Monday, October 30, 2006

Diyete devam :)


Laylaylaylayyy.. Diyetim süper gidiyor. Ayın 16 sında başlamıştım, bugün 30 u ve hiç bozmadan devam ediyorum. Üstelik araya şeker bayramı gibi diyeti tahrip gücü yüksek bir bomba girmişken.. Eheheh. Annemlere gitmiş ve annemin ev baklavalarını, böreklerini görmüşken. Tabii ufak bir parça tattım. Mazoşist de değilim ama hiç abartmadım. Kararlı olmak harika birşeymiş.
Dizlerimdeki garip ağrılar da geçti, daha az bir zaman olmasına rağmen böyle olumlu etkilenmek çok güzel. Midem hep rahat, hareketlerim daha kolay. En önemlisi kafam rahat. Bu harika birşey. 01 Kasım da tartılıp kilomu da yazacağım..
Yanlız aileme üzüldüm yaa, onlara gittim bayramda beni uzun süredir görmüyorlardı ve bu kadar çok kilo aldığımı gördüklerinde şok geçirdiler. Garip ölçülere girdiler mesela üst bacağımın çapının ablamın belinden sadece 3 santim ince olduğu ortaya çıktı. Böyle de yaratıcı bir ailem var :)) Yanlız bel kadar üst bacak ne korkunç birşey değil mi? İnanamadım. Neyse, geçecek bunlar.
Diyet dışında korkunç bir şekilde grip oldum, işe geldim hamarat hamarat ama her tarafım ağrıyor, göğsüm acıyor, öksürüp duruyorum. Ama çok kafamı takmıyorum, grip işte.. Kuzenim bacağını kırdığı için, onun çektiklerine yakınen tanığım, grip filan çok hafif geliyor. Hafta sonu hep yattım. Neyse bu da geçer.. Böyle de bir iyimserim neden bilinmez :) Adımı Talisman dan, Poliannasman olaak değiştircem. Öyy iğrenç oldu. :)) Polianna ya da gıcık kaparım. Neyse bu başka bir postun konusu..:)
Hoşçakalın..

Wednesday, October 18, 2006

Umutsuzluğa Veda

Amma üzülmüşüm yahu ben.. Ne gerek var bu kadar meyus olmaya.. Kilodur verilir yahuu..
Balık burcu olduğumu söylemiş miydim? Böyle değişken canlılarız biz :))
Ahanda hareket planı:
2007 Şubat sonu 102 den 85 e düşmeyi plalıyorum yani ayda 4 kilo yaklaşık.. Rejim yeni başladığından makul bir rakam..
2007 Eylül sonu ise 60 ı hedefliyorum ki bu da ayda yaklaşık 3 kilo oluyor, bu da mantıklı. Ya da 2,5 olarak düşünüp (çünkü arada zayıflamam duracaktır.) 65 i de kabul edilebilir sayıyorum.
Her ay başı (aralarda yok) kilo, yağ-kas oranı ve ölçülerimi alacağım. Gelişmeleri böyle takip edeceğim ve aktif spor..
Böyleyken böyleee..
Rejime 16.10 da başladım , 1 Kasım da tartılacağım ve ölçülerimi not edeceğim.. Arada su kaybı filan yanıltmasın..
Tamam pek çok kez denemiş başaramamış olabilirim ama "Öğrenilmiş Çaresizlik" (Learned Helplessness) tuzağına düşmeyeceğim arkadaş :)

Not: Öğrenilmiş çaresizlik bir canlının defalarca denediği halde istediği sonucu alamaması durumunda bir sonraki denemesinde başarısız olacağını beklemesinden dolayı, deneme cesaretini kaybedip hiçbir şey yapamaması halidir. (Alıntı:Mümin Sekman)

