Wednesday, March 11, 2009

Al kaburga kemiğini, oynamıyorum!


Lacan hakkında pek bilgim yok. Ama söylediği bir cümle var yeni okuduğum.."Kadın yoktur" diyor Lacan amca.

Ne güzel söylemiş. ("Birşeyler eksik" isimli çok tatlı, ufak Bülent Somay kitabı sayesinde tanıştım bu kavramla. Yani yazacağım bilgilerdeki kaynağım bu kitaptır. )

Uzun süre feministlerce yanlış anlaşılmış bu söz, "sen nasıl kadın yok dersin, kadın vardır, sesimizi yükselteceğiz" filan gibi söylemlere girmişler. Halbuki Lacan amcanın söylemek istediği şey bambaşka. Diyor ki, dil denen şeyi erkekler inşa etti. Dünyayı tanımlama, sözcüklere dökme işini erkekler yaptı ve dili de kendilerine göre oluşturdular. Kadına da bir tanım buldular, bir sınır çizdiler ve "Kadın budur" dediler. Halbuki dilin yüklediklerini taşıyan öyle bir varlık yok.


Erkeğin çizdiği dünyadaki "kadın" olmayı kabul edip, "ben kadınım ve varım" demek aslında nesneleşmeyi kabul etmek oluyor. "Kadın madın yok, varlığıma böyle bir sınır çizmiyorum" dediğinde özneleşiyor kadın. Bir nevi "sizin kadın tanımınız bu ise ben bu işte yokum arkadaş" demek gibi birşey.. "Daha da gelmem dünyaya.." gibi :)


Gerçekten dildeki erkek egemenliği ne kadar belirgin. İnsan ve erkek çoğu dilde eş anlamlı.. İngilizce de "mankind", Türkçe de "insanoğlu". Türkçede artikel yok, artikel olan dillerde, insana referans verilirken hep erkeğin artikeli kullanılır. İngilizce de "he" gibi. "he/she" olarak yazmak bile çok yeni ve sanki önceki hatayı hatırlattığı için pek bir değeri de yok. Sadece gramer de değil. Mesela kadının çok kişiyle yatanı (para almasa da) o.rospu olarak nitelenirken, erkeğin çok yatanına karşılık gelen bir "kötü söz" yok. Erkeğe söylenebilecek en kötü söz "pez..nk" ama onun da kelime olarak anlamı " kadın satışında aracı ". Yani yine kadının eyleminden dolayı kötü olan bir erkek var karşımızda. Cinsellikle ilgili erkeğin kendi yaptığı birşeyden dolayı söylenen bir kötü söz yok. "İb.ne" var tabii ama orda da zaten kadınsı gördüklerine "İb.ne" dediklerinden gene kadınlara bir kasıt var. "Yani en kötümüz ib.ne o da kadınlara benzediği için. " diyor erkekler..

Yaptıkları hiçbir cinsi eylem için sorumluluk almıyorlar, erdem yükü tamamen kadının omuzlarında.

Bu bakış açısına karşı "Ama yaradılış, spe.rm saçcam ben, ondaan" filan diyenler çıkar. Allahım bu argüman kadar eskiyeni var mı acaba? Dostum biz evriliyorduk, doğadan kopuyor, içgüdülerden (hayvanlıktan) sıyrılıp insan oluyorduk, siz nerde kaldınız?

"Evet ben kadınım, kadınlar vardır, şöyledir böyledir " diyerek onların kaldığı yerde biz de çakılıp kalıyoruz özetle.

Kadın filan yok.. Ne güzel biraz olsun sınıflandırmış biraz olsun ele avuca sığdırmıştınız bizi ama yok, bunu da kabul etmiyoruz. İyiden iyiye apışır kalır ve siz de evrilmeye başlarsınız umarım sevgili erkekler.

8 comments:

Ms. Parilda said...

Bu kitabı sanırım duymuştum ama okumadım. Bülent Somay'ın Bir şeyler eksik'i ise, gerçekten birçok şeye, evlilik kurumu denilen garip kuruma karşı tutum ve bunları anlatışları inanılmaz hoşuma gitmişti.
Ama her şeyin ötesinde, az önce yüzümde kocaman bir gülümseme yaratan, yazıdaki:
Daha da gelmem dünyaya..
olmuştur. Davos olayından beri birçok konuda bunu ağzıma takmıştım çünkü, bir kişiyi daha görünce seviniverdim.

Talisman said...

Shine on you, merhaba,
Evet hep kullanmaya başladım ben bu lafı, hoşuma gidiyor. :)
Bu arada blogunda "Göğe bakma durağı" ndan bahsetmişsin ya, gülümsedim ben de çünkü iki gündür bu şiiri okuyup duruyorum. Tesadüf olmuş, güzel olmuş. Çok güzel şiir.

Öykücü said...

Harika olmuş yine.Ya neredeyse tüm yazılarına bu yorumu yapıyorum ama bu yazınla bakış açım değişti.

Öptüm.

Talisman said...

Sağol Öykücüm'm. Sevindim ben. :)

Arzu Pınar said...

saol ya, hiç düşünmemiştim man, mankind olayını. dil de, din de hep kadını egemenlik altına almak üzere. amma bozmuşlar kafayı.

fish said...

erkek kim yaaaaaa.....ben doğurmayı reddedeyim de bak bakalım erkek türeyebiliyo muuu...sonra büyüyüp sperm saçabiliyo mu....

kadının nesi yok yeni dünyada ? ...erkeği yok hahahahaa ....:Pppp

Talisman said...

Arzu Pınar,
Hoşgeldiniz. Teşekkürler.


Fish canım, en iyisinin köküne kibrit suyu diycem ağır olcak :)

Ms. Parilda said...

:) Göğe bakma durağı çok güzel değil mi? sevmeyen var mı o şiiri diye merak ediyorum bazen.
Bu arada ben uzun süredir takipteyim seni blogunu, yorum filan pek yazmıyorum :)