Friday, June 15, 2007

Kemalettin Tuğcu



Okuma serüvenim henüz okumayı öğrenmeden başladı..
Şöyle ki evdeki tüm kitapları (resimli olanları tabii, özellikle Walt Disney çizgi romanlarını) her yakaladığım büyüğün burnuna tutup "oku" diyerek okutmadan bırakmamak alışkanlığı edindim. Zavallı ailem o kadar bezdi ki benden, amcam okula gitme yaşım gelmeden oturup bana okuma yazma öğretti, sırf yakalarından düşeyim diye :))

Gerçi bundan önce bir de "Uçan Fil Dumbo" yu çok okutarak ezberlemiştim. Köyün ilkokul öğretmeninin bizi ziyaret ettiği bir gün de bizimkiler muziplik yapıp "Bakın çocuk okuyor" demişler ben kitabı alıp ezberimden okumuş ama sayfaları filan tam zamanında çevirerek kitaptan okuyor izlenimi vermiştim. Daha doğrusu vermişim, çok iyi hatırlamıyorum. Kadıncağızın yüreğine inmiş.. Bizimkiler pek güler buna :)

Neyse dağıtmıyım, okuma yazma öğrenir öğrenmez de cup diye daldım kitaplara, çıkmamacasına. Hatta bizimkileri baya endişelendirecek kadar. Acaip asosyaldim küçükken, varsa yoksa kitaplar, gerçi şimdi de çok sosyal bi tip filan değilim ama eskiyle kıyaslarsak sosyallikten geberiyorum. Yaşıtlarım hoyloyloy oynarken ben gece gündüz kitap okurdum, çok hoşuma gittiğinden ya da kitap okuyum bilgili olayım filan diye değil, beni hayata bağlayan şey kitaplardı. Başka şey bilmiyordum, başka hiçbir şey bana herşeyi unutturmuyordu. Şimdi de hiçbir kitabı bilgili olayım diye okumam.

Bu zamanlarda az da büyüdükten sonra Kemalettin Tuğcu yu keşfettim. Bilenler bilir onu. Kitaplarında hep sokak çocukları, anasız ya da babasız kalmış çocuklar olur. Üvey anneler, babalar da bonustur bu mutsuz çocukların başına. Çok acı çekilir, sefalet çekilir, hatta üvey anne yemekte zeytin yer, çocuğa doğru düzgün yemek vermeyip bu zeytinleri sıyırttırır- kendi yediklerini yani. (Bu bana pek korkunç gelmişti.)

Kah sokakta kalır çocuklar, kah hastalanırlar, kah anneleri çok hastadır bakmak zorunda kalırlar. Çırak girerler kimi zaman babacan kimi zaman çok sert ustaların yanına. Usta muhakkak bir gün para bırakır tezgahın üstünde bakalım parayı alacak mı yoksa teslim mi edecek diye dener küçük çırağı.. Kah birisi çocuğu yapmadığı bir suç bir hırsızlık için suçlar, masumiyeti anlaşılana kadar hop oturur hop kalkarsınız.

Ama iyi adamlar da vardır romanlarında, bu çocuğa kol kanat geren, alıp lokantaya götüren muhakkak piyaz yediren (bu ayrıntıyı hiç kaçırır mıyım ben) evine alan, okutan insaniyet sahibi insanlar da çıkar. Bazen uzun sürer bu durum kurtulur çocuk, bazen kısa sürer, belki bir iftira ile belki kötü adamın düzenbazlığı ile çocuk yine sefalate döner.

Bu kitaplarda bir naiflik vardır, eskiye aittir. Yani kötü adam cezalandırılır, er ya da geç, arkadaşları tarafından alaya alınan bir çocuğun arkadaşları er geç hatasını anlar özür diler, üvey anne tövbe eder, son nefesinde bile olsa, üvey baba kendi kazdığı kuyuya düşer. çocuklar okur bir şekilde, ilk kardeş ötekilere bakmak için kurban olsa da bazen yine de küçüklerin hayatını kurtarır. İnsanın içindeki insan yana naif yana hitap eder kitapları.