Thursday, October 05, 2006

OL MU YOR


"Olllmuyoor oolmuyor istesem bilee. trınım trınımm"
Böyle bir şarkı vardı, onu hatırlıyorum bir de Teoman ın yürek yırtan, yerlerde süründüren şarkısı:
"Bazeeeen, ne yaparsan yap olmuyor bazeeen.."
Anladınız di mi anafikri? Yok arkadaşım olmuyor, ne kadar denesem de hep başa dönüyorum. Midem doluluktan rahatsız, vicdanım çok yine çok yemekten, iradem yokluğundan, bedenim de ağırlığından.. hayır daha nasıl bir motivasyon ister ki insan?
- Bel fıtığı tehliken yüksek
- Bir kaç seneye kalmadan kalp-tansiyon-şeker vb vb sorunlarının görülme ihtimali yüksek
- Kuzeninin ayağı kırılmış, çok kilolu iken bu tip şeylerin nasıl daha korkunç olduğunu görmüşsün
- Hayatta enerjinin düşünce gücünün hep en az %20 si, "çok kiloluyum vermem lazım" düşüncesi ile geçmiş..
- Kilolar yüzünden en basit ihtiyaçlarına sırtını dönmüşsün, pek çok şeyi ertelemişsin, yaşın da gelmiş 30 a, hani pek bir sorgulanır filan yaşam o yaşta, sen ne yapıyorsun??
Ne yapıyorum sahiden yaa? Bu resmen yavaş intihar, yavaş yavaş kendimi öldürüyorum.. Ne ilk ne son.. Blogumun adı "bu sefer son" ama yok olmuyor, son gelmiyor, o son gelmeden hayatımın sonu gelecek diye korkuyorum..

so this dying slowly
it seemed better than shooting myself
if i could find the words to explain this feeling
i would shout them out
if i could find out all this, what's inside me
i would shout it out

i'm just tired, darling
(Tindersticks)

Wednesday, September 06, 2006

Uçuyoruz ne güzeel- Kamikazeee








Rejimim çok iyi gidiyor. Bacağımdaki uyuşma da azaldı hatta yok oldu.. Belki psikolojiktir ama cidden tüm vücut olarak bir iyileşme ve çeviklik var.. Bu süre içinde sadece bir akşam kaçırıp kumpir ve mozaik pasta yedim ama ertesi gün hiçbirşey olmamış gibi rejime devam ettim. Bu normalde benim hayatta yapamadığım birşey. Başarınca çok mutlu oldum.. Göbeğimde de bir iniş var ki o da çok güzel..





Hafta sonu Rock'n Coke a gittim. Çok güzeldi. Özellikle Gogol Bordello denen bir grup vardı ki acaip keyifli ve güzeldi. Deli gibi coştum. Muse iyiydi ama ben 13,00 den beri ayakta olduğumdan ve saat 23,00 olmuş olduğundan bacaklarımın ağrısından konserden çok zevk alamadım. Bir de müthiş birşey yapıp kamikaze ye bindim. Bu fotoda görülen korkunç alet kendileri. Havada tepetaklak oluyorsunuz, çok hızlı bir şekilde.. Accaip korkunçtu bir de benim ciddi yükseklik korkum var ama bi cesaret bindim, çığlık atmaktan sesim kısıldı ama çok da güzeldi :) Herkese tavsiye ederim.
Yeme düzenim daha önce aktardığım gibi yani,
Sabah
2-3 dilim ekmek
Domates
1 Dilim peynir

Öğlen
Sebze (bol bol)
1 dilim ekmek
Bazen tavuk veya köfte
Ayran

Akşam
Sebze
1 dilim ekmek
Protein (yani et-balık-tavuk)

Gece
Kuru meyve
Bazen ekmek yerine patates..
Öğlen ve akşamki yemeklerin yerleri değişebiliyo ama genel mantık budur..
Sevgilerr..

