Monday, November 16, 2009

Modern Zaman Cadısı



Şimdi, olayı biliyorsunuz sanırım, Fenerbahçeli bir taraftar kadın Galatasaray maçında el hareketi yapmış. Orta parmak. Sonra olaylar filan olmuş işte, çok sıkıcı. Yani bildiğin taraftarların birbirine girmesi. 100 bin yıldır olan şey. Bu kadın da olayları başlatan kişi olarak damgalanmış, gazetelere taşınmış, ifade vermiş.

Çok komik değil mi yaa? Bir maçta yapılabilecek en masumane hareketlerden değil mi bu? Herkes galiz küfürler etmiyor mu? Ortalıkta pet şişeler uçuşmuyor mu? Zaten kadın suratıma bozuk para geldi, sonra yaptım diyor. Bozuk parayı saçan vandal değil de el hareketi yapan kadın başlatmış olayları.
Tabii ki olay bunu yapanın bir kadın olması. Yani sen kalk, erkeklerin mekanına gir, hatta mabedine, kutsal evine, (üstelik süs eşyası olarak da girmemişsin, maçta güzelliği ile dikkat çeken cici taraftar kız da olmamışsın) sonra o kutsal evde tamamen erkeklerin alanı olan el hareketlerine girmişsin. Yakılacak kadınsın. Bu kadarla yırttığına şükret.

Üzgünüm ama kadınlar da küfrediyor, el hareketi yapıyor, sinirlenince benzer tepkiler verebiliyoruz. Küfür edilsin süperdir filan demiyorum, herkes kendi bilir ama aynı hareketin beş beterini erkekler yaparken birini sırf kadın diye yaftalarsanız komik oluyorsunuz.

Bu arada süper okuyucu yorumları var, benim dediğim noktaları süper özetleyen:

1- Haddini bil mesajı:

murat savas (Tüm Yorumları)
17.11.2009 09:03:48
Son dakikaya kadar o taraftar küfür etmedi de ne oldu son dakikada ? o Bayan gerçi bayan demeye dilim varmıyor rezilliği çıkarana kadar.Zaten stresli maç.Ortam gergin.Herkes salonda terden bayımış ne luzumu vardı ? Tamam erkek kadın eşittirde ..bu kadarda değil :)

2- Yaşlısın evlenemişsin, bu her hareketini açıklar zaten mesajı:

Ümit Eren (Tüm Yorumları)
17.11.2009 09:01:18
40 yaşında kadın..42 yaşında erkek arkadaşı ile birlikte..Deplasman maçına gitmesi englellenmiş bir maça gidiyorlar. 2 kişi ile sözde basketbolcuların yalnızlıklarını gideriyorlar. Demek ki basketbolcular da bunları tanıyor. Sonra ortaparmak yapıyor. Aile olamamış bu yaşta holigandan ne beklenir?

3- Cinselliğinle aşağılarım, ağzını kapar oturursun mesajı:

tamer güneş (Tüm Yorumları)
17.11.2009 08:58:32
Tahrik olmuşsunuz bu belli.Umarım tatmin de olmuşsunuzdur.

4- Kibar, "ama bir kadına yakışır mı" mesajı:

sebahattin uzun (Tüm Yorumları)
17.11.2009 08:44:33
Hanım efendi bakın, sizin tahrik olma gibi bir hakkınız yok,eğer tahrik olur kabahat yaparsanız, karşılığı cezadır.maç sizin yüzünüzden çığrından çıktı varmı böyle bir hakkınız,sizin yaptığınız haraket bir bayana yakışıyormu,yakıştırdınızki yaptınız ,hiç sağa sola suç atmayın suçun kaynağı sizsiniz

5- Güzel bile değilsin, geber mesajı:

Salim Karaer (Tüm Yorumları)
17.11.2009 06:43:03
Kızım seni kım tahrik eder tahrık edenın gözlerı bozuktur =) + hepinizde birer galatasaray fesatısınız boşuna kendını yorma eii gunler =) F7 F5 28 yıldan beri kupa alamassanız aga böle fesatlıklar çıkar içinizde bizde güleriz =) EZİKLER

6- Bir tane de haksever, öpüyoruz gözlerinden :)

Bekir Yavuz (Tüm Yorumları)
17.11.2009 07:42:05
Erkekler herzaman yapıyorlar. Aynını kadınlarda yapmış ne olmuş sanki.








31 comments:

Bir kadın said...

Bu haber sitelerine yorum yapanların çoğunun gerçek olmadığını, sanal karakterler olduğunu hatta sözlük diliyle troll olduklarını, gözlerimi kapatıp açsam yok olacaklarını düşünmek istiyorum. Mümkün müdür?

Talisman said...

Maalesef çok gerçekler. Ve çoğunluktalar.
Sad but true.