Kimisi ajitasyon der küçümser Kemalettin Tuğcu yu, kimi edebi değerini eleştirir. Vız gelir bana. Küçüklüğümde bana pek güzel arkadaş olmuştur o sokak çocukları, yetim, öksüz çocuklar, bugün içim sızlayabiliyorsa hala bir çok haksızlığa belki de birazını Kemalettin Tuğcu yerleştirmiştir içime o hislerin. Ve ben memnunum o hislerden..

Hem benim birtanecik babaanneme en çok okuduğum kitaplardır, onun o gerçekmiş gibi olaylara tepki gösterişini en tatlı yaşadığım kitaplardır. Can baba "ben hayatta en çok babamı sevdim" demiş ya, ben de bu hayatta en çok babaannemi sevdim. Ama bu konu öyle bir postla anlatılacak bir konu değil. Anlatabileceğimden de emin değilim.

Öyle bir geçer zaman ki..

19 comments:

Anonymous said...

bir kaç gün önce akşama doğru eve dönerken çöp konteynırından siyah bir şey dışarı yuvarlanıverdi. ben önce parkımızın köpeği sandım ama çöp toplayan çocuklardan biriydi. simsiyah, oldukça kirli. dehşetli utanıyorum ben bunca yoksul insanları görünce. sonra mail adresime bir mail düştü. çöp toplayıcılarından biri çankaya belediyesi zabıtalarınca komalık hale gelinceye dek dövülmüş. ece temelkuran bir şeyler yazdı. ne diyordu ortaokul terk ama nice üniversiteliden daha bilinçli olan bir çöp toplayıcısı: biz toplumun en altındayız. kapitalizm hep insanların birbirinin üstüne basmasıyla yükselen bir sistem. biz kimsenin üstüne basamayız çünkü en alttayız. sonra bu gün yürürken birden aklıma geldi kemalettin tuğcunun kitaplarının hep olumsuz etkilerinden söz edilir ya. ben de tüm o acı, kahır konuları içinde yine de vicdanı güçlendiren bir yan olduğu için önemli olduklarını düşünmüştüm daha bu sabah. ve ömer seyfettinin hikayelerini nasıl dehşetle hatırladığımı. örneğin bulgar komitacıların kadınlara tecavüzlerini, bembeyaz türk kadınlarının memelerini nasıl kestiklerini, ince kesiklerden sızan kanları, sonra onları şişlere geçirip kızartışlarını, yağların cızırdayışını falan hep çok canlı hatırlıyorum ve dehşete düşüyorum şu anda bile. bulgarlardan hep korkmuştum, bereket sonra bir çok iyi bulgar şair okudum, bir de ailenin bir kanadı rum olduğu için zamanla başka "hassas" düşmanlıklarla da tanıştım, yalnızlık duygum azaldı. örneğin bir gün girmemizin zorunlu olmadığı bir din kültürü ve ahlak bilgisi dersine dışarda vakit geçirmemek için iki musevi arkadaşımla birlikte katıldığımızda öğretmen diğer arkadaşlara hitlerin yahudileri sabun yaparak ne kadar iyi bir iş yaptığını anlatıyordu. lisa ve leondan acaip utanmıştım hiç bir suçum olmadığı halde. evet bize lazım olan sanırım sadece vicdan. ama onu da siyasete bulaştırmamak lazım. yoksa hannah arendt in deyişiyle ortamı kokuştururuz. neyse tesadüf demek istedim, çöp toplayıcılarını düşündüğüm gün çöp toplayıcıları haber oluyor, kemalettin tuğcuyu düşündüğüm gün senin blogda ona rastlıyorum falan. tesadüf... sevgiler... alice...

umar said...

Ben daha çok ömer seyfettin ve aziz nesin kitaplarıyla büyüdüm.

limonagaci said...

ne güzel anne baba haricindeki birisini bu derece sevmek. yazamayacak kadar çok sevmek.
ne güzel ki o insana, o kadar iyiymiş ki bugün torununa yazamayacak tarif edemeyecek duygular bırakmış.
bende ise yazamayacağım bir yumruk kalmıştır mesela.