Wednesday, August 30, 2006

Döt Korkusu


Böyle provokatif, üstüne üstlük terbiyesiz bir başlık atmak istemezdim ama güzel Türkçemizdeki bazı ayıp laflarla ifadeler durumu o kadar güzel yansıtıyor ki, kulllanmamak elde değil.. Sebebi ise iki gündür ciddi bir şekilde diyete daha doğrusu zayıflama çabama başlamam ve bunun tamamiyle korkudan doğması.. Yani artık aman vücudum alışsın diye az yememek, karbonhidrat çok yiyim yoksa diyete devam edemiyorum demek yok. O zaman geçti, tamam faydalı oldu, hafifledim ama şimdi tam diyete başlamanın zamanıdır..

Neden diye soruyorsunuz biliyorum, uzatmayayım, kendimde bel fıtığı potansiyeli görüyorum, henüz bir yerim ağrıyor değil ama aynı pozisyonda çok kalınca bacağım uyuşuyor, bir ayağım hafif yürürken acıyor ve bu bel fıtığı belirtisiymiş araştırmalarıma göre.. Tabii doktora da gideceğim, kendi teşhisimle kalmayacağım ama asıl söylemek istediğim bu tehlikeyi görmemle benim jet hızıyla diyete geçmem bir oldu, pek bozacağımı da sanmıyorum, başlıktan dolayı :)) Hatta size ne yediğimi de yazacağım, Isolacığımdan kopya çekerek..
Bir de şu bir günlük tatilde evi toplamaya başladım, nasıl zor işmiş, ev hanımı olmadığım için çok mutluyum, ev işi başlayınca bitmiyor seni içine çekiyor sanki.. Ben bir de genelde hareketsiz olduğumdan bunca işi kaldıramadım, gece yatarken ağlayacak gibiydim yorgunluktan.. Takılarımı da düzenledim ve taataamm bazı kolyelerimin artık olmadığını gördüm, ayakkabıdan sonra kolyenin de şişmanlayınca olmadığını öğrendim.. Neler neler öğreniyorum yaa.. hey yarabbim. Sanırım bu hayatımın bu döneminde geçirmem gereken bir imtihan, zor bir imtihan ama vereceğim anasını satıyım.. :))
Koyduğum resim de Thumbsucker isimli filmden, harika bir film herkese tavsiye ederim..
Aaa neler yediğimi yazacaktım:
Dün:
Saat:10.00
3 dilim ekmek
1 kalın dilim beyaz peynir
Domates

Saat 17,00
Bir tabak kuru fasulye (susuz)
Yoğurtlu haşlanmış ot (otun cinsini çıkaramadım)
4-5 kaşık taze fasulye
1 dilim ekmek

Saat: 21,30
3 tane gün kurusu
2 tane kuru incir
Çeri Domates (minik domatesler)

Monday, August 21, 2006

Yuhh!



Dün hayatımın en dumur akşamlarından birini yaşadım.. İnsan kilo alınca ayağı büyüyor yaa :((( Ayak ta kilo alırmıymış.. Gerçi farkediyodum tabii de, dün 38 numara spor ayakkabısı alınca bi şok oldum.. Sen yıllarca 35-36 giy (hatta genelde 35) sonra 38 numaraya terfi et..Ayakkabı bir yabancı geldi bana, o kadar olur.. Zaten spor yaparken spor ayakkabımın ayağmı acıtmasından, zor giymemden tabii ki belliydi bu, ne şaşıyorum ki.. Eh daha da kilo artışı ile ilgili başka birşeyin gözüme sokulmasına gerek yok.. Gidecek bu kilolar yolu yok. O kadar!!!
Ayakkabı alışverişinden sonra iştahım bir kapandı ki, zorla birşeyler yedim gece acıkmıyım diye.. Yok yok, daha fazla şey kaldıramayacağım, bitecek bu iş, kararlıyım..