No More Virgilius said...

Talisman,
Tüm eleştirinde haklısın gibi görünüyor ilk anda. Ama aslında o kadar da basit değil.İzninle irdeleyeyim.

Tespitlerin ve hoşnutsuzluğun aslında bir tür doğa kanununa yönelik... Söz gelimi dişi peygamber devesi, çiftleştikten sonra erkek peygamber devesini (çiğ çiğ) yer, şimdi erkek peygamber develerinin buy durumdan şikayetçi olmaları kadar saçma bir şey olamaz, bu doğa kanunu.
Erkekler, tarih boyunca adam yerine konmamış, sürekli ikinci sınıf olarak kabul edilmiş, din kurumlarınca olsun, felsefe sistemlerinde olsun sürekli geri plana itilip bastırılmış kadınların 19.yy'ın başında "sadece ve sadece o dönemde ortaya çıkan iş gücü ihtiyacı için" kendilerine eşit olarak görülmeleri gerekliliği argümanını kabul edemediler, aradan iki yüz sene geçti, hala etmiyorlar, bin iki yüz sene geçse de kabul etmeyecekler. Nasıl günümüz Türkiyesinde dediğim dedikçi otoriter rejim ve bu rejimin üniformalı ve üniformasız üyeleri geçmişten gelen daimi ve doğal iktidarlarını yeni ortaya çıkan birtakım süreçler sonunda öteki figüranlarla paylaşmamaya çalışıyorlarsa, erkekler de mücadelelerini binlerce yıllık uygarlık tarihini arkalarına alarak yapıyorlar. Verdikleri onca savaşa rağmen başarılı olamadıklarını görünce de çaresizliğe kapılıp kendilerine kurtarılmış adalar yaratmaya çalışıyorlar, bunların başında da spor faaliyetleri ve taraftarlığı geliyor. Aksini söyleyen erkekler, sadece yalancıdır veya kuku sevsasına şirinlik olsun diye söylüyorlardır: Erkekler, spora -hele ki futbola- meraklı kadınlara uyuz olurlar. Kendi 'alanlarına' yapılan bir müdahaleden farksız onlar için. Şimdi, blogunun ana öznesi olan sarışın teyzeyi bu açıdan ele alırsak, gösterilen tepkiyle "bu hatun bize orta parmağını gösterdi, o parmağını alır, ikiye böler, o iki parçayla double penetration yaparız ona" demiyorlar aslında. Diğer bir değişle senin sözünü ettiğin gibi "erkekler yapınca oh ne ala, kadınlar yapında neden bunca kıyamet kopuyor" itirazı konunun odağını kaçırmak gibi bir şey, Talisman'ım daha derine bak, erkekler "bu erkek oyunu, bizim oyunumuz, bizim bölgemiz" diyorlar çünkü erkek milletine bir şey kalmadı, "doğa"sının kendisine dayattığı gibi yaşayabileceği. Hırlaşacağı, gürleşeceği, küfürleşeceği bir ortama 'kaçıp', gene orada da bir kadını, üstelik 'kendisi gibi' gibi davranan bir kadını görünce, millet çileden çıkıyor. Çileden çıkmaları doğru mu? Değil. Normal mi? Normal.

Birazdan yorumun ikinci bölümünü yazacağım. Ya sabır de lütfen :P

GÖK-TÜRK said...

O ona hareket yapmış,o şundan bundan tahrik olmuş,o onun kafasına bir şeyler atmış,sinir olmuş,patlamış,küfür etmiş,galeyana gelmiş miş miş miş....

Neymiş efendim maç seyretmiş bunlar.Spor müsabakalarının,maçların vesair göteriden ibaret bu tip şeyleri sadece seyredip zevkini alıp sonra da evine gidip rahatlasan olmaz dı değil mi ? İlla birilerine küfredecek,olay çıkaracak,taş,sopa,kavga ,gürültü vs. vs. Sonra birileri küfür yemiş,dayak yemiş,bıçak yemiş; hakaret etmiş , küfür etmiş ,dayak atmış vs vs olarak evine döneceksin otobüsle ya da ambulansla ; sahadaki sporcularsa jipleriyle...Bu böyle olagelip olagidecek...Sen de bir şey yaptım sanıp yaşayacaksın...

Gelişiyoruz ama nece gelişiyoruz ;gelişiyoruz ama anlamıyoruz.....

No More Virgilius said...

