Wednesday, July 11, 2007

MAY- AMANIN II

Madem "bizarre" filmlerden gidiyoruz bir tane de psikiyatrik bir film anlatalım. Psikiyatrik film diye bir tür yok evet, ben uydurdum. Şöyle demek istiyorum, insan psikolojisini (anormal insan) film inceliyor, analiz ediyor, sonuçlar çıkarıyor. Öyle ki kahramanın psikozunu tüm ayrıntıları ile anlıyoruz ve hatta bu psikoza sahip insan nasıl düşünür, nasıl davranır tamamen anlıyoruz. Mesela şizofren beyninin nasıl çalıştığını anlatan filmler gibi. Yani dünyasını, atmosferini öyle kuran filmler. Anlatabildim mi emin değilim ama denedim, kimse denemedim diyemez.:)
Filmimiz "May". Adını baş kahramanından alıyor. May küçükken tembel göz rahatsızlığı çeken bir çocuk. Yani bir gözünde göz tembelliği var ve kayıyor. Diğer gözü normal. Bunun deli saçması annesi çocuğa korsan bantı takarak dolaştırıyor. Küçücük çocuğun gözünde korsan bandı olursa ne olur? Ne olur değil ne olmaz? Arkadaşı olmaz. Hiçbir sosyal ortama giremiyor May, bu göz yüzünden. Annesi zeki ya, buna bir porselen bebek alıyor ve filmin kritik cümlesini söylüyor: "If you can't find a friend, make one." Yani arkadaş bulamıyorsan kendin bir tane yap. bebek de bu mantıkla yapılmış. May in tek arkadaşı bu porselen bebek oluyor.

Sonra filmde yıllar sonrasına May in 20-25 yaşındaki dönemine geliyoruz. Göz problemi büyük ölçüde düzelmiş, lens kullanıyor, genç güzel bir kız ama biraz garip, etrafındakilerle iletişim kuramıyor. Kendine özgü iletişim yolları var, henüz mutlu. Sonra birinden hoşlanıyor. Aynı yaşlarda bir çocuk. Bu da film işinde, kısa filmler vb çekiyor. Neyse bunlar tanışıyorlar. (O da ilginç bir şekilde) Çocuk da kızdan hoşlanıyor çünkü garip, değişik şeylerden hoşlanan biri. Beraber olmaya başlıyorlar bir gün çocuk kızı eve getiriyor ve bir kısa filmini izlettiriyor. Filmde çok mutlu bir çift var ama bir yerde çığrından çıkıp öpüşürken birbirlerini yemeye başlıyorlar, ne biliyim kız oğlanın dudağını koparıyor öpüşürken filan. Ama oğlan hiç şikayet etmiyor gülüyor, o da kızın parmağını kapıyor filan.. Kısa film bu tarz bir film. May buna bayılıyor tabii. Sonra gerçekte çocukla öpüşmeye başlıyorlar ve May çocuğun dudağını kanatıyor ısırıp, filmi görünce böyle birşeyden hoşlanacağını düşünmüş ama çocuk normal biri sadece fiction olarak garipliği seviyor gerçek hayatta başına gelince neye uğradığını şaşırıyor. (ehe çocukta kendimi gördüm filmlerde filan garipliği seviyorum ama gerçekte başıma gelse ayaklarım kıçıma değerek koşar kaçarım :)) Kızı terkediyor. May terkedilince hafiften film kopuyor kendisinde.Bundan sonrası spoiler..

----spoiler------öyle böyle değil çok pis spoiler--
Küçüklüğünde olduğu gibi arkadaş bulamıyorsa arkadaş yapmaya karar veriyor ve bunun için etrafında kendisini rahatsız eden insanları seçiyor. Her birinin beğendiği bir parçasını alıp - mesela birine bacakların çok güzel diyor, kız havaya girmişken kızı öldürüp bacaklarını kesiyor filan- kendine bir arkadaş yapıyor. Ölü beden parçalarını kullanarak. Kız dikiş dikmeyi de biliyor. Mesela eski sevgilisinin ellerini kullanıyor. Höh korkunç di mi? Ama sonunda eserine bakıyor ve bu beni görmüyor diyor. Ordaki acı bağırışı çok kötü ya "Seee mee" Gör beni şeklinde. Sonra görmesi için kendi gözünü makasla çıkarıp eserine ekliyor. Mutlu bir şekilde yanına uzanıyor eserinin, film bitiyor.
--- spoiler----