Esther said...

ömer seyfettin'i ben de çok severim umar :) sana eşlik etmeden duramadım :)

kendini anlattın ya talismancığım, kendi çocukluğum gözlerimin önüne geldi.. okumayı bilmeden elime kitaplar alır, okuyormuş gibi ağzımı kıpırdatırdım ben de.. ya da üzerlerine yeni hikayeler yazardım...

her kitap benim için yeni bir macera demekti.. oradaki baş karakter olur maceralara atılırdım falan.. sürekli böyle kitaplar okuyup hayaller kurarak büyüdüm :) hehehe gaza geldim ben de yazıcam bu konuyla ilgili

gaykedi said...

rahmetli babannemin resmini her gördüğümde dayanamıyorum ağlıyorum bende :(

Kemalettin Tuğcu'nun eserlerinin ona hiç bir telif ödemeden yıllarca türk sineması tarafından acımasızca sömürüldüğünü biliyor musun Talismancım?

Anonymous said...

çok ilginç geldi bana. yani gerçekten aşırı milliyetçi hatta ırkçı, düşmanlık yüklü ömer seyfettin'i sırf ben yazdığım için mi yorum bırakanlar çok sevdiklerini yazmışlar. bilmiyorum ama pedagojik olarak da sanırım çok sorunlu kitaplardır seyfettinin kitapları. ayrıca edebiyat tarihi açısından da bir daha bakın derim. ben çocukken behrengi okudum daha çok. sonra bülbülü öldürmek liseye kadar dönüp dönüp okuduğum kitaplar arasındaydı. gorki'nin çocukluğum ve ana adlı kitapları, ayrıca gülten dayıoğlunun kitaplarını tabi ki bol miktarda kemalettin tuğcu, hüseyin rahmi gürpınar ve aziz nesin, muzaffer izgü falan işte. ben de eğer dünyaya hiçbir kimliğin dar penceresinden değil sadece vicdanımla bakabiliyorsam sanırım okuduklarım sayesindedir. sevgiler. (not: ince ya da kaba, açık ya da örtük hiç bir milliyetçiliğin ya da ırkçılığın bulaştığı alanla temas etmek istemiyorum artık. kendi günlük hayatım içinde gerçekten ilginç bir tesadüf olduğunu düşündüğüm için yazdım ben size. ancak yorum bırakan diğer arkadaşların gerçekten provakatif bir milliyetçi olduğunu bir çok edebiyat eleştirmeninin teslim ettiği bir yazarı sadece ben "dehşetle" hatırladığımı yazdığım için olumladıklarını düşünüyorum: kısmen açık ettiğim etnik kimliğim yüzünden... unutulmasın bu topraklarda en eski çağlardan beri yaşayan bir halkın çocuğu olarak tekrarlamak isterim ki hiç bir kimliğimi sırtlanmadan hayatı ve insanları sadece vicdanımın kantarına vuruyorum ben. ve BENİM en büyük şairlerimden birinin dizeleriyle yorum bırakan arkadaşları selamlıyorum "toprak vatanım, nev-i beşer milletim" (tevfik fikret). herkese sevgiler. alice...

Esther said...

yok sevgili alice.. senin yazını daha sonra okudum önce umar'ın "ben ömer seyfettin severim" dediği yazıyı okudum ve ben de çok sevdiğim bir yazar olduğu için kendisine eşlik ettim.. yani sana karşı çıkma amacıyla yapmadım en azından ben :)

Esther said...

ikinci yazını da okudum alice.. anlamsız bir kompleks içindesin neden açık ettiğiniz etnik kimliğiniz için olsun ki ???

yok ben ırkçı milliyetçi falan değilim lütfen yanlış anlaşılmasın...