Kadınların ikilemi, "hem erkek gibi olabilirim, hem de %100 kadın olmaya devam edebilirim" önermesinde saklı. Bu tarihin en absurd iddiası.
Erkek gibi çalışırım, erkeğin yaptığı tüm meslekleri yapar, erkek gibi para kazanırım, araba da kullanır, rakı da içerim, maça gider, kızarsam küfür de ederim, vs." şeklinde İNSANLAŞMANIN DEĞİL ERKEKLEŞMENİN amaç olarak ele alındığı bir hayatta, aynı zamanda kokoş bir hayat sürerek, bir ayakkabı için sekiz dükkan gezip en sonunda ayağını sıkan ama modelini şık bulduğu bir işkence aletini yara bantlarıyla giyebilen, bunu da şıklık olarak gören, kozmetik tezgahındaki tüm yeri ürünleri deneyen ve evinde zengin bir set bulunduran, makyajsız sokağa çıkmayan ama erkeklerin kendisini boyalarla değil, altında -sakladığı- gerçek yüzüyle görmesini isteyen, sigarasının slim olmasının cep telefonunun şekli ve rengine kadar sürekli kadınlığını öne çıkaran garabete dönmüş halde kadınlar.

Erkek gibi davranıp, bir yandan da için için "bindiğim gemi batsa, bir filika indirseler de herkesten önce ben binsem" diye ortalarda kırıtan bu iki yüzlü ve şaşkın/şaşırtılmış tür, zaten "bu olan biteni anlamlandıramayan ama içten içe huzursuz" erkekler nezdinde iyice sinir bozucu bir hale geliyor.

Takip ettiğim, aklı başında ve kalemi düzgün Müge* son postunda çok hoş bir şey yazmış bugün. İstiklal'de yürürken caddede sigara içen bir kız, izmaritini atıyor, yanan izmarit de Müge'nin bacağını "cız" ediyor, çorabı kaçıyor... Kız -yaş grubunu bilmiyorum- Müge'den özür dilemek bir yana, "bildiğin dananın önde giden erkek modeli" tepkisizliğiyle umursamıyor bile. Müge'nin yazısının başlığı enteresan: SİZE DE KIZ DENİYOR YA... Müge bu tavrı bir ayıdan, bir kırodan bekliyor, ama bir kızdan görünce tepesi iki misli atıyor.

Senin başından beri vurgulayıp bir takıntı haline getirdiğini gördüğüm "seksizm" meselesi, çiftleşmelerinin ardından dişi peygamber devesinin erkek peygamber devesini (çiğ çiğ) yemesi kadar DOĞAL bir olgudur.

aslı hayvanı said...

doğadaki hayvanlarla insanları bir kefede tutmayalım allahaşkına. hayvanlar içgüdüleriyle hareket ediyorlar, biz ise biraz daha komplikeyiz takdir edersiniz. en azından senelerce gördüğümüz eğitim ve sonrasında kendimizi geliştirmek için yaptıklarımız sonucunda az da olsa yontulmuş olmamızı bekliyorum ben şahsen :) yoksa 'eskiden erkek kadının kafasına vurup bayıltıp, onu mağaraya taşıyordu. demek doğal olan bu.' gibi bir söyleme düşeriz
, bunu da kimse istemez (sanırım?) :)

elektra said...

hahaaaa, ablam holigan, holiganlar niye sahip çıkmıyor, asıl ben bunu anlamıyorum. sanki bilmedikleri şey. holiganizm'i lanetlemek yerine kadını lanetlemek daha bir ezber olduğu için saçmalamış holiganlar. sevgili kızkardeşim ezberini şaşırtmış milletin senin anlayacağın.

Talisman said...

