAAAAAAUY/Bo7fckwi8hg/s1600-h/0124_leon.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202798193496612466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SDQNZDFo3nI/AAAAAAAAAUY/Bo7fckwi8hg/s320/0124_leon.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim arıza bir tip olduğum aşikar.. Her arıza tip gibi beni seven arkadaşlarım da bana "Güzelim, profesyonel yardım almayı denedin mii?" sorusunu bol bol yönelttiler. Bence derdimi ya da dert yokken niye dertli olduğumu dinlemekten bir süre sonra o kadar bunalıyorlardı ki, kısa yoldan kurtulmak için beni bir profesyonelin kollarına atmaya çalışıyorlardı. Hani o en azından karşılığında para alacağı için katlanabilirdi bu hezeyanlara.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hehe tabii abartıyorum, arkadaşlarım daha doğrusu dostlarım iyidirler bana katlanma konusunda ama bu profesyonel destek gazını da çok verdiler. Ve lanet olsun ki ben gaza gelen bir insanım. Evet çok pis gaza gelirim. O yüzden de bir süre direndikten sonra atladım bu fikre.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse efenim, referansla filan bir psikolog bulundu bana. İlk gittiğim gün sanki kurtlar tarafından ormanda büyütülmüş birinin insan içine karışması gibi girmiştim terapi odasından içeri. O zamanlar zaten daha yabani bi tiptim. Kadın bana uzaylı gibi görünmüştü. Devamlı sırıtan, beni ağlatacak şeyler hatırlatıp, "şu anda tam olarak neye ağlıyorsun Talisman?" diye gıcık gıcık konuşan bir tip. Sence neye ağlıyorum canımın içi? Az önce babamın ölüm anını ayrıntılarıyla anlattırdığın için olabilir mi? Neyse hakkını yemiyim yararı da dokunmuştur bana en azından yabaniliği atıp kabak çiçeği gibi açılmam da.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama bu bir ara taktı. Halbuki onun değil benim takmam gerek çünkü teşhisine göre obsesif bir kişiliğe sahibim ki zaten benimle konuşan ortalama zekada biri bana yaklaşık bir saat içinde bu teşhisi koyabilir. Neyse taktığı konu benim binge eating disorder la ilgili. (Türkçe meali zor da ondan ingilizce yazdım ama ziyafet şeklinde yemeyi bırakamama sendromu filan diye çevrilebilir.) Bu internetten mi araştırdı ne yaptı, binge eating in küçükken uğranan cinsel tacizle ilgili olduğu fikrine kapıldı ve aklınca çaktırmadan beni sorgulamaya başladı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama nasıl emin tacize uğradığımdan, amacı belli sorular, yönlendirmeler. Aksi gibi de (yani tabii iyi ki) hiiç öyle bir vukuat yok çocukluğumda, beynimi zorluyorum zorluyorum yok yani yok. 12-13 yaşlarında her yeni yetme Türk kızı gibi envai çeşit sarkıntılık, laf atma vakam var, bunları ballandıra ballandıra anlatıyorum ama bizim psikolog tatmin olmuyor bunlarla.. Hatta esmer elli erkeklerin beni korkuttuğunu çünkü bir kez kafam öne eğik yürürken sarkıntılık eden adamın sadece ellerini gördüğümü ve utancımdan kafamı kaldırıp suratına bakamadığımı bile anlattım ki bir psikologun bu veriyi havada kapması, sonra kanaryayı havada kapan kedi gibi yalanması gerekir.. Yok buna daha travmatik hikaye lazım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Baktı bende tık yok beni bir çeşit hipnotize ederek unutmuş olduğum (!) cinsel tacizi hatırlamamı sağlamaya karar verdi. Garibim çok film seyretmiş hani filmlerde olur birden psikolojik bozukluğun sebebi ortaya çıkar, herkes gözyaşları içinde sarılır, kurban gider birine "bana bunu nası yapabildin nalçak" filan der, izleyicinin götü tavana vurur filan.. Bunları istiyor anladım. Ama insan zorla da cinsel taciz anısı üretemiyor ki. Cidden uğraştım hatta beraber büyüdüğüm halamın oğullarına paranoyakça bakmaya başladım. "Hanginiz zikti lan benii" şeklinde.. Ki kendileri küçükken çok eziyetimi çekmiş kahraman insanlardır ve hayattaki ilk nah' ımı da bunların en mazlumuna gösterdiğim için bence onlar beni değil ben onları taciz etmişimdir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202800117641961090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SDQPJDFo3oI/AAAAAAAAAUg/V22jmFRYWno/s320/_1528718_jeremy300.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse kadın beni rahat bir yere oturttu, garip hareketler yaptı eline filan baktım bunun sağa sola sallıyo sonra dizlerime ellerini koyuyor geri çekiliyor bir ayinvari hareketler. Sonra beni uyandırdı. (!) Beklentiyle soruyor: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Neler gördün Talisman?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Pek birşey göremedim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Nasıl hiç bir imge gelmedi mi gözüne?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Şeyy yok ama bi gevşedim ben, uykum geldi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Hııı, rahatlamana sevindim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hahaha nasıl söylüyor ama bunu, sanki patateslerini yemiş te sona sakladığı köfteleri başkası yemiş gibi :) Hayal kırıklığı içinde. Yılmıyor bir kez daha deniyor bu sefer sırt üstü yatıyorum mır mır birşeyler anlatıyor. (Aaa keşke Donnie Darko gibi bir taraflarımla oynasaydım hem konsepte de uyardı, araştırma konusuna yani :)) Sonra uyandırdı beni, benim gene içim geçmiş öyle bön bön baktım. O gün çıktım, bir daha da uğramadım semtine.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama bir mesac verecek olursak hepsi de aynı değil, ki sonradan cillop gibi bir psikiyatrist buldum (D. cim sağolsun) ki kendisine hastayım (!) ve halen görüşüyoruz. Seviyeli bir birlikteliğimiz var. Süper insan. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Siz siz olun "profesyonel destek" gördüğünüz kişi kafanıza uymuyorsa hiiç inat etmeyin heman başkasına geçin.. Ya da profesyonel desteği filan siktir edin, şöyle bi sevişin rahatlayın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hahaha son cümleyi ben yazmadım, kedi yazdı..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Uzun süren sessizlikten sonra böyle abuk bir konuyla lafa girdim ya yani ne diyim kendime..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Metin Bey yazınızı yazmaya çalışıyorum vallahi bakın..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ha bir de annem geçen gün kederli kederli "sen neden böyle oldun Talisman" deyince, Virgilius seni hatırladım ve güldüm, tabii böyle ağır bir laf karşısında hoh hoh gülmem pek hoş kaçmadı, neyse olsun :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hiişşştt özlemişim siziii..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ha bir de, I think I will blossom.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3580750896236785468?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3580750896236785468/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3580750896236785468' title='20 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3580750896236785468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3580750896236785468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/05/en-iyi-psikolog-l-psikologtur.html' title='En iyi psikolog ölü psikologtur !'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SDQNZDFo3nI/AAAAAAAAAUY/Bo7fckwi8hg/s72-c/0124_leon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8262066156044706779</id><published>2008-05-16T06:43:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T06:43:35.930-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Durma halim devam etmekte.. Öyle devam ediyor ki yani öyle bir devam ediyor ki.. Devam ediyor devam.. Devam.. Devam edemiycem..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8262066156044706779?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8262066156044706779/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8262066156044706779' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8262066156044706779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8262066156044706779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/05/durma-halim-devam-etmekte.html' title=''/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7879658539964775069</id><published>2008-05-01T08:22:00.000-07:00</published><updated>2008-05-01T08:23:12.939-07:00</updated><title type='text'>Gel ey alt benlik!</title><content type='html'>Tam anlamıyla Fight Club' ın başlarındaki Edward Norton gibi dolanıyorum etrafta. Uykusuz, dağılmış, hafiften sıyırmış..Tek farkım onun kadar çekici görünmemem. Alt benliğin gelme vaktidir yani, eli kulağında.. Bekliyorum canım, you are more than wellcome. :)&lt;br /&gt;Uykusuzluk garip şey, bir haftadır günde en fazla 3 saat uyuyorum, beynim çalışıyor ama ağır aksak ve arada duruyorum. Öylece.. Kalakalıyorum. Muhabbetlerde boş boş bakınıyorum. &lt;br /&gt;İnanmayacaksınız ama bunları yazdıktan sonra da bi durdum.. Ne yazsam şimdi? Yazacağım çok şey de var aslında.. &lt;br /&gt;Bakıyim bi akışa bırakayım neler çıkıyor?&lt;br /&gt;İşimi sevmiyorum, itele itele nereye kadar? Değiştirmeyi düşünüyorum. &lt;br /&gt;Aşık oldum. çok garip çok.&lt;br /&gt;Bilmediğim yönlerimi keşfediyorum. Keşifler çok iç açıcı değil. Kötü de değil.&lt;br /&gt;Hayat garipmiş. &lt;br /&gt;Ergenlik zor geçiyor lan.&lt;br /&gt;Bu ne biçim yazı ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7879658539964775069?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7879658539964775069/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7879658539964775069' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7879658539964775069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7879658539964775069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/05/gel-ey-alt-benlik.html' title='Gel ey alt benlik!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8736358219043138024</id><published>2008-04-22T03:47:00.000-07:00</published><updated>2008-04-22T05:02:54.484-07:00</updated><title type='text'>It is his heartbeats</title><content type='html'>Biri bana "The Big Blue" yu tekrar seyrederken Joanna' nın ev arkadaşı Sally nin "Have you got a picture of him? (Fotoğrafı var mı?) sorusuna Jacques' in dalış denemesindeki kalp atışları çizelgesini çıkarması ve "It is his heartbeats." (Bunlar onun kalp atışları) demesi üzerine neden gözyaşlarına boğulduğumu izah edebilir mi?&lt;br /&gt;Ha unutmadan Jean Marc Barr gibi gülümseyebiliyorum diyen varsa bir adım öne çıksın, krallığımı ayakları altına sereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jacques: I don't understand. Please explain to me. &lt;br /&gt;Enzo: What do you want to know? &lt;br /&gt;Jacques: Everything! &lt;br /&gt;Enzo: About what? &lt;br /&gt;Jacques: About everything! &lt;br /&gt;Enzo: Mama mia.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johanna: Talk to me some more &lt;br /&gt;Jacques: It's hard, you know. I don't know what else to say. You're so far away. &lt;br /&gt;Johanna: Tell me a story. &lt;br /&gt;Jacques: A story? Do you now how it is- do you know what you're supposed to do, to meet a mermaid? &lt;br /&gt;Johanna: No. &lt;br /&gt;Jacques: You go down to the bottom of the sea, where the water isn't even blue anymore, where the sky is only a memory, and you float there, in the silence. And you stay there, and you decide, that you'll die for them. Only then do they start coming out. They come, and they greet you, and they judge the love you have for them. If it's sincere, if it's pure, they'll be with you, and take you away forever. &lt;br /&gt;Johanna: I like that story &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masal anlatın lan bana.. Ühühühühühü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8736358219043138024?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8736358219043138024/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8736358219043138024' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8736358219043138024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8736358219043138024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/04/it-is-his-heartbeats.html' title='It is his heartbeats'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4112947572961936994</id><published>2008-04-15T09:32:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:34.759-08:00</updated><title type='text'>For they could not love you</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SATeQ1q9yfI/AAAAAAAAAUQ/RXVW975daVs/s1600-h/untitled55.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189517051504216562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SATeQ1q9yfI/AAAAAAAAAUQ/RXVW975daVs/s320/untitled55.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bundan bir 6-7 sene evvel. GO oynamak için biriyle buluştum. Daha önce tanımıyordum, okuldaki topluluktan olduğunu biliyordum. Tanıştık, İstiklal' de , İstiklalin ara sokaklarında bir kafede GO oynadık. Sonra benim gece 22,00 gibi kalkmam gerekti. Beni herhalde bırakır beklentisi ile baktım ama yok, başkası ile GO oynuyordu, "Ben gidiyorum" dedim, "Tamam" dedi. Ürküyordum ama beni caddeye kadar bırak demeyi de kendime yediremedim. Çıktım. Gerçekten ıssız bir yer, karanlık, karşıma biri çıksa, kötü niyetli biri, yapabileceğim hiçbir şey yok. Çok korkuyorum. Bastığım yerleri bilmeden hızla yürüyorum. İçimden arkadaşıma kızıyorum, "Ne biçim insan beni bırakmadı." , bir yandan da böyle düşündüğüm için utanıyorum, eziliyorum, "kocaman kızım" diyorum "neden böyle düşünüyorum ki?".. Ama en çok bu zorunluluğu, yani gece dışarda yürürken yanına fedai erkek alma zorunluluğunu bana dayatan zihniyete ve bu zihniyete benim de boyun eğmeme üzülüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu hislerle koşaradım, yüreğim ağzımda yürüyüp caddeye ulaştığımda bir ferahlama hissediyorum. "Evet, bugün de kurtuldum" hissi bu..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tanıdık değil mi? Ne kadar öğrenilmiş ve kanıksanmış bir olay..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama işte herkes bu bilgiyle donatılmış değil, barış için yürüyen gelinlikli bir kız çıkıyor geliyor İtalya' dan. Belli ki kafasına bu fedai zorunluluğu sokulmamış, öğretilmemiş. Türkiye yi kız başına baştan başa geçebileceğini "sanıyor". Ne acıdır ki kimse için süpriz olmayan bir şekilde sonuçlanıyor macera. Tecavüz ve öldürülme.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İçim hala kaskatı. En çok sinirimi bozan ardından timsah gözyaşı döküp "Türkiye' nin imajı için hiç iyi olmadı" diyenler. Biraz içe bakma, bir özeleştiri, neden bizim topraklarımızda bu kadar yaygın kadına şiddet diye düşünme yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha yazardım ama yazdıkça kararıyor içim.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biz bu yükle doğduk, yaşamımızı sürdürüyoruz, her an birşeylerden sakınarak, her an tetikte, öyle ki bu tetikte olma halini artık hissetmiyoruz bile.. Ama Pippa Bacca gafil avlandı. Yazık oldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;They would not listen&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;They're not listening still &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Perhaps they never will.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4112947572961936994?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4112947572961936994/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4112947572961936994' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4112947572961936994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4112947572961936994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/04/for-they-could-not-love-you.html' title='For they could not love you'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/SATeQ1q9yfI/AAAAAAAAAUQ/RXVW975daVs/s72-c/untitled55.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8820500151983233974</id><published>2008-04-03T08:32:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:34.770-08:00</updated><title type='text'>Naughty!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R_UMoit31dI/AAAAAAAAAUI/ENf_VdlbOzo/s1600-h/42-18030296.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185064436640503250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R_UMoit31dI/AAAAAAAAAUI/ENf_VdlbOzo/s320/42-18030296.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herşey Kürklü Merkür' ü seyretmemizle başladı. Bir grup kafa dengi kız. Oyunun futuristik bir distopya olması filan gibi entelektüel konular tabii önemliydi ama (sırıtılıyor burda) takıldığımız bir başka konu erkek oyuncuların sunuluş biçimiydi. Şimdi bu gözler erkeklerin nasıl desem sunuluşuna çok alışık değil. Kadınlarınkine alışık. Her biçimde her şekilde görsel malzeme yapılmış kadına alışık. Ama straight bir insan olunca (yani karşı cinsten etkilenen) kadınların sunduğu görsellik pek de alakadar etmiyor bu gözleri. O yüzden görsel malzeme olarak sunulan erkek görünce gözüne ışık tutulmuş tavşana dönmemiz normal. Gerçi oyun bir bakıma ho.mo.e.r.otik bir oyun.. Ama straight kadınlar için de bayağı seyirlik malzeme sunuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse ne diyordum, bizde bu oyunu konuşurken erkekleri metalaştırma fikri oluştu kafamızda. Bir çeşit keyifli intikam gibi. Kadınların üstündeki metalaştırılma yükünü biraz da erkeklere yükleyelim, onlar da metalaşsın, boylarının ölçüsünü alsın hem de gözlerimiz bayram etsin gibi bir düşünce :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Böylece erkekler de kendilerini beğendirme telaşına düşecekler. Birbirleri ile rekabete zorla sokulacaklar. Belki manikürle pedikürle ve adını anmayı istemediğim diğer proseslerle tanışacaklar yani gönüllü ve periyodik acıyla.. Göbekli erkekler rahatça bira içemeyecekler, içince suçluluk duygusu ile kıvranacaklar. Gazetelerdeki tırıvırı bilgilerin beşi kadınlara güzellik sırrı veriyorsa beşi de erkeklere saç dökülmesine karşı neler yapması gerektiğini öğütleyecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzatmıyım bildiğimiz Hammurabi kanunu mantığı. Kadınlar metalaştığında ne oluyorsa, erkeklere de o olacak. Mükemmelleşme yarışında kadınlar yalnız olmayacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi buna iki yanlış bir doğru etmez kadınlar da metalaşmasın diyen politik doğrucular çıkacak elbet. Ki gönül ister tabii bunu, kimse metalaşmasın, hoş değil. Ama mevcutta kadın metalaşmasına dur diyemiyorsak erkekleri empatiye ancak böyle ulaştırabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hımm diyeceksiniz ki peki metalaştırabildiniz mi? Biz öyle yaptığımızı sandık, yani Kürklü Merkür oyuncuları için fecii şekilde fiziksel muhabbetlere girdik, projeyi konuştuk vb fakat proje bir arkadaşımızın eşiyle konuşurken "Acaba şu oyuncunun burcu nedir?" diye sorması ile feci şekilde darbe aldı. Eşi gülüp "biz asla kadın muhabbeti yaparken kadının burcunu veya herhangi bir insani özelliğini konuşmayız, düşünmeyiz, siz bu işi beceremeyeceksiniz, böyle metalaştırma olmaz " demiş. Düşündük te doğru.. Yapamadık yani.. Project mayhem has failed :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Siz yine de demoralize olmayın kadın okuyucularım, deneyin. Son sayfa güzellerine bakarken oluşturduğumuz komplex duygusundan başka kaybedecek nemiz var? :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8820500151983233974?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8820500151983233974/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8820500151983233974' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8820500151983233974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8820500151983233974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/04/naughty.html' title='Naughty!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R_UMoit31dI/AAAAAAAAAUI/ENf_VdlbOzo/s72-c/42-18030296.