ömer seyfettin'in kaşağısını, yüksek ökçelerini, perili ev'ini ve pek çok hikayesini çok keyif alarak okurdum... umar'ın yazısında "ömer seyfettin" adını görünce ben de severim deme ihtiyacı duydum...

hakkımda hiçbirşey bilmeden "milliyetçisiniz benim etnik kimliğime sebep tavır takınıyorsunuz" gibi yorumlar yapmanız anlamsız.. cidden size cevap verirken yoruldum.. kompleks yapmayınız rica ederim.. bakın güzel bir örnek vereyim 1 yıldır beraber olduğum erkek arkadaşım bir Yunanlı :)

sevgiler

umar said...

Alice,
Neden böyle hissettin bende anlamadım?Talismanın yazısı beni çocukluğuma götürdü ve ben çocukluğum da okuduğum kitaplar içinde hafızamda kalanlardan ömer seyfettin ve aziz nesini zikrettim.o yaşlar bilirsin ki pek milliyetçikle,yada ırkçılıkla bağlantı kurulamayacak kadar masum yaşlar.Esther'inde aynı duygularla zikrettiğini düşünüyorum.Töbe de yahu bizi iki dakika da siyasetin içine soktun :)Hatanı anlayıp özür dileyecek kadar bilgili ve olgun olduğunu düşünüyorum.Dilemesende sana kızgın değilim.
...
Esthercim,
Kaşağı okuduğumda bana çok değişik duygular hissettirmişti.diğer kitapları ve hikayeleride çok etkilemişti.Çocukluk dönemlerimizin o masum zamanlarına dönmek ve ortak bişeyleri yakalamak ne güzel değilmi?

Anonymous said...

rahatsız olduğum şey farklı etnik kimliklerden insanların bu kadar alıngan tavır takınıp sanki bütün türkler kendilerini sürekli olarak aşağılıyormuş gibi bir havaya girmesidir.. şuan ortada hiçbir sebep yokken ırkçı damgası yiyip hakarete uğradığım için çok üzgünüm...

ben insanın ırkına değil kişiliğine önem veririm... şuan burada göstermiş olduğunuz tavır sizin kompleksli bir kişilik olduğunuzu gösteriyor... etnik kimliğiniz ise zerre kadar umrumda değil.. dediğim gibi insanların kişilikleri ırklarıyla paralel doğrultudadır saçmalığına inanmıyorum... neyse sizden özür beklemiyorum.. umarım bir daha gereksiz alınganlık yapıp masumca fikrini söyleyen insanlara saldırmassınız...

sevgiler
ESTHER

TalismanDiyette said...

Hişş lütfen kavga etmeyin..
Sevgili Alice,
Öncelikle böyle bir tesadüf olması çok hoş, telepatik.. Yazdığın herşeyin altına da imzamı atarım.
Ama ömer Seyfettin e cidden biraz çok yüklenmişsin sanki.. Milliyetçi değilim olsam olsam şu halimle benden anca anarşist olur herhangi bir ideolojinin bir insanın karmaşık yapısını tarife yetmeyeceğini düşünürüm. Ömer Syfettin ise başarılı bir öykücüdür bana göre evet milliyetçidir de ama öykülerini sırf insanları bulgarlardan nefret ettirmek için yazdığını vahşi bir insan olduğunu düşünmem. Yazıldığı dönem içinde düşünmek gerek.
Bir de anladığım kadarı ile Umar la Esther zaten Ömer Syfettin i milliyetçi olduğu için sevmiyorlar. Şimdi onları savunur gibi mi göründüm? Görünmek istemem kimseyi savunmuyorum sadece fikirlerim böyle.
Hem etnik kökenim demişsin ya yok vallahi bunlar ona dikkat edecek insanlar değil..
Ya üzüldüm şimdi, kimsenin ince hassas bir yerine olumsuz anlamda dokunsun istemem yazdıklarım.
Neyse durayım.. Hişş Alice alınma yaa yok valla alıncak birşey..

TalismanDiyette said...

Umar ve Esther can,
Sizi de bir anlamda üzmüş olduysa blogum, özür dilerim.

TalismanDiyette said...

