Sunday, April 12, 2009

Ne kitaplar sevdim, zaten yoktular


Yeni bir mimle daha karşınızdayım sevgili karilerim. Sevgili Endişeli Peri beni mimlemişti. Mimin konusu: “Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin?”

Öncelikle çok kıskandığım bazı yazarların kitaplarını onlar yerine ben yazmış olayım isterdim. Hemen listeleyelim:

1- Kazuo İshiguro- Beni asla bırakma. Harika bir kitaptı. Kusursuzdu.

2- Peyami Safa- Yalnızız. İçindeki seksist ögeleri çıkarmak kaydıyla. Gerçi kitap oldukça incelir bu durumda :) Ama ne yapayım seviyorum. Özellikle karakterleri ete kemiğe bürümesini seviyorum. Samim' de Besim' de Meral' de tanıdığım insanlar gibi. Zaten en büyük dramımı da özetler bu kitap: Samim ' le Besim arasındayım (Besim e daha fazla yaklaşsam da) ve tercih yapamıyorum.

3- Turgenyev- Babalar ve Oğullar. Bazarov a ben hayat vermiş olmak isterdim.

4- Tolstoy- Anne Karenina. Fazla söze gerek yok. Ama Tolstoy olmak istemezdim özellikle yaşlılığında çekilmez bir ihtiyar olmuş. Karısını bir kuluçka makinası olarak kullanması da cabası.

5- Dostoyevski- Delikanlı. Klasiklerden çıkamadık ama Dostoyevski özeldir. Onun karakterlerinden çok kendisini tanıyor gibi hissederim. Güzel ruhlu insan.

6- Pinhan- Mahrem- Elif Şafak. İkisini de kıskanıyorum. Allah Elif Şafak' ı o günlerine döndürsün. Amin.

7- Geber Anne- Sezgin Kaymaz. Süperdir. Çok tanınmaz ama mücevher gibidir.

8- Talisman- Stephen King. For sure :)

9- Kujo- Stephen King. Bir arabanın içinde kısılıp kalan anne ve çocuğunun bir gününü, sürükleyici, içe dokunan bir kitaba dönüştürmüş bizim deli. Karakter yaratma burda da feci güçlü.

10- Ruh Adam- Atsız. Çok etkileyicidir. Dili harikadır, mistik yönü tam kararındadır, karakterler müthiştir. Bu kitabın meşhur olmamasını anlayamıyorum. Tamam Atsız ırkçıydı ama bu kitap harika. Bunu kabul etmek ırkçı olmak anlamına gelmez ki. Objektif değiliiz hiç birimiz..

11- Ben Robot- Asimov. Asimov' a da hastayım beni bir robota aşık etmeyi başarmıştır. Gerçi onu okuduğum sırada hormonlarım coşmuş durumdaydı ve sokaktaki elektrik direğine bile sarılabilecek haldeydim ama olsun.

Bunlar ilk atımda aklıma gelenler. Bütün bunları ben yazmış olsaydım çook mutlu olurdum. Ve büyük ihtimalle şizofren, bu kadar alakasız şeyleri yazabildiğime göre :)

Bunun dışında yazmak istediğim kitap türü aslnda şöyle birşey olurdu, bilimkurgu içeren, içinde çook meraklı bir cinayet olan, bunu mistizmle de harmanlayan ve ayrıca içinde aşk da olan bir kitap :) Kontes' i kim..ikti gibi sizin anlayacağınız.

Yani en sevdiğim kitap henüz okumadığım. Böyle bir kitap okuyabileceğimi de sanmam, aşure gibi ne o öyle. Bu arada aşurede sadece nohut fasülye olsa ne güzel olur, ama o zaman aşure olmaz di mi. Hımm.
Mimi iletelim: Gregor Samsa, Metin Bey (depreşiklik yok, Rocky), Passive Apathetic (aman da yeniden yazarmış, beni mutlu edermişş :))
O değil de hayat güzel sanki bee..

7 comments:

metin said...