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5670887741650016758</id><published>2008-03-31T07:52:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:35.606-08:00</updated><title type='text'>Anneeee</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R_D7Zit31cI/AAAAAAAAAUA/TPJPEhY2QqI/s1600-h/anne_kiz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183919587337950658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R_D7Zit31cI/AAAAAAAAAUA/TPJPEhY2QqI/s320/anne_kiz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annem geldi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Anne gelince ne olur herkes bilir değil mi? Ev evmiş gibi kokmaya başlar, apartmana yayılan ev yemeği kokusunun sizin daireden gelme olasılığı oluşur birden.. Nazlanılır. Bir anda çocuk olunur.. Zaten büyümemiş bir hormonlu ergenseniz daha da güzel, alabildiğine şımarılır, gülünür, "Annee benim doğduğum geceyi anlatsanaa" şeklinde masal formatında doğum hikayesi dinlenilir. (Sahiden benden başka kimse var mı , kendi doğum hikayesini anlattırıp duran?) Velhasıl güzeldir, sarmalayıcıdır.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annem bir de benim eski bebeğimle, küçükken en çok sevdiğim oyuncağım olan minik fili getirmemiş mi? Bir sevindim bir sevindim. Bebeeğiiim diye diye bebeğimi getirttim memleketten :)) Bunu kastetmemiştim ama olsun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annem bir de komik sağolsun, geçen gün dışardan geldi, suratında sinirli bir ifade:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Talisman&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Efendim annee&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Niye her tarafa strasbourg Cafe açılmış?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Neeee? :))))&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Strasbourg Cafe, her tarafta var, ucuz sebze aldığım marketin yerine de açmışlar..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annem öyle emin ki kendinden bir an şüpheye düşüyorum yahu yıllardır StarbuckS hatta fiyatları yüzünden Starfucks diye bildiğim kafeler Strasbourg Cafe olmasın? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Starbucks olmasın onlar annee&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- E Strasbourg yazıyo kızıımm..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Burda kopuyorum ben..Sahiden Starbucks da abarttı, yakında sitenin bahçesine açacaklar bir tane.. Yankee go home diyoruz kendilerine..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annemin bizim site ile ilgili de hoş bir hikayesi var, bundan 3 sene önce fellik fellik ev arıyoruz, şu an oturduğumuz yere bakıyoruz. Annem kapıda soruyor genç bir çocuğa:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bu sitenin güvenliği var mı oğlum?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buraya kadar normal bir soru gibi gelebilir ama annem bu soruyu sitenin güvenlik klubesinin önünde ve güvenlik görevlisine soruyor..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Velhasıl anneli günler başladı.. Beynimin buna tepkisi ne olacaktı, serotonin salgılamaya sonunda başlayacak mıydı yoksa inatla kendini depresyona mı verecekti?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama bu gelecek maceranın konusuu..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dıt dıdı dıtttt dıt dıdı dıttt..(Kara Şimşek bitiş müziği)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5670887741650016758?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5670887741650016758/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5670887741650016758' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5670887741650016758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5670887741650016758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/03/anneeee.html' title='Anneeee'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R_D7Zit31cI/AAAAAAAAAUA/TPJPEhY2QqI/s72-c/anne_kiz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3627324249837731532</id><published>2008-03-17T12:15:00.000-07:00</published><updated>2008-03-17T12:22:55.941-07:00</updated><title type='text'>Beebeeeeğiiimmm!!</title><content type='html'>Nereye gitsem ne yapsam Emre Aydın' ın "Bebeğim" şarkısı da bana eşlik ediyor.. Çılgınlık bu.. Bir de Lifeless Dead (Mad Season), bir de "Blues From An Airplane" Jefferson Airplane' den.. Sonuncusu bir erkek şarkısı aslında ama olsun.. Delice güzel.. (Do you know how sad it is to be a a man alone)&lt;br /&gt;Bana artık kendimi toparlamamı söyleyip duruyor herkes. Ben de diyorum, demek yetmiyor. Bir de kendimi sahtekar gibi hissetmeme neden olan birşey var, onu söyliyim kurtulayım bu histen.. Şöyle ki buraya acaip bunalımlı şeyler yazıyorum ya, her zaman mutsuz değilim, yani yazarken çok fena şekilde bu bunalımı hissediyorum, zaten bu tip yazılarım hep içimden dışarı kaçıyor asla planlayıp yazmıyorum. Ama arada pek neşeli olduğum zamanlar da var mesela bugün bir arkadaşımın doğum gününü kutladık, pek şendim.. Kalabalıklar içinde rol yapıyorum maske takıyorum vırt zırt da diyemem, çünkü cidden eğleniyorum. Maske filan hak getire, direk çocuk gibi neşeli oluyorum bazen. &lt;br /&gt;Genele bakınca bir sancı var ama.. Bir düzensizlik, bir hor kullanma, vücudu ve zamanı.. Mesela asla erken (erkenden kastım 24,00 filan) yatamamak, sabah kahvaltıda Kit Kat ve badem yemek, durup dururken evde içmek gibi (evde içmem ben normalde) ya da gündüz vakti işte yani, öğlen kendini tuvalete kapayarak boşluğa bakmak gibi.. (Bu zamanlarda aklıma hep American Beauty geliyor.) Bir başıbozukluktur gidiyor dostlarım. Genelde herkese olur ama benimki artık istisna değil kural halinde. Ne yapıyorum, nasıl yaşıyorum, kimim ben? Meçhul bunlar. Hele ne istiyorum konusuna hiç girmeyelim. Zerre fikrim yok. &lt;br /&gt;Nasıl bu hale geldim? (hehe cümleye bak, abicim süper bir drama queen im ya ben, hastayım kendime, bak bak ne diyo? Gözler uzaklarda dalgın, dudaklar büzülmüş, titrek bir sesle "Nasıl bu hale geldim ben tanrım" hehehehe ya bu halim bana bazen pek komik geliyor. Sevimli de.. Çünkü çocuk. Ergen daha yavrum yaa..) &lt;br /&gt;Gerçekten dünyada en zor şeylerden biri ebedi ergen olmak, yıllar geçmiş sen hala bi anlamlandıramamışın bu yaşamı. Hala öfke, çocuksu nefret, "Bu mu yani? Böyle olmamalıydı" duygusu. Bir büyü be .. Büyümek süper birşey olduğundan değil ama bir değişiklik olur, değişiklik iyi mi peki konusuna da bir girme.. Bir tut kendini.. &lt;br /&gt;Bu manyak ruh halinden kurtulup insan gibi sinema yazısı filan yazmak istiyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3627324249837731532?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3627324249837731532/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3627324249837731532' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3627324249837731532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3627324249837731532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/03/beebeeeeiiimmm.html' title='Beebeeeeğiiimmm!!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7554610604388000777</id><published>2008-03-09T07:46:00.000-07:00</published><updated>2008-03-10T00:16:33.472-07:00</updated><title type='text'>Ben kendi gözümün içindeki saç teliyim, sen de öylesin.</title><content type='html'>İnsan hayatının bir yerini düzeltmeden neden başka bir yerini düzeltemiyor? Neden kahrolası bir şekilde umutsuzsan her konuya bu yansıyor? &lt;br /&gt;Neden kendini aşağılıyorsan her ilişkine bunu yansıtıyorsun? Neden kurban konumunda olmaya bu kadar kaptırmışsan, seni gerçekten kurban edecek insanları buluyorsun? Neden içindeki kendi hakkında düşündüğün anlamsız şeyleri, en kötü şekilde doğrulasın, sana kanıt sağlasın diye beş para etmez insanlara mesai harcayıp, kendini doğrulayınca acı çekiyorsun? Neden herşey bambaşka olabilecekken böyle oluyor? Neden mutlu bir şekilde film çekmek için Adobe Premier i öğrenmeye çalışabileceğin halde, kendi içinde çıkmaz sokaklara giriyorsun? Neden beni bu kadar yaralıyorsun? Değerli olduğunu sana söyleyen, hissettiren bunca insan varken sana kendini değersiz hissettirecek kişileri neden umutsuzca arıyorsun? Neden bulmakta bu kadar isabetlisin? Neden güzelim beynini böyle kullanıyorsun? Nedir bunun kaynağı? Bu nganon' un? Ne tükenmez birşey? Hep kömür mü kalacaksın? Elmas olamayacak mısın? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben kendi gözümün içindeki saç teliyim, sen de öylesin." *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*: I never promised you a rose garden..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7554610604388000777?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7554610604388000777/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7554610604388000777' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7554610604388000777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7554610604388000777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/03/ben-kendi-gzmn-iindeki-sa-teliyim-sende.html' title='Ben kendi gözümün içindeki saç teliyim, sen de öylesin.'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5752076185281121987</id><published>2008-02-27T08:34:00.000-08:00</published><updated>2008-02-27T08:36:20.435-08:00</updated><title type='text'>Maybe down in lonesome town, I can learn to forget</title><content type='html'>Nasılım?&lt;br /&gt;Vallahi bilmiyorum.. Salıncakta gibiyim, bir iyiyim bir kötü. Kendimi bıraktım da artık. Hislerimden bahsetmiyim, bu aralar pek süper sayılmazlar genelde, arada süper zamanlar da olmuyor değil ya, yine de hissettiklerim benim olsun size olanları anlatayım:&lt;br /&gt;If bitti, her zamanki gibi 2 filmi kaçırdım, bir filme kar yüzünden gitmedim yine de kendime göre fena performans değil.&lt;br /&gt;The Art Of Negative Thinking muhteşem bir filmdi, Secret' çıların suratına tokat gibi inecek bir film..  Re.iki master bir arkadaş var ve bence master lık şöyle dursun, başka tür bir master yapsa daha iyi gelecek gibi duran biri, çok gergin..  Bu geçen ben "Hayat ..oktan" dediğim için "Durr, durr çağırıyorsun" dedi.. Baktım etrafıma ulan farketmeden garsonu filan mı çağırdım yanlışlıkla diyorum, "ne çağırıyorum?" dedim, meğersen ..oktan şeyleri kendime çağırıyormuşum, manyak mıyım ben yahuu.. Ne çağırcam, durum tespiti yapıyoz.. İşte ona "The Art Of Negative Thinking" i görmelisin sen dedim, dişlerimin arasından, çok iyi gelecek sana dedim.. "Hah, böyle şeyler izle sen" diye master master kınadı. Ben de "hehe hayat ..oktan" dedim.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma günü doğum günüm, herkesi çağırdım, karaoke yapcaz, güzel olcak sanki.. &lt;br /&gt;Herşeyi yarım bırakasım var, uff bu postu da bırakmak istedim ama dur bakalım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi şıklık hamlesine girip takım elbiseler, şifon bluzlar giymeye başladım, dokunuşları hoşuma gitti, mutluyum. İmza: Lennie.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok işim var nerden nasıl çıktı bunca iş? Bireysel Emeklilik paramı zararına çekip Yeni Zelanda ya kaçmak istiyorum. Ne klişe di mi? Ama ufff ne güzel olurdu. (Yerliler ..ker seni orda Talisman.. Uff susss bee manyakkk)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Zelanda demişken, Eagle vs Shark da süperdi, Yeni Zelanda da bizim 80 lerdeki halimiz gibi, pek kitsch ve pek şeker.. Ya bir de çok komik sahneleri vardı yaa, düşündükçe hala gülüyorum.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmekçikız cımla buluştuk If te, sohbet ettik, ben beraber gideceğimiz filme geç kaldım, 7 dakika, kapıda yalvardım yakardım almadılar beni, "ayakta izlerim noolurr" bile dedim ruhsuz görevli sırıttı buna, omuz atayım şuna koşarak içeri gireyim dedim, sora tırstım, onun yerine hüngür hüngür ağlamaya başladım ama görevlinin önünde değil, ordan ayrılıp kenardaki koltuklara giderken..Durduramadım kendimi. Dürtü kontrolünde hep sorunlarım olmuştur zaten.. Sora burnumu "Puslu Kıtalar Atlası"' na gömdüm, Bünyamin' in ölüp dirilmesi macerası beni biraz kendime getirdi.. Sonra Ekmekçikız' cığımın çıkışını bekledim. Aşağı inip birşeyler içtik, muhabbet güzeldi, dedikodu bile yaptık :) Ekmekçikız' ın annesi ile kardeşi de geldiler, ben annesini çok sevdim. Sanırım babaannemden ötürü yaşlı teyzelere bayılırım, bana huzur telkin ediyor, hani yat dizine, unut herşeyi.. Bir de sanırım benim babaannemle geçirdiğim zamanlar en mutlu olduğum zamanlar, en sakin, en huzurlu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Off ölen birini rüyada görmek nasıl acı oluyor di mi? Nerden nereye atladım ama.. Bazen görüyorum babaannemi  rüyamda, iki çeşit.. Birinde öldüğünü biliyorum, rüyada olduğumu farkediyorum ve rüya bitmesin diye çaba gösteriyorum, diğer çeşitte öldüğünü bilmiyorum, ama "sen nerdeydin" şeklinde çok seviniyorum sonra rüyanın sonlarına doğru hatırlıyorum. İkisinde de ağlayarak uyanıyorum ama biraz mutlu da oluyorum, rüyada da olsa gördüm işte.. Uff yaa..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç açıcı birşeyle bitireyim hımmm ne olsun ne olsuunn? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aaa No body is Perfect çok ilginçti, böyle sırt derilerine 4-5 kanca geçirilmiş (deriyeee ıyy) iki adam var, sırt sırta duruyorlar, halatlar ikisinin de kancalarından geçiyor, sonra sırt sırta iken birbirlerinden uzaklaşıyorlar, halat geriliyor ve kancalar çekilmeye başlanıyor, derileri geriliyorrr ayyyy çok fenaydıı.. Bir tür halat çekme oyunu, kim kimi çekecek.. Bunu şöyle açıklıyorlar bu şekilde bir acıda vücut normalde salgılayacağının 4-5 katı endorfin salgılarmış, endorfine doyan bünye acıyı hissetmezmiş bir süre sonra. İşin kötüsü bu endorfin seviyesine alışınca bu derece acı da kesmemeye başlıyor ve daha fazla endorfin için daha acılı birşey aranıyor. Mesela 1 kanca taktıran biri ertesi gün 4 tane taktırıyor filan. Bunu gösteri şeklinde de yapanlar var, Paris te bir club da.. Bunların sahne arkasını gösteriyorlar, biri kan revan içinde geliyor ama nasıl mutlu, normal bir tiyatro oyuncusu oyununu bitirmiş gelmiş sanki, neşeyle "Seyirciyi salladık bu akşam" diyor, ulan sen parça pinçik olmuşun bu arada, buna da "Eh bir damarı patlattım galiba" deyip sırıtıyor. Vah kuzum, yapma böyle ama..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman bu hiç içaçıcı değil bee..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeeh benden bu kadar.. :)) I tried..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5752076185281121987?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5752076185281121987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5752076185281121987' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5752076185281121987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5752076185281121987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/02/maybe-down-in-lonesome-town-i-can-learn.html' title='Maybe down in lonesome town, I can learn to forget'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5918709458188768739</id><published>2008-02-19T06:53:00.000-08:00</published><updated>2008-02-19T06:54:32.897-08:00</updated><title type='text'>This life ain't worth living</title><content type='html'>Hayatım sona ermiş gibi hissediyorum. Bu nasıl oldu? &lt;br /&gt;Sanki artık bekleyeceğim hiç birşey yok. İstediğim birşey de yok. Herşey bitmiş, bitmeyenler için de vakit çok geçmiş gibi.&lt;br /&gt;Hayatımda sahiplendiğim benim dediğim hiç bir şey yok, ne işim ne başka birşey. Beni bağlayan birşey yok, "evet bunun için yaşıyorum" dediğim, illa böyle bir cümle kuracak olsam "gündüz gerekliliklerimi yerine getirmek gece zevk almak için yaşıyorum." derim. Manidar bir cümle oldu tabii de o tür zevk değil, yemek- sevdiğim şeyleri seyretmek-okumak ve uyumamak, aldığım zevkler bunlar, özenecek birşey yok. Herhangi bir hedefim yok, umudum da yok sanki. Bir ara olduğunu sanıyordum artık yok. Mesela tekrar aşık olacağıma zinhar inanmıyorum. Bu inancı kaybettiğimi de "Yaprak Dökümü" geyik dizisinde idrak ettim, alakasız bir sahnede.. Birden içimdeki aşık olacağıma dair inançsızlıkla burun buruna geldim. Selam verip geçtim, çok yıkılmadım.&lt;br /&gt;Belki de sorun bu, hiç bir üzüntü yeterince yankı bulmuyor belki bende.. Onları önemsemediğime kendimi inandırmaya çalışırken ileri gitmiş, gerçekten önemsememeye başlamışım sanırım.&lt;br /&gt;Hayat bitti sanki, ne ara bitti bilmiyorum ama bitti, yakın bir zamanda oldu bu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5918709458188768739?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5918709458188768739/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5918709458188768739' title='21 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5918709458188768739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5918709458188768739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/02/this-life-aint-worth-living.html' title='This life ain&apos;t worth living'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-614000664798898590</id><published>2008-02-08T07:08:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:35.813-08:00</updated><title type='text'>Black Holes and Revalations</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6xxRuSllDI/AAAAAAAAAT4/RLXwyXv30OI/s1600-h/e2ea0d3baa6d04d8.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164627421984822322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6xxRuSllDI/AAAAAAAAAT4/RLXwyXv30OI/s320/e2ea0d3baa6d04d8.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Şu dünyada kendimi neredeyse en rahat hissettiğim yerin tuvalet olması benim boktan bir insan olduğumu mu gösterir acaba? Tuvaletlere, tabii ki temiz olmak şartıyla, bayılıyorum. Hiç kimse tuvalette seni rahatsız edemez, seni istese de göremez, -zaten niye istesin sapık mı?- yalnızlığını kimse bölemez, mükemmel bir his.. Sığınak.&lt;br /&gt;- İçimde yine garip bir nefret hissi var, hiç stable olamayacak mıyım? Üstelik nedensiz ve nesnesi olmayan bir nefret.. Yani birine veya birşeye karşı nefret değil. Sadece o rahatsız edici duygu.. Belki de doğaldır, yani meşhur konjonktür lafı var ya, bu konjonktürde bu ülkede olmak bu hissi otomatikman yaratıyordur. Ya da psikopatın tekiyim ülkeye bok atıyom boş yere.. Konjonktür iğrenç bir kelime, ahanda nefretim nesne buldu bir anda..&lt;br /&gt;- Safın tekiyim, çok yakın iki iş arkadaşım sanırım sevgili olma yolunda bunu en son ben anladım. Ama garip oluyormuş bee, biri sorunca farkettim, bunların davranışlar filan bi değişmiş. Kimseye aşık değilken aşık kişiler pek salak görünüyor. Ve tabii ki bu cümlenin kıskançlıkla bir ilgisi var. Kıskancım ve nefret doluyum.. Oyy ben olsam ben de bana yaklaşmam. :)&lt;br /&gt;- Özlem Tekin nerde yaa?&lt;br /&gt;- Kafamda aynı anda 1357 şey geçmesini sevmiyorum. Hatta 2 saniyede bir önceki düşüncemi unutup, "ulan çok güzel birşey düşünmüştüm, neydi" diyebiliyorum. Müzik de cabası, yani fon müziği, devamlı bir plak döner durur ya insanın kafasında güzel şarkı olması şart değil mesela şu anki şu: "saydııım kaç gün olduu, saydıım kaç gece dolduu,saydıım her gün aynıı dööön dön isterseen" ne ki bu şarkı? Kim söylüyordu neydi hiç hatırlamıyorum. Hafıza da hafıza değil ki.. Konsantrasyon desen, deme derim, yok öyle birşey. Gavurların deyimiyle "in the moment" da olamıyorum bir türlü.&lt;br /&gt;- Haneke' nin box setini hala almadım. Bu beni tedirgin ediyor yani daha filmlerini seyretmeden Haneke istediğini yapıyor. Bu arada adamın topu topu 3 filmini seyretmişim. Ayıp be.&lt;br /&gt;- Ulak' a gitmek istiyorum. Ulak, Godot gibi birşey sanırım fragmanından öyle anlaşılıyor. Şark Godot'su..&lt;br /&gt;- 5 kere 5, 25 etmesin, etmesiiin, etmesiiinn..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-614000664798898590?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/614000664798898590/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=614000664798898590' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/614000664798898590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/614000664798898590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/02/black-holes-and-revalations.html' title='Black Holes and Revalations'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6xxRuSllDI/AAAAAAAAAT4/RLXwyXv30OI/s72-c/e2ea0d3baa6d04d8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3173541940610151958</id><published>2008-02-06T05:54:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:36.990-08:00</updated><title type='text'>IF IF IF Bağımsız Filmler Festivali</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6m9IOSllCI/AAAAAAAAATw/4wioB65Kc9c/s1600-h/VM._SY400_SX600_.