Limoncuğum,
Sahiden güzel.. Ama biraz da acılı oluyor işte.
Öperim gülüm.
Gaykedi hoşgeldin,
Evet doğru, kesin ödenmemiştir telif. Zaten Kemalettin Tuğcu biraz kendi yaşamı da talihsiz geçen bir insan bildiğim kadarıyla. Canım benim..
Bu arada sen anlamışsındır o zaman babaannemi nasıl anlatamayacağımı..Off off..
Sevgiler kediciğim, Nakhar a da söyle daha sık yazsın :)

Anonymous said...

arkadaşlar hemen her konuda özür dilemeyi bilirim ve özür dilerim de. ama herhangi bir kompleksim olduğunu sanmıyorum. alınganlık belki ama kompleks neden olsun. hiç bir kültürel, cinsel, dinsel, bedensel ya da sınıfsal kimliği bir diğerinden üstün ya da aşağı saymıyorum. o nedenle de kimliğimden kaynaklı bir kompleksim tabi ki yok. ancak kimlik teorileri üstüne biraz kafa yoran biri olarak size de bir önerim olacak. yıllar önce birikimin etnik kimlikler sayısında çıkan bir yazının başlığı şöyleydi "yahudi olduğumu unutmaya da hatırlatmaya da hakkınız yok". yahudi sözcüğü yerine her tür farklılığı koyabilirsiniz ve üstünde biraz düşünmek gerek diyorum. ancak yine de sadece fazla kilolardan kurtulmak için motivasyon bulmak için (ancak maalesef bulunamayan, talisman kilo verme yolunda kendine gel uyarısı say bunu) uğranılan bir bloga siyaset ya da ideoloji bulaştırmak değil tabi niyetim bundan ötürü de özür dilerim. fakat şunu hatırlatarak dilin kullanıldığı her yerde ideoloji vardır. çünkü dil ideolojiktir. herkese gerçekten sevgiler. alice...

TalismanDiyette said...

Allah Allah blogumu böyle mi değerlendiriyorsun?
"sadece fazla kilolardan kurtulmak için motivasyon bulmak için (ancak maalesef bulunamayan, talisman kilo verme yolunda kendine gel uyarısı say bunu) uğranılan bir bloga "
Tamam ismi diyette olabilir ama kafama göre herşeyden yazıyorum ben.. hatta son dönemde diyetle ilgili adam gibi birşey bulamazsın.
Ayrıca derdim buraya aman siyaset bulaşmasın aman da ideoloji filan girmesin değil, girsin hiçbirşeyi kısıtlamıyorum, sadece alındığın konuda belli ki yaralısın, yaralı olduğun konuda seni üzmek istemem demeye çalışıyordum. Bir de alınman boşuna, suçladığın insanlar öyle insanlar değiller onu söylüyorum.
İstediğin herşeyi bulaştırabilirsin bloguma, elini korkak alıştırma.
Amaaan sıkıldım zaten motivasyon da bulamıyom kilo veremiyom, ne uğraşıyom ki bu blogla ben :)))

Esther said...

ömer seyfettin'in milliyetçi olduğunu bile burada öğrendim çok ciddiyim... sadece onu öyküleriyle ve edebiyatçı kimliğiyle değerlendiriyorum.. bulgarlar hakkında ne yazmış ne söylemiş bilmiyorum.. ilgilenmiyorum da... evet öyküleri gerçekten muhteşem benim için özel bir yeri vardır.. ilk cinayet, kaşağı, yüksek ökçeler vs vs... keza kemalettin tuğcu'yu da çok severim... ama siyasi görüşü hakkında en ufak bir fikrim bile yok...

neyse ömer seyfettin dediğimiz gibi ırkçı hakaretini Alice tarafından yedik talisciğim.. senin özür dilemene gerek yok... ayrıca sevgili alice eğer etnik kimliğe bu kadar önem vermiyor olsaydınız "ömer seyfettin'in SADECE eserlerini seven" insanlara gereksiz alınganlık yaparak hakaret etmezdiniz.. direk bunu ön plana çıkaran ve kendi içinizde kompleks haline getiren sizsiniz...