Monday, August 14, 2006

İşte Öyle Birşey



Selamlar..
Bugün birşeyler olacağı belliydi.. Sabah uyandıktan sonra evden 3 dakikada çıktım. Dilim dışarda servise son dakikada yetiştim. Şimdi bu servise binip binmeme bir ölüm kalım meselesi çünkü işyerime evimden kendi imkanlarımla 3 saatte gidebiliyorum. Yaklaşık 5 vasıta ile, ama gelin görün ki servisle yolculuk 1 saat.. Sevgili İstanbul un garabetlerinden biri bu da.. Neyse işe kendimi dar atarak asgari bazı ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra direk bir toplantıya girdim..

Ve işte yavaş yavaş olaylar gelişiyordu, yöneticimiz bize lollipop getirmişti.. Lollipop gören Talisman ne yapar? Yer, bakacak değil ya.. Yemeye başladım ben de.. Bu arada odaya daha büyük yöneticimiz girdi.. Hiyerarşiğiz o bakımdan :) Beni görünce söylediği cümle şöyle birşeydi:
- Ahahah kimde kaşık olacağı belliydi zaten..

Şimdi bu cümlede birkaç falso var. Tabii ilki elimdeki lollipopu nasıl olup da kaşığa benzetebildiği, ikincisi "neden ben haa neden?" Birinciyi anlamak zor olsa da ikincinin sebebi gün gibi açık olduğu için üzerinde durmadım.. Bir süre sonra da asıl yazımızın konusu olan düşünce beynime geldi..

Normalde yani bir sene önce çok üzülüp takacağım bu olaya şimdi neden takmamıştım? Neden neşe ile lollipopumu yemeye devam ederken "- Eeheheh nası bunu kaşığa benzettiniz Allahaşkına" şeklinde cıvıldayabilmiştim? İştee teorinin filizleri bu düşüncede atıldı.. Teorim ne mi, hemen açıklayayım:

İnsanlar belli bil kiloyu aştıktan sonra, bir bedenleri olduğunu unutuyorlar. Yani bedenden kendilerini soyutluyorlar. Sanki o beden kendinin değil gibi, ona atılan laflar, ileri geri konuşmalar seni hiç igilendirmiyor. Bedenini manevi olarak unutuyorsun, fiziksel olarak bir çok zorluğunu yaşıyorsun o anlamda bir soyutlama değil ama manevi bağlamda sanki bir vücudun yok. Ne bir vücudu olmanın zevklerini yaşayabiliyorsun, ne de kötü yönlerini.. Bedenden soyutlayarak kendini, acını azaltıyorsun ya da katlanabilir kılıyorsun..

Budur işte teori.. Biraz lollipoptan uydurma olduğundan temelsiz olabilir ama bana mantıklı geldi.. :)
Teoriden sonra biraz şu an nasıl beslendiğimden bahsedeyim:
Sabah:
1 simit (ya da 3 dilim ekmek)
1 dilim peynir (kibrit kutusundan büyük :))
Domates- Salatalık
Öğlen:
Bir et yemeği (kırmızı veya balık)
Bol sebze
Bir tabak pilav tarzı şey..
Akşam:
Ton balıklı sandviç veya Kaşarlı sandviç..
Gece:
Meyve (artık evde ne varsa )
Diyete benzemiyor ama benim için basbayağı bir diyet :)) Normalde bunun 4 katını filan yiyebilirim.

Son olarak, Hayko Cepkin i keşfettim. İyi bir müzisyen bence, gelecek vaadediyor. Garip bir tarzı var, arabesk- elektronik müzik ve rock.. Yani Marilyn Manson görünümlü, Jay Jay Johannson naifliğinde bir Küçük Emrah.. (Amanın!) Vokal olarak çok iyi değil ama ilk albümünü evde doldurmuş, stüdyoda değil, buna rağmen fena değil.. Bir de canlı performansı çok iyiymiş. Rock'n Coke un ilk günü konseri var, ben gidiyorum, beklerim efendim..:) Kendileri fotoğraftaki beyefendi..
Son son olarak da, bir önceki postuma yorum yazan arkadaşlara gene aynı postun yorumlarına cevap yazdım, göz atabilirsiniz..
Sevgiler, saygılar..:)