Talisman Hanımcığım,

Bu mime katılmaya hiç niyetim yoktu, lâkin emir büyük yerden geldi, başım gözüm üstüne derim! Yine de hoşgörünüze sığınaraktan birazcık müsaade istiyorum sizden; depreşikliğim bir yana, işler dağ gibi yığıldı üstüme. Size saygım ve sevgim büyüktür, o yüzden talebinize baştansavma bir cevap vermeyi gururuma yediremem!

Ekmekcikız said...

Talisciğim,
An itibariyle söylüyorum; hayat, sahiden pek güzel! (görünmekte gözüme diye de bir ekleme yapayım, ne olur ne olmaz.)
:))

metin said...

Ekmekçikız Hanım,

Eeeee, insan öyle Kapıkule'den filan geçip de oraları buraları turlarsa olacağı budur. Biz burada zifiri karanlıkta bunalalım, siz fink atın pembe diyarlarda... Adaletin bu mu dünya diye kim söylüyordu sahi?

(Çatır çatır çatlama efekti)

Ekmekcikız said...

Metin Bey,
Ne diyorsunuz?
Bi kere biz orada gün yüzü göremedik, iki kez dörtte bir gün güneş bulutların arasından cee yaptı, kaçtı. İki kez sırılsıklam ıslandık. Oysa buralar günlük güneşlik(miş).
Yaa! Adaletin bu mu dünya?

Selda söylerdi, şarkıyı, di mi?

metin said...

Sevgili Talisman Hanım,

Miminize cevap vereceğim ama şurada* başka şeyler de oluyor, bi göz atsanız fena olmaz hani!

(*) http://n-e-y-s-e.blogspot.com/2009/04/kitap-yazmak-istesen-hangisini-yazmak.html

Passive Apathetic said...

Talis Hanimcigim, miminizi gordum, aldim kabul ettim, en kisa zamanda bir cevap yazacagim.
Sevgiler. :)

Bu arada not: Metin Bey siz kiskanirken, Ekmekcikiz Hanim siz de kiskandirirken pek tatlisiniz! :)

Not 2: Bundan sonra her yazimin ardindan bahusus Metin Bey'e gidip sizce cosku var miydi Metin Bey, cosku? diye soracagim. :)

Not 3: Ayrica Talis, masuscuktan buralardaymis gibi yaparken aslinda yine kayboluyorsunuz ortaliklardan, dikkatimizden kaciyor zannetmeyin. Yeni yazilarinizi daha yakin araliklarla bekliyoruz, ona gore. (Ben de ne alistim bu muhtira diline yahu, bir zorba mi doguyor yoksa?)

Everfever said...

Kazuo Ishiguro'nun "Beni Asla Bırakma"sı benim kafama takılan. Ben bu kitabı sevemedim. Çok uğraştım ama sevemedim. Kitap boyunca adını hatırlamadığım ana karakterin "Ruth'un bakışlarından geçen sene ona söylemiş olduğum falanca cümlenin aklına geldiğini ve bu hususta derin bir içsel monolog yaşadığını anlamıştım ama benden hala bir şeyler sakladığını da çıkarsadım. Evet bunu yaptım" şeklinde örneklendirilebilecek ve özetlenebilecek en ufak bir davranış, bir söz üzerine milyon çıkarsama yapma kapasitesi beni aldı çok öte diyarlara götürdü. Yazar'ın yazarlık kapasitesine diyecek bir lafım yok ama kitap benim için aşırı "kadın" bir kitaptı.

Klasikleri ve Türk yazarları geçiyorum (hem cahillikten hem de saygıdan)

Stephen King diyince ama ne Cujo, ne de Talisman (kitap olan) en öne çıkan Stephen King kitabı "The Stand"dir. Diğer bütün kitaplarını ezer geçer. 1500 ve 800 sayfalık iki versiyonu olan bu kitabı Türkçe'ye "Mahşer" ismiyle 400 sayfa olarak çevirtip basma becerisini gösteren Altın Kitaplar'a da küfürlerimi bir borç bilirim. Stephen King şu anda Türkiye'de baş tacı edilmediyse bunun tek bir sebebi vardır o da Altın Kitaplar.