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163866396729644066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6m9IOSllCI/AAAAAAAAATw/4wioB65Kc9c/s320/VM._SY400_SX600_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;An itibariyle If İstanbul için filmlerimi seçmiş bulunmaktayım. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Filmlerim şunlar:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beş Kuyruklu Tilki Yobi &lt;a href="http://www.ifistanbul.com/filmler/yobi.aspx"&gt;(Five Tailed Fox Yobi)&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Kartal Köpek Balığına Karşı&lt;a href="http://www.ifistanbul.com/filmler/eagle-vs-shark.aspx"&gt; (Eagle vs Shark )&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kötü Alışkanlıklar &lt;a href="http://www.ifistanbul.com/filmler/bad-habits.aspx"&gt;(Bad Habits) &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz Düşünme Sanatı &lt;a href="http://www.ifistanbul.com/filmler/the-art-of-negative-thinking.aspx"&gt;(The Art Of Negative Thinking )- &lt;/a&gt;Adından vuruldum buna.. :)&lt;br /&gt;Hiçbir vücut mükemmel değildir. &lt;a href="http://www.ifistanbul.com/filmler/no-body-is-perfect.aspx"&gt;(No body is Perfect )&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Lars Sevince &lt;a href="http://www.ifistanbul.com/filmler/lars-and-the-real-girl.aspx"&gt;(Lars and The Real Girl)&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tavsiye ederim valla, güzel filmler..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;If İstanbul sitesi:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ifistanbul.com/"&gt;http://www.ifistanbul.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oh baby, çok mutluyum. :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Foto, Eagle vs Shark' tan.. Çok hoşuma gitti film, bakalım gerçekten güzel mi.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.ifistanbul.com/"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3173541940610151958?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3173541940610151958/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3173541940610151958' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3173541940610151958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3173541940610151958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/02/if-if-if-bamsz-filmler-festivali.html' title='IF IF IF Bağımsız Filmler Festivali'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6m9IOSllCI/AAAAAAAAATw/4wioB65Kc9c/s72-c/VM._SY400_SX600_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-1578552130632798324</id><published>2008-02-02T04:46:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:37.211-08:00</updated><title type='text'>İçte ve Dışta</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6RuK-SllBI/AAAAAAAAATo/cGBd3H0qpko/s1600-h/Dark_Eye_by_sabyo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162372207672136722" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6RuK-SllBI/AAAAAAAAATo/cGBd3H0qpko/s320/Dark_Eye_by_sabyo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birşeyler değişiyor, içte ve dışta.. Rilke' nin böyle bir sözü vardı, "içte ve dışta ey sevgili" filan gibi.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Olumlu olanlar da var olumsuzlar da.. Mesela,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Çok sevdiğim, artık ailemden olan bir arkadaşım beraber çalıştığımız işyerinden ayrıldı. Bu Cuma oldu bu olay. Gideceğini biliyordum aslında çoktandır ama Perşembe- Cuma gibi kafama dank etti, nedense insan istemediği gelişmelere kendini hazırlayamıyor. Ya da genellemiyim belki ben istemediğim şeylere inanmamayı seçiyorum. Cuma günü pek feci geçti o yüzden. Onunla tanıştığımızdan beri aynı işyerlerinde çalışıyoruz, istediğim an gidip dürtme lüksümün olmamasına zor alışacağım. Canım D. seni çok seviyorum, biliyorum hiç kopmayacağız ama yine de buruklaşıyor insan. Merak etme yine sana herşeyi yazacağım, tüm ayrıntıları :) ve dumur dumur sorularla seni şaşırtmaya da devam edeceğim sen de beni sürüklemeye ve gerçekleri yüzüme çarpmaya devam et olmaz mı? :) Bir tanesin. Aha duygulandım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- İşte çalıştığım bölümün bir senedir filan yöneticisi yoktu ve 3 kişi bir senedir müthiş rekabetle yönetici olmak için çabalıyorlardı. İçlerinde çoktandır burada çalışmış, neredeyse 5 senedir yönetici yapılacak denmiş birisi vardı, benim beraber çalıştığım kişi, herkes o olur diye düşünüyordu ama yönetici başka biri oldu. Sarsıcı idi arkadaşım için ben de şaşırdım. Sistem gerçekten gözlerimin önünde 3 kişiyi birbirine düşürdü, birini harcadı.. Çok garipti ağzım açık kaldı. Yani teorik olarak hep biliyor insan ama pratikte karşılaşınca az sarsılıyor. Vay anasını.. Yani 3 ü de maximum kullanıldılar bu bir senede, olamayan arkadaşım 8 yaşındaki çocuğunun zamanından çalıp Pazarları bile işe geldi.. Sonuç böyle oldu işte. Bu da bir çeşit şiddet bence, şiddet illa insanın suratına bir tane çarpmakla olmuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunlar dıştakiler, pek de şirin değiller içte ise,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Artık dış dünyada da neredeyse blogum kadar açık oluyorum daha çok yeni ama sesim daha çok çıkıyor sanki. Şöyle ki ben normalde kapalı bir insanım, çok pis kapalı. Sanki değişiyor o. Çok prematüre ve aslında görünür değil henüz, o yüzden ayrıntı veremiyorum. Devam ederse gelişmelerden haberdar ederim. Çok anlatamadım ama artık kim olduğumu daha çok ortaya koyuyorum sanki. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Yine az yiyorum, diyetisyen teyzeye yine gittim bana "oo Talisman hanım, beni mi özlediniz?" dedi ben de "Tabii canım, kilo filan bahane" dedim, görüşme boyunca eğlendik biz. Sonra bana ihanet edip, " samimiyetimize güvenerek söylüyorum siz daha önce bu kilo konusunda biraz vurdumduymazdınız artık değilsiniz sanki" dedi, ulen daha yeni samimi olmuştuk. Ben bu cümleye de güldüm. Eh yaptıklarım onu gösteriyordu, kadın haklıydı. Neyse ben de samimiyetimize güvenerek "salata yemek istemiyoruuummm" diye uludum, o da "olur" dedi, o kadar çabuk ve kesin bir zafer kazanmıştım ki tadını çıkaramadım, nasıl yani "olur". Kurtuldum mu ben salata işkencesinden? Hehe ne güsel.. Ha bu geçen hafta oldu, bu hafta yine gittim ve evet iyi gidiyoruz. Bu arada endokrinolog a da gittim ve halen şeker hastası değilim Allaha şükür. Ama insülin direnci düşmekle beraber var, onu da halledeceğiz diyetle işte. İşi garibi kolesterolüm normal. Duy da inanma.. Eheh..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İçtekiler çok fena sayılmaz sanki.. Değişim iyidir zaten canım öyle değil mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rilke' nin bahsettiğim yazısını da buldum şöyleymiş:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;" dışta birçok şeyler değişti. ne gibi, bilmiyorum. ama içte ve senin önünde, ey Tanrı'm, senin önünde, içte ey seyirci: rolümüzü bilmediğimizi anlıyoruz, bir ayna arıyoruz, yüzümüzdeki boyaları silip sahte olanı çıkarmak ve gerçek olmak istiyoruz. ama yine de bir maske parçası yapışıp kalmış bir yerimizde, unutmuşuz. kaşlarımızda bir abartma izi durmakta; ağzımızın köşesinde bir kıvrım olduğunu fark etmiyoruz. ve bu halde, dolaşıyoruz ortada; bir maskara ve bir yarım halinde: ne gerçek bir insan, ne de bir oyuncu olarak."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aaa Rilke işte o bahsetmek istediğim şeye dokunmuş biraz, bu adam sevilmez de ne yapılır. Rilke ile laubali olma Talisman.. -Seviyorum lannn.. -İyi iyi, aa delirdi..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada "ey sevgili" değil "ey Tanrı'm" mış, neyse uzağa gitmemişiz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-1578552130632798324?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/1578552130632798324/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=1578552130632798324' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1578552130632798324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1578552130632798324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/02/ite-ve-dta.html' title='İçte ve Dışta'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R6RuK-SllBI/AAAAAAAAATo/cGBd3H0qpko/s72-c/Dark_Eye_by_sabyo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8571614767911299424</id><published>2008-01-23T09:35:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:37.608-08:00</updated><title type='text'>Gözüm benimm..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R5d-YuSllAI/AAAAAAAAATg/ijmU-qhQcQs/s1600-h/eye_macro_a95.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158730861384143874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R5d-YuSllAI/AAAAAAAAATg/ijmU-qhQcQs/s320/eye_macro_a95.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Siz de farkettiniz değil mi göz fetişisti olduğumu? Blogda yazılar için çeşit çeşit göz fotoları-çizimleri koymamdan çıkarmışsınızdır diye düşündüm. Seviyorum göz organını. Çok esrarlı geliyor bana. Devamlı hareket halinde (siz dursanız da) devamlı değişen (gözbebeği büyüklüğü, rengi, parlaklığı), çok hassas, gizli- kapaklı harika organlar.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendi gözümü de severim, sizden saklayacak değilim :) Ayrıntısına girmeyeceğim ama gözlerimi özel bulurum. Renginin değişken olmasını severim, bir de saklı (cache :) olmasını.. Artık bu da ne demekse :) Boşverin.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Severim filan ama gözlerimi ortaokulda bozmayı da başarmışımdır. Kendim mi becerdim ben emin değilim aslında ama ailem ısrarla yaz tatili boyunca sabah-akşam, ışık azken-çokken durmadan kitap okumam sonucu gözlerimi bozduğuma inanmışlardır. Ters giden şeyler olduğunda hemen ve daima kendimi suçlamam ailemin eseri olabilir. (Sigmund Freud, analyze this :)) Çözümü de hemen ve daima dışarda aramam ise sanırım benim eserim, bu da kendimi suçlama olduğuna göre ortada bir sarmal var, nalet olsun.. :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün bu pek sevdiğim gözlerimi muayene ettirmek için hastaneye gittim. Yeni gözlük alacağım, numaramı update edeyim dedim. Rutin muayene safhalarını atlattık, sonra gözüme ışık tutarak "sağ kulağıma bak" dedi doktor, ben panik oldum sağ kulağının hangisi olduğunu tayine çalışıyorum (evet sağı solu karıştırırım) o sırada gözüme yedim ışığı, artık görüş açımda tek kulağı vardı, ben de "amaan buna bakayım işte" diyerek ona baktım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra adam "aaa burda kanamalar varr" dedi, Ne kanamasııı?? Sonra da şöyle bir cümle kurdu: "Hımm şeker yüzünden tahribat olmuş olabilir.." Ben de sesim titreyerek şöyle diyebildim: "Ben de şeker hastalığı yok ki.. İnsülin direnci var sadece" ama o sıradaki sesim Perihan Mağden' in sesinin bir level iyisi, yani düşünün ne kadar kötü.. Tiz ve "ahanda şimdi ağlarım bak görüsüün" sesi.. Doktor da "haa öyle miydi" dedi gayet rahat, adama bak sanki her gün Perihan Mağden' le konuşuyor. Sonra içim rahat etsin benim dedi ve gözlerime damlaları boca etti, siz 15 dakika bekleyin göz dibinizi iyice muayene edeyim dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158729517059380194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R5d9KeSlk-I/AAAAAAAAATQ/VzmuK78Whi4/s320/big3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben izafiyet teorisini kanıtlamak üzere koridora çıktım. 15 dakika boyunca kendimle konuştum, suçladım, Allah' la pazarlık yaptım, zaten gözlerimin nemli olmasından faydalanıp biraz zırladım, en çok da nedense, sigara yüzünden kolu bacağı kesilenleri düşündüm. Kendime ettiğim yıpratıcı cümleleri ve küfürleri tekrarlamayacağım, yararı yok. Sadece kendime düşmanca "Bak gözlerime de zarar verdiysen çokk fenaa kızarım." dediğimi hatırlıyorum. Şizofren bir diyaloga girmenin en güzel tarafı bu. Kendi içinizde kızıp kendi içinizde boşalabiliyorsunuz. (I used to be a şizo but we are ok now.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra zamanı geldi, adam yine ışığa boğdu gözlerimi bu sefer çok pis acıdı ama tuttum kendimi sonra bakıp "aa o kanama değilmiş, damarı görmüşüüm" cümlesini kurdu. Biraz geri çekildi ve huşu içinde "pırıl pırııııl bir retina" dedi. Nasıl da ciddi bir hayranlık içinde, çok komik, ben gevşeyip gülmeye başladım. Sonra diğer gözüme baktı yine neşeyle, "pırıl pırıl bir retina da burda" dedi ve "Hiç bir sorununuz yok, harika bir göz dibi, hiç meraklanmayın" dedi, ben Perihan Mağden' den Leonard Cohen' e terfi etmiş sesimle "teşekkür ederim doktor bey" diyerek çıktım ordan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eve uça uça gittim, aynaya bakınca Willow ' la karşılaştım, hani Buffy the Vampire Slayer daki lezbiyen cadı.. Dark Side a geçtiğinde gözleri simsiyah olur onun, yani sırf gözbebeğinden ibaret gibi. Ben de tıpkı öyleydim, gözbebeğim dana kadar büyümüştü damla yüzünden.. Çok garip ve korkutucu.. Tabii ben bayıldım buna, sevinçle kuzenim ve eniştemin olduğu odaya girip "Willow olmuşuum" şeklinde bir çığlık attım. Sonra açıklama yaptım (enişteme Willow 'un lezbiyen yönünden bahsetmedim, sevincimi hayra yormayabilirdi.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken hep beraber neşeyle televizyon seyretmeye başladık. Televizyonu harika göz dibim ve pırıl pırıl retinalarımla seyrettiğimi bilmek içime hafif bir ürperti verdi.. (hani erkek olsam daha pis cümle kurabilirim oraya, ahh nalet olsun Talismann :)) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eheh.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(Not: Allah' la pazarlık maddelerime uyuyorum.) &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8571614767911299424?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8571614767911299424/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8571614767911299424' title='46 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8571614767911299424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8571614767911299424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/01/gzm-benimm.html' title='Gözüm benimm..'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R5d-YuSllAI/AAAAAAAAATg/ijmU-qhQcQs/s72-c/eye_macro_a95.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>46</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4582664208367436661</id><published>2008-01-21T06:05:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:37.835-08:00</updated><title type='text'>Mim O Za</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R5Sniwp80uI/AAAAAAAAATA/MWlwBTqDJvI/s1600-h/meyve01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157931688864305890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R5Sniwp80uI/AAAAAAAAATA/MWlwBTqDJvI/s320/meyve01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili &lt;a href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/"&gt;Gülçincan&lt;/a&gt; beni sobelemiş. Ya da mimlemiş. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mim konusu: Yapmak Zorunda Olduğumuz Halde Bir Türlü Yapmadığımız Kolay İşler.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hemen ilkini söylüyorum, paltomun kopan düğmelerini dikmek.. Neden bu düğmeleri sağlam yapmıyorlar bilmiyorum. Paltomu aldıktan bir hafta sonra tüm düğmelerini baştan ikisi hariç kopardım. Kendileri evin çeşitli odalarına serpilmiş, benim onları dikeceğim günü bekliyorlar. bense düğme dikmekten kaçmak için parmaklarımı düğme olarak kullanıyor yolda yürürken bir tür teşhirci kıvamında iki elim paltomun iki tarafını tutturur şekilde yürüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başkaaa? Giyindiğim odaya bir ayna almak istiyorum, bir türlü alamıyorum. Bir de şifonyerin üstündeki ıvır zıvırın tozunu alıp kutulayarak kaldırmak istiyorum. Evde zaten çok az ıvır zıvır var, onlar bile sinirimi bozdu. Biblo, süs vb şeylerden bahsediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ADSL bağlantım bozuldu, bir türlü düzeltemiyorum, Türk Telekom beni telefonda çok beklettiğinden sabredemiyorum. Bir kez sabrettim ama telefonda beklerken, gazete okudum, tuvalete gittim, elimi yıkadım, çorba ısıttım daha sonra telefon açıldı. O telefondan da sonuç alamayınca pes ettim. Yapmam lazım ama..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sanırım bu kadar. Yapmam gereken başka şeyler de var ama onlar kolay değil ;)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hımm topu kime atsak? &lt;a href="http://oykucu.blogspot.com/"&gt;Öykücü&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://ekmekcikiz.blogspot.com/"&gt;Ekmekçikız&lt;/a&gt; a atalım, sonra neşeyle kaçalım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;(Neşe derken? Neşe işte bildiğin neşe, çok mu gücüne gitti? :)) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4582664208367436661?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4582664208367436661/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4582664208367436661' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4582664208367436661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4582664208367436661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/01/mim-o-za.html' title='Mim O Za'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R5Sniwp80uI/AAAAAAAAATA/MWlwBTqDJvI/s72-c/meyve01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4932930416351699918</id><published>2008-01-13T01:12:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:37.964-08:00</updated><title type='text'>Sülayman Turan ı da ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R4nWIQp80tI/AAAAAAAAAS4/adhV6bylKkE/s1600-h/Eye_aff.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5154886685900460754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R4nWIQp80tI/AAAAAAAAAS4/adhV6bylKkE/s320/Eye_aff.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Here comes the rain again&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Raining in my head like a tragedy&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yine ondan yapıyorum. Yani hoşlandığım biri- yakın arkadaşım- teşvik eden, cesaret veren ben.. Offf midem bulandı artık, anlatmıycam daha fazla..Zaten anladınız. Öyle sıkıcı ki. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nasıl bir döngüm var yahuu. Aynı günü dönüp dolaşıp yaşayan biri gibiyim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aşağılık komplexim de azdı. Tıpkı bir çıbanın filan azması gibi bu. Bazen gün yüzüne çıkar, kendimi uzun süre bir böcek gibi hissederim, dünyada olmam bile dünyaya bir hakaret gibi. Cerahat gibiyim sanki. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Size bahsetmekten imtina ettiğim birşeyden bahsedeyim mi? Canımı yakan birşeyden? Söylesem sistemimden atar mıyım acaba? Tamam söylüyorum, bir süredir fotoğraf çektirmekten kaçınıyorum arkadaşlarımlayken.. Neden? Çünkü sanki bir harmoniyi bozuyor gibi hissediyorum kendimi. Yani öyle çirkinim ki, fotoğrafta olmam fotoğrafı çirkinleştiriyor, halbuki ben olmasam fotoğraf güzel çıkacak gibi. O yüzden kaçıyorum fotoğraf çektirmekten arkadaşlarımla çıktığımda. İçim bir mağara gibi, dibini bilmiyorum karanlığının. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evet, aşağılık kompleximin en koyu tarafını da anlattım, şimdi sefil sefil çekip gidebilirim. Hatta siktir olup gidebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4932930416351699918?