çok yazık umarım bunu biran önce aşmayı başarırsınız.. çünkü bir arkadaş toplantısında olursunuz biri macar salam sevmem der bu sefer onu da macarları aşağılamakla falan suçlarsınız ki bu hiç hoş olmaz.. sosyal yaşamınızın sağlığı açısından biraz kendinizi aşmanızı öneririm size..

sevgiler

umar said...

Alice,bir nebze alınganlığının farkına varman ve daha yumuşak üslüba dönmen sevindirici.
...
Tartışabilmemiz ve ortada bir yara varsa kanatmadan pansuman yapabilmemiz için herkesin saygılı ve ön yargısız olması gerekir birbirine.
...
Senin hassas olduğun konularda hepimiz duyarlıyız.Böyle insanlar olmadığımızı zamanla bizi tanırsan anlarsın.Huzur ve barış içinde yaşabilmemiz için birbirimi
zin farklılıklarına saygıyla ve hoşgörüyle yaklaşıp öyle değerlendirmek gerektiği inancındayım.
...
Burada ki arkadaşlarımın bu düşüncede olduklarını insanları farklılıklarına (dinsel,cinsel vb)bakmaksızın insan duruşlarına bakarak değerlendireceğini düşünüyorum.
...
Ayrıca insanlar çok farklı şeyler okuyabilir.Okuduklarının peşinden giden,koyu milliyetçi olan,ırkçı olan hiç bir insan tanımadım.Aziz Nesin ateistti okudukta bizde mi öyle olduk.
...
İyiyi ve kötüyü okurken insan kendi iç sesine kulak vererek elekten geçirir.Sen okuduğun yazarların kitaplarından etkilenip böylemi davranıyorsun,hayata böylemi bakıyorsun?Muhakkak ki hayır.Mutlaka bilmediğin konularda araştırmadan birebir tecrübe etmeden davranmıyorsundur.
...
Bizi anlaman için bizim baktığımız açıdan sende bakmalısın.Burada sevdiğimiz arkadaşlarımızın günlüklerini okuyup içimizden o yazıyla alakalı ne hissediyorsak onu yazarak cevap veriyoruz.Kimsenin gelen yorumlara salça olup o yorumu yapan kişiyi rencide edicek davranışlar sergilediğini görmedim.
...
Bence sende bir blog açmalısın ve hertürlü düşüncelerini yazmalısın bizlerde istifade etmiş oluruz.
...
Talişmana da haksızlık etmişsin yine.Kaş yaparken göz çıkarmak bu olsa gerek :)
...
Onun dünyasını biz seviyoruz ve saygı duyuyoruz yani kilogramına,ırkına,dinine vb göre değerlendirmeden buralara gelip okuyoruz.
...
Sende böyle yapmalısın.Ömer seyfettinide rahmetle analım hakkı geçmesin bize :)Çok andık.

D-Chic said...

Akıllı arkadaşım benimm!!!
Nooluyor yaa herkes çarşaf çarşaf döktürmüşşş!!??

BÜŞRA KARA said...

BEN KEMALETTİN TUĞCUYU SEVEREK OKUYORUM.BANA GÖRE KİTAPLARI SÜRÜKLEYİCİ VE İBRET VERİCİDİR. OKUYUP OKUMAMA SEÇİM MESELESİ... KİTAPLARINI KÖTÜ BULUYORSANIZ SİZİN FİKRİNİZ.BU SİZE YAZARI KÖTÜLEME HAKKI VERMEZ.BENCE O, MAHVALMUŞ OLAN TOPLUMUMUZA İBRET VEREREK DÜZELTMEYE ÇALIŞMIŞ. DİNİ İNANCINI DÜŞÜNÜRSEK,BUNU KİTAPLARINA KÖTÜ YÖNDEN YANSITMIYORSA ZARARI YOK...KİTAPLARINI BEĞENMİORSANIZ KİTAPLARINI ELEŞTİRİN YAZARI DEĞİL...BUNLAR BENİM DÜŞÜNCELERİM...