Tuesday, August 01, 2006

Üzüntü ve Muz Kabuğu


Selamlar,
Uzun zamandır yazmadım, neden diye sormayın, çok moral bozucu.. Ama tahmin edilebilir sanırım, yeme düzenimi bozdum, hem de nasıl bozmak, ayrıntılara girmiyeyim gerçi girersem insanların iştahını kapatıp, faydalı birşey yapmış olabilirim :)) Sonra bu şekilde yerken artık hareket edemediğimi gördüm ama bu koşmak-yürümek tarzı hareket edememek değil, oturdun mu kalkamamak, merdiven çıkarken son nefesini vercek gibi olmak gibi bir hareket edememek ve çok ciddi.. Üstüne devamlı bir mide-bağırsak sorunu çekmek ama sürekli olarak.. Tüm bunlar çok üstüme gelince kendimi zorlayıp spor salonuna gittim ve çokk zorlanarak orda bir hocadan yardım isteyip tartıldım..Ve acı son.. Dalya demişim yani hayatımda ilk kez 100 lü bir rakam gördüm.. 101,5 ..Höyyy bu nasıl bişey size anlatamam..Ama acı yani, o kesin.. Sonra spora başladım..Spor çok iyi geldi, hareketlerime hemen yansıdı. Şu anda da diyet olarak gene eski yediğimden az yiyorum ve abur cubur yemiyorum. hedeflerimi de revize ettim, bir kere 1 ay boyunca hiç tartılmayacağım ve 1 ay sonraki hedefim de 97 kilo..Artık hedeflerim küçük olacak, çok küçük adımlarla ilerleyeceğim. Sabır göstermeyip beni kötü motivasyon verdiğim için kardeşlikten atabilirsiniz :)
İşte böyle.. Şu an iyiyim ama sizin de anladığınız gibi ilerisini de kestiremiyorum neler olur.. İnşallah iyi olur, spor beni kurtarabilir diye düşünüyorum çünkü hayatıma inanılmaz katkısı oluyor..
Biraz da güzel şeylerden bahsedeyim, Pazar günü Depeche Mode konserine gittim ve hayatımın en iyi konserlerindendi.. Muhteşem birşeydi, çok coştum. O günün anısına bugün foto olarak Dave Gahan ın seksi bir pozunu koyuyorum :)

Tuesday, July 18, 2006




Herkese Merhaba,
Moda rüzgarlarına kapıldım kendime cillop bir ticker yaptım..42 kilocuk vercem.. Yani anlaşıldığı üzere tartıldım, acı bir deneyimdi bu.. Ama bilmediğim birşeyle de karşılaşmadım..Gene de yani ühühühü :))
Bir de ben neye benziyom bilin istedim afişe ediyorum kendimi :)) İlk resimde haşmetli vücudumu göreceksiniz yüzüm pek anlaşılmadığı için bir ay kadar önce işe girerken çektirdiğim fotoyu da koydum.. İnşallah bunlar "before" fotosu olur ve bir de "after" fotolar olur diyorum başka da birşey demiyorum :)