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4932930416351699918/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4932930416351699918' title='20 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4932930416351699918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4932930416351699918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/01/slayman-turan-da.html' title='Sülayman Turan ı da ...'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R4nWIQp80tI/AAAAAAAAAS4/adhV6bylKkE/s72-c/Eye_aff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2805137989424861505</id><published>2008-01-08T01:02:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:38.209-08:00</updated><title type='text'>Yok, yok..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R4M8RAp80sI/AAAAAAAAASw/5KQ-9yslPVI/s1600-h/MachineHead.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5153028661573374658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R4M8RAp80sI/AAAAAAAAASw/5KQ-9yslPVI/s320/MachineHead.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Az önce arkadaşım "Sinema" dergimi getirdi aşağıdan.. Abone olunan dergiler gelmiş, Sinema dergisini her gördüğümde önce bir seviniyorum sonra beni hiç bir zaman tam tatmin edemediğini düşünüp biraz bozuluyorum. Hep ilgimi az çeken filmlere sayfalar ayırıyor.. Yorumlar az.. Genel havası tam içime sinmiyor. Yine de alıyorum, sonuçta Sinema işte ne kadar kötü olabilir ki? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Masamda sular var içip bitirdim çöpe attım, her gün bir sürü pet şişe harcayıp küresel ısınmaya katkıda bulunuyor içimi rahatatıyorum. Kıyamette payım olsun istiyorum bunu anlamak zor mu? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akıl hastanelerini düşünüyorum. Küçükken en korktuğum şeydi. Delirmekten korkuyordum deli gibi.. Şimdi korkuyor muyum? Hiç sanmam, delirecek kadar iyi biri değilim, rezilce korkularım, rezil hesaplarım var hayata karşı benim de.. Küçümsediğim hiç bir insandan farklı değilim. Ben de "free will" i ortalama bir evde yaşayabilmeye, yiyeceklere, geçinme anksiyetesi olmadan yaşamaya tercih etmiş bir faniyim. Üstelik tatsız bir şekilde durmadan şikayet edebilme yetimi de kaybetmeden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tercihini yaptın sen, daha ne ağlıyorsun? Yoksa hem bu saydığın güvenceleri hem de özgürlüğü aynı anda mı istiyorsun? Aptal olma küçük dostum. Pek çok şey olabilirsin ama kafası çalışmayan biri değilsin.. Küçük anlamsız korkuların, sınırsız Oblomov'luğunla yine de özgür olmayı isteyemeyeceğini biliyorsun sen de.. Derdin günün avunmak değil mi? Peki seni avuturum ben. Bu zamana kadar farklı birşey de pek yapmadım. Delice avunma isteğin yüzünden pek çok saçmalığa imza attım. Değdi mi diyorsun? Bir de gülüyorsun haa, dalga geçiyorsun. Öyle olsun, seni avutmamayı da başarırım belki birgün, niye asıldı ki suratın? Bunun için bu konforlu kendine acıma sığınağından çıkman mı gerek? Bazen kafan da çalışmasa keşke diyorum, bunu da anlıyorsun çünkü ama yine de birşey yapmıyorsun. Hani anlamasan, hissetmesen de seni bu keyifli "kendine acıma- iri laflar etme- Genç Werther' in yandan yemişi gibi hissetme- acılı platonik aşlar (ama kimse böylesini yaşamamıştır)" keyifli salıncağında bırakabilsem istiyorum. Yok huzursuzsun. Her şekilde huzursuzsun. Seni kandırsam bir türlü kandırmasam bir türlü. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse şimdi akşama yetiştirmem gereken işleri yapacağım, sonra? Sonra? Sonra? Sonra? Bilmiyorum. Sonra belki deliririm. Yok delirmem.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;(-Başa döndük gördün mü? -Yine avuttum ama seni farkettin mi? -Nasıl? -Belki sonra deliririm diye düşünmek hoşuna gitti.. -Hımm evet ama delirmeyeceğimi biliyorum, eve gidip yemek yiycem en fazla.. -Sen adam olmıycaksın. - Biliyorum :) - Gülmee, hadi bak işimizi bitiremezsek mesaiye kalırsın. - Mesaiye kalırsak delirir miyim? :) - Sussssss)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2805137989424861505?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2805137989424861505/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2805137989424861505' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2805137989424861505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2805137989424861505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/01/yok-yok.html' title='Yok, yok..'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R4M8RAp80sI/AAAAAAAAASw/5KQ-9yslPVI/s72-c/MachineHead.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4185701064913348993</id><published>2008-01-03T06:46:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:38.633-08:00</updated><title type='text'>Mesela..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3z1fAp80rI/AAAAAAAAASo/fnwA25u9eBM/s1600-h/Eye_iris.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151261986905707186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3z1fAp80rI/AAAAAAAAASo/fnwA25u9eBM/s320/Eye_iris.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeni yıl beklentilerim:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Gogol Bordello ile turneye çıkmak-- Immigrant Punk ı tek başıma söylemek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Haneke' nin önce asistanı sonra sağ kolu olmak&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Taner Birsel in başrol oynayacağı bir film çekmek ve kendisinin rolü kapmak için gerekli şartları seve seve yerine getirmesi (eheh)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Sezgin Kaymaz'ın son kitabının da çok iyi çıkması, "tüm sevdiklerim artık kötü ürün vermeye başladı hüü" bunalımımı yaşamamam (bunalıma sokanlara örnek: Perihan Mağden-Elif Şafak- Fatih Akın- David Cronenberg)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Bora Bora adalarına gidip yüzgeçlerim çıkana kadar suda kalmak. (Boyu geçmeyen suda, yüzme bilmiyorum da ben.)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Yeni Zelanda 'yı baştan başa yürüyerek katetmek&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu? Gerçekçi değil mi? Dünya barışı beklentisinden daha gerçekçi yahuu..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sezgin Kaymaz' dan umutluyum bak..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not:  Paris'te İki Gün' e gittim. Çok tatlı film, çok güldüm ama onda bile sonunda mutsuz olmayı başardım. İnsan isteyince oluyor vallahi.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4185701064913348993?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4185701064913348993/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4185701064913348993' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4185701064913348993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4185701064913348993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2008/01/mesela.html' title='Mesela..'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3z1fAp80rI/AAAAAAAAASo/fnwA25u9eBM/s72-c/Eye_iris.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4082009843143468014</id><published>2007-12-31T06:02:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:38.764-08:00</updated><title type='text'>Better things will surely come our way</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3j4Gwp80qI/AAAAAAAAASg/IKWErHnglj8/s1600-h/The-time-machine-or-teleport-portal-like-in-the-Fly-movie.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150138968921920162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3j4Gwp80qI/AAAAAAAAASg/IKWErHnglj8/s320/The-time-machine-or-teleport-portal-like-in-the-Fly-movie.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dont drag me down&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Just because youre down&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And just cause youre blue&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dont make me too&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Although youve found&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beauty more than me&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dont talk to me&lt;/div&gt;&lt;div&gt;About being free&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Thats freedom without love&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And magic without love&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Magic without love&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Here were safe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Better things will surely come our way&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Here were safe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Better things will surely come our way&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;You say the magics gone&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Well Im not a magician&lt;/div&gt;&lt;div&gt;You say the sparks gone&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Well get an electrician&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And save your line about needing to be free&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah, thats bullshit babe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;You just wont let it be&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;You want freedom without love&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And magic without love&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Magic without love&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yeah&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Here were safe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Better things will surely come our way&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Here were safe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Better things will surely come our way&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Massive Attack&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4082009843143468014?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4082009843143468014/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4082009843143468014' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4082009843143468014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4082009843143468014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/better-things-will-surely-come-our-way.html' title='Better things will surely come our way'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3j4Gwp80qI/AAAAAAAAASg/IKWErHnglj8/s72-c/The-time-machine-or-teleport-portal-like-in-the-Fly-movie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3149730733681354880</id><published>2007-12-27T05:22:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:38.921-08:00</updated><title type='text'>It's called obsession, can you handle it? (Suede)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3OpzAp80pI/AAAAAAAAASY/yEAEHwwSKx0/s1600-h/Fantastic%20Lightning.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5148645492828983954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3OpzAp80pI/AAAAAAAAASY/yEAEHwwSKx0/s320/Fantastic%2520Lightning.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;-Leylalığımın doruğa ulaştığı bir dönemdeyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce bankamatikten para çekerken kartımı geri alıp parayı makinada bırakıp çekip gittim. (parayı alıp kartı unutacaklar ı düşünüp kartı önceden veriyorlar ama para çeken birinin parayı unutacağını öngörüp ona göre tedbir almamışlar. Yetkilileri kınıyorum.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra en yakın arkadaşlarımdan birinin karısının adını unuttum. Bir süredir görüşmüyoruz ben arayıp "nasısın yavrum" demek istiyorum ama karısı hasta idi onu sormam lazım, nasıl sorcam, adını hatırlamıyorum. Off üstelik nikah şahitleriyim ben onların.. İnsan nikah şahidi olduğu gelinin adını unutabilir mi? Sadece düğünde görsem neyse, bir sürü muhabbetimiz de var. Offf neydii? Garip olan bir başka şey bu bilgiye diğer arkadaşlarıma sorup hemen ulaşabilirim ama inat ettim kendim hatırlamalıyım..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Yanımda oturan iş arkadaşım "su kaçırdık" ın anlamını bilmiyor. Ben neden bildiğim ayıp laf hacmi ile çok gururlanıyorum bilmem. Hatta biri benim bilmediğim bir laf söylüyorsa bozuluyorum. Normal bir durum olmayabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Dişil özelliklerini çekinmeden gösteren, bastırmak için kıçını yırtmayan straight erkeklere, tıplı eril özelliğini çekinmeden sergileyen kızlara davranıldığı gibi davranmak istiyorum. Yani pohpohlayacak, destekleyecek, bağrıma basacağım. Kendi başıma dünyayı değiştiremem belki ama en azından bir kişi için fark yaratabilirim. (Deniz yıldızı hesaabı :)) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Cumartesi arkadaşlarla komik şapka takılması gereken bir partiye gideceğiz, uzun düşünmeler sonucu en masrafsız ve kolay yolu seçerek kafama yılbaşı çiçeği (hani Gülçin'im senin anlattığın kokina) sarmaya karar verdim. Ama bir arkadaşım onun dikenli olduğunu söyleyince birden İsa olmaya karar verdim. Kafamda dikenli taç olacağından.. Zaten yılbaşı partisinde İsa olmaktan daha mantıklı ne olabilir ki.. Herkes benim doğum günümü kutluyor olacak. Kalbim megalomani ile dolup taşmaya başladı bile.. Hımmm..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Doğum günü demişken bu sene doğum günüm var (evet her sene olmuyor-29 Şubat olayı) ve geriliyorum. Herkes "oo bu sene doğum günün var, ne yapacaksıın?" diye soracak, bu 4 yılda bir olduğundan doğum gününde çok acaip değişik şeyler yapmalısın baskısı beni geriyor. Gerçi gerilmek için önce birinin sormasını bekleyebilirdim ama ben şimdiden başlayayım dedim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Yılbaşı gecesi de çok radikal birşey yapacağım ve marjinal bir insan olacağım. Yani saat 21,00 da yatıp uyuyacağım. Öyle planlıyorum. "Bütün yıl uyuyacaksııın hehee" diyen ilk kişiyi de topuğundan vuracağım. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3149730733681354880?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3149730733681354880/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3149730733681354880' title='19 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3149730733681354880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3149730733681354880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/its-called-obsession-can-you-handle-it.html' title='It&apos;s called obsession, can you handle it? (Suede)'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3OpzAp80pI/AAAAAAAAASY/yEAEHwwSKx0/s72-c/Fantastic%2520Lightning.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8529852493591674233</id><published>2007-12-25T22:51:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:39.262-08:00</updated><title type='text'>Olduğum gibi kim görebilir beni</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3H7Dgp80nI/AAAAAAAAASI/kM0RwN6ECmI/s1600-h/denizde%20semazen.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5148171886785254002" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3H7Dgp80nI/AAAAAAAAASI/kM0RwN6ECmI/s320/denizde%2520semazen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Olduğum gibi kim görebilir beni&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne rengim var benim, ne nişanım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim de bildiğim sırlar var diyeceksin ama&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hem o sırlarım ben, hem de o sırları saklayanım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu gönül ne vakit durulacak bilmem&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama şu anda hiç kımıldamadan duran da benim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yürüyüp giden de ben&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben bir denizim, kendi varlığı içinde taşan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uçsuz bucaksız, alabildiğine geniş, kıyısız, hür bir deniz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İki dünya da yok oldu gitti bende&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık ne bu dünyadan sorsunlar beni, ne o dünyadan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen bizim aynımızsın dedim ey can!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amma yaptın dedi, o da ne demek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu gördüklerin hep benim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yoksa dedim sen O musun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Hey, kendine gel! Sus!” dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Benim ne olduğum dile gelmez..”&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öyleyse dedim sana işte dilsiz, dudaksız konuşan biri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yoklukta ayaksız yürümedeyim, gökteki ay gibi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte sana elsiz ayaksız durmadan koşan biri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Böyle koşup durmak,” dedi bir ses, “senin nene gerek?”&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bak bana, apaçık ortadayım da gene gizliyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen beni gör asıl beni!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eşi bulunmaz bir gizli maden olmuşum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eşi bulunmaz bir deniz olmuşum ben &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tebrizli Şems’i gördüm göreli&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mevlana&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8529852493591674233?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8529852493591674233/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8529852493591674233' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8529852493591674233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8529852493591674233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/olduum-gibi-kim-grebilir-beni-ne-rengim.html' title='Olduğum gibi kim görebilir beni'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R3H7Dgp80nI/AAAAAAAAASI/kM0RwN6ECmI/s72-c/denizde%2520semazen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5593200638270418794</id><published>2007-12-24T01:13:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:39.400-08:00</updated><title type='text'>Sergüzeşt- i Talisman</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R294qQp80mI/AAAAAAAAASA/zCQ0ldE-LJ4/s1600-h/spike.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147465566528524898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R294qQp80mI/AAAAAAAAASA/zCQ0ldE-LJ4/s320/spike.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Küçüklüğümden beri olağanüstü şeylerin olmasını bekleyerek yaşadım ben.. Mesela tuvalette otururken tuvalet kağıdının dile gelip konuşması, ya da telefonumun birgün aslında büyük büyük dedem olduğunu öğrenmem gibi absürd olağanüstülüklerden bahsediyorum. Ya da büyük bir hırsızlık şebekesini tesadüf eseri keşfetmem ve binbir kahramanlıkla hepsini adalete teslim etmem gibi. Artık bu garabet bekleme hali çok film seyretmekten midir, küçükken "Afacan Beşler", "Gizli Yediler" serilerini neşeyle hatmetmekten midir bilemem. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne bileyim Sunnydale gibi olsa mesela yaşadığım yer, hani şu Buffy nin memleketi, adambaşı bir vampir bir demon, süper şeyler. Ya da ben bizzat gitsem Sunnydale e şimdi kalkıp, Spike gibi übermensh varken hazır orda, gitmemle Spike' ı Buffy nin elinden alsam, yok ama ikisi seviyeli birlikteliklerini ortak karar alarak bitirsinler, öyle elinden almak filan hoş değil. Yuva yıkanın yuvası olmazmış ve dahi mutsuzluk üstüne saadet inşa edemeyiz Spikee.. (-Höö? - Tamam Spike tamam..) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neysem sonra biz çılgınca mutlu olsak, ben Spike' ın gözüne girmek için ona her gece taze kan bulsam, ama tövbe ettiği için insan kanı değil, çulluk kanı efenime söyliyim kuğu kanı filan gibi gurme kanlar, erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer ilkesiyle kendime bağlasam Spike ı.. Sora Spike birgün akıl etse dese ki, "Ya Talismancım, ben senle çok mutluyum ama ben vampir olduğumdan sonsuza kadar bu yaştayım, sen yaşlanacaksın sora Halloween partilere kolumda annem kadar kadınla katılamam ben, gel seni de vampir yapayım" dese.. Ben gözlerimi kırpıştırıp "Hayatım boyunca bu anı bekledim." desem ve mutluluk gözyaşlarına bulansam.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O da "De hadi o zaman" dese ve kanımı içse nazikçe benim de ritüele göre onun kanını içmem gerektiğinden uzun tırnağıyla (aynı anda gitar da çalıyor marifetlim :)) boynunu kanatsa ve ben kanını emmeye başlasam, Spike ın kanı bir tatlı gelse bana, serde oburluk ta var, farketmeden tüm kanını içip bitirsem garibin, sevdiceğim kollarımda can verse..(ayy korktum kendimden) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sora ben, ah ne yaptım diyerek feryat figan Buffy'ye gitsem, "Böyleyken böyle, senin eski manitayı içtim bitirdim hüü" diye ağlasam.. Buffy "Allah seni Talisman, kokteyl mi içiyorsun tutsana kendini" dese, ben daha çok ağlasam sora Buffy tamam tamam dese, her zamanki gibi koşup Gugıllasa meseleyi, o yaşlı demode adam da -adı neydi- kafam kadar ansiklopediler karıştırsa, sora bunlar, Spike ın geri gelmesi için senin 3 ay durmadan futbol maçı ve sabah programı seyretmen gerek" deseler.. Ben direk vazgeçer gibi olsam sonra aşkın gücü filan zırvalasalar gaza gelip "iyi hadi seyrederim" desem.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç ay sora bitmiş bir şekilde Spike ı beklesem, Spike gelince bi kızsa, "ben ruhlar aleminde süper sevgili bulmuştum, bok mu var beni geri getirdiniz" dese, ben ağlayarak "senin için 3 ay maç seyrettim alçak adam" desem, "ooo iyi o zaman, beraber seyrederiz artık, ofsayt ı öğrendin mi kız hehehe" diye iğrenç iğrenç dalga geçse.. Ben hafif pişman olsam.. Sora gerçekten maç seyreden, bira içen, patates kızartmasını eliyle yiyip parmaklarını yalayan, dünyanın en sıkıcı vampir çifti olsak..Ben arada bir bunalıma girip "kirpiğinin tek bir hareketi bile canımı acıtıyor sevgili" filan desem, Spike göbeğini tuta tuta gülse.. Heheheh burda keseyim sıkıldım..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O değil de üstüne onca fantezi kurduk Spike'ın ama ben sarışınları sevmem ki bee.. Neyse olağanüstü olsun canımı yesin..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5593200638270418794?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5593200638270418794/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5593200638270418794' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5593200638270418794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5593200638270418794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/sergzet-i-talisman.html' title='Sergüzeşt- i Talisman'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R294qQp80mI/AAAAAAAAASA/zCQ0ldE-LJ4/s72-c/spike.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2889837116205248783</id><published>2007-12-17T09:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:39.551-08:00</updated><title type='text'>Hunhar sinema eleştirmeni Talisman</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R2auHAp80lI/AAAAAAAAAR4/OmBkQ54pN6o/s1600-h/yasaminkiyisinda.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144991059775640146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R2auHAp80lI/AAAAAAAAAR4/OmBkQ54pN6o/s320/yasaminkiyisinda.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fatih Akın' ı severim ben. Kısa ve Acısız'ı çok sevdim, Im Juli'ye bayıldım, Duvara Karşı' ya aşık oldum. (Kısa bir aşktı ama, Funny Games filan gibi değil, daha çok bir haftasonu kaçamağı..) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O yüzden "Yaşamın Kıyısında" filmine büyük bir beklentiyle gittim. Biraz da kendimden emin. Hani sinemaya tasasız girersiniz ya, "Birazdan süper bir film izleyeceğim lan, harika valla" hissi.. Sık sık olan bir his değil, sevdiğiniz bir yönetmenin oyuncunun filmine böyle girersiniz. Hani arkadaşınızla tatile çıkmak gibi, abuk birşey yapıp sizi yarı yolda bırakmayacağını bilirsiniz. Bir rahatlık, bir genişlik..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra ne oldu? Hiiç, umduğumu bulamadım, en yakın arkadaşım beni yarı yolda bıraktı, ben arkasından bakakaldım, yine de seviyordum arkadaşımı ama ikimiz adına da üzülüyordum.. (Bak nası önemsiyor kendini, kimsin lan sen? Kimsem kimim sana ne?) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neden sevmedim filmi? Çok sebep var, maddeliyim mi? (-Ne olur ne olurrr, seviyorum liste yapmayı.. -iyi be iyi)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1- Herşey öyle kör gözüm parmağına ki.. Bir fikir bir düşünce mi anlatılacak baş kahraman bas bas bağırarak söylüyor.. Ama hani sinema dili? Ya da bir kızın annesi hakkında düşünceleri, ilişkilerinin anahtarını veren bir nokta mı açıklanacak, ver annenin eline kızın günlüğünü okusun herşey anlaşılsın.. Olmaz ki yaa.. Bu noktaya tek savunmam var, (kendim suçluyorum kendim savunuyorum) belki de niyeti aslında baş kahraman kızın fikirleri ne kadar içselleştirmeden, ezbere edindiğini asıl derdinin sadece bir mücadele içinde olmak olduğunu ortaya koymaya çalışyor olabilir (ki bunu da bir kahraman söylüyor aynı yazdığım şekilde :)) Ancak böyle ise birazcık daha az kör gözüm parmağına olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2- Karakterlerin hiç biri layıkıyla işlenmiyor. Sadece "Yeter" karakteri, ki kendisi kafadan filmin kahramanı zaten.. Çok etkileyici. Onun dışında ne Nurgül Yeşilçay' ın oynadığı karakterin değişimini içinize sindiriyorsunuz, ne de Lotte' nin.. Bunun sebebi de bence senaryonun dağınık durması, çok şey anlatmak isterken karakter üzerine çok yoğunlaşamaması..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;3- Çok boşluk var, neden her gelen yabancı İstanbul' a yerleşmeye karar veriyor mesela?&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;4- Yönetmenin anlatmak istediği şeyi tam özümsemediğini hissettim.  Daha önce "The Fountain" için de benzer şeyi söylemiştim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sözün özü içinde pek çok hoşluk barındırsa da (Kazım Koyuncu ile açılıp, onunla bitmesi, çok güzel iki yanı ağaçlıklı yol sahneleri, çok güzel bitiş karesi ve bitiş mantığı (biraz Haneke'nin Cache'sini hatırlattı bana.) )yine de beni -belki de sözkonusu kişi Fatih Akın olduğundan- tatmin edemeyen bir film seyrettim. Pişman değilim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Nejat İşler'in neredeyse kendisini oynadığı birkaç kare de güzeldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2889837116205248783?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2889837116205248783/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2889837116205248783' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2889837116205248783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2889837116205248783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/hunhar-sinema-eletirmeni-talisman.html' title='Hunhar sinema eleştirmeni Talisman'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R2auHAp80lI/AAAAAAAAAR4/OmBkQ54pN6o/s72-c/yasaminkiyisinda.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7663226259553208141</id><published>2007-12-16T06:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:39.687-08:00</updated><title type='text'>Kapı- Duvar</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R2U2bAp80kI/AAAAAAAAARw/2yWuR7Oz1gw/s1600-h/guymayraz_door.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144577987000980034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R2U2bAp80kI/AAAAAAAAARw/2yWuR7Oz1gw/s320/guymayraz_door.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Bazı insanların çok aptalca davranabileceklerini düşünüyorum. Onları altı kapısı olan bir odaya kapatıyorsun, kalkıp kendilerini duvara çarpıyorlar ve sonra da yakınma cüretini gösteriyorlar."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Susannah, "Kapıların arkasında bekleyebilecek şeylerden korkuyorsan" dedi, "Belki o zaman duvarlara çarpmak sana daha güvenli gözükür."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Eddie başını salladı: "Belki."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kara Kule III- Çorak Topraklar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Stephen King&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7663226259553208141?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7663226259553208141/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7663226259553208141' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7663226259553208141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7663226259553208141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/kap-duvar.html' title='Kapı- Duvar'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R2U2bAp80kI/AAAAAAAAARw/2yWuR7Oz1gw/s72-c/guymayraz_door.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-1741238233300766513</id><published>2007-12-11T08:53:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:39.833-08:00</updated><title type='text'>Angst</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R17DrdKciWI/AAAAAAAAARo/UDkHnSv41OM/s1600-h/untitled2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142762975833917794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R17DrdKciWI/AAAAAAAAARo/UDkHnSv41OM/s320/untitled2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Etrafa bakıyorum, kendimi yabani bir hayvan gibi hissediyorum. Herkes resme uyuyor ben uymuyorum gibi. Görüntüde uyuyorum halbuki. Açık ofis, etrafımda bir sürü insan, aynı tip masalarda aynı PC koyuş şekli, aynı kalemler, aynı telefon, telefon PC açısı bile genelde aynı. Kızlarda küçük ıvır zıvır süs eşyası bende de bir balıklı küçük kutu var mesela içinde yazın topladığım beyaz taşlardan var, bakıp yazı hatırlarım diye getirmiştim onları buraya, hiç bakmıyorum, yazı hatırlamıyorum, yazın hatırlanmaya değecek olduğunu da düşünmüyorum. Takvim de aynı bu arada, şirket dağıttı, üstünde şirket logosu var herkeste aynı ay açık, eh bu normal herkes aynı ayda, benimki sık sık geri kalıyor, takvime pek bakmıyorum, bakana şaşıyorum. Bayrama 1 hafta kaldığını az önce öğrendim, yılbaşına da az var, bu ay sonu yılbaşı... Az önce şirkette koca bir plastik çam ağacını süslediler. Böyle faaliyetlere ağzım açık bakıyorum. İşgüzar birkaç tip, ciddiyetle süsleri ağaca astılar, biri sonunda dakikalarca kar spreyi ile kar yağdırdı üstüne.. Yüzünde yine aynı ciddi ifade. "Çam ağacına kar yağdırıyorum ve bunu çok önemsiyorum" bakışı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İş arkadaşımı sevgilisi arıyor telefondan bunu görebiliyorum, o yokken ben açayım diye tasarlanmış telefonlar, tabii sevgililerin telefonlarını açmıyoruz, özel hayata bir yere kadar saygılıyız. O yer neresi bilmiyorum, değişiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yanımda yeni gelen bir kız oturuyor, çok ürkek, bana bilgisayarına nasıl printer tanımlatacağını sordu, ben yapayım dedim ama bir türlü olmadı, mahçup oldum. O ürkek, ben mahçup. Şimdi sessiz oturuyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burda olmak istemiyorum, başka bir yerde de olmak istemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ellerimi yüzüme götürüyorum, ellerim kahve kokuyor, kahve kokusu güzel. Küçük mutluluklar vırt zırt muhabbeti vardır ya, "kahve kokusu işte hayatım, bununla mutlu olabilirsin, büyük mutluluklar arama, bazen bir gülümseme yeter " kusmak istiyorum bu edebiyata. Küçük mutlulukların her birinin üzerine. Büyük mutluluk da istemiyorum küçük de.. Mutluluk ne onu bilmek isterdim ama.. Doğuştan mutluluğu..Bazıları öyledir, içlerinde barışla gelirler dünyaya ya da mükemmel ebeveynleri olduğundan bilemiyorum. Bu kafa ütüleyen saçma bunalımlardan uzak yaşarlar, hayatı olduğu gibi kabul ederler ve üstlerine düşeni yaparlar. Küçümseyerek söylemiyorum, kinaye etmiyorum, bunlardan olmak isterdim. Kendimle bu kadar kavgalı olmayı istemiyorum aslında, inanması zor olsa da. Çünkü pek mutlu gibi duruyorum bu nefret kuyusunda. Yok memnun değilim bundan. Alternatifini de istemiyorum ama, yani düzelmeyi. Düzelmeyi gerektirmeyecek şekilde doğmuş olmak isterdim o kadar. Yapboza aslında uymayan bir parçayı kanırtarak sokmak istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ha bunları yazdıktan yarım saat sonra yine sırtararak maskaralık yapmaya başlayacak mıyım? Başlayacağım, bu da beni bitiriyor işte. Az bir denge bee. Bir parça, ne olur..Hani az içiçe geçin, aynı yoğunlukta gelmeyin üstüme. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine kar yağdırıyor bunlar, ben bunları döverim var yaa..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-1741238233300766513?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/1741238233300766513/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=1741238233300766513' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1741238233300766513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1741238233300766513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/angst.html' title='Angst'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R17DrdKciWI/AAAAAAAAARo/UDkHnSv41OM/s72-c/untitled2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4565143399715241381</id><published>2007-12-10T04:40:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:40.114-08:00</updated><title type='text'>Ruhumu nasıl tutsam da seninkine değmese-- Platonik Aşık Manifestosu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R10z-dKciVI/AAAAAAAAARg/tIg28zxHRD8/s1600-h/18376492.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142323497600321874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R10z-dKciVI/AAAAAAAAARg/tIg28zxHRD8/s320/18376492.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Etrafınıza bakın, sizi sevme ihtimali en zor olan kişiyi seçin. (Bilinçli seçim yaptığınızı kendinize çaktırmayın, eğlenceyi bozmayın.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2- Bu kişi hakkında bilgi toplayın. Bulabildiğiniz her kaynaktan, Google' dan TC kimlik numarasını bile bulun. Hatta üniversitede derslerinden kaç aldığına kadar bulun. (deli miyim ben demeyin herhalde delisiniz, siz ne sanmıştınız.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3- Bu kişiyi gördüğünüz an topuğunuz üstünde dönüp ters yöne gidin, bunu yapamayacak durumda iseniz elinizde gazete varsa ona gömülün, yoksa dalgın, onu görmemiş rolü yapın, hala gelmeye devam ediyorsa hazırlanın birazdan çok feci saçmalayacaksınız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4- Ona merhaba dedikten sonra aklınıza konuşacak hiçbirşey gelmeyeceğinden (heyecanlanacaksınız kolay değil.) ilk düşündüğünüz absürt cümleyi kurun. Mesela "Vampirleri çok seviyorum ben" diyin ikinci cümle olarak. Suratındaki şaşkın ifadeyi görmek tüm çabalarınıza değecek. (based on a true story)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5- Hala sizinle konuşmaya devam ediyor ve eğleniyor gibi görünüyorsa dikkat edin, tehlikedesiniz. Sizi sevebilir. Hemen bu potansiyel sevginin yönünü değiştirin. Çok arkadaşça davranmaya başlayın birden, mesela normalde hemcinsleri ile konuşabileceği her konuda sizinle de konuşabileceği izlenimini verin. Fazlasıyla "arkadaş" olduğunuzda ve kız/erkek tavlama maceralarını dinlemeye başladığınızda ağlanmayın, bunu siz istediniz.&lt;br /&gt;6- Arkadaş olmaya da yanaşmıyor ama hala sizinle beraber olmaktan zevk alıyorsa radikal önlemler alma zamanıdır sevgili platonik aşk tutkunu.. Bu durumda dengesiz olun. Bir gün önce neşe içinde muhabbet ettiğiniz insanın ertesi gün yüzüne bakmayın, bahane bulun yanından kaçın, adam/kadın cağız tepe sersemi oluncaya kadar abuk subuk davranın, eninde sonunda "manyak bu" deyip yoluna devam edecektir. Harikasınız, yine kurtuldunuz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Eee daha ne ağlanıyorsunuz, sizi tüm kalp kırıklıklarından, anlamsız ilişkilerden kurtarıyorum, üstelik gayet zevkli, hayal gücünüzden beslenecek, tükenmez bir acı kaynağı buluyorum. Dilediğinizce süsleyebilirsiniz, sanat da sizin yanınızda hem.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Efendim, mazoşizmden sıkıldınız mı? Yapmayın lütfen.. Biraz Rilke? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;ruhumu nasıl tutsam da, seninkine değmese?&lt;br /&gt;nasıl aşırsam üstünden öbür şeylere ben onu?&lt;br /&gt;ah, karanlıkta yiten bir nesne&lt;br /&gt;içre barındırmak isterdim onu ben&lt;br /&gt;öyle bir yerde: bilinmedik, sessiz,&lt;br /&gt;derinlerin titrerken titremeyen.&lt;br /&gt;bir var ki her değen bize, sana, bana, bak&lt;br /&gt;birlikte alır bizi bir yay gibi ancak;&lt;br /&gt;iki telden bir ses çıkartır bize değen şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz hangi çalgıya gerilmişiz?&lt;br /&gt;hangi çalgının elindeyiz biz?&lt;br /&gt;tatlı şarkı ey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;R.M.Rilke &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Fele Martinez' e aşık değilim, güzel çıplak erkek kontenjanından post' a girdi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4565143399715241381?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4565143399715241381/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4565143399715241381' title='27 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4565143399715241381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4565143399715241381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/ruhumu-nasl-tutsam-da-seninkine-demese.html' title='Ruhumu nasıl tutsam da seninkine değmese-- Platonik Aşık Manifestosu'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R10z-dKciVI/AAAAAAAAARg/tIg28zxHRD8/s72-c/18376492.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>27</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5641184155919121296</id><published>2007-12-03T07:21:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:40.447-08:00</updated><title type='text'>They would not listen, they're not listening still</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R1Qf99KciUI/AAAAAAAAARY/_WcLw1x9VBo/s1600-R/sweeney%20todd%20blog%20edit.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139768223987435842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R1Qf99KciUI/AAAAAAAAARY/i15GM5wx-W4/s320/sweeney%2520todd%2520blog%2520edit.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Güzel şeyler yazayım dedim. İçim içinde yemek yanmış eski bir tava gibi is kaplı olsa da, karilerime belli etmeyeyim dedim.. Ama aklıma güzel birşey gelmedi. Zorladım şunlar çıktı:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1- Don Mc Lean' in "Starry starry night" şarkısını keşfettim. O da Nip Tuck sayesinde oldu. Garabetler geçidi dizim, her hafta bir müziği ile kalbime dokunmaya devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu şarkı Vincent Van Gogh için yapılmış. Çok güzel sözleri var, Don Mc Lean in sesi çok güzel:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;For they could not love you,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;But still your love was true.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And when no hope was left in sight&lt;/div&gt;&lt;div&gt;On that starry, starry night,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;You took your life, as lovers often do.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;But I could have told you, Vincent,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;This world was never meant for one&lt;/div&gt;&lt;div&gt;As beautiful as you. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Türkçesi:*&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Seni sevemezlerdi,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama senin sevgin gerçekti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve o yıldızlı, yıldızlı gecede görünürde hiç umut kalmadığında,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayatına son verdin , genelde sevenlerin yaptığı gibi,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama ben sana önceden açıklayabilirdim Vincent,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu dünya senin kadar güzel insanlar için tasarlanmamıştı." &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;(*: Beceriksizce tarafımdan çevrilmiştir.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;2- "Zeynep'in Sekiz Günü" filmine gittim. İyi film diyemem, kötü de diyemem. Öğrenci kısa filmlerine benziyordu. Sepya- renkli geçişleri, çalan saatle uyanma klişesi gibi kötü klişeler barındırıyor, "Ali'nin Dayısı" karakterinde çok karikatürize ve Amerikan sineması özentisi yaratılan karakter insanın gözünü kulağını tırmalıyordu ama Fadik Sevin Atasoy çok güzel oynamıştı, konu güzeldi. İnsanda "aslında bu film çok daha iyi olabilirdi" hissini uyandırıyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O değil de Baba Zula filmin müziklerini yapmış ve harika bir şarkı barındırıyor içinde film. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bir sana bir de bana"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"bulutların üstünden &lt;/div&gt;&lt;div&gt;bıraktım ben kendimi"diye başlıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu başlangıç bile yetti benim bu şarkıyı sevmem için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hımm, işte bu kadar..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Ya Sweeney Todd kötü çıkarsa, çok korkuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5641184155919121296?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5641184155919121296/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5641184155919121296' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5641184155919121296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5641184155919121296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/12/they-would-not-listen-theyre-not.html' title='They would not listen, they&apos;re not listening still'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R1Qf99KciUI/AAAAAAAAARY/i15GM5wx-W4/s72-c/sweeney%2520todd%2520blog%2520edit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-7976127485741236119</id><published>2007-11-30T05:58:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:40.639-08:00</updated><title type='text'>Kızgınım!!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R1AckzMiguI/AAAAAAAAARQ/9vrqF59U8JQ/s1600-R/dd.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5138638593373405922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R1AckzMiguI/AAAAAAAAARQ/YInKmWjl80s/s320/dd.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bazı gerçekliği hiç tartışılmadan kabul edilen teoriler var ya, yani belki zamanında tartışılmıştır da şimdi herkes emindir doğruluğuna.. Bir tartışmada filan hep kurtarıcı olarak öne sürülür, karşıdaki insan sus pus edilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte bu teorilerden birine feci şekilde sinir oluyorum. Şu teori:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kadınlar tek eşlidir çünkü üremek, soylarını devam ettirmek için 9 ayda bir şansları vardır, yani yumurta tektir, değerlidir, iyi seçim yapıp en iyi ürünü (o ne bee, bebeği yani) elde etmeye çalışırlar, erkekler ise çok eşlidir çünkü onların kaynağı sebil olduğundan, mümkün olduğunca çok kişiye yayarak, soylarının devamını garanti altına almaya çalışırlar. Hepiniz biliyorsunuz di mi bunu? Belki "e tabii" diye kafanızı salladınız.. Sallamayın delircemm..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neymiş, doğa kanunuymuş bu, erkekler tek eşli olamazmış, yahu herşeyiniz doğaya uygun bir bu mu eksik kaldı da buna uyuyorsunuz? Doğaya uygun yaşanan ne var şu an? Şu havayı kirleten binaları dikmek mi doğaya uygun, karnın tokken adam öldürmek mi? Daha geçen bina dikmek için yangın çıkarıp doğayı katletmedin mi? Neden doğa kanunu diye niteleyip kendi dejenereliğini bu kılıfa uydurmaya çalışıyosun? Aklı o kadar önemsedin, önemsedin, bu konuya gelince mi çıktı akıl, fikir, muhakeme devreden de, doğaya döndün? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hem hiç bir şey mi evrilmiyor, gelişmiyor? Doğum kontrol diye bir kavram var artık, kadınlar değerli yumurtalarını zayi etmeden de en iyiyi bulmak için çok deneme yapabilirler. Hadi kadınlar da böyle yontsun o zaman.. Oldu mu yani? Uydu mu? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çok sinirliyim, çok sinirliyimm..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Püriten Talisman.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-7976127485741236119?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/7976127485741236119/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=7976127485741236119' title='24 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7976127485741236119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/7976127485741236119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/11/kzgnm.html' title='Kızgınım!!!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R1AckzMiguI/AAAAAAAAARQ/YInKmWjl80s/s72-c/dd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-3826882537007305850</id><published>2007-11-26T03:34:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:40.810-08:00</updated><title type='text'>9 Şarkı, Gülçin, Mercury Fur</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R0qwjjMigtI/AAAAAAAAARI/oWL86P79gTs/s1600-h/5000000001663425.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5137112449759216338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R0qwjjMigtI/AAAAAAAAARI/oWL86P79gTs/s320/5000000001663425.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;It is the evening of the day&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I sit and watch the children play&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Smiling faces I can see&lt;/div&gt;&lt;div&gt;But not for me&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I sit and watch&lt;/div&gt;&lt;div&gt;As tears go by &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dün gece Nip Tuck biterken çalıyordu bu şarkı. Pavlov' un köpeği gibi kendi gözyaşlarımla eşlik ettim. Zaten ota ..oka ağlama ama bir yandan da ağlayamama dönemindeyim. Bunun nasıl birşey olduğunu biliyor musunuz? Yani böyle saçma dizilerde filan saçma yerlerde ağlarsınız ama bir kaç damla akar, insan ağlayabilse bir kova ağlayacağını hisseder ama bir iki damladan öteye geçemez. Hep böyle ucundan kıyısından dönülür ağlamanın. İğrenç bir isim takacak olursak "gözyaşı kabızlığı" diyebiliriz. Sinir bozucudur ama katlanılabilir, hayatın biteviyeliğini pek etkilemez. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nip Tuck biterken ağlamamın aslında bir sebebi de hemen öncesinde seyrettiğim filmi niye seyrettiğime hayıflanmak olabilir. "9 Şarkı" dan bahsediyorum. Michael Winterbottom filmi. Winterbottom çekmese büyük ihtimalle yapımcı filan bulunamaz, film çekilemezdi çünkü düşünün prodüktörsünüz biri size gelip şöyle diyor; "Bak şimdi iki kişinin aşkını anlatacağız ama şöyle, çok iyi şarkıların çalındığı 9 konser görüntüsü arasına bu ikisinin 9 sevişmesini attıracağız. Arada biri hımhım konuşarak "Antarktika, buzullar, oh bebek buzullar", şeklinde ilişkiye ait metaforlar yumurtlayacak, ha bu ikisinin sevişmeleri çok gerçekçi olacak, izleyici kendini röntgenci gibi hissedecek, hardcore da olsun, göstermediğimiz uzuv kalmasın" dese, ne dersiniz? Ben olsam "de get" filan derim, deneysel desen deneysel denemez, porno desen değil, (hani en azından bir işlevi olurdu) niye durup dururken iki kişinin yatak odasına soktu bizi bu adam? Anlamadım. Eğer bizim gibi umutsuzlara "ya aşk öyle matah birşey sayılmaz, bak böyle şeyler işte, çok sıkıcı abicim, bi kutsal tarafı da yok, şimdiye kadar diğer filmlerde seni yemişler." filan demek istiyorsa da, cehennemin dibine gitsin diyorum. Sinirliyim ulan.. Zaten filmi alırken de entellerin porno ihtiyacını karşılamak için çekilmiş bir film olduğundan şüphelenmiştim ama işte merakıma yenildim.:(&lt;br /&gt;Onun dışında güzel birşey oldu geçen hafta, sevgili &lt;a href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/"&gt;Gülçin&lt;/a&gt;' le tanıştık, bana taa önceden aradığımı yazdığım bir Stephen King kitabını hediye etti. Çok düşünceli bir insan hem de unutmaması beni çok etkiledi. Sağolsun. Sonra beraber Mercury Fur ü bir daha seyrettik, yine hayran kaldım ama bu sefer daha bir içime işledi..&lt;br /&gt;Şu dönem sinemalarda güzel film mi yok bana mı öyle geliyor? Perde hasreti başladı yavaştan, nerdeyse 3 hafta olacak sinemaya gitmeyeli.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: PMS in insanın içinin çığlık atması dönemi olduğuna karar verdim.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Not2: "Suskunlar" bitmesin, noolurr bitmesin yaa.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-3826882537007305850?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/3826882537007305850/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=3826882537007305850' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3826882537007305850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/3826882537007305850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/11/9-ark-glin-mercury-fur.html' title='9 Şarkı, Gülçin, Mercury Fur'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/R0qwjjMigtI/AAAAAAAAARI/oWL86P79gTs/s72-c/5000000001663425.gif' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8331916250310156591</id><published>2007-11-16T05:58:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:40.960-08:00</updated><title type='text'>The child is grown, the dream is gone</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Rz2jujMigsI/AAAAAAAAARA/wcXpTpSWIBw/s1600-h/Taxi_Driver_(o)_large.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133439170389377730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Rz2jujMigsI/AAAAAAAAARA/wcXpTpSWIBw/s320/Taxi_Driver_(o)_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben yine durdum. Ciddi anlamda saat gibiyim, bazen duruyorum. Kurmak da istemiyorum kendimi, başkalarının ya da benim dışımda gelişen olayların insafına bırakıyorum kendimi, kurdular kurdular yoksa saatlerce durabilirim. "Comfortably Numb" ı hatırlamamak olmaz bu noktada. Ben pek rahat da değilim ama.. Acaba doğum günümden mi oluyor bunlar basitçe ya da bildiğimiz hormonlar filan mı? Yani o kadar anlamaya kastığım şeyin cevabı, bazılarının doğuştan rahatsız doğduğu mu? Münazara yapasım var, "depresif olmada genetik mi etkilidir, çevre mi?" Yoksa hepi topu tesadüf mü? İmalat hatasıyım belki de.. Arada kendi kendime "sağlıklıyım, sağlıklıyım" diyorum ama ulan tabii ki de teselli olmuyor.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse sıkılmaktan sıkıldığımdan size kısa kısa havadisler sunayım..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bu aralar manyaklar, deliler gibi çalışıyorum, hep eve geç gidiyorum. "Ölmediği sürece çalışsın, işi ne" mentalitesinin kalpten benimsendiği bir yerdeyim.. (Vahşi kapitalizm silindir gibi geçiyordu üzerimizden..(Bu ne özenti bi laf len?) )&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Neden küfretmeyi çok sevdiğimi çözdüm. Renkli bir dünya küfür dünyası, insana zenginlik katıyor, bazı laflar gerçekten iyi bir hayal gücünün ürünü..Örnek veremem ,yersiz küfretmem..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Küçükken bir dönem Rafet El Roman' ı beğeniyordum. Allah kahretmesin beni..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Kızım olursa adını "Efsun" koyacak olmam kimseden destek görmüyor. Bir insan da çıkmayacak mı "Efsun" ismini seven? Gerçi daha önceki gözde ismim "Hanzade" kadar nefretle karşılanmadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Serkan Altunorak (bir önceki posttaki Elliot) iyi ve kibar bir insan, bana mesaj atıp teşekkür etmiş. Takdir ediyor, gözlerinden öpüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Kadın- erkek eşitliğini kendine yontan erkeklerden, kadınları aşağılayarak mevkii edinmeye çalışan kadınlardan nefret ettiğim kadar nefret ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Kadın- erkek hödödö şeklinde genellemeler yapılmasından da nefret ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Nefret ettiğim şeyleri kendimin yaptığını görmekten de nefret ediyorum, Olay katmerleniyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Katmer severim, ama tuzlusunu, tatlı katmer hiç hoş bişiy değil..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Nefret demiştim onda kalayım, daha güzel.. Sahiden "nefret" tınısı hoş bir kelime değil mi? Nefertiti de geliyor insanın aklına.. "Nefertiti" ciden nefis isim..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Saçmalıyo muyum ne? &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8331916250310156591?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8331916250310156591/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8331916250310156591' title='28 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8331916250310156591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8331916250310156591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/11/child-is-grown-dream-is-gone.html' title='The child is grown, the dream is gone'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Rz2jujMigsI/AAAAAAAAARA/wcXpTpSWIBw/s72-c/Taxi_Driver_(o)_large.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>28</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-1860473873929393660</id><published>2007-11-08T03:41:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:41.750-08:00</updated><title type='text'>DOT Tiyatrosu- Kürklü Merkür</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzL4V1WJwjI/AAAAAAAAAQo/7yh1UiPeE8c/s1600-h/9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130435979509350962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzL4V1WJwjI/AAAAAAAAAQo/7yh1UiPeE8c/s320/9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="left"&gt;Nerden başlasam nasıl anlatsam?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir kere ben tiyatro sevmem. (Pat diye girdim :)) Perihan Mağden' den beter bir tiyatro düşmanıyım. Düşmanıy-dım.. Sinemanın tiyatroya üstünlüğü konusunda bir araba&lt;br /&gt;ahkam kesebilir, hatta sizi de ikna edebilir-dim.. Ama nerden bilirdim ki Murat Daltaban diye bir adam çıkacak, DOT isimli bir tiyatro grubu kuracak, müthiş oyunlar yönetecek ve ben ağzım açık, hayran, şaşkın kalakalacağım..&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;DOT ingiltere' de doğan bir akımı Türkiye' ye getiren bir tiyatro. Akımın adı "In-yer-face". Sitesinde In-Yer-Face akımı şöyle anlatılıyor: &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;"In-yer face tiyatrosu seyirciyi boğazından yakalayan ve mesajını iletene kadar  sallayan bir akım. Bu akımda agresif ve provokatif oyunlar, umursamama veya kayıtsız kalma lüksünü elinizden alıyor."&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Aslında olay şu, orda birşey seyretmiyorsunuz, hissediyorsunuz yani gösterilen olayın seyircisi değil, hissedenisiniz. Oyuncularla aynı odadasınız, sahne kavramı yok, mesela ben en önde oturuyordum, oyuncularla aramda nerdeyse bir metre bile yoktu, gözleri seyirse farkederdim. Özel alanınıza giriyor oyuncular ve yaşananlar sinemadaki gibi sizin dışınızda geliştiklerini ele vermiyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130436310221832770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzL4pFWJwkI/AAAAAAAAAQw/nJX48GmvQ-M/s320/16.jpg" border="0" /&gt;İçerik derseniz bu in-yer face akımında genelde küfürlü metin, şiddet, rahatsız edici cinsellik (e rotik değil, hard core da değil tabii, demek istediğim insanın cinsel duygularını istismar etme amaçlı kullanılmıyor cinsellik) ama hepsinin ötesinde duygusal şiddet var. Öylesi ekstrem durumları anlatıyor ve öyle soluk aldırmayacak şekilde anlatıyor ki, oyun boyunca  geriliyorsunuz. Benim başım ağrıdı mesela, kasılmaktan da boynum, alkışlarken dayak yemiş gibiydim. Oyuncular da öyle görünüyordu.&lt;br /&gt;Oyunun konusu ise şöyle:Gelecekte geçiyor. (Çok uzak gelecek değil korkarım.) insanlar büyük bir kaosa sürüklenmiş, şiddet olayları normalleşmiş, herkes tesadüf eseri yaşıyor ve kelebek yutarak bu kaosa dayanmaya çalışıyorlar, kelebek bir tür uyuşturucu ve özelliği anıları silmesi. Kahramanlarımız bir ağabey- kardeş, ağabey (Elliot) kelebek satıcısı ama kendisi asla kullanmıyor ama kardeşinin (Darren) anıları bulanık. Ağabeyin kardeşe hep gözkulak olduğunu anlıyoruz. Olağanüstü karışık bir apartman dairesinde bir parti hazırlığı içindeler. Ağabeyin sevgilisi Lola (bir erkek) "parti hediyesi" ni hazırlamak üzere geliyor. Partiyi düzenleyen ise Lola' nın abisi Sfenks..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;spoiler-spoiler-spoiler&lt;br /&gt;Parti hediyesi genç bir oğlan. İşkence görmüş, kendisinden geçmiş durumda.. "Parti Konuğu" için hazırlanıyor. Daha fazla yazmıyim, yazıktır.&lt;br /&gt;spoiler-spoiler-spoiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaylar düzenli bir ritmle tırmanıyor ve insanın çok zor dayandığı bir boyuta geliyor. Size de olur mu bilmem bazen bir konuya kafanız takıksa okuduğunuz kitaplarda, gördüğünüz filmlerde hep o konu çıkar karşınıza.. Algıda Seçicilik sanırım. Burda da insanı çarpan insanın kendini veya sevdiklerini korumak için başka insanlara yapabileceklerinin nasıl da sınırsız olduğu. Ve bunlar kötü insanlar da değiller, kendilerince sevgi hissediyorlar, abi-kardeş sevgisi çok bariz ya da Elliot ve Lola' nın aşkı çok gerçek fakat yine de korkunç şeyler yapabiliyorlar. Bu çok çarpıcı.&lt;br /&gt;Hayatta kalma içgüdümüzün sınırı nerde? Bunu sorduruyor bu oyun ve cevaptan çok&lt;br /&gt;mutlu olmuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130438887202210386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzL6_FWJwlI/AAAAAAAAAQ4/K29Vk1nUm1s/s320/20.jpg" border="0" /&gt;Oyunculuk çok iyi bu arada, insanı kendinden geçiriyor. İlginç olan tüm oyuncular sima olarak tanıdık, dizilerde filan oynamışlar ama dizilerde hiç ilgi çekmiyorlar artık nasıl senaryo yazılıyor ve yönetiliyorsa bu cevherler orda sessiz sessiz oynayıp duruyorlar. Oyunculuk israfı bu. Seyirciler de tümden oyuncuydu, hatta sanırım oyuncu olmayan sadece bizim gruptu. Zaten kapasite 30 kişi filan biz de 10 kişiydik. Ünlü görmekten şaşı olduk.&lt;br /&gt;Öhm şimdi ciddi ciddi yazdım ya bir de itirafta bulunmalıyım, off çok utanıyorum ama oyunda 7 erkek ve 1 kadın var ve geneli çok yakışıklı, üstelik kostüm tasarımını belki de bilerek çok kışkırtıcı yapmışlar ve oyunda dikkatim dağılıp durdu. Sfenks karakterinin mükemmel bir adonis kası ve karın kasları vardı.. Uff kızardım resmen..Mesela şöyle, odanın sol tarafında geçiyor olaylar yani konuşmalar filan, o sırada Sfenks sağda tek başına duruyor ve ben katiyen sola bakamıyorum, Sfenks'i seyrediyorum ve karnındaki dövmeyi okumaya çalışıyorum. Ya da başka bir sahnede Elliot' ın ellerine bakıp "böyle el olamaz" filan diyorum. Yani bunu bilerek mi&lt;br /&gt;yaptılar bilmiyorum ama değilse oyuna zarar veren birşey söyliyim :))&lt;br /&gt;Bu arada şeyi düşündüm herhalde kadın gibi erkeği de metalaştırsak böyle birşey olur ve o zamana kadar o kadar kızdığım erkekleri biraz anladım. Neler diyorum yaa, kaçayım. Ama şunu&lt;br /&gt;söyliyim tek taraflı metalaşma hiç adil değil. Erkekleri metalaştırma yoluna baş koydum :)))&lt;br /&gt;Sapık Talisman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: İlk fotoda Sfenks' i görebilirsiniz. Soldaki kendisi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oyuncular: Serkan Altunorak ,Rıza Kocaoğlu, Tuğrul Tülek, Enis Arıkan, Engin Altan Düzyatan, Veda Yurtsever İpek, Cemil Büyükdöğerli, Cem Özeren&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-1860473873929393660?