Friday, May 18, 2007

Analar Neler Doğuruyor


Şimdi bu provokatif başlığın sonrasında benden hafif müstehcen hafif şakacı ciddiyetsiz bir post beklersiniz di mi? Nihahahah, dört başı mamur bi sinema eleştirisi yazıcam aksine, savulun :)

Şimdi filmimiz "Fountain"- "Kaynak" Darren Aronofksky abimizin - ki kendisine Pi filminde bayılmış, "Requem For a Dream" de bayılmasak bile, çekim açısı ile bizi film boyu gerim gerim germeyi başarması, tempoyu düzenli bir şekilde arttırıp bizi bizden almasıyla takdir etmişizdir- son filmi.. Bu filme nasıl bir beklentiyle gittiğimi anlatamam. Hem Darren abimizin filmi, hem konu ilginç, ölümsüzlük, hem fantastik hafif masalsı bir dili var gibi görünüyor uzaktan.. Pek çekici, pek albenili bir film. Hem başlığımızın sebeb-i harikası olan Hugh Jackman beyefendi filmde arz-ı endam ediyorlar.. Bir nevi ballı börek..


Bu beklentiyle gitmemin de etkisi vardır muhakkak ama filmde umduğumu bulamadım a dostlar. Tamam görsellik süper, tamam çekim açıları felan RFAD kadar olmasa da güzel, tamam Hugh (canım benim) çok güzel oynamış, bir nevi döktürmüş ama olmamııış, olmamış işte.. Çünkü bence en önemli unsur olan hikaye güdük, senaryo boşluklu, güzel değil, filmin atmosferi kurulmuş ama bu atmosfer size geçmiyor. Ne anladım ben öyle filmden, ben filmin senaryosu sağlam, hikayesi anlamlı ve size birşey ileten, meramını güzel anlatanını severim.. Ha bir de Hugh gibi zeki çevik ve ahlaklı oyuncuları olan..(oy oyy hormonlar aldı başını gitti a dostlar)


Filmin üç uzamlı bir anlatımı var, biri günümüzde geçiyor ve orda karısının beyninde tümör olan bir doktor karısını iyi edebilmek için hastalığın çaresini arıyor, maymunlarla deney yapıyor ve zamana karşı yarışıyor. İkincisi, günümüzdeki kadın aynı zamanda yazar ve son eseri "The Fountain" ı adam okurken okuduğu şeylerin canlandırmasını izliyoruz, orda adam bir tür Kara Murat ama Fatih in değil İspanya Kraliçe'sinin fedaisi, İspanya Karaliçesini de karısı canlandırıyor ve adamın burdaki misyonu ölümsüzlüğü mümkün kılan Hayat Ağacı nı bulmak. Üçüncü boyutta ise adam astronot ve gelecekte geçiyor, üçüncü boyutu çok anlatırsam film hakkında çok bilgi vermiş olabilirim. Kısa kesiyorum onu. Ama burda bir baloncuk tarzı bir uzay gemisi içinde Lotus pozisyonunda seyahat eden adamı görüyoruz. Hugh Lotus pozisyonu için 5 ay çalışmış, disiplinlim benim, ama hakkını da vermiş yani..

Filmin kurgusu bu üç uzamda güzelce dağılmış, eh kurgu da güzel ama bana öyle geldi ki Darren yutamayacağı kadar büyük bir lokma ısırmış, hem Maya efsanelerini, hem bir romanın canlandırmasını, hem ölümsüzlük ve yaşlanmayı durdurmayı, hem aşkı, hem sadakatle birini sevmeyi, hem reenkarnasyonu anlatmaya çalışmış, hiç birinde derinleşememiş, hiçbirini (bence) içselleştirememiş ve yüzeyde kalarak görselliğe sığınmış.. ("Bak bak ukalaya bak, onca emeği böyle uzuun süslü püslü cümle yazarak attı çöpe, hadi Darren yüzeyde kaldı sen ne ürettin?" diye çemkirdim kendime bir an, sonra geçti :))

Görsellik Allah için müthiş ama senaryo kötü.. Otur Darren, daha çok çalış :))) Bütünlemeye daha iyi bir filmle gel..

Ukala dümbeleği Talisman :)

3 comments:

limonagaci said...

kafam o kadar çok karıştı ki.
çok karışık bir filmiş bu talis.
izlemeden ağır geldi bana :)

ekmekcikiz said...

Bu filmi festivalde görmeyi çok istemiştim, kaçırdım.
Sonra pek beğenilmdğini okudum.
Şimdi, bu yazıyı da okuyunca, nasıl bu kadar kötü film olabiliyormuş diye yeniden merak etmeye başladım.
Çok komik!

ekmekcikiz said...

"Sonra pek beğenilmediğini okudum"
yazmaya niyetlenmiştim de...