Friday, July 14, 2006


Selamlaarr..
Birazcık ara verdim yazılarıma.. Son normal insan olmaya çabalama projem biraz ilerlesin istedim belki de.. Bilmeyenler için projenin ayrıntıları şöyle:
- Akşam normal bir insanın doyacağı kadar yemek yemek.. 20.00 den sonra sadece meyve yemek..
Şimdi neye göre kime göre normal dediğinizi duyar gibi oldum. İşte genel geçer şeyler.. Mesela ben bu son hafta içinde bir tabak pilav 4-5 köfte, ya da sebze yemeği tavuk yemeği filan gibi menülerden oluşan akşam yemekleri yedim.. Şimdi de "eee daha ne yiyceğidin?" dediğinizi duyar gibi oldum, neler diyorsunuz siz kuzum :) Tamam işte diyet değil bu, normal yemek.. Şimdiye kadar iyi gitti, kilom değişti mi diye sorarsanız sanırım değişmiştir, diyetisyeni bıraktığımdan bu yana tartılmadım ama şu son hafta öncesine oranla accaip rahatım. Devamlı mide fesadı ile gezmek ne zormuş yahuu.. İnsana döndüm.. Henüz buna diyetteyim diyemesem de öncesine oranla çok iyi..
Bir de birşey farkettim, cidden acıkarak yemek yiyince yemeğin lezzeti çok daha güzel oluyor, şimdi de "bu basit şeyi yeni mi keşfettin" diyosunuz.. Çok kötüsünüz, evet yeni keşfettim :)) Neysem yeni keşiflerle aranızda olacağım..
Sevgiler ..

Bu arada hep resim olarak şişmanlık sembolümü koycam biraz da gözümüz gönlümüz açılsın..
Terbiyesiz olduğumu söylemiş miydim? :))

Tuesday, July 04, 2006

Neden yahuu?


Selamlaarr..
Tatilden döndüm, yeni işime de başladım..Bu ikinci haftam, hiç korktuğum gibi olmadı kimse benden "kaçıın yarım dünya" filan diyerek kaçmıyor, ya da kimsenin bir önyargısı var gibi görünmüyor. Genel olarak ortam güzel, yemekler maalesef ki çok güzel, çok çeşitli :) Amaa bunu olumlu düşünürsek rejim yapmak için uygun bir sürü sebze,meyve, yoğurt mevcut ortamda..Ama kahramanımız ne yapıyor şimdilik bol bol kıtlıktan çıkmış gibi yiyor, acaba bu siteye bir kez de rejimde iken yazmak kısmet olacak mı? İnşallahh..
Bu arada hafta sonları tek öğünle geçirmeye başladım, bir öğün deli yiyorum sonra bütün gün birşey yiyemiyorum, bir keresinde çok fazla yediğim için, yediğim ağzıma gelip boğazımı yaktı ve uzun süre boğazım ağrıdı.. Bu iğrenç itirafı niye yaptım bilmiyorum ama geleceğimi hiç parlak görmüyorum doğrusu.. Yiyecekler ve ben, kötü geçinen, mutsuz olan ama ayrılamayan çünkü birbirini aslında hala seven bir karı koca gibiyiz..