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/1860473873929393660/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=1860473873929393660' title='20 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1860473873929393660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/1860473873929393660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/11/dot-tiyatrosu-krkl-merkr.html' title='DOT Tiyatrosu- Kürklü Merkür'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzL4V1WJwjI/AAAAAAAAAQo/7yh1UiPeE8c/s72-c/9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-292429418217150286</id><published>2007-11-06T07:29:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T11:11:42.035-08:00</updated><title type='text'>Benim Hüzünlü O rospularım :)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzCNcAymo3I/AAAAAAAAAQU/izyQmmoQJEQ/s1600-h/untitled.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129755487963095922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzCNcAymo3I/AAAAAAAAAQU/izyQmmoQJEQ/s320/untitled.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzCLCgymo2I/AAAAAAAAAQM/er9JHD16Trg/s1600-h/huzun.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Çok emek verdim hepsini biraraya getireceğim diye, ortak noktaları aşikar artık, hepsi de hüzünlü şarkıları güzel terennüm ediyorlar..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hepsinin kim olduğunu bildiniz mi? :)&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-292429418217150286?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/292429418217150286/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=292429418217150286' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/292429418217150286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/292429418217150286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/11/benim-hznl-o-rospularm.html' title='Benim Hüzünlü O rospularım :)'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RzCNcAymo3I/AAAAAAAAAQU/izyQmmoQJEQ/s72-c/untitled.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2382150376805143743</id><published>2007-10-30T11:10:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:42.577-08:00</updated><title type='text'>Karışık</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Ryd2rAymoyI/AAAAAAAAAPs/XKrWfV6YJQs/s1600-h/emre_aydin_05.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5127197182103298850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Ryd2rAymoyI/AAAAAAAAAPs/XKrWfV6YJQs/s320/emre_aydin_05.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşk içre olmayı özledim. Aşık olduğum bir kişiyi değil ama aşık Talisman' ı özlüyorum. Tanısanız siz de seversiniz onu. Enerjik ve sırıtık bir insan. Normal Talisman'la sırıtıklık konusunda ortaklar ama aşık olan abartıyor bir de normalinde enerjinin e si yoktur. Daha doğrusu seçici enerjikliği vardır. Sinemaya yetişiyorsa, yemeğe gidiyorsa, özellikle sucuk-ekmek yemek aklına takıldıysa (bunun için kış vakti, soğuk ve yağmur çiseliyorken bir saat yürüme macerası vardır.) bir enerji topu da olabilir ama öyle genel bir enerji hali? Iıııh zinhar yoktur, sakindir aheste aheste yürür, hatta bazen yardan yuvarlanır gibi yürür. İçine kaçan Oblomov onu öyle yürütür yoksa masum o :) &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşık Talisman' sa mide bulandırıcı her aşık gibi havada yürür, işlerini zerafetle halleder, erken yatar, erken kalkar, bir yumurtayı sütle çırpar, tüm bunları yaparken de tek kişiyi düşünür, o yüzden de suratında hiç silinmeyen bazen daha büyüyen bir sırıtış olur. Ha bir de kilo verir, yemekleri aldatır çünkü, düşünmemeye başlar. Halbuki yemekler çekildikleri köşede sıranın kendilerine gelmesini beklerler, hiç bir zaman cenk meydanını terketmezler, bilirler ki onlar kalıcıdır, bilirler ki Talisman sefil olduğunda, kalbi kırıldığında, herşeyin baştan beri kendi yaratısı olduğunu anladığında, koşa koşa onlara gelecek ve hiç ayrılmamışlar gibi olacaktır herşey.. Yemekler çok sevdikleri Talisman'ı çepeçevre kuşatıp korumaya alırlar sonra, kalkan olurlar, gelebilecek tehlikelere karşı donatırlar, yerleşirler, acı çekme ihtimalini en aza indirmek için Talisman'ın içine yerleşirler.. Zamanla o kadar yer kaplarlar ki, onlardan başkasına yer kalmaz..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aaa yazı aldı başını gitti, hiç aklımda yoktu yemeklerle aramdaki ilişkiyi deşmek, neyse bıraktım yazıyı rahvan gitsin..Hiç birşeyin dümeninde olmaya hevesim yok şu an, kendi yazımın bile..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;"sil gözünün yalnızlıklarını&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O an fısılda duvarlara adımı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bin bıçak var sırtımda&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biniyle de adaşsın, her biri hayran sana."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5127196237210493714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Ryd10AymoxI/AAAAAAAAAPk/N5uEBQURq_Q/s320/20070918.WWW000000310_4187_1.jpg" border="0" /&gt; Persepolis'i seyrettim, çok sevdim çok.. İnsana o kadar çok şeyi hatırlatan bir film ki.. Özgürlüğü mesela, (barışa, serbestiye doğduğumuz için pek de kıymetini bilmediğimiz özgürlüğü) yabancılığı, (kendi yurdunda da , elin yurdunda da), birtanecik babaanneciğimi, (filmde harika bir büyükanne var, göğsünde yasemin çiçekleri taşıyan, komik ve bilge biri) Güzel film, güzel çizimler, hem çok komik hem de hüzünlü.. Yine ağladım zırıl zırıl..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Kaybettim bugün kendimi hükümsüzdür&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonu yok bunun, boşluklardan boşluk beğendim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Vazgeçtim bugün herşeyden,halsiz şu kalbim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kan revan içinde hep kanamaz denen yerlerim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hem suçsuz hem güçsüz hem halsiz"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5127195339562328834" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Ryd0_wymowI/AAAAAAAAAPc/bSNZyflsbAU/s320/20071012ho_acrosstheuniverse4_500.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Across the Universe' i seyrettim. O da savaş yanlısı ve savaş karşıtı kişilerin nasıl zaman içinde aynı olabileceği üzerine idi. Harika Beatles yorumları ile.. Hele bir "I wanna hold your hand" var ki, offf.. Bir sürü süpriz var içinde filmin. Kahramanları Jude ve Lucy.. ("Hey Jude, don't make it bad" ve "Lucy In The Sky With Diamonds" :)) Bu filmle cahilliğim de ortaya çıktı, Beatles ın "Strawberry Fields Forever" ının anlamını yeni çözdüm. Vizyona girecek, seyredin bu güzelliği. Hiçbirşey yoksa müthiş yorumlu 33 Beatles parçası var, Bono var, iyi oyunculuk var. Ha bir de müthiş güzel bir başlangıcı var. (Bilgi: &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0445922/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt0445922/&lt;/a&gt;)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Kal yanımda böyle sonbahar gelince&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soysuzlar içinde kalma yalnızlığım &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bak yenildik işte&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zamanı gelince kalkarız belki de &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dayan yalnızlığım"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında küresel ısınma sadece insan ırkını kazıyorsa bu dünyadan, pek de kötü birşey olamaz. Yetmez mi kibirimizle bu gezegeni kirlettiğimiz artık? Bir de şişiniyoruz ki, "sadece insanda akıl var" hahh, akıl süper birşey ya.. Başımıza ne geldiyse o yarım aklımızdan gelmedi mi? Ne resmi bütünüyle görebiliyoruz, ne de bir resim olduğunun bilincinde olmamak gibi bir lüksümüz var. Matah şey mi bu akıl? Kimin işine yaramış? Ben gidip bütün muslukları açıyorum.. Hıh!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not: Evet Emre Aydın dinliyordum yazarken.. Naif, şirin bir "şşş" düşkünü bence kendisi, bir de benzerlerinden daha "temiz".  Şeyy evet, az da yakışıklı..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2382150376805143743?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2382150376805143743/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2382150376805143743' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2382150376805143743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2382150376805143743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/kark.html' title='Karışık'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Ryd2rAymoyI/AAAAAAAAAPs/XKrWfV6YJQs/s72-c/emre_aydin_05.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8784687596777067740</id><published>2007-10-21T06:36:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:42.667-08:00</updated><title type='text'>Hadi len!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxtbJq_ztrI/AAAAAAAAAPU/N6qbeszay3Q/s1600-h/untitledl.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5123789222782940850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxtbJq_ztrI/AAAAAAAAAPU/N6qbeszay3Q/s320/untitledl.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Düşündüm de benim depresyonum hep paket halinde geliyor sanki. Yani depresif hissedince artık klişelemiş hareketler yapıyorum yani benim kişisel tarihim içinde klişeleşmiş. Koşup Suede dinliyorum, koşup Pink Floyd- "Wellcome to the machine" dinliyorum.  Tabii ki "Let Me Kiss You " yu da. Aptalca ama Harry Potter ın daha önce okuduğum kitaplarını okuyup Dumbledore' un Harry e öğüt verdiği sahnelerde gözyaşlarına boğuluyorum, mutlaka bir kez belki daha çok Fight Club ı seyrediyorum. Çok kötü sıkılırsam Marilyn Manson dan "User Friendly" yi dinliyorum. O da nedir öyle yaa..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve tabii son zamanların ritüeli, bloguma yazı yazıp ağlanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Garip olan hiç günlük hayatımda yakın olduğum sevdiğim birine gidip dert anlatmıyorum. Koşarak uzaklaşıyorum onlardan. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İçine kapanık biri içinden sıkılırsa hayat çekilmez hale geliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aa ne güzel cümle kurdum lan.. (Herşeye rağmen maymunum :))&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-8784687596777067740?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/8784687596777067740/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=8784687596777067740' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8784687596777067740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/8784687596777067740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/hadi-len.html' title='Hadi len!'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxtbJq_ztrI/AAAAAAAAAPU/N6qbeszay3Q/s72-c/untitledl.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5364393918072782445</id><published>2007-10-21T04:02:00.000-07:00</published><updated>2007-10-21T04:03:56.464-07:00</updated><title type='text'>Uff</title><content type='html'>Çok sıkılıyorum, çok sıkılıyorum, deli gibi sıkılıyorum..&lt;br /&gt;Herhalde kışa giriş depresyonu bu, illa ad vermek gerekse. Ya da başka birşey. Ya da ne? Bilmiyorum.&lt;br /&gt;Çok sıkıldığımı söylemiş miydim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5364393918072782445?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5364393918072782445/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5364393918072782445' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5364393918072782445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5364393918072782445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/uff.html' title='Uff'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4427382136733147267</id><published>2007-10-16T08:02:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:43.560-08:00</updated><title type='text'>Tideland- Pan' ın Labirenti- Ne istiyorsunuz bu küçük kızlardan ve sulugöz büyük kızlardan?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxTbCq_ztlI/AAAAAAAAAOk/4Tpl3y1Bkqg/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121959515175237202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxTbCq_ztlI/AAAAAAAAAOk/4Tpl3y1Bkqg/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Deliresim var, aklıma mukayyet olsun diye sevdiğim filmleri çağırıyorum hem kaç zamandır da yazmak istediğim bir yazı bu.. Bir taşla iki kuş, hem söz verdiğim bir şeyi yerine getirmenin huzurunu yaşarken hem de varoluş problemime bir saatlik bir cevap bulmak istiyorum. İlki tamam da ikinci çok iddialı.. Zaten saçma da bir amaçmış tekrar okudum da.. -Varoluş problemi ne Allahaşkına Talisman? -Ya git bee canım burnumda.. - İyi lan..Altı üstü tatil sonrası işe gelme depresyonuna girmişsin bir de gizem yapıyorsun.. - Çekil git. -Küfretme, küfrediyosan sansürlü yazma, terbiyeli senii :)) - Yaa git.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tideland 'i seyrettim ilk, evde, tek başıma.. Aslında çok önce sinemada kendisiyle randevumuz vardı, film festivali kitapçığında "Karanlık bir "Alice Harikalar Diyarında" masalı" olarak nitelendirildiğini gördüğümde tereddütsüz filmi seçmiş, bilet almış ama gitmemiştim. Neden? Canım istememişti işte, öyleyim ben, plan yapmayı da sevmem bu yüzden, heyecanla beklediğim herhangi birşeyden son anda vazgeçebilirim. Neyse evde izlemeye başladığımda önce pek zevk aldım, renkler harika, kamera açılarının yamuk yumukluğu cezbedici, konu ilginç.. Sonra yavaş yavaş oturduğum yerde bir kasıldım, hafif doğruldum, biraz daha geçti, yüreğime bir sıkıntı oturdu, biraz daha derken ben aynı anda suratımı ellerimle kapayıp hüngür hüngür ağlamak ve kapıyı çarpıp çıkmak istedim. İkisini de yapmadım kuzu kuzu bitirdim filmi ya da o beni..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121959858772620898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxTbWq_ztmI/AAAAAAAAAOs/_g7hp_nyqos/s320/tideland2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neden bahsettiğimi anlamak için filme bakalım biraz. Jeliza Rose, kahramanımızın adı, 7-8 yaşlarında tatlı bir kız, ilk başta bakıldığında normal mutlu ufak bir kız çocuğu gibi ama bu hayatı pek de normal değil. Uyuşturucu bağımlısı, işe yaramaz babası (mükemmel oynayan Jeff Bridges) ve histerik, melankolik, hasta, çikolata bağımlısı ve dengesiz annesi ile birlikte deyim yerindeyse ..ok götüren evlerinde yaşıyor Jeliza. Üstüne üstlük bağımlı babasının morfinini kendi eliyle yapıyor sanki çok normal bir iş yapıyor gibi, filmde ilk bu sahne ürpertiyor zaten.. Annesi ise bir an kızından af dilerken ikinci dakkada "çikolatalarıma dokunma demedim mii" şeklinde iğrenç ciyaklayıp kızı azarlayan bir kadın. Ama filmde en ürpertici olan şey aslında olaylardan çok Jeliza nın olaylara tepkisi, hiç de öyle kurban modunda ağlak bir kız değil, annesine katıksız bir nefreti hatta daha garibi umursamazlığı var, babasını ise çok seviyor ve morfin yapmak onun için çok doğal. Ağlasa sızlasa daha normalleşecek olaylar ama Jeliza herkesi olduğu gibi kabul etmiş, bebek kafaları ile sakin sakin yaşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bebek kafaları Jeliza nın arkadaşları, normal Barbie bebekler fakat gövdeleri yok, Jeliza bunlarla konuşuyor arkadaşlık ediyor kendi evrenini kurmuş yuvarlanıp giderken annesi aniden ölünce- baba da Jeliza da olayı soğukkanlılıkla karşılıyor- evden taşınıp uzakta, kırda - köy de değil- terkedilmiş gibi duran sadece bunların evinin olduğu bir yere yerleşiyorlar. Ev olağanüstü pis, garip döşenmiş ve dökülüyor. Filme damgasını vuran bir toz, pislik ve karmaşa var ama bu görüntüler batıcı değil, sanatsal bir hijyen yokluğu :) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121960515902617202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxTb86_ztnI/AAAAAAAAAO0/f4CQ6S3J2fY/s320/tideland-thumb.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Jeliza burada yavaş yavaş hayatını kurmaya başlıyor yine bebek kafaları ile beraber, başına olmadık işler geliyor yavaş yavaş, önce babası ölüyor ama zinhar bunu kabul etmiyor küçük kız, cesetle beraber yaşıyor, evin yakınlarına keşif gezileri düzenlerken garip bir kadın ve gerizekalı kardeşi ile tanışıyor. O kadar insan ilişkisi yoksunu ki, sarılıyor bu gari insanlara dört elle ve gerizekalı çocukla aralarında ilginç bir ilişki oluşuyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha fazlasını anlatmam ayıp ve günah olur izlemeyenler için.. Jeliza nın hikayesinde iç burkucu olan çocuğun umarsız tutunma çabası, babasına, babasının cesedine, bebek kafalarına, tozlu aynalara nihayet gerizekalı sevgilimsi sine öyle acınası tutunmaya çalışıyor ki, yüreği sıkışıyor insanın. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121961048478561938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxTcb6_ztpI/AAAAAAAAAPE/IqBaY4I-vuo/s320/pans-3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi gelelim Tideland ile çok noktalarda benzerlik gösteren Pan' ın Labirenti ne.. Burda da küçük bir kızımız var, 10-12 yaşlarında. Babası ölmüş ve annesi, acımasız bir subay - El Capitan- la evlenmiş ve hamile. Ayrıca hasta.. El Capitan manyaklık derecesinde bir oğlu olmasını istiyor, üstelik bu oğlan yanımda doğmalı diyerek hasta kadıncağızı yola çıkartıp birliğin olduğu yere getirtiyor. Yol çok yoruyor anneyi. Oradan da anlıyorsunuz uğursuz şeyler olacak. Ofelia- küçük kızımız- mutsuz bir şekilde birliğin olduğu ormanda ilerlerken bir peri görüyor, periyi izleyerek Pan' ın Labirenti ne geliyor. Orada labirentin bekçisi Pan ile tanışıyor ve Pan onun bekledikleri Prenses olabileceğini söylüyor. Hikaye şu çok eskiden bir prenses, yeraltında hiç bir yalanın riyanın olmadığı ülkesinde yaşarken gerçek dünyayı merak etmiş ve ülkesinden kaçmış fakat dünyanın acımasızlığına dayanamamış ve ölmüş, fakat ülkesinde Prenses in başka bir zamanda başka bir bedenle geleceğine inanılmış, Pan ise prensesi beklemekle ve geldiğinde onu ülkesine geri götürmekle görevli. Fakat Ofelia nın prenses olduğunun kanıtlanması için bazı testlerden geçmesi gerekmekte.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine daha fazla anlatmıyorum fakat şunu söyliyim, filmde gerçek hayatta, El Capitan ın başrolde olduğu iç savaşı konu eden olaylar ile Ofelia nın hayal dünyasındaki olaylar elele harika bir kurguyla gidiyor, zamanı geldiğinde iki dünyanın çarpışması ise unutulmaz güzellikte. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121961310471567010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxTcrK_ztqI/AAAAAAAAAPM/tpDhPAQojqA/s320/R0001073.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu iki harika filmin ortak özellikleri ise şöyle:&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Alice Harikalar Diyarında ya göndermeler dolu ikisi de.. Kahramanlar küçük, kırılgan ve başlarına olağanüstü şeyler gelen iki küçük kız. (Fizikleri bile benziyor)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Torkunç kendi blogunda Pan' ın Labirenti nin Alice e göndermelerini çok güzel anlatmış, (&lt;a href="http://torkunc.wordpress.com/2007/09/24/bergmanin-ruhu/#comment-718"&gt;http://torkunc.wordpress.com/2007/09/24/bergmanin-ruhu/#comment-718&lt;/a&gt;)bir bakın derim. Bu arada Capitan ın köylünün kafasını kırdığı sahne bana "Wild At Heart" ı hatırlattı..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- İki küçük kızda teselliyi hayal dünyasında buluyorlar, biri biraz daha hakim olaylara (Jeliza) bebek kafalarını istediği gibi kurguluyor, diğerinin hayalleri biraz tepesindeki tirandan etkilenmiş durumda..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- İki kız da çok yalnız, biraz kedi gibiler, Jeliza garip komşu kadına ne pahasına olursa olsun kendini sevdirmeye çalışırken, Ofelia annesinin hizmetçisine sığınıyor, hatta korkunç görünüşlü Pan' a..