Virgilius' um,
Yazın bende bir sürü soru işareti oluşturuyor:
1- Kadınlar gerçekten her alana girdi de bir tek maçlar mı erkeklere kaldı? Pek çok yerde sokaklar bile erkek alanı değil mi? Hatta her yerde saat 22,00 den sonra sokakları size teslim etmiyor muyuz?
2- Kadının bir işte çalışması, erkeğin girdiği ortamlara girmesi gerçekten erkekleşmek midir? Hüseyin Rahmi Gürpınar' ın "Kadın erkekleşince" isimli, kadının çalıştıktan sonra evin tarumar olması ile ilgili bir romanı vardı. O romandaki gibi karikatürize şekilde erkekleşiyor mu kadınlar, sadece çalışmakla? Çalışmak erkek işi midir? Hala?
3- Madem çalışıyoruz, erkeğin girdiği alanlara giriyoruz, kadınlık alanı da bize kapalı olsun, modadır, düzgün giyinmektir, zevkli olmaktır bunlardan eteğimizi çekelim mi? Hakçası bu mudur? Alanlarımız bu kadar sınırlı mı? Bu kadar ayrık mı? Tamam bir erkek bizim alanımıza girdiğinde kabul edilmiyor bu, ama adamı ibne diye yargılayan da siz değil misiniz? Hem homofobiksiniz, hem şişmansınız herkesten. :) Buyrun siz de bizim alanlara girin, zenginliktir yahu. Kapılarımızı böyle kapamayalım. Kadınlık, erkeklik baki kalsın ok, ama birbirine bu kadar kapalı da olmasın. Tamam herşey tersiyle var, tamam insan zihni zıtlıklarla birşeyi algılıyor, başka türlüsünü beceremiyor ona da ok ama sizin bizim için tasarladığınız "kadınlık" kalıplarına biz sığamıyoruz. Siz "erkeklik" kalıbınızda memnunsanız, bizim için sorun yok.
4- Bu tanımlamaların, sınırlandırmaların doğa kanunundan çok senin de ifade ettiğin gibi, "iş gücü, para, güç, ego" gibi gaayet insansal konularla alakası var. Hayvanlar dünyası ile içgüdü ile açıklanacak şeyler değiller. İyi ki de değiller çünkü zaman içinde değişip gelişiyorlar. Her zaman iyi yöne değil tabii. Mesela güyaa kadınların yararına olan "cinsel özgürlük devrimi" nin tamamen erkeklere çalışması gibi. Ama bir devinim var.
Belirttiğin konularda sana katıldığım bir nokta var, kadının yaptığı bir anlamda tabii ki erkeksi bir hareket. Sonuçta orta parmak hareketi fallik sembol. Çok açıktır ki. Erkek gücünü ödünç alma, erkek dünyasında eksiğini de tamamlayıp var olma gibi. Yes, ona ben de karşıyım. Ama yine de bu suratına bozuk para atanın değil de kadının vandal sayılmasının garabetini değiştirmez. Bu arada, kadına özgü fallik olmayan daha vajinal bir el hareket düşündüm de, belki şekil itibariyle zafer işareti burdan çıkmıştır. :)

Talisman said...

Gök-türk,
Merhaba hoşgeldin.
İşte maç aslında bir spor müsabakası değil orda. Bir tür insanların kendilerini tanımladıları, özdeşleştikleri, basbayağı orada yaşadıkları bir küçük dünya. Senin dediğin gibi efendice maçını seyredip giden insan, kendi içinde meselesi daha az olan insan, diye düşünüyorum ben.
Teşekkürler.

Talisman said...

Aslı hayvanı,
Hoşgeldin.
Evet ben de paralel şeyler söylüyorum. Bu içgüdü ile insanı açıklamaya çalışma olayı "fazla basitleştirme".
Ve evet gelişmeye ben de inanıyorum. Bunun erkeklerin de lehine olacağını düşünüyorum. Onlara da yazık aslında, biz ne kadar kıstırılmışsak, onlar da o kadar "erkeklik" içine kıstırılmış. Yazık bize.

Talisman said...

Elektracım,
Nasıl Arzu Çur holigan mı? Hehehehehe.. Geçenlerde "en iyi fantastik öyküler" mi ne, o kitabı okuyordum içinden Arzu Çur imzalı bir hikaye çıkmasın mı? Bi sevindim, bi koltuklarım kabardı, pek hoşuma gitti. :)

fakeangel said...

ablanin sonuna kadar arkasindayim ben :)

Evli Adam said...

virgilius'un yorumununa katılıyorum.

Ekmekcikız said...

Yakın cadıları, yakın!

Olmadı asarsınız...

Talisman said...

Feykencıl;
;)

Evli Adam,
Katılmasan çok şaşardım.

Ekmekçikızım,
Valla yapılmayan iş değil. :)

Evli Adam said...

bunda şaşılacak bir şey yok Talisman. bir tespitte bulunulmuş ve ben de o tespite katılıyorum.

artı şu veya bu sebebten erkek gibi görünen, davranmaya zorlanan diğer taraftan da fıtratına uygun yaşamaya çalışan kadın, davrandığıyla olduğu arasındaki makas açıldıkça şaşırıyor, saçmalıyor, şikayet ediyor. Bunu erkek için de söylemek mümkün ama sizinkisi daha ortalıkta ve çokça.

eğitim görgü kültür insanı değiştirebilir, doğrudur, ama fıtrata ters düşmezse.

Talisman said...

"artı şu veya bu sebebten erkek gibi görünen, davranmaya zorlanan diğer taraftan da fıtratına uygun yaşamaya çalışan kadın"
Sana da sorularım var:
1- Kadın fıtratı nedir?
2- Gerçekten kadın ve erkek fıtratı var mıdır?
3- Erkek gibi davranmaya nasıl zorlanılır?

Bir kadın said...

Talisman,
Sorularını ben de cevaplayabilir miyim lüüüütfeeeen?