Wednesday, June 21, 2006

İşte Geldim Burdayım



Merhabalar Dostlarım;
uzuun bir zaman oldu yazmayalı, bu kadar uzattığım için üzgünüm arada bir sürü şey oldu, arada hep yazmak aklımdaydı ama olmadı bi türlü.. Hımm dış olay olarak öncelikle iş değiştirdim, benim için çok zor bir karardı çünkü eski işimdeki arkadaşlarımı çook seviyordum, ama iş ortamı bozulmaya başlamıştı çeşitli sebeplerden ve arkadaşlarım da teker teker gidiyordu, bende bir bakıma kendimi kurtardım hem de yeni iş daha iyi imkanlara sahip ama yine de çok üzüldüm işten ayrılmak olağanüstü zor geldi.. Bir de deli gibi korkuyorum dostlar, ya yeni işyerimi sevmezsem ya onlar beni sevmezse, ya etraf cadı doluysa, herkes herkesin kuyusunu kazıyorsa beni görünce "oo bu yarım dünya da nerden geldi" derlerse, "yeni gelen mi hangisi, haa şu şişman olan" derlerse.. Niye hep şişman insanlar işaret noktası olarak kullanılır ki, "şişman adamın yanı, hangisii haa şu şişman olan, şişman kadının arkasında" filan falan, ben mi komplex yapıyorum acaba, yoksa böyle birşey var mı.. Bilemiyom ki komplexin biri bin para :) Neyse şişmanlık komplexi olduğumu itiraf edebildiğim tek yer burası seviyom sizi :)
Bu arada yazmakta gecikmemin bir sebebi de tatilde olmam, şu anda Antalya da bir internet kafeden yazıyorum, etraf 10-13 yaş arası küçük velet dolu, oyun filan oynayıp coşkuyla bağırıyorlar, tam anlamadım ama bi helikopter muhabbeti var.. Neyse asıl dedğim bakın nası seviyorum burayı, tatilde bile yazıyorum :)
Şimdi lafı karıştırıp durmamdan anlamışsınızdır, diyetim gene başarısız :( En son gerçekten acıkmayı ve acıkınca yemeyi doyunca bırakmayı deniyordum, bu bence süper bir metod ama bende işe yaramadı nedeni de bunu bir süre sonra takıntı yapmam, aklımda hep "şu an aç mıyım- yok değilim", 5 dakka sonra, "şimdi açmıyım, yok değilim", 2 dakka sonra "yok yok aç değilim" filan şeklinde geçmeye başladı günler, nasıl usandırıcı birşey anlatamam, sonra deli gibi yeyip aklımdan çıkarabildim yemeği.. Anladım ki asıl sorunum yemek yemekten çok yemek yemeyi çok düşünmem, obsesyon olmuş bu bende. Bir de tatil için hazırlık yaparke bir baktım geçen seneki hiç bir şeyime giremiyorum geçen sene yaklaşık 20 kilo daha zayıf olduğum için.. Mayomu denediğim anı unutamam, ebatlar hafif bir balina kıvamı tutturmuş, aynadan bana bir Moby Dick* bakıyor, "Merhaba Moby" dedim kendime, çok da üzülmedim koşup Moby ye uygun bir mayo aldık, tatile geldim plajda rahatsız olacağımı filan sanmıştım ama hiç etkilenmedim sanırım Moby ile ben barıştık, şimdi kendimi çok kötü hissetmiyorum, belimdeki doğal simidimle mutlu mutlu denize giriyoruz, umarım böyle sürer pardon sürmesin, bu rahat ruh halini rejim yapabilmek için kullanayım da diyet yapanlar arasına döneyim..
Ayy çok yazdım kaçayım, Akdeniz i Moby Dick inden ayrı koymayım daha fazla :)
Öptüm..

*: Moby Dick: Beyaz Balina (Herman Melville romanı..)

Friday, June 02, 2006

Haberler :)


Selam Dostlar,
Öncelikle yorumlarınız ve ilginiz için teşekkürler..
Spor salonu macerama gelince.. Ee şey, Ehm yani gelmesek aslında, geçen gün ilginç bir film seyrettim onu anlatayım :) Yok yok olmıycak itiraf etmeliyim, o gün spor salonuna gitmedim, bunu bir yenilgi olarak görüp kendimden intikam almaya karar vererek eve 4 kişilik bir ailenin 1 haftalık mutfak alışverişini yaparak gittim.. (Pek abarttım be, ama buna yakın birşeydi..) Sonra evde sözkonusu 4 kişilik ailenin yaklaşık 2 günlük toplam yemeklerini yedim.. Korkunçtu, gece rahatsızlıktan 3-5 kez kalktım, nasıl bunu yapabildim diye çok şaştım..
Sonraki gün düzeldim ama, yani dün.. Akşam sadece meyve yiyip mışıl mışıl uyudum, bunu yapabildiğime de şaştım :)
Şaka bir yana kötü bir tecrübeydi, şu anda da yapmaya çalıştığım sadece doyma noktamı kaçırmamaya çalışmak, yani normal insanlar gibi acıkmak, yemek yemek ve doymak.. Ben şu anda bunu yapamıyorum, aç mı tok mu olduğumu pek anlamıyorum fiziksel olarak. Paso yiyorum ya da diyetle az yiyorum ama aslında kendi açlığım tokluğumla ilişkim zayıf.. Bunu sağlamaya çalışıyorum.. Ne kadar çok şeyi aslında canım istemeden yediğimi görüyorum şimdi. Mesela dün gece oturup kendime çikolatalı tatlı hazırladım. Sonra kendime "bunu gerçekten yemek istiyorm musun güzelim?" diye sordum.. Farkettim ki istemiyorum aslında, sadece midemi devamlı doldurmaya çalışıyorum. Sonra bıraktım tatlıyı..
Spora da gidicem yaa hala içimde umut var.. Oyunteorisi nin dediği gibi bir süre gidersem bırakamam diye düşünüyorum, o seviyeye gelmeye çalışacağım..
Bu arada insanların ne düşündüğünü aslında eskiden daha çok önemserdim, şu anda daha az ama yine de güçlü bir şekilde var. Ama bunun üzerinde düşüneceğim tekrar..:)
Gelecek sefere daha iyi bir haber vereceğim.. Söz , çok fena söz..