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- İkisinde de renk kullanımı ve atmosfer yaratma çok çok iyi. Tideland insanı gerçekten tavşan deliğine sokarken, Pan'ın Labirenti de labirentte dolaştırıyor. ikisinde de filmin içine giriyorsunuz, dışarda kalma şansınız pek yok. (Ki bence bu tadına doyulmaz bir özellik)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son olarak ikisi de küçük kızları üzerken, onları izleyen büyük kızları ağlatıyor. Terry Gilliam'dan da, Guillermo del Toro dan da şikayetçiyim :) &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4427382136733147267?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4427382136733147267/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4427382136733147267' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4427382136733147267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4427382136733147267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/tideland-pan-n-labirenti-ne.html' title='Tideland- Pan&apos; ın Labirenti- Ne istiyorsunuz bu küçük kızlardan ve sulugöz büyük kızlardan?'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RxTbCq_ztlI/AAAAAAAAAOk/4Tpl3y1Bkqg/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2609173190095349621</id><published>2007-10-11T08:17:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:43.658-08:00</updated><title type='text'>187</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Rw5CnWQV4jI/AAAAAAAAAOc/6Ot2Z5GXugk/s1600-h/g705.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5120103070123287090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Rw5CnWQV4jI/AAAAAAAAAOc/6Ot2Z5GXugk/s320/g705.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mim dalgasının ikinci ayağına hoşgeldiniz :) Şimdi de en yakındaki kitabın 187. sayfasını açıp ifşaatta bulunma mimini gerçekleştiriyoruz.. Tavşancım &lt;a href="http://tavsan.blogspot.com/"&gt;http://tavsan.blogspot.com/&lt;/a&gt;beni sobelemiş.&lt;br /&gt;Ne yazık ki hiç entelektüel bir kitap olamadı yanımdaki :) Heyhaaat, hatta bir best seller :) Jean-Christophe Grange abimizi en son sapık kitabı: Şeytan Yemini&lt;br /&gt;Bu kitabı 1408 i seyretmemle aynı dönemde okumamın bünyemde gece dolaşırken tedirgin olmak, eve gelince odaları kontrol etmek gibi travmatik etkileri olduğunu itiraf etmeliyim. Yine de seviyorum bu Grange ı ben. Genelde son yazmayı beceremese de (Taş Meclisi nin sonu bence tam bir felaket) yine de yaratıcı cinayetleri bir tanedir. Her seferinde bu konuda kendini aşmayı başarıyor.&lt;br /&gt;Haha bu kitabında katilin kim olduğunu bildim hem de kitabın ortasında, Grange heyy kafanın için girdim sonunda nihahahahah.. off bu noktada Nietzsche nin "And if thou gaze long into an abyss, the abyss will also gaze into thee" sözünü hatırlamak biraz korkutucu oluyor. Türkçesi "Dipsiz kuyunun içine  çok dikkatli bakarsan o da senin için bakar." gibi. Çok da girmemeli bu sapık zihinlere.. Ama seviyoruum. Peki peki seni hareketsiz ama adrenalin bağımlısı bünye seni :))&lt;br /&gt;187. sayfa çok özel değilmiş:&lt;br /&gt;"Bu mülk bu eşyalar kimin olacaktı? Sylvie Simonis in uzaklarda bir yerde bir ailesi olabilir miydi? Yoksa tüm bunlar kayınvalidesi ile kayınbabasına mı kalacaktı?"&lt;br /&gt;Budur..&lt;br /&gt;Sıra geldi mim seçmeye, Diagonel' cim sen yazmış mıydın bu konuda? Bir de Noni ile Esther olsun, yazdılar da kaçırdıysam özürler..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2609173190095349621?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2609173190095349621/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2609173190095349621' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2609173190095349621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2609173190095349621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/187.html' title='187'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/Rw5CnWQV4jI/AAAAAAAAAOc/6Ot2Z5GXugk/s72-c/g705.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-2398832777088390796</id><published>2007-10-09T07:17:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:43.833-08:00</updated><title type='text'>Seviyorum İştee</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwuOrWQV4iI/AAAAAAAAAOU/3ro5UuNLptk/s1600-h/2_10__by_bj666.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5119342276796342818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwuOrWQV4iI/AAAAAAAAAOU/3ro5UuNLptk/s320/2_10__by_bj666.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sessiz Balık beni mimlemişti daha önce.. Biraz zaman geçti sevgili Sessiz Balık özür dilerim. Konu sevdiğim şeyler.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O kadar çok ki sevdiğim şeyler, şöyle sıkıştırılmış bir paket yapayım dedim, değişik bişiy olsun:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sinema- Kitap okumak- Dergi okumak- Çizgi roman okumak- Okumak da okumak- Yemek yemek- Kahve içmek- Hüzünlü müzik dinlemek- Hüzünlü müzik yapanların hayatlarını araştırmak- Aşık olmak :) - Saçmalamak- İKSV- Ellerimin küçük parmakları- Cinayet romanları- Korku filmleri- Garip kavramlar öğrenmek (en son Grange ın kitabından öğrendiğim "negatif ölüme yakın deneyim" gibi, "Negative Near Death Experience") - Garip kavramları öğrenince övünmek, caka satmak :) - Çiya - Dominos Duble Pizza- Moda- Şaşı bak şaşır- Hiç beklemeden, hiç tanımadığım bir yönetmenin filmine tesadüfen gitmek ve filmin çok güzel çıkması- Çemkirmek- İçinde erimiş çikolata olan sert çikolata- %70 kakaolu bitter çikolata- Acıklı türküler- Yürürken müzik dinleyip trip yapmak- Karanlık sokaklar- GO oynamak hele de bana denk seviyede biriyle- Ney üflemek, kafayı bulmak (oksijen fazlası kafa yapıyor gerçekten)- Tasavvuf (naçizane) - Ispanaklı börek- Temiz çarşaflar- Uykusuz geçen gece yolculuğunda tam güneş doğarken uyuyakalmak&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burda keseyim yoksa bitmeyecek :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi sıra bendee, sevgili Sherlotte kıskanmış önce onu sobeliyim, sonra Tavşan da sanırım bu konuda yazmamıştı henüz, o olsun..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hadi bakalım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Mimlenme: Blogger' daki ma halle baskısı ahahahaha &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-2398832777088390796?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/2398832777088390796/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=2398832777088390796' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2398832777088390796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/2398832777088390796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/seviyorum-itee.html' title='Seviyorum İştee'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwuOrWQV4iI/AAAAAAAAAOU/3ro5UuNLptk/s72-c/2_10__by_bj666.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-5457126565676010630</id><published>2007-10-05T07:52:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:43.907-08:00</updated><title type='text'>Korkuyorum Annecim :)</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwZQ86ffFEI/AAAAAAAAAOM/VC_QNV5DfKc/s1600-h/fear.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5117867033976837186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwZQ86ffFEI/AAAAAAAAAOM/VC_QNV5DfKc/s320/fear.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tatil yazısı yazacaktım ya ben, canım istemedi birden, yani nasıl desem canım tatille ilgili şu kadarcık kalem oynatmak istemiyor. Sadece çok sakindi, hep denize gittim, güzeldi hatta çok güzeldi desem çok ayıp olur mu? Olmaz di mi? Hem ben de "artık blogum okuyucu driven mı oldu laan, istemiyom bunu" endişelerimden kurtulurum.. Bence süper olur. Hem her blogda bir tatil yazısı var, burda da olmasın..Size başka şey anlatayım mesela korku filmleri ile aramdaki şiddet-sevgi-nefret dolu ilişkiyi. Bu konu da nereden çıktı derseniz Torkunç' un blogunda korku filmleri ile ilgili anekdotlar vardı, iştahlandım, Endişeli Peri de içinden Shining geçen güzel bir yazı yazmış, iştahım iyice kabardı. Ben de korku filmlerimi anlatmalıydım ve başıma getirdiklerini.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En baştan başlayalım, sanırım hayattaki ilk korku filmim "Sakin bir geceydi". İsmi pek ironik değil mi? Sakin geceymiş hıh, ben seni seyrettikten sonra pek sakin geçmedi ama gecelerim naaber? (Filmle konuşma Talisman, film kahramanı ile konuşmandan bile kötü bu :)) Filmde Merly Streep oynuyordu, güzeldi öyle hatırlıyorum, beni korkutan sahnesi ise şu, küçük bir kız kucağında oyuncak ayısı var ve kız kameraya sabit bakışlarla bakarken uzanıp oyuncak ayısının gözünü koparıyor ve ayıcığın boşalan göz pınarından kan akmaya başlıyor. Ben yaklaşık 9 yaşlarındayım ve aklım başımdan gidiyor, deli gibi korkuyorum. Artık koridorlarda gece tek başıma gezemiyorum çok kötü oluyorum hemen ayının gözü geliyor aklıma koşarak koridordan geçiyorum. Seyrettiğim ilk gece uyuyamıyorum. Ama gariptir çok da hoşuma gitmiş film. Herkese heyecanla anlatıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra "Girdap" isimli dizi geliyor, aman tanrım müziği şimdi bile aklımda: "Aaaa aaaa aaaa" tabii böyle yazınca anlaşılmıyor nota da bilmiyoruz ki.. :) Girdap üç bölümlük, ikizler var, ikiz kadınlardan biri çift karakterli ve cinayetleri o işliyor, bu çift karakter kavramı ile ilk tanışmam, acaip hoşuma gidiyor ama korkudan da 3,5 um hatta 35,5 sayılırım, ağır korkuyorum. Yavaş yavaş şöyle bir ilişki kuruluyor korku filmleri ile aramda, önce merak, istek ve heyecanla filmi seyrediyorum ve çok zevk alıyorum, sonra akşam oluyor yavaş yavaş yüreğim ağırlaşıyor sonra gece oluyor çook korkmaya başlıyorum ve bir gece uyuyamıyorum, hep bir gece, ikinci gece uyuyorum ve ilk gecede de sabah olunca geçiyor korkum, yani bir günlük bir macera, One night stand lerin en korkuncu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mesela yine küçükken bir film seyrediyorum, Chuck Norris oynuyor, baltalı bir katil var, eve geliyor bir kadını parçalıyor filan en sonunda da tam katili alt ettiler kuyuya attılar derken son sahnede kuyudan bir şahlanıyor katil, orda bitiyor film. Allaaah gece çok zor geçecek. Zor da geçiyor, uyuyamıyorum, sadece ay ışığı biraz sakinleştiriyor, yatakta oturup aya bakıyorum, ablamın yanına gitmişim bu arada, ama o uyuduğu için bana çok katkısı yok. Şöyle düşündüğümü hatırlıyorum şimdi baltalı katil gelse ne yaparım, sonra ancak pencereden kaçabileceğimi düşündüm, kalkıp pencereyi kontrol bile ettim, 4. kattayız, herhalde ölürüm atlarsam dedim ama olsun şansımı denerim. Böyle şeyler düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ehm hala okuyor musunuz benden ürkmeden? :)) Derken sabah oldu az önce manyak şeyler düşünen ben değilmişim gibi bir rahatlık doldu içime, Halide Edip Adıvar ın bir romanını okuyordum, onu aldım neşeyle okumaya başladım. Korkunun zerresi yoktu içimde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi düşündüğümde tüm bunların ergenlikle başa çıkmakla ilgili olduğunu tahmin ediyorum, ergenliğin kendisi bir korku filmi olduğundan. Bir süre sonra geçti çünkü. Yani elbette şimdi de korkuyorum ama o derece değil. Çekik filmlerini bile izleyebiliyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Komik anılarım da var bununla ilgili mesela bir festivalde geceyarısı sinemasına bilet almıştım. Yani filmler 24,00 de başlıyor ve 3 film üstüste, 3 ü de korku filmi. Korkuyorum ama kendimi de telkin ediyorum, "Yok canıım, kocaman insanım ne korkacağım korkmam haha" şeklinde gaza getirmişim kendimi. Bir de genelde korku filminde yanımda olan talihsiz insanın kolunu 135 kez sıkmak gibi bir adetim vardır, film arasında kendime bir de söz verdim "kol filan sıkmıycam rahat olcam" şeklinde. Neyse film başladı, ağır bir atmosfer, kamera bir odanın içinde yavaş yavaş dönüyor, tekin olmayan bir müz,k var ve o da ne kamera yavaş yavaş bir oyuncak bebeğe doğru yaklaşıyor, (nedir benim bu peluşlardan çektiğim :)) bebeğin kafası yan duruyor, ben kendi kendime "Korkma canımm, ne olcak bebeğin kafası dönecek aniden işte, ne olacağı belli" diyorum ve evet bebeğin kafası aniden dönüyor, Talisman bu arada "evet dediğim çıktı işte " diyerek sakin sakin oturdu sanıyorsunuz değil mi, hayır canhıraş bir çığlık attı, sinemanın sessizliği içinde çın çın öttü çığlığı :)) Sinemada herkes çok gerginken birden benim bu komik çığlığımla herkesin sinirleri bozularak tüm sinema gülmeye başladı. Ben de güldüm, sonra filmin geri kalanında yine kola yapışma ritüeline devam ettim tabii. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son dönemlerde en çok korktuğum film "The Ring" bu arada, fecii korktum, filmin kurgusu vb den çok içindeki kaset korkuttu beni, çok sürreal, çok çok ürkütücü idi. Çok da güzel filmdir bence Ring. Aynı yönetmenin "Karanlık Sular" filmi de iyi ama o korkutmaktan çok üzüyor. Daha önce yazdığım "Three extremes" ise bambaşka birşey, seyredilmeli, ürkülmeli..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya mim dalgaları var ya, (hatta benim sessiz balık a sözüm de var.) bende başlatsam bir tane, en çok korktuğunuz 3 filmin adını yazsanız? Olmaz mı? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hımm kimleri mimlesem, Torkunç ve Endişeli Peri zaten bahsettiler onlar olmasın, Öykücü, GOB, Ekmekçikız, Elektra olsun.. Ama başka yazmak isteyen herkes de olsun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra ben kaçayım, akşama 1408 i seyredip çook korkmayı planlıyorum, bu seferki kolu moraracaklar, yeğenim ve kuzenim.. Allah kolaylık versin :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-5457126565676010630?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/5457126565676010630/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=5457126565676010630' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5457126565676010630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/5457126565676010630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/korkuyorum-annecim.html' title='Korkuyorum Annecim :)'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwZQ86ffFEI/AAAAAAAAAOM/VC_QNV5DfKc/s72-c/fear.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-4098131236940429346</id><published>2007-10-02T09:53:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:44.104-08:00</updated><title type='text'>And so it is..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwJ3_KffFDI/AAAAAAAAAOE/OK7Uv-u7YOs/s1600-h/jofreza_is_it__drawing_by_deedeedee123.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5116784053678183474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwJ3_KffFDI/AAAAAAAAAOE/OK7Uv-u7YOs/s320/jofreza_is_it__drawing_by_deedeedee123.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hımm ben geldim.. Şaşıyorum ben, yani blog da ev gibi mi olmuş? Hani tatile gidersin herşeyden uzaklaşırsın sonra dönünce mesela işe gidersin herkes seni öper sen de öpersin, özlemişsindir, evde bekleyen varsa o bir sevinir sen iki sevinirsin filan.. Blog da böylemiymiş? Özledim ben burayı, arkadaşlarımın bloglarını okumayı da özledim. Belki de herşeyi manyak gibi sevebilme ve bağlanabilme kapasitemin yüksek olmasındandır. (Tersi de geçerli heyhaat, nefret etme potansiyeli ve bir anda soğuma hatta buzz olma potansiyeli :)) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çook şey var yazacak. Öncelikle "nereye gidecem ben tatile yahuu?" krizimde bana yardımcı olan herkese çook çook teşekkür ederim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İkinci teşekkürüm ise tabii ki film çekme önerime sıcak bakan, önerime sıcak bakmasa da çekmemi destekleyen sevgili arkadaşlara, çok sağolun,iyi ki varsınız. Bu belgesel projesi beni çok heyecanlandırıyor.. Hele de blogger arkadaşlarla çekecek olmak.. Uff bu konuda bir plan yaptım bile. Öncelikle Kasım a kadar deli gibi belgesel seyretme ve belgeseli çekerken ne söylemek istediğimi belirleme çalışması yapacağım. Çünkü filmlerin (tabii belgeselerinde) söylemek istediği bir söz bir dert olması hoşuma gidiyor. Şart değil yani çok absürd böyle bir şeyi hiç sallamayan filmler de sevdim ama yönetmenin birşey anlatmak için çırpındığı filmleri de seviyorum. Ve belgeseli kolay yapan bir unsur da söylemek istediğiniz şeyi rahatçaa kör gözüm parmağına söyleyebiliyorsunuz. Oh ne konfor.. Kurmaca filmde çok kötü duruyor halbuki bu..Immm, çok güzel hayal etmesi..Ama gerçek de olacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kasım dan itibaren ilgilenen arkadaşlarla teker teker görüşmelere başlamayı planlıyorum. İlerde daha da ayrıntılı postlarım olacak bu konuda.. Takip edin beni ;) Ve tekrar sağolun :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tatil yazısı da yarına kaldı.. İşler de niye yoğun ben anlamıyorum. Hem insan tatilden dinlenmiş dönmez mi, ben dayak yemiş gibiyim. (Giderayak mızlanan Talisman kaçar.)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgiler.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28912737-4098131236940429346?l=talisman-diyette.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/feeds/4098131236940429346/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28912737&amp;postID=4098131236940429346' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4098131236940429346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28912737/posts/default/4098131236940429346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://talisman-diyette.blogspot.com/2007/10/and-so-it-is.html' title='And so it is..'/><author><name>Talisman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11246810533616577604</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/St7FpGm0QkI/AAAAAAAAAlA/Sr6lp3uw_Sk/S220/eye_tutorial_2_aurory.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RwJ3_KffFDI/AAAAAAAAAOE/OK7Uv-u7YOs/s72-c/jofreza_is_it__drawing_by_deedeedee123.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28912737.post-8645678235324881702</id><published>2007-09-19T08:04:00.001-07:00</published><updated>2008-12-10T11:11:44.519-08:00</updated><title type='text'>Gelin canlar film çekelimm</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RvE6on7CHyI/AAAAAAAAAN8/iATCJQiAk2M/s1600-h/4283eel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5111931521627987746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_fkymB2gCIQ4/RvE6on7CHyI/AAAAAAAAAN8/iATCJQiAk2M/s320/4283eel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yoktum di mi kaç zamandır? Neredeydin derseniz, garip, kaotik, anlamsız şeyler yaşadım, sonra kuyruğumu kıstırıp yaralanmış bir hayvan gibi sığınağıma geri döndüm. Bana ne oldu diye sormasanız, direk kafamı koyup bir kenarda uyusam siz de bana süte nescafe yapıp getirseniz "geçer, geçer" deseniz olmaz mı? Ama ne olur "seni öldürmeyen acı güçlendirir" demeyin çok sinir oluyorum bu lafa, güçlenmek istemiyorum ki ben, hamur kıvamında olmak istiyorum ve acısız.. (Kurz und Schmerzlos) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse yeni projemden bahsetmek istiyorum size, acı verici şeyleri atlayalım di mi? Bir şişmanlık belgeseli çekmek istiyorum ve siz blogger arkadaşlarla çekmek istiyorum, tabii konu ile ilgili olanlara.. Konu ile ilgili derken şişman olanları kastetmiyorum ya da diyet yapanları vb, bu konuda söyleyecek birşeyi olan herkesi bekliyorum. Katkıda bulunur musunuz? Bloggerlar olarak bir film çeksek? Yapacağımız şey sadece kendi deneyimlerini ya da fikirlerini aktarmak mesela Sasha cığım nasıl zayıfladığını anlatabilir, sevgili GOB la (tabii ki biraz iyileştiğinde) ameliyat sürecini konuşabiliriz, (canım hep aklımdasın sen umarım çok çabuk iyileşirsin.) , Estherim nasıl avurtları çökükken kendini daha güzel hissettiğini anlatabilir, Öykücü'm verilemeyen 5 kilonun verilemeyen 20 kilo kadar insana sıkıntı verdiğini anlatabilir, daha aklıma gelmeyen kimler neler anlatabilir kimbilir? Ortaya güzel birşey çıkacağından eminim, şişmanlık olgusuna içerden bir bakış olsun istiyorum. Herkesi bekliyorum davet e