Şimdi bu film aslında "kör gözüm parmağına" film tarzının bariz bir örneği. (Bu laf da çok uyuyor :)) Normalde sevmem ben böyle filmleri. Ama bunda rahatsız etmedi. Batmıyor yani. Bir de anlatmak istediği mesele, hayatta hepimiz görülmek isteriz, bizi insan olarak, biz olarak gören, farkeden, varlığımızı onaylayan (illa pozitif anlamda değil) bir dünya istiyoruz. Pozitif anlamda değil demem de şundan bazı ekstrem şiddet vakaları da aslında bu görülme isteği sonucu oluyor bence. Nereden nereye diyeceksiniz ama Hrant Dink' i öldüren çocuğun da bence mesajı o, "Görün beni". (Bu tavrı onaylamadığımı belirtmeye gerek yok sanırım, sadece durumu analiz etmeye çalışıyorum.)
Görülmediğimizde, yok sayıldığımızda, iletişim yollarımız kesildiğinde olmadık tepkiler vererek bu güdümüzü tatmin edebiliyoruz. olumlu yolları da var tabii ki bence blog da onlardan biri.. İşte bu nedenlerle filmi sevdim. Ve tabii May rolundeki Angela Bettis süper oynuyordu, esas oğlan da "Six feet under" daki Brenda' nın kardeşi. O da iyiydi. Film görüntü yönetimi olarak da hoşuma gitti.
Korku filmi değil bu arada öyle algılanıyor ama "psikiyatrik" film işte, bana ne..
Hişş, görün beni :))

6 comments:

ekmekcikiz said...

Gördüm Seni!
=))

Talisman, rica edicem, bi daha sefere aşk filmi yaz.
Bir süre için aşırı doz oldu, bu.
Zaten hiç bir çeşit, kan gölü korku filmine bakamam. Bu gidişle gerilim filmi -ne psikolojik, ne politik- kapasitemi de doldurmuş olacağım.:)

Öykücü said...

Ben psikolojik filmleri sevmiyorum.Karanlık ortam,kahramanın devamlı mutsuz ruh hali vs içimi karartıyor.

Ama psikolojik kanlı filmler fena değil.Yani atraksiyon,macera falan var nihayetinde:))

Öpüşürken kanattığı çocuğun ellerini mi dikiyor arkadaşına?Eski sevgilisi dediğin o çocuk mu?Totalde kaç kişi öldürüyor?

:)Ben memnunum valla şu yazdığın gibi on filmi daha rahat okurum.

TalismanDiyette said...

Sevgili ekmekçikız,
Beni gördüğün için teşekkür ederim.:) Aşk filmi de yazarım, romantik komedi de yazarım, hiç kaçınmam, sevdiğim her filmi yazarım. yeter ki film olsun bana :)
Kapasiteni doldurmana izin vermem merak etme :)
Sevgiler.

TalismanDiyette said...

Öykücü'm,
Sen de hiç az değilmisin doğrusu :) Sorulara baksana.. Hoşuma gitti :)
Şimdi, evet eski sevgili dediğim öpüşürken dudağını kanattığı, öldürdüğü kişilerse şöyle bir bakalım: eski sevgili, eski sevgilinin yeni sevgilisi, lezbiyen sevgili, lezbiyen sevgilinin yeni sevgilisi (güzel bacaklı kız), yanlış zamanda yanlış yerde olan bir adamcağız, toplam 5 kişi. Baya malzeme vardı yani elinde :)
Senin için de bu seriden ilerleyen günlerde Wild At Heart ı yazarım. :)
Sevgiler.

diagonel said...

GÜZEL BİR FİLM MİŞ HAKİKATTEN


SADECE KESİP BİÇTİĞİ KİŞİLEİ AÇIKLADIĞIN YORUMUNU OKURKEN BŞAIM BİRAZ DÖNDÜ MEĞER HATUN KASAP OLACAKMIŞ AMA ANASI YANLIŞLIKLA KATİL YAPMIŞ GİBİ....



ŞU ARALAR HİÇ FİLİM İZLEYEMİYORUM (YAZ AYLARIDA KUDURAN AKRABA-İ TALUKAT IN DÜĞÜNLERİNE TEŞRİF ETMEKTEN )


BENİM YERİMEDE İZLE

Lilium Bosniacum said...

bunları bi de tek başına seyrediyosan helal olsun:) ben ölürüm yaw... hikayesi bile yetti... :)