1-Kadın fıtratı böyle ibne gibi, puşt gibi bi şeydir. Evinde oturmaya programlanmıştır fakat habire arıza verir. Kafasına kafasına vurulmadıkça da tamir olmaz. Arızanın gün geçtikçe azalması için ev kirletilmeli, bulaşıklar dağ gibi olmalı, ütüdür çamaşırdır hepsi tepesine yığılmalıdır. Hem çalışıp hem ev işlerini yetiştirmek için debelenen kadın, arada fırsat bulup süs püs derdine düşemezse derhal yenisi ile değiştirilmelidir. Kadındır, fıtratı gereği hakkıdır.

2-Bittabi kadın ve erkek fıtratı diye bi şey vardır. En azından ben söylüyorsam vardır. Erkek fıtratı gereği sürekli pompik peşindedir. Evlenip aradan bir süre geçince götlenir, göbeklenir ama o erkeğin fıtratındandır, ilişilmez. Götlü göbekli bu abilerle sevişmek istemeyen fıtratı batasıca kadınlar kesinlikle aldatılmalıdır. Niyedir? E erkeğin fıtratı bu, ormanda on kaplan gücündedir. De hadi bismillah...

3-Erkek egemen dünyada hayat gitgide pahalılaşmaktadır. Her yerden dayatmalar fışkırmaktadır. Giyimden, ev eşyasına, arabadan, tatil yerlerine varana kadar her şey para, para, para, ille de para diye inlemektedir. Yine kadın dediğimiz fıtratı batasıca, yalnızlıktan mütevellit o parayı kendi başına kazanmak zorunda kalır hayatının bir döneminde. Eh, o dönemde de bolca boğuşur erkeklerle. Çünkü bireysel özgürlüğünü kazanmak konusunda modern dünya koşulları karşısında 10-0 yenik, fekat arsız dünya erkekleri karşısında 1-1 beraberedir. Bu arsız dünya koşulları gereği tacize uğrar, efendime söyliiim tecavüz edilir filan, ya da bakire çıkmadı diye evliliği iptal edilir(Öhm, dur bu başka bi şeyin konusuydu), iş yerinde olumsuz davranışlara maruz kalır. Yüzüne yumruk yer, olmadı, tokat, olmadı bozuk para yer. Ee bu durumda olmaz olasıca kadın fıtratı gereği o orta parmağı doiinnnk diye havaya kalkar.
Yani kadının hep bir bahanesi vardır. Kadın bu, fıtratı gereği bahaneden başka bi şeye aklı çalışmaz zaten.

Evli Adam said...

şimdi her zamanki gibi senin yorum değerlendirmelerin dağlara tepelere doğru yol alıyor ama ben konuyu çok taşırmamaya çalışıp kısa cevaplar vericem. Zaten az biraz da kelam ettik aynı konuda.

1. Kadın fıtratı süslenmektir misal. Sıfırdan bir kadın yaratıp eline ayna versek kendisiyle oynayamaya başlayacaktır. Saatlerce kendisini izleyecek, varsa, boyanacaktır. Bu davranışı bir başkasında gördüğünden değil içinden geldiğinden yapar, naturası budur. Doğaldır.

2. Yok olsaydı bu dünyada sevişmek gibi, yemek gibi, dans gibi, şiir gibi keyif verici şeyler olmazdı. Olsaydı da çok sıkıcı olurdu kesin. Bu kadar renk ve çeşit bulunmazdı.

Kuku sevdası erkeklerin fıtratında olmasaydı bu dünyanın düzeni bozulurdu.

3. virgilius'a sordugundan da esinleneceğim bir miktar, kendi geçimini sağlamak için çalışıyor olmak erkekleşmek değildir tek başına, ancak bu, ona giden yolu açmıştır, iş=para kazanmak= duyguyu sıfırla=tuttuğunu öp, her yol mübah denilebilecek bir acımasızlıkta olduğundan kadın mizacına daha çok terstir. Buna dayanmak için de kadın, erkek gibi görünmeye, davranmaya başlar. Dişiliğini kapatır, pantolon giyer, az süs yapar, sert karar alır. Yapamıyor olsa bile yapıyor görünmeye çalışır, erkeğin yaptığını taklit eder. Örnekler çeşitlendirilebilir, kadını erkekleştiren mevcut sistemin puştluğudur, dayatmasıdır. Ona da halihazırda yapılacak birşey çok az.

No More Virgilius said...

Talisman'ım Biriciğim,
Bir sürü şey yazdım ama birden aşırı uzun bir cevabın sana saygısızlık olduğunu düşünüp sildim. O yüzden kısa keseyim.