Tuesday, May 30, 2006

Diyetin İkinci Günü


Evet, diyetin ikinci günündeyim, bugün kritik birgün çünkü uzun bir aradan sonra tekrar spora gideceğim, bu beni korkutuyor, bir parça spor eğitmeni yüzünden.. Neden bilmiyorum bana çok ilgi gösteriyor, ben gelince bir sevinç bir nümayiş.. Ben de yeterince karşılık veremediğimi düşünüp sıkılıyorum bir de şişman insanlara çocuk gibi muamele edenler vardır, bu kız da sanki onlardan, ya da ben akıl sağlığımı yitiriyorum hızla :)) O da olabilir.. Ama spor yapmak, eğer ki gidebilirsem iyi gelecek bana biliyorum. Endorfinin dibine vurcam :)
Bugün ehliyet sırasında 1,5-2 saat ayakta bekledim ve belim ağrıdı, daha önce hiç böyle birşey gelmemişti başıma, kilolarımın çoğalması hayatımı cidden zorlaştırıyor, titreyip kendime dönüyorum artık..
Daha mutlu haberlerde görüşürüz :)
Haa unutmadan yapacağım spor yukarda görüldüğü gibi sumo güreşi..Eheheheh..

Monday, May 29, 2006

SELAM DİYET KARDEŞLERİ


Selamlaaarr..
Talisman' in diyet bloguna hoşgeldiniz..

Burda hergün yazarak diyet seyrini herkesle paylaşmaya çalışacağım..

Kısaca bahsetmem gerekirse yaklaşık 8 yaşımdan beri bu az yeme olaylarına takmış durumdayım. Kendimi bildim bileli şişmanım.. Son dönemde abartmış bi şişmanım.. Yani terfi etmiş. Şişmanlıktan, obezliğe.. Obezliğe terfi etmek demek, artık dostlarınızın sizden bahsederken "balık etli canım" ya da "biraz toplu" gibi lafları artık edemez hale gelmeleri demek.. Basbayağı şişman olmak demek..

İki kez diyetisyene gittim.. Birinde zayıfladım ama bir bırakış bıraktım, 8 kilo vermişken 15 kilo aldım. İkincisinde ise 3 kilo verdim, başarılı görünebilir ama bu 3 kilonun 6 ayda verildiğini ekliyim :) Eğer diyet yapabilirsem süratle kilo veriyorum ama diyet yapamıyorum. En fazla 3 hafta yapabiliyorum. Daha sonra deli bir nöbet geliyor.

Gavurların "Binge Eating Disorder" dediği illetten muzdaribim sanırım. Bu konuda daha ayrıntılı yazarım..

Şimdilik bu kadar.

Tüm su içse yarayan-toplu- balık etli- şişman- şipşişman-obez arkadaşlara selam ederim. Beni yanlız bırakmayın, obezlikten hiperobezliğe filan terfi etmek istemiyorum. :)
Sevgiler..