Tuesday, July 07, 2009

Bülbülüm altın kafeste


Yine mesaideyim.

Etrafta bir takım ben gibi iş yapan arkadaş var, bir de mobilyaların filan yerini değiştiren işçiler. Mobilyalar oynatılırken ağlar gibi sesler çıkarıyorlar. Hani zemine sürtünürken olur ya. Bir hüzünleniyorum. Ama asıl hüznün altyapısını kuran Erkan Oğur. Kendisi şu an kulaklığımdan bana "Ben sana aldanamam yariim, ben sana dayanamam." diyor. Bu söylediğinde birşey yok da, türküye "Bülbülüm altın kafeste" diye başlıyor ya, orası mahfediyor beni. Bu türküyü dinleyipte kendini bülbülle özdeşleştirmeyen var mı acaba? Hele de mesaide. Altın kafes te işyeri elbette. Altın olduğu tartışılır ama basbayağı kafes işte. Biz de artık ötmeyi unutmuş bülbülleriz.

Alternatifi ne? İş bulamayıp evde ötmeyi unutmuş bülbül olmak mı? Bu daha beter. Peki öten bülbül nasıl olunuyor, şöyle güller içinde, kafeslerden azade, gülün üstündeki çiyi içip, şey yiyerek. Şey dedim çünkü bülbül ne yer hiç bilmiyorum. Benim romantizmim bu kadar olur işte, şey dedik kaldık. Çer çöp yer heralde, ot bok ne bileyim. Off bülbül filan olmam ben. Hay Allah iyi de gidiyorduk yahuu.

Neyse ne diyordum, iş işte altın kafes, çıkarın beni burdan. Mobilyayı oynatan işçiler de delirdi, resmen eziyet ediyorlar sıralara, masalara. Hepsi çığlık çığlığa şimdi. Daha az romantik söyleyecek olursak çok gürültü var, kulağımın ırzına geçildi. Erkan Oğur da susmuş, hemen "Zahit bizi tan eyleme" ye geçelim. Eveet çok güzel. Kalp atışını taklit eden herşey neden insanları vecde getiriyor ki? Ne ilkeliz değil mi? Yüzyıllar önce de aynı ritmlerle vecde geliyorduk, bugün de öyle. Dinler filan değişiyor arada ama bizim bu kendinden geçme sevdamız değişmiyor. Zikirden, daha öncesindeki şaman ayinlerinden filan bahsediyorum. Bu bilinç denen şey bize yük, anladım ben. Onu atıp kendimizden geçsek tamamız, süperiz.


"Biz ha isek siz de ha sınız

Siz hu iseniz biz de hu yuz

Haydan gelen huya gider. "


dedi Erkan Oğur şimdi. Tam ne demek istedi bilmiyorum ama hissettim, güzel bir şey söyledi.






8 comments:

No More Virgilius said...

La Fontaine'in 'ağustos böceği ile karınca' fablını bilirsin.
Güzel türkçemizdeki müstesna atasözlerimizden biri de 'ağlamayana meme yok' değişidir.
İş ve eğlenceyi birbirinden ayırmak hayatımızın bir gereği, bunun için de evde bülbül, ofiste karınca olmak zorunda kalıyoruz. Karınca masa başında ağlayacak ki, eve gidip bülbüle dönüştüğünde ağzına meme verilsin.

Bir ay kadar önce ofisteki disiplinsizliğin provake ettiği cinlerim tepemden inmemeye diretince, çareyi personelimle bir toplantı yapmakta buldum. "hepinizden nefret ediyorum. sizinle çalışmak benim tercihim değildi, kimse de benim fikrimi almadı. siz de benden nefret edebilirsiniz ve ettiğinizi biliyorum. bu allahın cezası yerde, gtüne koduğumun (sonra bayanlara bakıp pardon dedim) biriminde sadece para kazanmak için duruyorum. ülkeyi kurtarmak gibi bir derdim yok, ben kendimi kurtarmak ve bu arada karnımı doyurmak derdindeyim. Siz de öylesiniz. kimsenin götüne bir şey girmesin istiyorsak herkes işini düzgün yapmalı" dedim.
İki gün adam gibi çalıştılar. sonra gene saldılar.
sonuç: herkes kerkesten nefret ediyor.
bu da böyle bir anımdır.

pisikopati said...

Talisman benim de en sevdiğim Erkan Oğur çalışması Zahid Bizi Tan Eyleme'dir. Dur canım çekti hemen dinleyim bi.

Ekmekcikız said...

Talisciğim,
Alternatifi ben biliyorum!
Erkan Oğur'un çaldığı konsere gitmek. :))
Dur imkan var mı kontrol edip, hemen söyleyeceğim.

elektra said...

talis, bir de öneririm Okay temiz'in Mehter marşları albümünü edin, işyerinde iyi gidiyor. hele bir hücum marşı tadında parçası var süperrrr:)

Talisman said...

Virgil im,
Keşke böyle olsa benim yöneticiler de. Performansı arttırmak, motivasyonu sağlamak, takım çalışması ile sinerji yaratmak vb gibi lafları duyduğumda nevrim dönüyor, döne döne kusmak istiyorum ofisin içinde. Tüm duvarları maafederek. Hırrr..


Psikopati,
Çok güzel ama di mi? Zaten ben Erkan Oğur olmak istiyorum. Öyle dingin, suskun ve huzurlu. Nerdeee..

Ekmekçikızım,
Valla sen süper bir insansın, bugün içinde o güzel teklifine döneceğim :)

Elektracım,
Bayılırım ben Mehter marşlarına, şaka değil cidden çok severim. Edineceğim en kısa zamanda.

Sevgiler.

pisikopati said...

Talis bu Erkan Oğur'un bi de Birol Yayla-Şenol Filiz türü var Yansımalar / Serzeniş ben onu da çok seviyorum.

Evli Adam said...

Fuad albümü en beğendiklerimdendir. İsmail Hakkı Demircioğlu ile bir konserine gitmediysen gitmeni öneririm. Okan Murat Öztürk'le de iyi bir ikili oluştururlar.

Pencereden kar geliyor ise zırıl zırıl ağlatır adamı, gündüz vakti dinlememekte fayda var.

Talisman said...

Psikopati;
Ben de çok severim. Ney' i seviyorum zaten. Kendim üflemeyi de denedim zamanında da dudaklarımda yara yapınca bıraktım. Nerdeyse tüm notaları çıkarıyordum yahuu..

Evli Adam;
Fuad ı seviyorum ama biraz sıkıcı geliyor bana, benim favorim: Anadolu Beşik. İsmail Hakkı yı da çook severim. Harika sesi var, bir kaç kez gittim beraber konserlerine. Okan Murat Öztürk'le olanlar da güzel evet ama ben söz de olsun istiyorum.
Pencereden Kar Geliyor: evet kesinlikle ağlatır, sersem eder. Bir de Yazı Tura nın soundtrack indeki: Dersim Dört Dağ İçinde. Dinle dinle ağla.