Farkındasındır, postunda konu aldığın olaya doğrudan değil, dolaylı olarak atıfta bulunarak sana ayın karanlık yüzüne dair bir takım düşüncelerimi yazdım. Bunu da zekana ve duyarlılığına hürmet ederek, bana gösterdiğin samimi hoşgörüye sığınıp yapmaya kalkıştım, yoksa dünyaya "seksist/anti-seksist" lenslerinin arkasından bakan birine yukarıdaki çerçevede şeyler gevelemek dokuz kusurlu hareketten biridir, bunu da biliyorum.
"İdeal" olandan bahsetmedim. Yazdıklarım "meşruiyet" ile ilgili değildi, mazeret de üretmedim. Sana sebep-sonuç ilişkisi ile, olabildiğince net olarak mevcut durumun geçmişten günümüze panoramasını sundum, sanki sen bunları ilk defa mı düşündün? Hayır, bu konuda kafa yoran her vasat zekalı ve dürüst insanın varacağı sonuçlardı bunlar.
Gene de bir takım sorular sormuşsun, sen ki benim nazarımda Gregor ve Polente ile birlikte şu blog dünyasındaki en yakın hissettiğim kişisin, sorularını yanıtlamaya 'çalışmak' boynumun borcu.

1- Bu soruda açık bir hile var. Erkekler çocukluklarından itibaren "adam" olmak için yetiştirilir, şartlandırılır ve bu amaçla hem kendileriyle yarışma, hem de başkalarıyla rekabet etme dolduruşuna getirilirken, aynı yaşlardaki kız çocuklarını a) sevilecek, b) utanılacak, c) korkulacak canlı kategorisinde ele alırlar. Yaşları büyüyünce, ergenlikte bu durum a) sevilecek, b) kıskanılacak, c) arzulanacak canlı şekline dönüşür. Derken birden hayat mücadelesine başladığı yaşa gelir, erkeğin kafası karışır: Başka erkekler gibi, kızlarla da rekabet etmek zorundadır. Kızlar kendisinden daha çalışkandır, daha zekidir, daha ezbercidir, vs. Üniversiteyi bitirince de bu savaş devam eder; kadınlar (ister kullansınlar, ister kullanmasınlar) cinsel sebeplerle her zaman iş hayatında aynı pozisyona başvurmak isteyen bir erkekten daha avantajlıdır. Erkek, dar bir eteğin ve biraz da yavşak bir ses tonunun etkileyiciliğiyle rekabet etmek için daha çok ve verimli çalışmaya mecburdur. (Profesyonel kurumlardan bahsetmediğim gibi, profesyonel kurumların nadirliğine de değinmiyorum.)
Şimdi, ben sana sorayım: Güzelim Talisman'ım, ben ne anlatıyorum, sen neresinden tutuyorsun da bana "sokakları size bırakmadık mı?" diyorsun. Bana "siktir git oğuz, bu kadın-erkek konusunda bulaşma bana" dersen (daha evvel greggor'un da bana siktir çekmişliği vardır, alışığım yani:))) anlarım, ama "kendi kendine, kendine karşı" populizm yaparsan, ancak hayal kırıklığına uğratırsın beni. (bu maddenin sonunda biraz cıvıttım sanırım.)

No More Virgilius said...

2- Yukarıda sözünü ettiğim dar etek ve yavşak konuşma tarzı elbette ki tek başına yetmez, kadının çalışması, bir erkek gibi perdormans göstermesi de gerekir. (onlar additional öğeler.) "Erkekleşme" ve "İnsanlaşma" kavramlarını bir kenara bırakıp, Maslow amcanın "kendini gerçekleştirme" idealini ele alırsak, bu durum ne çalışmak ve ekonomik özgürlük ile, ne de "çocuk da yaparım, kariyer de" atasözüyle ilgilidir. HRG'ın sözünü ettiğin kitabını okumadım- adını bile duymadım. Çalışan kadın "zevkten" çalışmıyor ki bir kere, "mecbur bırakıldığı" için çalışıyor her şeyden önce. (Sanki erkekler zevk için çalışıyor da...) Mesele, bu zorunluluk halini sanki olması gereken, olmazsa olmaz ve idealmiş gibi yutturan Kali Yuga devrinin bir illüzyonundan ibaret. (diyorum ben.)

3- Haklısın Talisman'ım, size biçilen ve burada uzuuun uzun anlattığım kadınlık kalıbına sığamıyorsunuz. Suni bir şişirilme söz konusu, bunu da doğalmış gibi öğreten (hatta 'belleten' diyeyim) modernite, geçmişte kadınların bastırılmışlığının rövanşını onları kışkırtarak almayı öğretti.

4- Peygamber devesi örneğini sadece eğlence olarak vermiştim, yoksa aklımda suyun yüz derecede kaynamasını yazmak vardı "doğa kanunu" derken. Herşey bir yana, şair;
"Kadının üstün olduğu, ancak mutlu olamadığı günlere erdim,
Bunu bana öğretmediniz"
derken, sirkteki fok balıklarının neşeli tavırlarının arkasında, tok karınları ve alkışlı hayatlarının aslında bir esaret yattığını vurguladığı kanaatindeyim ben.

