
Nasılım?
Feci şekilde çalışıyorum.. Cumartesi- Pazar, gece gündüz demeden..Uykum var hep, gece eve geliyorum genelde laptop kucağımda Lost u seyrederken içim geçiyor, tehlikeli birşey biliyorum ama ne yapayım, izlemek istiyor deli gönül.. Sora ışık açık ööyle uyuyup kalmış oluyom üzerimde kıyafetler, sora sabah servisin gelmesine 3 dakka kala yataktan ok gibi fırlıyorum, bi telaş üstümü değişip, yıldırım gibi servise yetişiyorum ve serviste uyumaya devam ediyorum sanki yataktan hiç kalmamış gibi hissediyorum bazen, işyerine gelene kadar da uyanmıyorum her seferinde aynı yerde (işe gelmeden 3 dakka önce filan) irkilerek uyanıyorum, Pavlov un Talisman ı oldum yani..:)
Proje biterse geçecek diye umuyorum, ummak istiyorum. Sinemaya gidemiyorum, bunalıma giriyorum, Lost u bölük pörçük izlemekten sıkıldım. İnsanları besleyen şeyler var bence hayatta, bu hayata tahammül etmemizi sağlayan, kiminin ailesidir, kiminin çocuğudur, kiminin hobileridir, benimkiler de sinema- kitap şeklinde ve tabii sevgili arkadaşlarım.. Ama şu dönemde hepsinden uzaktayım.. Neyse çok ağlanmıyım geçecek elbet..
Onun dışındaaa rejim nasıl derseniz iyi, ama iki kez sapıttım, ikisinde de çikolata ve fındık yedim. Bunun için çok mutsuz hissetmiyorum kendimi, aynen devam ediyorum çünkü bu sapıtmalardan sonra.. Ve vücudumun ihtiyacı var, hissediyorum. Özellikle regl olmaya yakın krizimde bunu iyice anladım, yani sırf keyiften bunalımdan değil, vücut istiyordu resmen.. Yani içim rahat, salataya devam..:)Diyetisyen randevum da Pazartesi bakalım neler olcak..
Bu arada Hrant Dink e çok üzüldüm. Yürekli özgür bir güvercini, ummadığı şekilde katledebilen insan müsvetteleri yüzünden insanlığımdan utanıyorum. Ne Ermenilere ne Türklere yaranma peşinde olmayan, kendi özgün fikirlerini savunup mücadelesini veren, hiçbir hazır düşünceye, kuruma sırtını dayamayan insan gibi bir insanımızı, Türkçe' yi çok yetkin kullanan bir gazetecimizi kaybettik. Başımız sağolsun.





