Erol Güngör, 1. dünya savaşı ve kurtuluş mücadelesinin ardından kurulan modern türkiye'yi, "Türk Milleti kendini buldu, dünyayı kaybetti" şeklinde tasvir eder. Bütün bu yorumları, tartışmaları kendimce modernizmin içinden çıkılmaz girdabında "kadınlar dünyayı kazandılar, kendilerini kaybettiler" şeklinde özetleyebilirim.

Not1- Farkındaysan, gene "yukarıdaki" sarışın abladan bahsetmedim.
Not2- Diğer yorumlara baktım, bana cevap yetiştirmek isteyenleri gördüm. Talisman'ım, blogundaki posta hoşgörüne sığınarak dokuz kusurlu hareket nevinden bir yorum düştüm o kadar, yoksa yorumuma yorum yazanlara yorumla karşılık verecek kadar saygısız değilim.
Not3- Evet, azıcık homofobiğim, ve gene evet, azıcık şişmanım ama bir sevgilim var ve çok şükür bir kadına aşığım:)

No More Virgilius said...

Taliman'ım, yorumum gene çok uzun olmuş, hakkını helal et :-))))))))

Anonymous said...

[url=http://firgonbares.net/][img]http://firgonbares.net/img-add/euro2.jpg[/img][/url]
[b]old microsoft software, [url=http://firgonbares.net/]discount ms office software[/url]
[url=http://firgonbares.net/][/url] adobe photoshop cs3 key gen legal office software
macromedia software [url=http://firgonbares.net/]convert adobe premiere files burn with nero 9[/url] exploring adobe photoshop cs4 paperback
[url=http://firgonbares.net/]software programs to buy[/url] buy software for students
[url=http://firgonbares.net/]of software resellers in[/url] windows xp home edition
free photoshop brushes for macs [url=http://firgonbares.net/]where can i sell my software[/b]

Talisman said...

Bir Kadın,
Güzel karikatürize etmişsin. Teşekkürler. :)
Evli Adam ve Bir Kadın,
Sorular ortak olduğundan ortak cevap vereyim dedim:
- Öncelikle fıtratın davranışlarımıza etkisinin o derece büyük olduğunu düşünmüyorum ben. Yani insan doğasından een uzağa gidebilmeyi başaran bir mahluk. Öğretilen şeyler çok fazla. Ve insan doğası denen şeyi zaten sevmediğim için bu uzağa gitme bana olumsuz gelmiyor. Bilakis medeniyetin tanımı bu bence. Ama bu konu çok uzar gider. Burda durayım.
- Kadının erkek gibi çalışması ile ilgili ayrı bir post yazacağım. O konu aydınlandı bende :)

Sevgiler.

Talisman said...

Virgilius'um, hayatım ne yaptın sen? 5 postluk yorum yazmışsın. :)
Asla şikayetçi değilim, ben senin bu coşma olayını seviyorum. Yani hissediyorum bunu, bi durduramıyorsun kendini, büyüsüne kapılıyorsun yazmanın. Yaz, yaz, saygısızlık addetmem. Hele "bi siktir git, bu kadın erkek konularına girme" filan hiç demem. Seviyorum çatışmayı ben, her çatışmayı değil ama, kalemim olan biriyle çatışmayı. O yüzden relax.
Şimdiii dalalım mevzulara, öncelikle "ülen ben dünyaya seksit-anti seksit gözlüğünden filan bakmıyorum." demek isterim. Tamam, bir meselem var ama bunun sebebi, hadi senin dediğin gibi saplantı olmasının sebebi diyelim, benim bu konulara kafa yormaya başlamamın çok yeni olması. Yani nasıl desem önceden kadınlıkla çok alakam yoktu, (bu konuda yazılarım da var) daha çok çocuktum, bir sürü şeyin benim hayatımda bir yankısı yoktu. Sonra hafiften büyüdüm, kadın olmak ilgi alanıma girdi gerçekten ve ortalığa şöyle bir baktım. Gördüklerim hoşuma gitmedi. İşte o vakitten beri bu çatışma içindeyim. Elbet çözülür diye düşünüyorum. belki 5 stages of death gibi henüz "acceptance" aşamasına gelmedim. "denial" dayım ve sonuna kadar savaşıcam. :)
Senin söylediklerini meşru gördüğünü düşünmüyorum, o kadarını anladım ama gene de biraz bir üst perdeden br üslubun var, bunu farkediyor musun, iki gözüm Virgilius' um? Yani bu doğa kanunu filan derken, hafif bir eğlenme ve boşa çırpınıyorsun güzelim tavrı seziyorum ben, belki benim alınganlığım. :) Bu üst perdeden hitap özellikle şu noktada dorukta bak: "bunu da doğalmış gibi öğreten (hatta 'belleten' diyeyim) modernite, geçmişte kadınların bastırılmışlığının rövanşını onları kışkırtarak almayı öğretti. " Kadını nasıl edilgen olarak vurguluyorsun, farkediyor musun? Elbette modernite insanlığı oraya buraya sürüklüyor, ama sürüklenen sadece kadın da değil ki. Ayrıca bu "kadın güzeldir, off süper yaratıktır" tarzındaki şişirilmelerin kadını aslında pozitif öteleyen bir tavır olduğu zaten kesin ama benim ordaki sığamama deyişim o değil tam. Biz gerçekten kadın şöyle yapar böyle yapar dayatmasından sıkıldık. Siz sıkılmadınız mı allasen? Bu cinsiyet rol dağılımı bir kadınlara mı batıyor?
Kadının çalışması, erkekleşmesi ile ilgili ayrı bir post yazacağım dediğim gibi. O konuya girmiyorum. Ama kısacık şunu söyliyim, gerçekten çalışmak zorunda olmadığı halde çalışan çok az olmalı yaa. Bu bel rahatsızlığında evde 2 hafta kaldım ya, resmen beynimin, ruhumun yıkandığını hissettim. :)
Bir de Virgilius' um en son bir kadına aşığım demişsin ya, bu aşık halini gerçekten seviyorum. Eski halin bence bu posta daha korkunç yorumlar yapardı, bilmem benim hüsnü kuruntum mu bu?
Öperim gözlerinden. :)

No More Virgilius said...

Güzelim Talisman'ım,
Üst perdeden konuşmamın nedeni "Erkek" olmam değil, Virgilius olmam:-) [diğer bir değişle gay olsaydım gene bu şekilde konuşabileceğim bir üslup yaratırdım. Bu kusuru erkeklere değil, bana yaz yani)

Ve evet, gene haklısın, 'Alper' öncesi virgilius'un yazacaklarına şu andaki ben bile katlanamazdım :-)

not: bana katlanman hoşuma gidiyor.
öbür not: kibir en sevdiğim günahtır.

JoA said...

yahu talisciim seni merak eder oldum son günlerde. iyi misen hoş musan?

No More Virgilius said...

Bir ara şu* haberle ve esas altındaki yorumlarla ilgili de bir post istiyoruz lütfen:)

* http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=15&ArticleID=1177773&Date=24.12.2009&b=Kadin%20surucu%20gise%20bariyerlerine%20boyle%20carpti

Talisman said...

Amaan bu çok kolay çalıştığım yerden :)
Sen yüzlerce yıl kadına direksiyonu verme (her anlamda) sonra verince tabii bocalar. Kadın sürücüleri filan koruyamam çünkü ehliyet sınavında fren yerine gaza basıp, "ben bi tur daha atacaktık sandımdı" ifadesi ile yırtmış biriyim.

T.İ. said...

Hepsini okudum. Şimdi bir şey yazacağım, öyle derin analizler içermeyen, ama gerçeklerden oluşan. Üstündan zaman geçmiş ama yazmadan da edemeyeceğim.

Baştan şu çerçeveyi çizeyim. Kadın, aşırı antipatik hareketlerine rağmen (bir erkek olsa da aynı şeyi derdim)%100000 haklıdır. Hiçbir hareket, fikir, söz şiddetle cevaplanmamalıdır. Bunun hiçbir açıklaması ve özrü olamaz.

Lakin burada atladığınız önemli bir nokta var. Mevcut olayda kadına gerçekten pozitif ayrımcılık yapılmıştır. Orada o hareketi yapan bir erkek olsaydı, size samimiyetle söylebilirim ki, o maddeleri atan kendini bilmez yaratıklar o erkeğin ağzını burnunu dağıtırlardı.

Değil kadını çekememezlikten daha holiganlaşmak, karşılarındaki bir kadın olduğu için frenlediler kendilerini...

O kadın olduğu için, olabilecek olaylar ancak ve ancak azalmıştır. Benim fikrim bu.

O kadını da sevmem, ona bir şeyler atanı da. Savunanı da anlamam.
Yani tartışmalar haklı olabilir. Ancak bir holigan üzerinden kadınlar üzerine analiz yapmayı doğru bulmuyorum.
Holiganın cinsi cibiliyeti, yerlisi gavuru olmaz bence.

Anonymous said...

Your own artіclе ρrovidеs verіfied necessary to me.

It’s very eduсational and you're simply naturally extremely knowledgeable in this field. You get opened my own face to numerous views on this particular matter with intriguing and solid articles.
My web blog ... Cialis